Şiirleri; "tepeden tırnağa sevda, kavga ve devrim”

Attilâ İlhan, Cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır. "Rüzgarı arkasına almayan, rüzgara karşı koşan" bir mücadele bayrağıdır!.. “Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz” tümcesiyle simgeleşmiştir. “Şairler ayakta ölür” çok yakışmış özlü sözüdür. Unutulmaz, “An gelir/ paldır küldür yıkılır bulutlar/ Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet/ O eski heyecan ölür”ü yazmıştır.

'Ben Sana Mecburum', 'Pia', 'Fena Halde Leman', 'Dersaadette Ezan Sesleri', 'Aysel Git Başımdan',

'Üçüncü Şahsın Şiiri', 'Sen Benim Hiçbirşeyimsin'i, 'Ben çocuklar gibi sevdim/Devler gibi acı çektim'i de... “Her geçen seni bizden parça parça götürür/ Mustafa’m Mustafa Kemâl’im..” de onundur! Edebiyatımızın mihenk taşıdır Kaptan!

'Mahur', Attilâ İlhan’ın müthiş şiirlerindendir. 6 Mayıs 1972’de Denizler’in asıldığı gecenin sabahı İzmir’de vapurda gözyaşları içinde onlar için yazdığı şiirdir:

“Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız

O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız

Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız

O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı

Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra

Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara

Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara

Geceler uzar hazırlık sonbahara”

***

'Mahur'u Attilâ İlhan 31 yıl önce bestelemek isteyen Ahmet Kaya’ya vermiş, o da üne kavuşturmuştur. Daha sonra da 'An Gelir' ve 'Lili Marlen Türküsü'nü de. Sekiz yıl önce yitirdiğimiz Naşide Göktürk de 'Mahur'u dillendiren sanatçılardandır. Peki Mahur nasıl yazıldı? Bu şiiri ilk kime okudu yalnız şövalye?

Attilâ İlhan, Fransa’dan dönmüştür, İzmir-Karşıyaka’da yaşamaktadır. 'Efsane gazete' Demokrat İzmir’in de genel yayın yönetmenidir. Her sabah 8.20 vapuruyla Karşıyaka İskelesi’nden Pasaport İskelesi’ne gelmekte, oradan da rıhtımda yürüyerek Konak’ta Nadir Nadi Caddesi’ndeki gazete binasına gitmektedir. Vapur yolculuğuna da genelde Karşıyaka’da oturan gazetesinin 'edebiyata meraklı' spor muhabiri Okan Yüksel eşlik etmektedir. O gün cumartesidir... Attilâ İlhan yaz-kış kolunda taşıdığı şemsiyesiyle iskeleye gelir, kendisini önceden orada Okan Yüksel beklemektedir.

Her zamanki gibi 'Alaybey' isimli vapurun kıç tarafına geçerler birlikte. Gözleri kan çanağına dönmüştür şair-yazarın. Bir yandan şiirin dizelerini mırıldanmaktadır. Bir yandan da kahverengi deri çantasından çıkardığı küçük not defterine dolma kalemiyle yazmaya çalışmaktadır. Sicim gibi gözlerinden yaşlar süzülmektedir. Bundan sonrasını meslek ustam Okan Yüksel’den dinleyelim:

“Denizler’in asıldığını radyodan dinlediğini aktardı. Sesi titriyordu. Sık sık bulanık dalgalı denize bakıyordu. Gözlüklerini düzeltip dedi ki; Okan! Bu şiiri ilk sen dinliyorsun. Adını; 'Mahur' koydum.

Ve ‘şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız’ diye dizeleri okumaya başladı. Hıçkıra hıçkıra ikimiz de ağlıyorduk. Şiirdeki herkesin bir kadın ismi sandığı Müjgan, Farsça’da -kirpik- anlamına geliyordu. Mahur, faşizmin kıydığı Denizler’in ardından bir ağıttı.”

****

Attilâ İlhan; gazeteciliğiyle, yazarlığıyla, şiirleriyle, romanlarıyla senaryolarıyla ölümsüzlüğü kazanan isimdir. Toplumsal hafızamıza "Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık” diye haykıran Denizler gibi...