<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 21:04:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zeka Orta Çağ’ın Gizemli Şifrelerini Çözüyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yapay-zeka-orta-cagin-gizemli-sifrelerini-cozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yapay-zeka-orta-cagin-gizemli-sifrelerini-cozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BBC Future tarafından paylaşılan verilere göre yapay zeka teknolojisi, Orta Çağ’ın gizemli aşk mektuplarını ve diplomatik komplolarını çözüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyıllar boyunca arşivlerin tozlu raflarında kalan, mürekkebi solmuş, yıpranmış veya dönemin gizli şifreleme yöntemleriyle yazılmış Orta Çağ el yazmaları, modern teknolojinin en gelişmiş kolu olan yapay zeka ile yeniden hayat buluyor. Tarihçilerin ve paleografların çözmekte zorlandığı karmaşık metinler, yapay zeka algoritmaları sayesinde saniyeler içinde okunabilir hale geliyor.<img alt="P0Nnn4Zg.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1920" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/p0nnn4zgjpg.webp" width="1920" /></p>

<p>Geliştirilen yeni makine öğrenimi modelleri, sadece silinmiş yazıları netleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda dönemin diplomatik yazışmalarındaki gizli komploları ve saray içindeki yasak aşk mektuplarını da gün yüzüne çıkarıyor.</p>

<h3><strong>Tarihin Karanlık Odaları Yapay Zekayla Aydınlanıyor</strong></h3>

<p><img alt="P0Nnq994.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1920" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/p0nnq994jpg.webp" width="1920" /></p>

<p>Geleneksel yöntemlerle incelenmesi onlarca yıl sürebilecek binlerce sayfalık arşiv dökümanı, yapay zekanın optik karakter tanıma (OCR) ve gelişmiş örüntü analiz sistemleri sayesinde taranıyor. Teknoloji, insan gözünün seçemediği katmanları, parşömen üzerindeki mikro aşınmaları ve silinmiş mürekkep izlerini analiz ederek orijinal metni hatasız bir şekilde dijital ortama aktarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu dijital dönüşümün en çarpıcı sonuçları ise tarihi baştan yazacak cinsten. Yapılan son analizlerde, krallıklar arasındaki gizli ittifaklar, diplomatik suikast planları ve monarşi üyelerinin birbirlerine gönderdiği şifreli aşk mektupları bir bir deşifre ediliyor.</p>

<h3><strong>Diplomatik Komplolar ve Kayıp Aşk Mektupları</strong></h3>

<p><img alt="P0Nnn4Zx.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="2625" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/p0nnn4zxjpg.webp" width="1920" /></p>

<p>Yapay zekanın çözdüğü belgeler arasında, Orta Çağ Avrupa'sının kaderini değiştiren ama resmi tarihe geçmeyen birçok yeraltı diplomasisi örneği bulunuyor. Özellikle casusluk faaliyetleri içeren ve özel şifreleme teknikleriyle (kriptografi) korunan mektuplar, yapay zekanın kırılması imkansız görülen kodları analiz etme yeteneği sayesinde çözüldü.</p>

<p>Bunun yanı sıra, dönemin katı sosyal kuralları nedeniyle gizli tutulan, dönemin soylularına ait duygusal ve siyasi risk taşıyan yazışmalar da tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarıldı. Uzmanlar, bu teknolojinin tarih yazımındaki önyargıları kıracağını ve geçmişi çok daha şeffaf bir şekilde anlamamızı sağlayacağını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yapay-zeka-orta-cagin-gizemli-sifrelerini-cozuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/p0nnn5s9jpg.webp" type="image/jpeg" length="77683"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Teknoloji çöpe değil, ekonomiye kazandırılacak]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/teknoloji-cope-degil-ekonomiye-kazandirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/teknoloji-cope-degil-ekonomiye-kazandirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl milyonlarca akıllı telefon, bilgisayar ve ev aleti kullanım ömrünü tamamlayarak devasa bir "elektronik atık" dağına dönüşüyor. Modern dünyanın en hızlı büyüyen atık problemine karşı geliştirilen Circularity³ projesi, teknolojiyi çöpe değil, döngüye dahil etmek için bilimsel bir yol haritası sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Belmont Forum kapsamında fonlanan Circularity³ projesinin kapanış etkinliği Yaşar Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. Türkiye’den Yaşar Üniversitesi’nin yanı sıra Almanya, Japonya, Tayland ve Tayvan’dan beş üniversitenin paydaşlığında yürütülen çalışma; telefon ve elektrikli araba bataryaları gibi atıkları birer yük olmaktan çıkarıp hammaddeye dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye Koordinatörü Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu liderliğindeki proje ekibinde; Prof. Dr. Erhan Ada, Dr. Öğretim Üyesi Yeşim Deniz Özkan Özen, Dr. Öğretim Üyesi Mürüvvet Deniz Sezer ile araştırmacılar Çisem Lafcı ve Yalçın Berberoğlu yer aldı.</p>

<p><img alt="Ysr Dongusel Ekonomi (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1091" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/ysr-dongusel-ekonomi-4.jpg" width="2000" /></p>

<p><strong>KİŞİ BAŞI 18.3 KG E-ATIK</strong></p>

<p>Proje kapsamında elde edilen veriler, Türkiye'nin 80 milyonu aşan nüfusuyla Batı Asya'nın en fazla elektronik atık üreten ülkelerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’de kişi başı e-atık arzı 18,3 kilograma ulaşırken, yıllık toplam atık miktarı ise 1 milyon tonun üzerine çıkmış durumda. Araştırmalar, geleneksel "al-kullan-at" modelinin sürdürülemez olduğunu gösterirken, artan atık miktarı karşısında geri dönüşüm tesislerinin kapasitesinin yetersiz kaldığına dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Ysr Dongusel Ekonomi (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1364" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/ysr-dongusel-ekonomi-3.jpg" width="2500" /></p>

<p><strong>AKILLI TELEFON ÖMÜRLERİ 2 YILA KADAR DÜŞTÜ</strong></p>

<p>Dünyada en hızlı büyüyen e-atık kaynağının akıllı telefonlar olduğunu ortaya koyan proje, tüketim hızındaki korkutucu artışı da gözler önüne serdi. Gelişmiş ülkelerde bir cihazın kullanım süresinin 2 yılın altına, gelişmekte olan ülkelerde ise 3 yıla kadar düştüğü kaydedildi. Bu durum, teknolojik döngünün her geçen gün daha hızlı bir atık dağına dönüştüğünü gösteriyor. Proje sadece bugünün cihazlarını değil, geleceğin teknolojisi olan elektrikli araçları da kapsıyor. Paydaş kurumlardan biri olan Almanya Bayreuth Üniversitesi’nden paylaşılan verilere göre, 2024 itibarıyla Almanya yollarındaki bataryalı elektrikli araç (BEV) stoğu 1 milyon 651 binin üzerine çıktı. Bu araçların bataryalarının gelecekte devasa bir atık havuzu oluşturmaması için döngüsel ekonomi modellerinin bugünden kurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="Ysr Dongusel Ekonomi (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/ysr-dongusel-ekonomi-1.jpg" width="2000" /></p>

<p><strong>"DÖNGÜSEL EKONOMİ EN GÜÇLÜ KASIMIZ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje Koordinatörü ve Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, üniversitenin bu alandaki öncü rolünü şu sözlerle özetledi: “Üniversitemiz için döngüsel ekonomi, TÜBİTAK raporları ve küresel analizlerle tescillenmiş en güçlü kaslarımızdan biridir. Projemiz, 2023 yılında Belmont Forum tarafından fonlanan ve dünyada bu alanda seçilen sadece 7 projeden biri olma özelliğini taşıyor. 'Üret, tüket ve at' mantığına dayanan lineer sistemlerin tıkandığı bu dönemde; lojistik penceresinden bakarak bu yapıyı döngüsel bir modele çevirmek için gayret gösteriyoruz. Amacımız gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır.”</p>

<p><img alt="Ysr Sabriye Ayhan" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/ysr-sabriye-ayhan.jpg" width="2000" /></p>

<p><strong>"AKADEMİK REHBERLİK BİZİM İÇİN YOL GÖSTERİCİ"</strong></p>

<p>Etkinliğe katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Daire Başkanı Sabriye Ayhan, üniversitelerin bu süreçteki önemini vurgulayarak şunları söyledi: “Bakanlık olarak politikalarımızı üniversitelerimizin bilimsel rehberliğiyle yürütüyoruz. Döngüsel ekonomi artık çevresel bir tercihin ötesinde, küresel bir ekonomik zorunluluktur. 'Al-kullan-at' modelinin yerini; kaynağın verimli kullanıldığı, atığın tekrar üretime dahil edildiği ve sektörel rekabetçiliğin arttığı yeni bir sistem almaktadır.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM, İZMİR GÜNCEL</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/teknoloji-cope-degil-ekonomiye-kazandirilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/chatgpt-image-29-may-2026-19-16-47.png" type="image/jpeg" length="44670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuantum Teknolojisiyle İlk Kez Kusursuz Rastgele Sayı Üretildi]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kuantum-teknolojisiyle-ilk-kez-kusursuz-rastgele-sayi-uretildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kuantum-teknolojisiyle-ilk-kez-kusursuz-rastgele-sayi-uretildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ETH Zürih araştırmacıları, kuantum dolanıklığını kullanarak siber güvenliğin seyrini değiştirecek kusursuz rastgele sayılar üretmeyi başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Kuantum Dolanıklığı Siber Savunmanın Kaderini Değiştiriyor</strong></h2>

<p>Dijital dünyada şifreleme, blokzincir sistemleri ve dijital kimliklerin temelini oluşturan rastgele sayı üreticileri (TRNG/PRNG), bugüne kadar mikroskobik düzeyde de olsa küçük sapmalar içeriyordu. ETH Zürih Fizik Bölümü profesörlerinden Renato Renner'a göre, fiziksel bir zarı ne kadar pürüzsüz yaparsanız yapın, bir yüzünün üste gelme olasılığı her zaman diğerlerinden biraz daha yüksek oluyordu. Siber korsanlar için büyük bir koz olan bu sistematik hatalar, kuantum fiziği sayesinde artık tarih oluyor.</p>

<h2><strong>30 Metrelik Düzenek ve Bell Testi Başarısı</strong></h2>

<p><img alt="Bilim Insanlari Ilk Kez Mukemmel Rastgele Sayi Uretmeyi Basardi206136 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/bilim-insanlari-ilk-kez-mukemmel-rastgele-sayi-uretmeyi-basardi206136-1.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, geleneksel foton tabanlı kuantum üreticilerindeki kusurları bile gidermek amacıyla "rastgelelik yükseltme" adını verdikleri yeni bir metot geliştirdiler. Mutlak sıfıra kadar soğutulan ve aralarında 30 metre uzunluğunda kriyojenik bir tüp bulunan iki süperiletken kuantum çipi (kubit) birbirine bağlandı. Parçacıkların birbirini anlık etkilediği kuantum dolanıklığı durumu, fizikte yaygın olarak kullanılan ünlü "Bell testi" ile doğrulandı. Bu sayede, dışarıdan hiçbir müdahalenin veya fiziksel kusurun sabote edemeyeceği, tamamen onaylı kusursuz rastgele sayılar elde edildi.</p>

<p>Kriptografi alanında devrim yaratması beklenen bu teknoloji, gelecekte siber saldırganların şifreleme sistemlerindeki en küçük sapmalardan bile faydalanmasını imkansız hale getirecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kuantum-teknolojisiyle-ilk-kez-kusursuz-rastgele-sayi-uretildi</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/kusursuz-rastgele-sayi-uretildi.png" type="image/jpeg" length="39316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mavi Ay 31 mayıs gecesi Türkiye’yi büyüleyecek]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/mavi-ay-31-mayis-gecesi-turkiyeyi-buyuleyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/mavi-ay-31-mayis-gecesi-turkiyeyi-buyuleyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astronomi dünyasının en nadir ve büyüleyici olaylarından biri kabul edilen Mavi Ay, mayıs ayının son gecesinde gökyüzünü süslemeye hazırlanıyor. Hava koşullarının uygun olması durumunda Türkiye’nin 81 ilinden çıplak gözle izlenebilecek bu nadir doğa olayı, hem profesyonel gökbilimcileri hem de amatör fotoğrafçıları şimdiden heyecanlandırmış durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Sonsuz evrenin büyüleyici ritmi, mayıs ayının kapanışında insanlığa görsel bir şölen sunmaya hazırlanıyor. Teknolojik aletlerin, yapay ışıkların ve yoğun şehir hayatının yarattığı karmaşadan sıyrılmak isteyen binlerce insan, gözlerini yeniden doğanın kalbine, yani gökyüzüne çeviriyor. Astronomi takvimine göre dünya genelinde büyük bir sabırsızlıkla beklenen <strong>Mavi Ay</strong>, 31 Mayıs 2026 Pazar gecesi tüm ihtişamıyla kendisini gösterecek. Gökyüzü gözlemciliği kültürünün son yıllarda giderek popülerleşmesi, bu tarz nadir doğa olaylarını adeta kitlesel bir festival havasına büründürürken, Türkiye genelindeki gözlemevleri ve astronomi kulüpleri de o gece için özel hazırlıklar yapmaya başladı.</p>

<h2 dir="ltr">​İsminin arkasındaki gizem renk tonlarından değil takvimsel nadirlikten geliyor</h2>

<p dir="ltr">​Bu gök olayıyla ilgili kamuoyunda en çok merak edilen soruların başında, uydumuzun renginde radikal bir değişim olup olmayacağı sorusu geliyor. Popüler kültürde yaratılan algının aksine, <strong>Mavi Ay gerçekten mavi mi oluyor</strong> sorusunun bilimsel cevabı hayır olarak karşımıza çıkmaktadır. Gökbilim literatüründe bu kavram, uydumuzun fiziksel renginin değişmesini değil, tamamen takvimsel bir nadirliği ifade etmek amacıyla kullanılıyor. Bilindiği üzere Ay evreleri ve Dünya'nın güneş etrafındaki dönüş süresi tam olarak örtüşmediği için, nadiren de olsa bir takvim ayı içerisine iki adet dolunay denk gelebiliyor.</p>

<p dir="ltr">​Mayıs ayının ilk günlerinde gökyüzünde beliren ilk dolunayın ardından, takvim yaprakları 31 Mayıs gecesini gösterdiğinde gökyüzünde bir kez daha tam bir dolunay fazı oluşacak. İşte aynı ay içerisinde gerçekleşen bu <strong>ikinci dolunay</strong>, gökbilimciler tarafından geleneksel olarak bu özel isimle adlandırılıyor. Her ne kadar rengi maviye bürünmeyecek olsa da, o gece yaşanacak atmosfer koşullarına ve havadaki partikül oranına bağlı olarak Ay’ın normal zamanlardan çok daha parlak, keskin ve büyüleyici bir ışık yayacağı ifade ediliyor. Bu durum, gecenin karanlığında yeryüzüne düşen ışık miktarını artırarak görsel bir zenginlik oluşturacak.</p>

<h2 dir="ltr">​Türkiye’nin seksen bir ilinde teleskopsuz görsel şölen yaşanacak</h2>

<p dir="ltr">​Gök olayının en sevindirici yönlerinden biri, bu muazzam manzaraya tanıklık etmek için profesyonel ve pahalı ekipmanlara ihtiyaç duyulmamasıdır. Astronomi uzmanlarının yaptıkları açıklamalara göre, merakla beklenen bu görsel şölen, herhangi bir <strong>hava muhalefeti olmadığı sürece</strong> ülkemizin coğrafi sınırları içerisindeki tüm noktalardan izlenebilecek. Gözlem yapmak isteyen vatandaşların evlerinin pencerelerinden, balkonlarından ya da sokaklardan gökyüzüne bakmaları yeterli olacak. Türkiye’nin coğrafi konumu ve mayıs sonundaki atmosferik dengeler, bu gök olayının özellikle gece yarısına doğru en belirgin ve net haline ulaşmasını sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">​Yine de uzmanlar, bu eşsiz deneyimi en yüksek kalitede yaşamak isteyenler için bazı küçük ama hayat kurtaran ipuçları paylaşıyor. Şehir merkezlerindeki yoğun yapay aydınlatmaların yarattığı ışık kirliliği, gökyüzündeki nesnelerin netliğini önemli ölçüde perdeliyor. Bu nedenle, Ay'ın o büyüleyici detaylarına tam anlamıyla vakıf olabilmek adına, büyük şehirlerin merkezlerinden uzak, yapay ışıkların etkilemediği açık alanlar, yaylalar veya sahil şeritleri ideal gözlem noktaları olarak öneriliyor. Sadece çıplak gözle izlemekle yetinmeyip, uydumuzun yüzeyindeki kraterleri, dağ sıralarını ve coğrafi yapıları daha yakından incelemek isteyen gökyüzü tutkunları için ise basit bir <strong>dürbün ve teleskop kullanımı</strong> gecenin verimini katlayarak artıracak.</p>

<h2 dir="ltr">​Doğal gözlemlere duyulan özlem insanları gökyüzüne yönlendiriyor</h2>

<p dir="ltr">​Son yıllarda dünya genelinde kuyruklu yıldız geçişlerinden güneş tutulmalarına kadar her türlü gök olayına karşı toplumsal ilginin tavan yaptığı görülüyor. Sosyal bilimciler ve astronomlar, bu durumu modern insanın doğaya ve evrene duyduğu gizli özlemle bağdaştırıyor. Metropollerde beton bloklar arasına sıkışan, gün boyu dijital ekranlara maruz kalan insanoğlu, kafasını kaldırıp sonsuz gökyüzüne baktığında kaybettiği o doğal bağları yeniden hissediyor. Mavi Ay'ın bu kadar yoğun bir kitle tarafından takip edilmek istenmesi ve sosyal medyada şimdiden gündem olması da bu toplumsal uyanışın en net göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. 31 Mayıs gecesi, binlerce amatör fotoğrafçının da uzun pozlama teknikleriyle bu anı ölümsüzleştirmek için deklanşörlere basması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/mavi-ay-31-mayis-gecesi-turkiyeyi-buyuleyecek</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/gokyuzunde-nadir-solen-mavi-ay-turkiyenin-81-ilinden-gorulecek.jpg" type="image/jpeg" length="13094"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay kabuktan civciv çıktı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yapay-kabuktan-civciv-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yapay-kabuktan-civciv-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nesli tükenmiş türleri yeniden hayata döndürme projeleriyle gündeme gelen biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, 3 boyutlu yazıcıyla üretilen yapay yumurta kabuğundan 26 canlı civciv çıktığını açıkladı. Bilim dünyası gelişmeyi dikkat çekici bulurken, uzmanlar bunun “tam anlamıyla yapay yumurta” olmadığını ve etik tartışmaların sürdüğünü vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Soyu tükenmiş canlıları yeniden hayata döndürme hedefiyle çalışmalar yürüten ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Şirket, 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle geliştirilen ve doğal yumurta kabuğunu taklit eden yapay bir yapıdan 26 canlı civcivin başarıyla dünyaya geldiğini duyurdu. Associated Press’in aktardığı bilgilere göre şirketin geliştirdiği sistemde, döllenmiş yumurtalar özel olarak hazırlanan yapay kabuk sistemine aktarılıyor. Ardından embriyolar kontrollü bir kuluçka ortamında gelişimini sürdürüyor. Şirket yetkilileri, civcivlerin yaşlarının birkaç gün ile birkaç ay arasında değiştiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Images-557" class="detail-photo img-fluid" height="168" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/images-557.jpg" width="300" /></h2>

<h2>Hedef dev moa kuşu</h2>

<p>Daha önce yünlü mamuta benzeyen uzun tüylü fareler ve tarih öncesi kurt türlerini andıran yavrular geliştirdiğini duyuran Colossal Biosciences, şimdi gözünü nesli tükenmiş dev moa kuşlarına çevirdi. Şirketin CEO’su Ben Lamm, yapay yumurta teknolojisinin gelecekte daha büyük yumurtalara sahip türler için de kullanılabileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM, DÜNYA</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yapay-kabuktan-civciv-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/1200x675-yapay-yumurtadan-ilk-civciv-cikti-nesli-tukenen-canlilar-icin-umut-dogdu-1779199594528.webp" type="image/jpeg" length="95663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Afrika Kıtası İkiye Bölünüyor: Yeni Bir Okyanus Doğuyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/afrika-kitasi-ikiye-bolunuyor-yeni-bir-okyanus-doguyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/afrika-kitasi-ikiye-bolunuyor-yeni-bir-okyanus-doguyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyası heyecanlı: Doğu Afrika'da meydana gelen devasa yarık, kıtanın ikiye bölündüğünü ve milyonlarca yıl içinde yeni bir okyanusun oluşacağını kanıtlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya coğrafyası, milyonlarca yıl sürecek devasa bir değişimin eşiğinde. Jeologlar, Afrika kıtasının derinliklerinde yaşanan tektonik hareketlerin, kıtayı geri dönülemez bir şekilde ikiye ayırdığını ve bölgede yepyeni bir okyanus havzasının oluşmaya başladığını duyurdu.</p>

<h2><strong>Afar Bölgesindeki Gizemli Yarık</strong></h2>

<p><img alt="S E I 296636348" class="detail-photo img-fluid" height="558" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/s-e-i-296636348.webp" width="837" /></p>

<p>Her şey 2005 yılında Etiyopya'nın kurak çöllerinde başladı. Birkaç gün içinde meydana gelen 60 kilometre uzunluğundaki devasa yarık, yer kabuğunun altındaki hareketliliğin ne kadar şiddetli olduğunu gözler önüne serdi. Bilim insanlarına göre bu bölge, dünyada bir kıtasal rifting sürecinin okyanus riftingine dönüştüğü tek yer olma özelliğini taşıyor.</p>

<h2><strong>Üç Dev Plaka Birbirinden Uzaklaşıyor</strong></h2>

<p><img alt="Kafue Rift" class="detail-photo img-fluid" height="411" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/kafue-rift.webp" width="642" /></p>

<p>Bu jeolojik olayın temelinde Arap, Nubya ve Somali tektonik plakalarının birbirinden uzaklaşması yatıyor. GPS verileriyle desteklenen araştırmalar, bu ayrışmanın yılda birkaç milimetrelik hızla devam ettiğini gösteriyor. Süreç tamamlandığında, bugünkü Etiyopya ve Somali’yi kapsayan "Somali Plakası" ana kıtadan koparak dev bir ada haline gelecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Milyonlarca Yıllık Sabır</strong></h2>

<p>Yeni bir okyanusun tam anlamıyla oluşması ve suların bu havzayı doldurması için yaklaşık 5 ila 10 milyon yıl geçmesi bekleniyor. Ancak Afar bölgesindeki magma hareketleri, yer kabuğunun şimdiden okyanus tabanına benzer bir yapıya bürünmeye başladığını kanıtlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/afrika-kitasi-ikiye-bolunuyor-yeni-bir-okyanus-doguyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/afrika-1.jpg" type="image/jpeg" length="67864"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim İnsanları Kendi Kendini Yok Eden Canlı Plastik Üretti]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/bilim-insanlari-kendi-kendini-yok-eden-canli-plastik-uretti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/bilim-insanlari-kendi-kendini-yok-eden-canli-plastik-uretti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UC San Diego araştırmacıları, doğada aylar içinde çözünen ve bakteri sporları içeren yeni bir 'canlı plastik' türü geliştirmeyi başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik kirliliği küresel bir kriz olmaya devam ederken, bilim dünyasından umut verici bir haber geldi. San Diego California Üniversitesi’ndeki (UC San Diego) mühendisler, kullanım ömrü dolduğunda kendi kendini sindirebilen bir biyoplastik türü geliştirdi.</p>

<p><img alt="Çözünen Plastik San Diego California" class="detail-photo img-fluid" height="397" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/cozunen-plastik-san-diego-california.jpg" width="705" /></p>

<h2><strong>Bakteri Sporları Plastikle Buluştu</strong></h2>

<p><img alt="Plastik Yok Olması" class="detail-photo img-fluid" height="628" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/plastik-yok-olmasi.jpg" width="1200" /></p>

<p>Termoplastik poliüretan (TPU) içerisine yerleştirilen <i>Bacillus subtilis</i> bakterisi sporları, plastiğin üretim sürecindeki yüksek sıcaklıklara dayanabiliyor. Bu "canlı" malzeme, normal kullanım sırasında uyku modunda kalıyor ve çevreye herhangi bir zarar vermiyor.</p>

<h2><strong>5 Ayda Yüzde 90 Çözünme</strong></h2>

<p><img alt="5 Ayda Yüzde 90 Çözünme" class="detail-photo img-fluid" height="470" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/5-ayda-yuzde-90-cozunme.jpg" width="705" /></p>

<p>Geleneksel plastiklerin doğada yok olması yüzlerce yıl sürerken, bu yeni teknoloji süreci mucizevi bir hıza indiriyor. Kompost ortamına bırakılan canlı plastik, sporların aktif hale gelmesiyle birlikte sadece 5 ay içinde %90 oranında biyolojik olarak parçalanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sürdürülebilirlikte Yeni Bir Dönem</strong></h2>

<p>Araştırmanın başındaki isim Jon Pokorski, bu teknolojinin sadece plastik atık miktarını azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda plastik üretim endüstrisini daha sürdürülebilir bir modele dönüştüreceğini belirtiyor. Seri üretim aşamasına geçilmesi durumunda, ayakkabı tabanlarından otomobil parçalarına kadar geniş bir kullanım alanı öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/bilim-insanlari-kendi-kendini-yok-eden-canli-plastik-uretti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/kendini-yok-eden-canli-plastik-uretildi.jpg" type="image/jpeg" length="13620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’in zirvesinde keşfedilen yeni endemik: Akdağ İğneliği literatüre girdi]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izmirin-zirvesinde-kesfedilen-yeni-endemik-akdag-igneligi-literature-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izmirin-zirvesinde-kesfedilen-yeni-endemik-akdag-igneligi-literature-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi akademisyenlerinin İzmir'in Karaburun ilçesinde yürüttüğü titiz arazi çalışmaları, dünya botanik mirasına yeni bir tür kazandırdı. "Çoban iğnesi" grubuna ait olan ve sadece Akdağ’ın zirvesinde çok dar bir alanda yaşayan bu yeni bitki alt türü, Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin ne kadar zengin olduğunu bir kez daha kanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin bitki envanterine eklenen yeni türler, Anadolu’nun biyolojik bir hazine sandığı olduğu gerçeğini tazelemeye devam ediyor. Son olarak İzmir’in <strong>Karaburun</strong> ilçesinde yer alan <strong>Akdağ</strong>’ın zorlu coğrafyasında yürütülen saha araştırmaları, bilim dünyasını heyecanlandıran bir keşifle sonuçlandı. Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü <strong>Prof. Dr. Hasan Yıldırım</strong>, Doç. Dr. Ademi Fahri Pirhan, Dr. Tuğkan Özdöl ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nden Doç. Dr. Dilek Oskay’dan oluşan uzman heyet, yaptıkları incelemeler sonucunda bölgeye özgü yeni bir bitki alt türü tanımladı. Literatüre <strong>Erodium sibthorpianum subsp. akdagensis</strong> ismiyle kaydedilen bu yeni keşif, halk arasında <strong>çoban iğnesi</strong> olarak bilinen bitki grubunun en yeni üyesi oldu. Akademik camiada büyük ses getiren bu gelişme sonrası Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, araştırma ekibini bu önemli katkılarından dolayı tebrik etti.</p>

<p><img alt="A K D A G I G N E L I G I B I L I M L I T E R A T U R U N E K A Z A 1292054 384390" class="detail-photo img-fluid" height="1688" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/a-k-d-a-g-i-g-n-e-l-i-g-i-b-i-l-i-m-l-i-t-e-r-a-t-u-r-u-n-e-k-a-z-a-1292054-384390.jpg" width="3000" /></p>

<h2>Akdağ İğneliği nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya</h2>

<p>Yeni türün fiziksel ve biyolojik özellikleri, onu en yakın akrabalarından keskin çizgilerle ayırıyor. Keşfin öncülerinden olan <strong>Prof. Dr. Hasan Yıldırım</strong>, bitkinin en dikkat çekici yanının <strong>poligam</strong> yani çok eşli bir üreme sistemine sahip olması olduğunu belirtti. Çiçek yapısından tüylenme biçimine, meyve yüzeyindeki dokulardan yetiştiği zemine kadar pek çok karakterin bir bütün olarak değerlendirilmesi, bu canlının benzersiz bir alt tür olduğunu bilimsel olarak ispatladı. Ancak bu sevindirici keşif, beraberinde büyük bir endişeyi de getirdi. <strong>Akdağ İğneliği</strong> ismi verilen bitki, dünyada sadece <strong>Karaburun Akdağ</strong>’ın zirve noktalarında, yaklaşık 1100-1200 metre yükseklikteki kireçtaşı kayalıkların dar çatlaklarında yaşam savaşı veriyor. Sadece iki küçük noktada ve toplamda 0,05 kilometrekarelik bir alanda sıkışıp kalan popülasyon, uluslararası doğa koruma kriterlerine göre <strong>kritik tehlike altında</strong> olarak sınıflandırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Anadolu’nun saklı endemik mirası korunmayı bekliyor</h2>

<p>Türkiye, <strong>Erodium</strong> cinsi bitkiler için dünya üzerindeki en önemli çeşitlilik merkezlerinden biri olma özelliğini koruyor. Antarktika dışındaki tüm kıtalarda görülebilen bu cinsin dünya genelinde 75 civarında türü bulunurken, Anadolu toprakları bu çeşitliliğin büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyor. <strong>Prof. Dr. Hasan Yıldırım</strong>, Türkiye’de bu cinse ait 31 tür bulunduğunu ve <strong>Akdağ İğneliği</strong> ile birlikte <strong>endemik</strong> tür sayısının 16’ya ulaştığını ifade etti. Bu veriler, ülkemizin bitki çeşitliliğinin küresel ölçekteki stratejik önemini bir kez daha vurguluyor. Ancak keşfedilen bu yeni alt türün üzerindeki baskılar oldukça sarsıcı boyutta. Bölgedeki yoğun <strong>hayvancılık ve otlatma</strong> faaliyetlerinin yanı sıra geçmiş dönemlerden kalan <strong>madencilik</strong>, kontrolsüz yol çalışmaları ve yerleşim baskısı, bitkinin zaten dar olan habitatını yok etme tehdidi taşıyor. Araştırmacılar, bu dar yayılışlı ve nadir türlerin korunmasının sadece bilimsel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekolojik bir miras sorumluluğu olduğunun altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izmirin-zirvesinde-kesfedilen-yeni-endemik-akdag-igneligi-literature-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/a-k-d-a-g-i-g-n-e-l-i-g-i-b-i-l-i-m-l-i-t-e-r-a-t-u-r-u-n-e-k-a-z-a-1292055-384390.jpg" type="image/jpeg" length="42665"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
