<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/emegin-sesi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2026 09:38:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/emegin-sesi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Buca Belediyesi işçilerinden ödeme tepkisi: İyi niyetimiz sona erdi]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/buca-belediyesi-iscilerinden-odeme-tepkisi-iyi-niyetimiz-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/buca-belediyesi-iscilerinden-odeme-tepkisi-iyi-niyetimiz-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Buca Belediyesi’nde çalışan işçiler, maaş ve mesai ödemelerinin zamanında yapılmamasına tepki gösterdi. DİSK Genel-İş İzmir 6 No’lu Şube, belediye ve şirket yönetiminin verdiği sözleri tutmadığını belirterek, “Alacaklarımız ödeninceye kadar uzlaşı çabalarımız sona ermiştir” açıklamasında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>Buca Belediyesi’nde çalışan işçilerin maaş ve mesai ödemelerinde yaşanan gecikme tepkiye neden oldu. DİSK Genel-İş İzmir 6 No’lu Şube Yönetimi, üyelerine gönderdiği mesajla sürece ilişkin bilgi verirken, verilen sözlerin yerine getirilmediğini açıkladı.</p>

<p>Sendikanın açıklamasına göre, 17 Temmuz’da belediye yönetimiyle yapılan görüşmede maaş ve mesai ödemelerinin 20 Temmuz Pazartesi günü gerçekleştirileceği bildirildi. Görüşmede şube yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin de bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Ancak pazartesi günü ödemelerin yapılmasını bekleyen işçiler, gecenin ilerleyen saatlerinde yeni bir sorun yaşandığını öğrendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Sorumluluk aldık, yine de ödeme yapılmadı”</strong></h2>

<p>Sendika açıklamasında, yaşanan sorunun çözümü için şirket yönetimiyle görüşmeler yapıldığı ve iki güne ihtiyaç olduğunun ifade edildiği aktarıldı.</p>

<p>Şirket yönetiminin, sendika yetkililerinin sorumluluk alması halinde ödemelerin yapılabileceğini bildirdiği belirtilen açıklamada, Genel-İş’in bu sorumluluğu aldığı ancak sonrasında mesai ödemeleri için kaynak bulunmadığının iletildiği kaydedildi.</p>

<p>DİSK Genel-İş İzmir 6 No’lu Şube, belediye yönetimiyle yapılan görüşmelerde bu tutumun kabul edilemez olduğunu ifade ettiklerini belirtti.</p>

<h2><strong>“Haklarımız için mücadele edeceğiz”</strong></h2>

<p>Sendika, işçilerin alacaklarının ödenmemesi durumunda yasal ve anayasal hakların kullanılacağını duyurdu.</p>

<p>Açıklamada, “Bizler zor şartlarda, canımızı tehlikeye atarak çalışan emekçileriz. Hakkımız olanın zamanında ödenmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>İşçilerin birlik ve mücadele gücünün hafife alınmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Kimse bizi yapmak istemediğimiz şeyleri yapmak zorunda bırakmamalıdır” denildi.</p>

<h2><strong>“Uzlaşı süreci sona erdi”</strong></h2>

<p>DİSK Genel-İş İzmir 6 No’lu Şube Yönetimi, bugüne kadar gösterilen iyi niyet ve uzlaşı çabalarının ödemeler yapılana kadar sona erdiğini açıkladı.</p>

<p>Sendika, üyelerine gönderdiği mesajda, verilen sözlerin belediye ve şirket yönetimine güvenilerek aktarıldığını belirterek işçilerden özür diledi ve hakların alınması için mücadele edeceklerini ifade etti.</p>

<p>Buca Belediyesi’nde çalışan işçilerin maaş ve mesai ödemelerine ilişkin sürecin önümüzdeki günlerde nasıl ilerleyeceği ise belirsizliğini koruyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir, Buca</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/buca-belediyesi-iscilerinden-odeme-tepkisi-iyi-niyetimiz-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/07/9-eylul-2026-07-23t115046080.png" type="image/jpeg" length="87690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BİSAM raporu: Açlık sınırı 36 bini solladı!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/bisam-raporu-aclik-siniri-36-bini-solladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/bisam-raporu-aclik-siniri-36-bini-solladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından açıklanan Temmuz 2026 raporuna göre, dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken asgari harcama tutarı 36 bin lirayı aşarken, temel ihtiyaçların da dahil edildiği yoksulluk sınırı ise 119 bin lira bandını geçerek aile bütçelerini zorlamaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de geniş halk kitlelerinin, işçilerin ve sabit gelirlilerin en önemli gündem maddesi olan enflasyon ve geçim sıkıntısı, Temmuz 2026 verileriyle yeni bir eşiği daha geride bıraktı. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirme mücadelesi her geçen gün zorlaşırken, temel gıda maddelerine gelen zamlar mutfaktaki yangını körüklüyor. Bu kapsamda sosyo-ekonomik araştırmalarıyla bilinen <strong>Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi</strong> (BİSAM), kamuoyunun pürdikkat takip ettiği <strong>Açlık ve Yoksulluk Temmuz 2026 Dönem Raporu</strong> dökümlerini resmi olarak paylaştı. Akademik ve sendikal standartlar gözetilerek hazırlanan tescil raporu, asgari yaşam maliyetlerinin ulaştığı ürkütücü boyutu sayısal verilerle ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma merkezinin yaptığı detaylı hesaplamalara göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani <strong>açlık sınırı</strong> 36 bin 324 lira olarak saptandı. Sağlıklı beslenme kalıbı üzerinden, hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan geniş kapsamlı hesaplama sonuçlarına göre ise eğitim, sağlık, barınma, ulaşım, faturalar ve giyim gibi hayati gereksinimlerin de dahil edildiği <strong>yoksulluk sınırı</strong> 119 bin 330 lira seviyesine fırladı. Bu veriler, tek bir çalışanın geliriyle dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının üzerinde kalmasının neredeyse imkansız hale geldiğini net bir biçimde gösteriyor.</p>

<h2>Günlük mutfak harcamalarında aslan payı süt ürünlerinin oldu</h2>

<p>Açıklanan raporda, dar gelirli bir ailenin her gün yapmak zorunda olduğu zorunlu harcamalar kalem kalem incelendi. Günlük mutfak masraflarını içeren tescil dökümlerinde, sağlıklı bir yaşam için tüketilmesi gereken temel besin gruplarının maliyetleri tek tek analiz edildi. Yapılan tespitte, sofraların vazgeçilmezi olan bazı ürün gruplarının günlük bütçeyi adeta tek başına erittiği görüldü.</p>

<p>BİSAM verilerine göre, günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu 432,46 liralık tutarla <strong>süt ve süt ürünleri</strong> oluşturdu. Bu hayati grubu, mevsimsel etkilere rağmen yüksek seyrini koruyan ve günlük 275,04 liralık harcama gerektiren <strong>sebze ve meyveler</strong> takip etti. Ailelerin protein ihtiyacını karşılaması için son derece kritik olan kırmızı et, balık ve tavuk grubu ise günlük 198,06 liralık payıyla listenin üst sıralarında yer aldı. Raporda diğer temel besin maddelerine yönelik günlük asgari harcama tutarları ise şu şekilde tescil edildi: Yumurta için 24,70 lira, <strong>kurubaklagiller</strong> için 26,81 lira, pirinç, bulgur, makarna ve un grubu için 18,83 lira, ekmek için 86,67 lira, katı ve sıvı yağ grubu için 78,42 lira, şeker, bal, reçel ve pekmez grubu için ise 37,76 lira. Besleyici değeri yüksek olan kuruyemiş grubu için de günlük 32,05 liralık bir harcama yapılması gerektiği saptandı.</p>

<h2>Gıda sepetindeki dengeler beslenme kalitesini tehdit ediyor</h2>

<p>Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için hazırlanan gıda sepetindeki harcama oranları, ekonomik krizin beslenme alışkanlıklarını nasıl dönüştürdüğünü de gözler önüne seriyor. Yüksek fiyatlar nedeniyle dar gelirli aileler protein ve kalsiyum ağırlıklı beslenmeden karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye doğru zorunlu bir geçiş yaparken, uzmanlar bu durumun uzun vadede halk sağlığı üzerinde ciddi sorunlar yaratabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.</p>

<p>Harcamaların oransal dağılımına bakıldığında, günlük gıda harcamalarının yüzde 35,7 gibi çok büyük bir kısmını tek başına süt ve süt ürünleri grubunun oluşturduğu belirlendi. İkinci sırada ise yüzde 23,3'lük payıyla <strong>et, yumurta ve kurubaklagil</strong> grubu yer alırken, meyve ve sebze grubunun toplam harcamadaki payı yüzde 22,7 olarak hesaplandı. Türk mutfağının ana omurgasını oluşturan <strong>ekmek ve tahıl grubu</strong> ise harcamalardan yüzde 8,7 oranında pay aldı. Araştırmacılar, açlık sınırındaki sınırlı artışın bu dönemde ağırlıklı olarak katı ve sıvı yağlar ile kuruyemiş fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketten kaynaklandığına dikkat çekti. Buna karşın, peynir ile et, tavuk ve balık gruplarında dönemsel olarak yaşanan hafif fiyat gerilemeleri, açlık sınırındaki daha büyük bir patlamayı baskılayan ve artışı sınırlayan temel faktörler oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/bisam-raporu-aclik-siniri-36-bini-solladi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/07/haber-foto11-21-4.jpg" type="image/jpeg" length="29044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İZULAŞ’ta söz işçide: Sandıktan grev çıkabilir]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izulasta-soz-iscide-sandiktan-grev-cikabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izulasta-soz-iscide-sandiktan-grev-cikabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İZULAŞ’ta aylardır süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde düğüm bugün kurulacak sandıkla yeni bir boyuta taşınacak. Büyükşehir’in yüzde 16,30’luk zam teklifini yetersiz bulan işçiler, saat 16.30’a kadar oy kullanacak. Sandıktan çıkacak sonuç, grev kararının da yönünü belirleyecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZULAŞ’ta yürütülen TİS sürecinde anlaşma sağlanamadı. Belediye-İş Sendikası İzmir 1 No’lu Şube, işverenin son teklifini doğrudan işçilerin kararına sundu.</p>

<p>Sabah saatlerinde başlayan oylamada çalışanlar, ücretler ve sosyal haklar için önerilen yüzde 16,30’luk artışı kabul edip etmeyeceklerini belirliyor.</p>

<h2><strong>Geçim derdi sandığa taşındı</strong></h2>

<p>Sendika cephesi, teklifin hayat pahalılığı karşısında işçilerin kayıplarını telafi etmekten uzak olduğunu savunuyor. Artan kira, gıda ve ulaşım giderleri karşısında ücretlerin eridiğini belirten işçiler, insanca yaşayacak bir ücret talebini sandığa taşıdı.</p>

<p>Oylamanın saat 16.30’da tamamlanmasının ardından sandıklar açılacak. Çoğunluğun teklifi reddetmesi halinde grev sürecinin işletilmesi bekleniyor.</p>

<h2><strong>Ulaşımda kritik eşik</strong></h2>

<p>İZULAŞ işçilerinin vereceği karar, yalnızca toplu iş sözleşmesi masasını değil, İzmir’de kent içi ulaşımı da yakından ilgilendiriyor. Sandıktan çıkacak sonuçla birlikte sendikanın yeni yol haritası netleşecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşçiler bugün yalnızca bir zam teklifini değil, emeklerinin karşılığını ve geçim koşullarını oylayacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izulasta-soz-iscide-sandiktan-grev-cikabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/07/9-eylul-2026-07-03t135213844.png" type="image/jpeg" length="10304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızgın güneş altında ölümüne mesai]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kizgin-gunes-altinda-olumune-mesai</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kizgin-gunes-altinda-olumune-mesai" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kavurucu sıcaklar altında çalışan işçiler, baş dönmesi, bayılma ve kalp krizi riskiyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda açık havada çalışmanın durdurulması ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aynı şehirde, aynı güneşin altındayız ama aynı sıcağı yaşamıyoruz. Kimi klimalı evinde serinleyebiliyor, kimi güneşin altında çalışmak zorunda. Özellikle açık havada çalışmaya devam eden işçiler büyük tehdit altında. Tarım işçilerinden inşaat çalışanlarına, belediye işçilerinden kuryelere kadar geniş bir kesim günün en sıcak saatlerinde güneş altında mesaide. Aşırı terleme ve sıvı kaybı nedeniyle baş dönmesi, mide bulantısı, bayılma, kalp krizi ve ani ölümlere kadar uzanan sağlık sorunları yaşanırken, iş kazaları ve iş cinayetleri riski de artıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG'e göre özellikle açık havada çalışan işçiler için güneşin en dik geldiği ve sıcaklığın bunaltıcı seviyelere ulaştığı saatlerde çalışma durdurulmalı, mesai saatleri yeniden düzenlenmeli. Açık havada çalışan işçilere şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafet gibi ekipmanların sağlanması gerektiğini belirten İSİG, bazı ülkelerde işçilere ücretsiz güneş kremi dağıtıldığını hatırlattı.</p>

<h2><br />
Haftada birkaç işçi hastanelik oluyor</h2>

<p>İzmir'de altyapı işinde çalışan Mehmet, günün en sıcak saatlerinde bile çalışmaya devam ettiklerini anlatarak yaşadıkları sağlık sorunlarını şöyle anlattı:</p>

<p><br />
“Sabah 07.30’da işe başlıyoruz gün boyu aralıksız çalışma devam ediyor. Sadece öğle molamız oluyor, 12.00 ile 13.00 arasında. Biz sokakta çalıştığımız için zaman zaman gölgelik alanlar, duvar dipleri oluyor. Ancak günün sonunda çalıştığımız, kazma kürekle iş yapılan ya da ölçüm yapılan alanlar açık güneşlik alanlar olduğu için sadece belli aralıklarda gölgeye geçip bir su molası veriyoruz. Sonra tekrar kazma kürek çalışmaya devam ediyoruz.</p>

<p><br />
Baş dönmesi ve mide bulantısı yaşayan arkadaşlarımız oluyor. Ortalama 2-3 günde bir tansiyonu fırlayan “Abi beni bir hastaneye götürün” diyen oluyor. Haftada 2-3 kişi hastaneye gidiyor. Serum alıyor, tansiyonu düşüyor, fenalaşanlar oluyor. Koruyucu ekipman veriliyor ama şapka verilmiyor. Baret veriliyor ancak baret serinleten bir şey değil. Hasır şapkalar var, onlar da işe yaramıyor.</p>

<p><br />
En sıcak şartlarda çalışma durdurulmuyor. Dışarıda çalışılan işlerin dezavantajı şu: Bizim yaptığımız işlerin birçoğu kışın olumsuz hava koşulları nedeniyle yapılamıyor. Soğuktan ziyade kar, yağmur gibi sebeplerle yapılamıyor. O yüzden fiziki olarak dışarıda çalıştığımız altyapı, üstyapı ve yol inşaatlarının tamamı güneşin var olduğu sürede yapılıyor. Bu çalışma da maalesef hiç kesilmeden devam ediyor.”</p>

<h2><br />
Bazı ülkelerde çalışma duruyor, Türkiye'de sürüyor</h2>

<p><br />
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İzmir Temsilcisi Mustafa Güven, aşırı sıcakların özellikle açık havada çalışanlar için ciddi sağlık riskleri yarattığını belirterek şunları söyledi:<br />
“İzmir'in en sıcak bölgeleri her zaman yaşlılar, açık havada çalışan işçiler ve inşaat işçileri için önemli bir risk. Gerekli önlemler ise çoğu zaman yok. Zorunlu koruyucu önlemler alınmıyor. Birkaç yıl önce sıcaklar nedeniyle fenalaşan ve hayatını kaybeden bir PTT çalışanı olmuştu. Sıcaklara bağlı baygınlık geçirenler, kalp krizi yaşayanlar ya da başka kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler var. Özellikle ileri yaşlarda risk daha da artıyor.</p>

<p><br />
Bazı ülkelerde belli bir sıcaklığın üzerinde çalışmanın durdurulmasına ya da çalışma saatlerinin sınırlandırılmasına yönelik düzenlemeler var. Türkiye'de de belli bir derece sınırı var ama bildiğim kadarıyla Meteoroloji o dereceleri göstermiyor. Özellikle Urfa, Mardin, İzmir ve Antalya gibi aşırı sıcakların yaşandığı kentlerde sıcaklık 40-45 derecenin üzerine çıktığında çalışmamak lazım. Çünkü insan hayatı tehlikeye giriyor. Ama Türkiye'de buna ilişkin bir uygulama yok. Çalışma koşullarının sıcaklığa göre düzenlenmesi, uygun kıyafet ve ekipman sağlanması, hatta aşırı sıcak günlerde tatil ilan edilmesi gerekiyor.<br />
Riskin en yüksek olduğu sektörlerin başında mevsimlik tarım işçileri, maden işçileri, açık alanda çalışan inşaat ve yol işçileri, kargo çalışanları ve motokuryeler geliyor. Yüksek sıcaklıklarda insanların dengesi değişiyor, başları dönüyor, dikkatleri dağılıyor. Özellikle motokuryelerde iş kazaları da bu nedenle artabiliyor. Açık alanda, sahada, turizm bölgelerinde ve plajlarda yüksek sıcaklık altında çalışan insanlar için ciddi bir tehlike var. Bu durum sağlık istatistiklerine de yansıyor. Özellikle belli yaş gruplarında yüksek sıcaklıklara bağlı kalp krizi riski artıyor.”</p>

<h2><br />
Türkiye'de bağlayıcı sıcaklık sınırı yok</h2>

<p><br />
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gül Ergör, aşırı sıcakların özellikle açık havada çalışanlar için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:<br />
"35 derecenin üzerindeki sıcaklıklar, özellikle nemle birleştiğinde sağlık riskleri yaratıyor. Açık havada çalışanların sık sık, en az yarım saatte bir gölgeye geçip su molası vermesi gerekiyor. Mutlaka sıvı kaybını yerine koymak lazım çünkü en önemli sorunlardan biri buradan kaynaklanıyor.<br />
İnsanlar susuzluk hissetmese bile belirli aralıklarla sıvı tüketmeli. Bunun için en uygun içecekler su ve doğal maden suyu. Gazlı içecekler, çay ve kahve yeterli değil. Hatta çay ve kahve vücuttan su atılmasını daha da hızlandırabiliyor. Mümkünse başı koruyan bir şapka kullanılarak çalışılmalı. Kronik hastalığı bulunanlar, diyabet, kalp ve tansiyon hastaları için risk daha yüksek. Bu kişilerin özellikle güneşin en etkili olduğu saatlerde, yani öğle saatlerinde dışarı çıkmamaları tavsiye edilir. Sıvı alımına da özellikle dikkat etmeleri gerekir.</p>

<p><br />
Evinde oturan yaşlılar için de risk söz konusu. Yaşlılar susuzluk hissini daha az yaşadığı için evde olsalar bile sıvı alımını artırmaları gerekiyor. Böbrek yetmezliği gibi sorunlar yaşlılarda çok hızlı gelişebiliyor. Güneş ışığından mümkün olduğunca uzak durmak gerekiyor. Eğer dışarıda bulunmak zorundalarsa sık sık ara vermeleri, gölgede dinlenmeleri ve sıvı eksikliğini tamamlamaları önerilir. Mümkünse güneşin en dik geldiği saatlerde dışarıda bulunmamalılar. Eğer bulunuyorlarsa da bu önlemlere mutlaka dikkat etmeleri gerekiyor.</p>

<h2><br />
40 derecenin üzerinde açık havada çalışma durmalı</h2>

<p><br />
Aşırı sıcakların belirli bir eşiğin üzerine çıkmasının doğrudan bir sağlık riski olduğunu belirten Ergör, özellikle açık havada çalışanlar için çalışma düzeninin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.<br />
Sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkması halinde ise açık havada, doğrudan güneş altında çalışma tamamen ortadan kaldırılmalı.</p>

<p><br />
Sağlık Bakanlığı'nın sıcak hava dalgalarına ilişkin bir eylem planı hazırlığında olduğu bilgisi var ancak planın ayrıntıları hakkında henüz açıklama yok. Aşırı sıcaklarda en önemli belirtiler aşırı terleme, yüzde kızarma, kalp çarpıntısı, bayılma hissi ya da doğrudan bayılmadır. Böyle bir durumda kişinin hemen gölge bir alana alınması, yatırılması ve sıvı verilmesi gerekir. Kişi kendinde değilse başının ve vücudunun soğutulması, saçlarının ve başının ıslatılması çok önemlidir. Şu anda sıcak çarpmasına yönelik özel bir sağlık planı yok. Zaten mevcut sistem yoğun başvurularla çalışıyor. Yaz aylarında kazalar ve benzeri nedenlerle acil servisler zorlanıyor. Buna sıcak çarpması vakalarının da eklenmesi sağlık sistemini daha da zorlayacak ve halkın sağlık hizmetine erişimini güçleştirecektir. Bu nedenle insanlar hastalandıktan sonra onlara hizmet sunmak yerine, hastalanmalarını önlemek daha önemlidir. Açık havada çalışma saatlerinin düzenlenmesi gerekiyor. İşe gidiş-geliş saatleri hem memurlar hem de açık havada çalışanlar için yeniden planlanabilir."</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Özge Uyanık</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kizgin-gunes-altinda-olumune-mesai</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/07/ozge-uyanik-2026-07-03t112909777.png" type="image/jpeg" length="40562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriyeliler dönüyor atölyeler alarm veriyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/suriyeliler-donuyor-atolyeler-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/suriyeliler-donuyor-atolyeler-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllarca sigortasız, düşük ücretlerle ve ağır koşullarda çalıştırılan Suriyeli işçiler ülkelerine dönmeye başlayınca, "işçi bulamıyoruz" diyen patronlar alarm verdi. Hükümet ise geçici koruma altındaki yabancılar için çalışma izni zorunluluğunu kaldırdı. Uzmanlara göre sorun işçi eksikliği değil, göçmen emeği üzerine kurulan kayıt dışı sömürü düzeni.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i><strong>Özge Uyanık/</strong> </i>Bir zamanlar "yük" olarak görülen Suriyeliler, ülkelerine dönmeye başlayınca bu kez "vazgeçilmez işgücü" ilan edildi. Çünkü yıllardır tekstilden tarıma birçok sektör, düşük ücretli ve güvencesiz göçmen emeğiyle ayakta tutuldu. Sigortasız, düşük ücretlerle ve günde 12 saate varan mesailerle çalıştırılan Suriyeli işçiler ülkelerine dönmeye başlayınca, atölyelerden aynı ses yükseldi: "İşçi bulamıyoruz." Patronların maliyet hesabı bozulurken, hükümetten de dikkat çeken bir adım geldi. Geçici koruma altındaki yabancılar için çalışma izni zorunluluğu kaldırıldı.</p>

<p>Türkiye'de yaklaşık 14 yıldır milyonlarca Suriyeli, başta tekstil, tarım, inşaat ve küçük sanayi olmak üzere emek yoğun sektörlerde çalışıyor. Ancak bu çalışma düzeni büyük ölçüde kayıt dışılık, düşük ücret, uzun mesai ve güvencesizlik üzerine kuruldu. Özellikle tekstil atölyelerinde, ayakkabı imalatında ve tarım işlerinde çalışan çok sayıda Suriyeli işçi, sigortasız ve asgari ücretin altında ücretlerle istihdam edildi. Birçok işçi haftada altı gün, günde 10-12 saate varan mesailerle çalıştırılırken, fazla mesai ücretleri de çoğu zaman ödenmedi. Sendikalaşmanın neredeyse hiç olmadığı bu alanlarda göçmen işçiler, Türkiye'nin en ağır çalışma koşullarının görünmez emekçileri haline geldi.</p>

<p>Suriye'de rejimin değişmesiyle birlikte geri dönüşlerin hızlanması, yıllardır göçmen emeğine bağımlı hale gelen sektörlerde tedirginlik yarattı. Konfeksiyon ve tekstil atölyelerinin sahipleri sosyal medya üzerinden peş peşe videolar yayımlayarak "atölyelerimiz boşaldı", "işçi bulamıyoruz" ve "işler durma noktasına geldi" açıklamaları yaptı.</p>

<p><strong>Çalışma izni şartı kaldırıldı</strong></p>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul'da düzenlenen Göç Konulu İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, geçici koruma altındaki yabancıların karşıladığı işgücü ihtiyacını dikkate aldıklarını belirterek çalışma izni alma zorunluluğunun kaldırıldığını duyurdu.</p>

<p>Çiftçi "Suriyelilerin karşıladığı iş gücü ihtiyacını da dikkate alarak çalışma izni alma zorunluluğunu kaldırdık ve geçici koruma kapsamındaki yabancılara çalışma izni muafiyeti getirdik" dedi. Bakanlığın verilerine göre Türkiye'de yasal kalış hakkına sahip 3 milyon 632 bin 64 yabancı bulunuyor. Bunların 2 milyon 264 bin 983'ünü geçici koruma altındaki Suriyeliler oluşturuyor. 2016'dan bu yana ise 1 milyon 425 binden fazla Suriyelinin "gönüllü, güvenli ve onurlu" şekilde ülkesine döndüğü belirtiliyor.</p>

<p><strong>"Patronlar dönmemizi istemiyor"</strong></p>

<p>Yaklaşık 11 yıldır bir tekstil atölyesinde çalışan Suriyeli işçi Halid, geri dönüşlerin ardından birçok işyerinde personel sıkıntısı yaşandığını söyledi.</p>

<p>"Bizim çevremizde iki atölye kapandı. Çalışanların çoğu Suriyeliydi. Patronlar sürekli 'gitmeyin' diyor. Çünkü burada en ağır işleri biz yaptık. Çoğu yerde Türk işçi sayısı çok az. Bizim iş yerinde sadece 3 Türk var. Ailemden bazıları dönmeyi düşünüyor ama önce gidenler iş bulabilecek mi onu görmek istiyorlar."</p>

<p></p>

<p><strong>100 atölyeden 50’si kayıt dışı</strong></p>

<p>Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği Başkanı ve Konak Mülteci Derneği Başkanı Yalçın Yanık sorunun işçi eksikliğinden çok sömürü düzeni olduğunu; kayıt dışılığın bilindiğini ve Suriyelilerin ucuz işgücü açığını kapattığı söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Türkiye'de göçmenler olmasaydı da büyük bir işsiz nüfusumuz var. Yıllardır kendi işini bilen, meslek sahibi büyük bir işsiz kitlesi bulunuyor. Buradaki en büyük sorun, çalışma yaşamına ilişkin yasaların uygulanmaması. SSK'nın, iş kanununun ve çalışanların haklarını koruyan düzenlemelerin büyük bölümü uygulanmıyor. Bunlar ancak büyük fabrikalarda, ihracat yapan işletmelerde ve serbest bölgelerde uygulanıyor. Geri kalan 30, 50, 100 kişilik atölyelerde durum çok farklı.</p>

<p>İzmir'de birçok işletmede çalışanların ancak yüzde 10'u, yüzde 20'si sigortalı. İnsanlar asgari ücretin üzerinde maaş alsalar bile sigortaları asgari ücret üzerinden yatırılıyor, geri kalanı elden veriliyor. Bu artık oturmuş bir sistem. Devlet de biliyor, SGK da biliyor, Çalışma Bakanlığı da biliyor, mahalledeki herkes de biliyor.</p>

<p><strong>"Yerli işçinin girmek istemediği alanlardaki açığı Suriyeliler kapattı"</strong></p>

<p>Patronların "işçi bulamıyoruz" söylemine bu çerçeveden bakılması gerektiğini belirten Yanık, birçok sektörde göçmen emeğine bağımlı bir yapı oluştuğunu ifade etti.</p>

<p>Çalışma izniyle ilgili yeni düzenleme gelse bile emekçiler açısından çok fazla şey değişmeyecek. Çünkü çok sayıda merdiven altı atölye var ve göçmenlerin büyük kısmı buralarda çalışıyor. Bu işletmelerin çoğu kayıtlı değil.</p>

<p>Örneğin Basmane'de yüz atölye varsa ancak ellisi resmi kayıtlarda. Kayıtlı olanların da büyük bölümünde çalışanların tamamı sigortalı değil. İnsanlar dönemsel olarak işe alınıyor. İş yoğunluğu olduğunda çalıştırılıyor, işler düştüğünde ise işten çıkarılıyor. Aynı sömürü düzeni devam ediyor.</p>

<p>Patronların 'işçi bulamıyoruz' söylemine de buradan bakmak gerekiyor. Çalışma saatleri işyerine göre değişiyor. Büyük fabrikalarda sekiz saatlik çalışma düzeni var. Ancak birçok atölyede insanlar 10-12 saat çalışıyor. Sabah sekiz buçukta başlayıp gece dokuz, ona kadar çalışan insanlar var. Bazen fazla mesailerinin ücretlerini bile alamıyorlar.</p>

<p>Ayakkabı sektöründe artık yerli aileler çocuklarını bu işe yönlendirmek istemiyor. Çünkü insanlar örneğin 30 yıl çalışmasına rağmen iki-üç bin gün sigorta bile yaptıramamış durumda. Bu nedenle ayakkabı sektöründeki çırakların büyük kısmını Suriyeliler oluşturuyor.</p>

<p><strong>Çocuk işçiliği alarmı: "12 yaşındaki çocuklar okul yerine atölyeye gidiyor"</strong></p>

<p>Göçmen emeğinin en ağır sonuçlarından birinin çocuk işçiliği olduğunu vurgulayan Yanık, yoksulluğun çocukları eğitimden kopardığını söyledi.</p>

<p>Birçok Suriyeli aile, çocuklarıyla birlikte çalışıyor. Çocuk okula gitmiyorsa ailenin yanında üretime katılıyor. Çoğu parça başı çalışıyor; ne kadar üretirlerse o kadar kazanıyorlar. İş olmadığı zaman ise hepsi işsiz kalıyor. Bunların büyük çoğunluğunun sigortası yok. Yol parası, yemek gibi sosyal hakları da bulunmuyor. Yıllardır yerli işçilerin girmek istemediği alanlardaki açığı Suriyeliler kapattı. Tarımda da böyle, merdiven altı atölyelerde de böyle.</p>

<p>Bugün ise Suriyelilerin ardından başka göçmen grupları geliyor. Afrikalı göçmenler var. Temizlik işlerinde, paketleme işlerinde çalışıyorlar. Bunların büyük kısmı da tamamen kayıt dışı. Suriyeli kadınlar bugün lokantalarda, atölyelerde, temizlik işlerinde çok düşük ücretlerle çalışıyor. Bir kısmı evlerde gelinlik ve abiye sektörüne boncuk işi yapıyor. Saatlerce çalışıyorlar ama günlük 200-300 lira bile kazanamıyorlar.</p>

<p>Birçok aile geçinebilmek için çocuklarını okuldan almak zorunda kalıyor. Ben onlarca çocuk biliyorum; 12-13-14 yaşında okulu bırakıp çalışmaya başladı. Tekstilde çalışıyorlar, atölyeler arasında mal taşıyorlar, temizlik işleri yapıyorlar. Çocuk işçiliği korkunç boyutlarda.</p>

<p>Üstelik bu sadece tekstil sektöründe gördüğümüz kısım. Daha görünmeyen, daha ağır koşullarda çalışan çocuklar da var. Bazen tesadüfen karşılaşıyoruz. Devlete bildiriyorsunuz ama çoğu zaman bir sonuç alamıyorsunuz. Oysa bir günde yüzlerce kayıt dışı işyeri tespit edilebilir.</p>

<p>Burada mesele insanları cezalandırmak değil; insanların sigortalı çalışması, çocuk işçiliğinin önlenmesi ve yetişkinlerin meslek edinebileceği sistemlerin kurulmasıdır. Bugün insanlar üç gün, dört gün çalıştırılıp kapının önüne konulabiliyor. Bu çocukların okuması, beslenmesi, eğitim alması gerekiyor. İster Türkiyeli olsun, ister Suriyeli, ister Afgan; hiçbir fark etmez. Çocuk işçiliğine karşı çıkmak gerekiyor. Bu insanların evine ekmek girmesi, çocukların eğitimden kopmaması için devletin, belediyelerin ve ilgili tüm kurumların sorumluluk alması gerekiyor. Biz Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği olarak yıllardır bu sorunları anlatıyoruz. Ancak bu mesele yalnızca atölye baskınlarıyla çözülemez. Çok daha kapsamlı bir çalışma yapılması, bu konuların sürekli gündemde tutulması gerekiyor."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>özge uyanık</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/suriyeliler-donuyor-atolyeler-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/07/ozge-uyanik-2026-07-02t103617665.png" type="image/jpeg" length="42242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İZULAŞ’ta greve sandık karar verecek!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izulasta-greve-sandik-karar-verecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izulasta-greve-sandik-karar-verecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İZULAŞ’ta TİS görüşmelerinde yaşanan krizi çözmek için işçiler Cuma günü sandık başına gidecek. Çıkan sonuca göre grev kararı alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>İZULAŞ’ta yürütülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştı. Belediye-İş Sendikası İzmir 1 No’lu Şube, 3 Temmuz Cuma günü sandık kurarak işçilere Büyükşehir’in teklifini oylamaya sunacak. Oylama, sonucuna göre işçiler grev kararını belileyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Büyükşehir’in teklifi kabul edilmedi</h2>

<p>Büyükşehir ücretler ve sosyal haklar için son olarak yüzde 16,30 zam teklif etmiş buna karşın sendika tarafı rakamı kabul etmemişti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izulasta-greve-sandik-karar-verecek</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-30t151701244.png" type="image/jpeg" length="87947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİSK-AR raporu: İşçi açlığa mahkum]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/disk-ar-raporu-isci-acliga-mahkum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/disk-ar-raporu-isci-acliga-mahkum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), "İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu" başlıklı 2026 yılı haziran ayı araştırmasını kamuoyuna sundu. Ülke ekonomisinin içinde bulunduğu tarihsel gelir adaletsizliğini gözler önüne seren rapora göre; belirlendiği ilk gün dahi açlık sınırının altında kalan net asgari ücret, yılın beşinci ayı itibarıyla yoksulluk sınırının ancak dörtte birini karşılayabilir hale geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de uygulanan ücret rejiminin ve sendikasızlaştırma politikalarının bir sonucu olarak, <strong>asgari ücret</strong> istisnai bir taban ücret olmaktan çıkarak geniş kitlelerin fiili ortalama ücreti haline geldi. DİSK-AR tarafından hazırlanan "İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu", asgari ücretlilerin toplumsal refahtan pay almak bir yana, temel beslenme ihtiyaçlarını dahi borçlanmadan karşılayamadığını belgeliyor. Mayıs 2026 verilerine göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi için gereken açlık sınırı 34.808 TL’ye yükselirken, mevcut net asgari ücret bu tutarın tam 6.732 TL altında kaldı. İşçiler, yılın daha ilk aylarında mutfaktaki yangınla baş başa bırakılırken, asgari ücretin 114.348 TL’ye ulaşan yoksulluk sınırının yalnızca dörtte birine karşılık gelmesi krizin boyutunu büyütüyor.</p>

<p>Uzun dönemli ekonomik göstergeler incelendiğinde, emeğin milli gelirden aldığı payın sistematik olarak eritildiği açıkça görülüyor. 1974 yılında brüt asgari ücretin kişi başına düşen milli gelire oranı yüzde 80,6 düzeyindeyken, 2026 yılı programında bu oran yüzde 45,7’ye kadar geriledi. Eğer geçmişteki adil bölüşüm ilişkileri korunmuş olsaydı, bugün brüt asgari ücretin 58.245 TL seviyesinde olması gerekirdi. Satın alma gücü parametreleri açısından da tam bir fiyasko yaşanan Türkiye'de, bir asgari ücretlinin temel gıda maddesi olan dana eti alım gücü, Hollanda'daki bir çalışanın yaklaşık dörtte biri, Fransa'dakinin ise üçte biri seviyesinde kaldı. Türkiye, Avrupa genelinde asgari ücretin yaygınlığı bakımından ilk sırada yer alırken, Euro cinsinden brüt asgari ücret değerinde ise sondan dördüncü sıraya yerleşerek kıtanın en ucuz iş gücü pazarlarından biri haline geldi.</p>

<h2>Şirketler muaf tutulurken vergi yükü doğrudan işçinin sırtına yıkılıyor</h2>

<p>Raporda dikkat çeken en çarpıcı adaletsizliklerden biri de Türkiye’deki mevcut <strong>vergi</strong> sisteminin yapısından kaynaklanıyor. Devletin gelir adaletsizliğini düzeltmek için bir kaldıraç olarak kullanması gereken maliye politikaları, tam tersine az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi tahsil eden bir çarka dönüşmüş durumdadır. Vergi tarife dilimlerinin bilerek düşük saptanması ve yüksek enflasyona göre güncellenmemesi nedeniyle, ortalama bir işçi daha yılın ilk yarısı bitmeden üst vergi dilimlerine takılmakta ve maaşında ciddi kesintiler yaşamaktadır. Brüt giydirilmiş ücreti 65.000 TL olan bir çalışanın ocak ayında yüzde 21,6 olan vergi ve kesinti yükü, eylül ayı itibarıyla yüzde 29,7’ye tırmandı. Bu matematiksel sömürü, ücretli çalışanların yılın en az 3 ayını tamamen devlete vergi ve kesinti ödemek için harcadığı anlamına geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mali sistemin tabana yayılması adı altında yürütülen politikalar, büyük holdinglerin ve sermaye sahiplerinin kârlarını korurken faturayı bordrolulara kesiyor. Türkiye'de toplam vergi gelirleri içinde işçilerin ödediği pay yüzde 19,6’yı bulurken, dev şirketlerin kârları üzerinden alınan kurumlar vergisinin payı yüzde 13,1’de kaldı. Vatandaşların gelir düzeyine bakılmaksızın herkesten eşit oranda tahsil edilen KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı son 36 yılda yüzde 48'den yüzde 64'e yükseldi. Zenginlerin varlıklarını kapsayan mülkiyet ve servet üzerinden alınan vergilerin payı ise son 11 yılda yüzde 3,7'den yüzde 1,1'e düşürülerek sermayeye adeta muafiyet alanı açıldı.</p>

<h2>Dinlenme hakkı gasp edilen her üç emekliden ikisi hayatta kalmak için çalışıyor</h2>

<p>Sosyal güvenlik sisteminin çöküşünü ilan eden en acı veriler ise hayatını Türkiye’nin büyümesine ve üretimine adamış milyonlarca emeklerin durumunda saklıdır. Geçmiş dönemlerde yapılan mevzuat değişiklikleri ve aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, emekli maaşlarını asgari ücretin ve temel geçim maliyetlerinin çok altına indirdi. 2002 yılında ortalama bir emekli aylığının net asgari ücrete oranı yüzde 122 seviyesindeyken, yani asgari ücretten daha yüksek bir gelir söz konusuyken, 2025 yılı sonu tescillerine göre bu oran yüzde 84'e çakılarak asgari ücretin yüzde 16 altına indi.</p>

<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), aktif sigortalılardan topladığı prim gelirlerini 2002'den bu yana 273 kat artırarak kurumsal bütçesini mali olarak iyileştirmiş olsa da bu kaynağı emeklilere yansıtmadı. Prim gelirlerindeki bu devasa artışa karşılık emekli aylığı ve sağlık ödemeleri 211 kat artışta kaldı, sistem içindeki kaynaklar başka kalemlere aktarıldı. Maaşların saniyeler içinde erimesi ve hayat pahalılığı karşısında çaresiz kalan <strong>emeklilik</strong> çağındaki nüfus, dinlenmek ve sosyal yaşama katılım sağlamak yerine iş gücü piyasasına geri itiliyor. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin tüm emeklilere oranı yüzde 36,6 iken, günümüzde bu oran yüzde 69,5’e fırlayarak korkunç bir rekora ulaştı. Türkiye'de her üç emekliden ikisi, fiziksel yıpranmışlıklarına ve ileri yaşlarına rağmen geçinebilmek için güvencesiz, kayıt dışı ve düşük ücretli işlerde çalışmaya devam etmek zorunda bırakılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/disk-ar-raporu-isci-acliga-mahkum</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-2026-06-29t103833858.jpg" type="image/jpeg" length="58305"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavurucu sıcakta emek mücadelesi]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kavurucu-sicakta-emek-mucadelesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kavurucu-sicakta-emek-mucadelesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Bölgesi'nin dik yamaçlarında motorlu araçların giremediği sarp araziler, her yıl mayıs ve haziran aylarında benzersiz bir göç ve üretim hikayesine ev sahipliği yapıyor. Aydın'ın Koçarlı ilçesinden yola çıkan sezonluk tarım işçileri, İzmir'in Menemen dağlarında doğal olarak yetişen yabani kekiği atalarından kalma yöntemlerle topluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu topraklarının binlerce yıllık florası, kırsal kalkınmanın ve mevsimsel iş gücünün en doğal finans kaynaklarını yaratmaya devam ediyor. Bu döngünün en canlı örneklerinden biri, her yıl bahar aylarının sonuna doğru Aydın'ın Koçarlı ilçesinden yola çıkan üretici ailelerin lojistik hareketliliği ile başlıyor. Koçarlı'da tarım ve hayvancılıkla uğraşan aileler, kekik sezonunun başlamasıyla kamyonetlerine yükledikleri ekipman ve atlarıyla Menemen dağlarının yolunu tutuyor. Kent merkezinin gürültüsünden uzak, tamamen coğrafi izolasyonun hakim olduğu bu zorlu coğrafyada, <strong>mevsimlik işçiler İzmir'in dağlarında at sırtında kekik topluyor</strong> ve geçim mücadelesini zirveye taşıyor.</p>

<p>Bölgeye ulaştıklarında ilk iş olarak kendilerine çadırlardan ve geçici yapılardan oluşan konaklama alanları kuran aileler, doğanın sunduğu bu bereketi ekonomiye kazandırmak için yoğun bir sabır gösteriyor. Menemen'in Bağcılar Mahallesi ve çevresindeki dağlarda makine ve araçların giremediği dik yamaçlarda tamamen doğal yollarla kendiliğinden yetişen dağ kekiğini toplamak için yoğun sabır ve ustalıkla çalışan işçiler, modern tarım teknolojilerinin çaresiz kaldığı bu arazide insan emeğinin gücünü kanıtlıyor. Endüstriyel tarımın aksine, buradaki üretim tamamen geleneksel el aletlerine ve kas gücüne dayanıyor.</p>

<h2>Sabahın ilk ışıklarından gün batımına uzanan zorlu mesai takvimi</h2>

<p>Dağlardaki üretim döngüsü, yaz sıcaklarının kendisini iyice hissettirdiği bu dönemde askeri bir disiplinle yönetilmek zorundadır. Günün en serin saatlerini değerlendirmek isteyen üretici aileler, her sabah saat 04.00 civarında uyanarak dik yamaçlara doğru tırmanışa geçiyor. Yamaçlarda oraklarla biçilerek çuvallara doldurulan kekiklerin taşınmasında dik arazinin zorlu şartları nedeniyle motorlu araçlar yerine atlar kullanılıyor. Güneşin yakıcı etkisinin arttığı öğle saatlerine kadar aralıksız çalışan işçiler, bacak boyunu aşan otların arasında her bir kökü titizlikle kesiyor.</p>

<p>Sıcaklığın en tepe noktaya ulaştığı saat 12.00 ile 15.00 arasında verilen dinlenme arasından sonra yeniden dağlara çıkan üreticiler, gün batımına kadar kekik toplamaya devam ediyor. Bu yoğun çalışma temposu, sadece sıcağa karşı değil, doğanın kendi vahşi elementlerine karşı da bir direnç gerektiriyor. Zorlu doğa şartları altında rızıklarını arayan işçilerden Halil Durmuş, arazideki risk katsayısını şu sözlerle özetliyor: "Sabah erken kalkıyoruz ve aşağı yukarı öğlene kadar çalışıyoruz. Bir süre dinlendikten sonra yine kekik topluyoruz. Bu dağlarda çalışmak gerçekten çok zor. Her tehlikesi var, yılanı, kuyruklusu, kızıl arısı var. Atlar işimizi bir nebze kolaylaştırıyor. Bu dağlarda çuvalı taşımak çok zor oluyor."</p>

<p><img alt="Aa 20260628 41810344 41810319 Mevsimlik Isciler Izmirin Daglarinda At Sirtinda Kekik Topluyor (1)" class="detail-photo img-fluid" height="802" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/aa-20260628-41810344-41810319-mevsimlik-isciler-izmirin-daglarinda-at-sirtinda-kekik-topluyor-1.jpg" width="1200" /></p>

<h2>Kurutma sahalarından dünya sofralarına uzanan lojistik ihracat hattı</h2>

<p>Dağların zirvesinden büyük bir zahmetle toplanan bitkiler, taze olarak fabrikalara gönderilemediği için çok aşamalı bir işleme sürecinden geçiriliyor. At sırtında kurutma sahalarına ve düzlüklere taşınan kekikler, Ege güneşinin altında kurumaya bırakılıyor. Doğal nemini kaybetmesi ve aromasını içine hapsetmesi için 2-3 gün süren kuruma aşamasının ardından traktör veya araçlarla dövülen kekikler, çalısından ve yabancı maddelerinden arındırılması için titizlikle elekten geçiriliyor. Bu eleme işlemi, ürünün saflık derecesini belirlediği için laboratuvar analizleri öncesinde büyük bir hassasiyetle icra ediliyor.</p>

<p>Tüm yabancı otlardan temizlenen ve saf aromatik kokusuna kavuşan bitkiler, dev çuvallara basılarak balyalar haline getirilen temizlenmiş ürünler, İzmir'deki baharat fabrikalarına naklediliyor. Fabrikalarda yapılan gıda güvenliği ve laboratuvar analizlerinin ardından satın alınan dağ kekikleri, işlendikten sonra hem Türkiye'nin hem de dünyanın pek çok ülkesindeki sofralara ulaştırılıyor. Aydınlı işçilerin atalarından devraldıkları ve yaklaşık 40 yıldır sürdürdükleri sezonluk mesai, temmuz başına kadar devam ediyor. Bölgedeki işlerini tamamlayan aileler, daha sonra Aydın'a dönerek incir, zeytin ve arıcılık faaliyetlerine yöneliyor ve böylece yıllık tarımsal döngülerini tamamlamış oluyorlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kekiğin bereketiyle büyüyen nesiller ve kırk yıllık sadakat</h2>

<p>Yarım asra yaklaşan bu mevsimsel göç hikayesi, aynı zamanda birçok ailenin sosyoekonomik kurtuluş kapısı ve çocuklarının geleceğini inşa ettiği temel direk haline gelmiş durumda. Dağlarda geçirilen onlarca yıl, işçiler için sadece bir iş değil, aynı zamanda yaşam biçimine dönüşmüş. Menemen dağlarında 18 yıldır bu mesleği sürdüren 56 yaşındaki Halil Uçar, dağ kekiğinin hayatlarındaki finansal etkisini şu içten cümlelerle aktarıyor: "Bu ot sayesinde 5-6 düğün yaptık. Bu otun çok faydası oldu. Her sene geldik bu dağlara, bıkmadık. Yağmur, çamur demedik, çalıştık. İşlerimizi hep böyle yaptık. Çoluğu çocuğu bu şekilde büyüttük. Dağlarda patika yollarda araba çıkmadığı için atları kullanıyoruz. Buralara araba çıkmaz. Bunu atlara yükler götürürüz."</p>

<p>Bölgedeki yerel idari yönetimler de bu doğal kaynağın yarattığı katma değerin ve istihdam gücünün farkında. Bereketli geçen kış ve bahar yağışlarının bu yıl üreticiye ekstra bir kazanç olarak döndüğünü belirten Bağcılar Mahallesi Muhtarı Önder Çelik, bu yıl yağışların bol olması sebebiyle dağlardaki verimin arttığını ifade etti. Muhtar Çelik, doğanın kendiliğinden sunduğu bu yeşil hazinenin, Aydın'dan gelen işçilerin emeğiyle birleşerek hem bölge ekonomisine can suyu verdiğini hem de Türkiye'nin baharat ihracatı envanterine çok büyük bir katkı sağladığını belirterek mevsimlik işçilerin güvenliği için her türlü yerel lojistik desteği sağlamaya devam edeceklerini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir, Menemen</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kavurucu-sicakta-emek-mucadelesi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-2026-06-28t120222946.jpg" type="image/jpeg" length="93153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim-Sen’den Bornova Milli Eğitim’e tepki: Tarafsızlık ve eşitlik ilkesini zedeleniyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/egitim-senden-bornova-mebe-tepki-tarafsizlik-ve-esitlik-ilkesini-zedeleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/egitim-senden-bornova-mebe-tepki-tarafsizlik-ve-esitlik-ilkesini-zedeleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube, Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği törende bir sendika temsilcisine resmî rol verilmesini eleştirerek, uygulamanın kamu yönetiminde tarafsızlık ve eşitlik ilkesini zedelediğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube, Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 25 Haziran’da Suphi Koyuncuoğlu Anadolu Lisesi’nde düzenlenen ödül törenine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, törende Eğitim-Bir-Sen Bornova Temsilcisi ve okul müdürü Oktay Taşdemir’in idarecilere başarı belgeleri ve ödüllerini takdim etmesinin kamu yönetiminde tarafsızlık ilkesini ihlal ettiği savunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Eşit mesafede olmalı”</strong></h2>

<p>Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube Yürütme Kurulu adına açıklama yapan Şube Başkanı İsmail Akyol, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün anayasal olarak tüm sendikalara eşit mesafede durmak zorunda olduğunu belirtti. İsmail Akyol açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü; bütün eğitim emekçilerine, bütün sendikalara ve tüm kamu çalışanlarına eşit mesafede durmakla yükümlü olan anayasal bir kamu kurumudur.”</p>

<p>Akyol, kamu gücünün belirli yapılar lehine kullanılmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı: “Kamu gücünü kullanan yöneticilerin herhangi bir sendikayı temsil eden kişilerle birlikte hareket etmesi ya da onlara resmî törenlerde kamusal yetki görüntüsü verecek uygulamalara başvurması kabul edilemez.”</p>

<h2><strong>“Gösteriye dönüştürülemez”</strong></h2>

<p>Açıklamada başarı belgelerinin devlet adına verilen resmî takdir belgeleri olduğuna dikkat çekildi. İsmail Akyol, uygulamaya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Başarı belgesi, eğitimcilere devlet adına verilen bir takdir belgesidir. Dolayısıyla bu belgenin, devleti temsil eden kamu yöneticileri tarafından takdim edilmesi gerekir.”</p>

<p>Sendika temsilcisi, törende oluşan görüntünün kamu-sivil sınırını zedelediğini ifade etti:</p>

<p>“Bir sendika yöneticisinin eğitim emekçilerine devlet adına ödül verir görüntüsü oluşturulması, sendika ile kamu yönetimi arasındaki sınırların bilinçli şekilde ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.”</p>

<h2><strong>“Liyakat ve tarafsızlık ilkesi zarar görüyor”</strong></h2>

<p>Eğitim yönetiminde uzun süredir devam eden tartışmalara da değinen Akyol, belirli sendikal yapılara yönelik ayrıcalık iddialarının bulunduğunu söyledi. “Ne yazık ki uzun yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatında belirli bir sendikanın kayırıldığı, örgütlenmesinin kamu yöneticileri eliyle kolaylaştırıldığı yönünde ciddi eleştiriler yapılmaktadır.”</p>

<p>Gelinen noktayı “kurumsal aşınma” olarak nitelendiren Akyol şu ifadeleri kullandı: “Bugün gelinen noktada yalnızca sendikal ayrıcalıklar değil, sendika yöneticilerinin fiilen kamu yöneticisi gibi hareket ettirildiği bir tablo ile karşı karşıyayız.”</p>

<h2><strong>“Tarafsızlık çağrısı”</strong></h2>

<p>Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa İslamoğlu’na da çağrıda bulunan İsmail Akyol, kamu yönetiminde tarafsızlık ilkesinin korunması gerektiğini söyledi. “Eğitim kurumları hiçbir sendikanın arka bahçesi değildir. Devletin tarafsızlığı ilkesi, sendikal tercihlere göre şekillendirilemez.”</p>

<p>Açıklama şu ifadeyle sonlandırıldı: “İlçe milli eğitimin hiçbir sendikanın temsil alanı haline getirilmesine sessiz kalmayacağız.”</p>

<p>Açıklama, Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube Yürütme Kurulu adına Şube Başkanı İsmail Akyol imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir, Bornova</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/egitim-senden-bornova-mebe-tepki-tarafsizlik-ve-esitlik-ilkesini-zedeleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-26t145857820.png" type="image/jpeg" length="30740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekçiden ücret tepkisi: Şirketlere her ay zam var, çalışana yok]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/emekciden-ucret-tepkisi-sirketlere-her-ay-zam-var-calisana-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/emekciden-ucret-tepkisi-sirketlere-her-ay-zam-var-calisana-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğruyol, kamu çalışanlarının gelir kaybı, vergi adaletsizliği ve maaş artış sistemine tepki göstererek, “İşçinin, memurun ve emeklinin alım gücü, artan enflasyon karşısında her geçen gün düşerken, her gelen gün bir önceki günü aratmaktadır” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, kamu çalışanlarının yaşadığı ücret krizine tepki gösterdi. Doğruyol, mevcut maaş ve vergi sisteminin çalışanlar aleyhine işlediğini savundu. Doğruyol, özellikle enflasyon karşısında ücret artışlarının yetersiz kaldığını ve bunun toplumun geniş kesimlerinde ciddi bir geçim sorununa dönüştüğünü ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğruyol, açıklamasında kamudan ihale alan şirketlerin hak edişlerine her ay enflasyon oranında artış yapılırken, çalışanlara yılda bir ya da iki kez zam verilmesini eleştirerek, bu durumun büyük bir eşitsizlik yarattığını vurguladı. Bu uygulamayı doğrudan örnek vererek değerlendiren Doğruyol, “Kamu kurumlarımıza hizmet veren bir başka söylemle kamu kurumlarının hizmet aldığı yemek, MR, tomografi, laboratuvar vb. hizmetlerde 2023 ve 2025 genelgelerine göre hak edişlerinin her ay açıklanan resmi enflasyon rakamlarının ilave edilerek ödenmektedir. Buna karşılık asgari ücretlilere yılda bir kez, memurlara yılda iki kez zam yapılmaktadır” dedi.</p>

<h2><strong>Vergi dilimlerine tepki</strong></h2>

<p>Vergi dilimlerinin yıllar içinde güncellenmediğini savunan Doğruyol, çalışanların çok kısa sürede yüksek vergi dilimlerine girdiğini belirterek bunun gelir kaybını artırdığını ifade etti. 1999 yılıyla bugünü karşılaştıran Doğruyol, sistemin adalet duygusunu zedelediğini dile getirdi.</p>

<p>Bu konuda yaptığı değerlendirmede Doğruyol, “Vergi dilimleriyle ilgili 1999 yılında asgari ücretin 25.62 katından fazla gelir elde eden memur %20’lik vergi dilimine girerken, bugün asgari ücretin 5.50 katından fazla gelir elde eden memur %20’lik vergi dilimine girmektedir. Bu durum vergi dilimlerinin ne kadar adaletsiz olduğunu, güncellenmediğini ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açıklamasında ayrıca çalışanların yılın daha üçüncü ayında %20 vergi dilimine girdiğine dikkat çeken Doğruyol, vergi oranlarının sabitlenmesi gerektiğini savunarak, “çalışanların vergi dilimleri %10 olarak sabitlenmelidir” çağrısında bulundu.</p>

<h2><strong>“Alın teriyle geçinenlerin geliri geri alınıyor”</strong></h2>

<p>Doğruyol, bazı büyük vergi borçlarının silindiğini hatırlatarak, emeğiyle geçinen kesimlerin ise gelirlerinin büyük bölümünü vergiler yoluyla devlete geri verdiğini söyledi. Bu durumu sert sözlerle eleştiren Doğruyol, bunun adalet duygusunu zedelediğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Yemek hizmetleri ve kamu harcamaları</strong></h2>

<p>Kamu hastanelerinde verilen yemek hizmetlerine de değinen Doğruyol, hizmet alım ihalelerinde enflasyon farkıyla birlikte maliyetlerin sürekli arttığını belirtti. İzmir’deki örnek üzerinden değerlendirmede bulunan Doğruyol, farklı kurumlar arasında fiyat farklarının bulunduğunu ancak genel sistemin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.</p>

<p>Doğruyol, bu alanda çözüm önerisini de paylaşarak, “Hastanelerde çıkan yemekler doyurucu değildir. Genel olarak hijyenden yoksundur. Oysa tabldot usulü yemek satan bazı esnaflarımız daha ucuza yemek satabilmektedir. Çözüm hastanelerimizin kendi yemeklerini kurumlarda kendilerinin yapmasıdır” dedi.</p>

<h2><strong>“Memurlar Eşel-mobil sistem istiyor”</strong></h2>

<p>Memurların maaş sistemine ilişkin taleplerini de dile getiren Doğruyol, kamu çalışanlarının enflasyon karşısında korunması gerektiğini vurguladı. Maaşların tıpkı özel sektör sözleşmelerinde olduğu gibi her ay güncellenmesini isteyen Doğruyol, “Memurlar, maaşlarını şirketlere ödenen şekilde yani her ay enflasyon oranında zam yapılarak eşel mobil sistemiyle ödenmesini istiyor. Memurlar bugüne dek enflasyonun altında kalan maaş artışlarının, düşen alım güçlerinin iadesini istiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğruyol ayrıca, söz verilen kira yardımlarının ve 3600 ek gösterge düzenlemesinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, mevcut zam oranlarını “gerçek zam değil” sözleriyle eleştirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/emekciden-ucret-tepkisi-sirketlere-her-ay-zam-var-calisana-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-26t140033797.png" type="image/jpeg" length="87211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İZULAŞ’ta grev kararı asıldı: Uzlaşı çıkmazsa 8 Ağustos’ta otobüsler duracak]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izulasta-grev-karari-asildi-uzlasi-cikmazsa-8-agustosta-otobusler-duracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izulasta-grev-karari-asildi-uzlasi-cikmazsa-8-agustosta-otobusler-duracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İZULAŞ'ta yetkili sendika grev kararını astı. Anlaşma sağlanamaması durumunda 8 Ağustos'a kadar İZULAŞ'a bağlı otobüsler kontak kapatacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ</strong> <strong>TEKTAŞ</strong>/İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden olan İZULAŞ’ta toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri tıkanmıştı. Ara bulucu heyeti de taraflar arasında bir anlaşama sağlanamamıştı. Bu gelişmeler üzerine İZULAŞ’ta yetkili sendika Belediye İş Sendikası bugün sabah saatlerinde grev kararını İZULAŞ'a bağlı iş yerlerine astı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="I M G 20260625 W A0020" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260625-w-a0020.jpg" width="1201" /></p>

<h2><strong>Kritik tarih 8 Ağustos</strong> </h2>

<p>Grev kararı sonrası uzlaşı sağlanamaması durumunda İZULAŞ’a bağlı otobüsler 8 Ağustos’ta grev karar alarak kontak kapatabilir.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://dokuzeylul.com/vidyome/embed/327372" webkitallowfullscreen=""></iframe></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMİ TEKTAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izulasta-grev-karari-asildi-uzlasi-cikmazsa-8-agustosta-otobusler-duracak</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-15-14.png" type="image/jpeg" length="38837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yer altında madenciler, yer üstünde öğretmenler: Bu ülkede hak açlıkla mı alınıyor?]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yer-altinda-madenciler-yer-ustunde-ogretmenler-bu-ulkede-hak-aclikla-mi-aliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yer-altinda-madenciler-yer-ustunde-ogretmenler-bu-ulkede-hak-aclikla-mi-aliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yer altında direnen madenciler kazandı. Şimdi Ankara'nın ortasında öğretmenler açlık grevinde. Atama hakkı, taban maaş ve güvenceli çalışma talep eden eğitim emekçileri, yıllardır tutulmayan sözlerin ardından son çare olarak açlık grevine başladı. Polis müdahalesiyle karşılaşan öğretmenler, "Verilen sözler tutulana kadar mücadele edeceğiz" diyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i><strong>Özge Uyanık/</strong> </i>Bu kez açlık grevinde yerin altında kazma sallayanlar değil, Ankara'nın göbeğinde ellerinde kalem tutan eğitim emekçileri var. Mülakat adaletsizliğine, tutulmayan sözlere ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı seslerini duyurmaya çalışırken sokak ortasında biber gazı, cop ve ters kelepçeyle darbedilen eğitim emekçileri, çareyi açlık grevinde buldu. Maden ocağından Meclis'in kapısına uzanan bu iki eylem, tek bir değişmez gerçeği gösterdi: Bu ülkede ancak açlıkla sınandıktan sonra alınıyor.</p>

<p><br />
Haklarını isteyen işçiler yer altında açlık grevine girdi, günler sonra talepleri kabul edildi. Şimdi ise öğretmenler Ankara'nın göbeğinde açlık grevinde. Maaşını, güvencesini, atama hakkını isteyenler bir kez daha aynı soruyla karşı karşıya bırakıldı: Bu ülkede hakkını almak için önce aç kalmak mı gerekiyor?<br />
Edirne'de Özşen Madencilik işçileri, ödenmeyen ücretleri ve işten çıkarmalara karşı yer altında başlattıkları açlık grevini 27 günün sonunda kazanımla sonlandırdı. İşçiler ancak açlıkla sınandıktan sonra masaya oturulabildi. Şimdi benzer bir tablo Ankara'da yaşanıyor. Bu kez yer altında madenciler değil, yer üstünde öğretmenler açlık grevinde.</p>

<p><br />
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenler, verilen sözlerin tutulması ve taleplerinin karşılanması için süresiz açlık grevine başladı. Son iki gündür Ankara'da polis müdahalesiyle karşı karşıya kalan öğretmenler, ters kelepçe, biber gazı ve darbedilmelerinin ardından açlık grevine geçtiklerini duyurdu.</p>

<h2><img alt="Ogreten Eylem44A" class="detail-photo img-fluid" height="397" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/ogreten-eylem44a.webp" width="600" /><br />
Verilen söz tutulana kadar devam edeceğiz</h2>

<p><br />
İzmir’den Ankara’ya giden ve açlık grevinin ikinci gününde konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Rabia Atbaş, mücadelenin bir anda ortaya çıkmadığını, yıllardır süren görüşmelerin ve tutulmayan sözlerin ardından bu noktaya gelindiğini söyledi.</p>

<p><br />
"Şu anda açlık grevimizin ikinci günündeyiz. Verilen sözler tutulana kadar da bu eylemlilik sürecimiz devam edecek. Ailelerden, mülakat mağduru öğretmenlerden ve özel sektör öğretmenlerinden oluşan bir komisyon oluşturduk. Verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Mücadelemiz de bunun için sürüyor.<br />
Biz beş yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. Her yaz, hatta kışın en zor zamanlarında bile Ankara'ya gelip bunun mücadelesini verdik. Geçen sene İstanbul'dan Ankara'ya bir yürüyüşümüz oldu. Ondan önce de Meclis Parkı'nda 52 gün boyunca nöbet tuttuk.</p>

<p><br />
Geçen yıl yürüyüşümüzün ardından Çalışma Bakanlığı'nın verdiği bir söz vardı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın da içinde bulunduğu, işveren derneklerinin de yer alacağı, aynı zamanda Milli Eğitim Komisyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın da katılacağı bir toplantı yapılacaktı. Bu toplantıda özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı sorunlar ve bunlara nasıl çözüm üretilebileceği konuşulacaktı. Özellikle de taban maaş hakkımızın nasıl geri verilebileceği gündeme gelecekti. Fakat gördük ki bir yıldır bu söz yerine getirilmiyor.</p>

<p><br />
Biz de bu yaz tekrar Ankara'ya geldik. Türkiye'nin birçok ilinden öğretmen arkadaşlarımız geldi. Aynı zamanda ailelerimiz geldi. Çocuklarımızla birlikte buraya geldik. Mülakat mağduru öğretmenlerimiz var. Aslında KPSS puanlarıyla atanmaları gereken öğretmenler bunlar. Ancak mülakatlarda mağdur edildiler. Hatta bazı öğretmenlerimiz mülakat komisyonlarından 'Hayırlı olsun hocam, atandınız' şeklinde geri dönüşler almalarına rağmen atanamadılar. Atanabilecek puana sahip olmalarına rağmen hakları ellerinden alındı.<br />
Biz iki öğretmen grubu olarak birlikte mücadele etmemiz gerektiğine karar verdik. Çünkü ikimize de sözler verildi. Mesela mülakat mağduru öğretmenler için Meclis'e sunulacağı söylenen bir yasa teklifi vardı. Ancak bunun sunulmayacağını öğrendik. Mülakat mağduru öğretmenlerin önemli bir kısmı bugün özel sektörde çalışmak zorunda bırakılmış öğretmenler.</p>

<p><br />
Üç gündür Ankara'da eylemdeyiz. İlk olarak Güvenpark'ta sıkıştırıldık ve ciddi şekilde şiddete maruz kaldık. Dün de Kurtuluş Parkı'nda gerçekten büyük bir saldırıyla karşılaştık. Darp edildik. Arkadaşlarımızın kolları, bacakları morluk içinde. Biz öğretmenler olarak böyle bir muameleye maruz kalmak istemiyoruz. Aynı zamanda buna sebep olanların kimler olduğunu da çok iyi biliyoruz. Bunun sorumlusu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'dir. Yusuf Tekin'in bir an önce 1611 mülakat mağduru öğretmenin atamasını yapması gerekiyor. Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş hakkını geri vermesi gerekiyor. Öğretmenlerin belirli süreli sözleşmelerle değil, belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılması gerekiyor.</p>

<p><br />
Kendisi bizi öğretmen olarak görmüyor. Buna ilişkin çeşitli açıklamaları ve itirafları da var. Oysa biz Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı öğretmenleriz. Bunu bir kez daha hatırlatmak ve verilen sözlerin tutulmasını sağlamak için bu eylemlilik sürecine girdik."</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.dokuzeylul.com/vidyome/embed/325927" webkitallowfullscreen=""></iframe></div>

<h2><br />
"Çözüm bekliyoruz"</h2>

<p><br />
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK Üyesi Umut Erkut ise Meclis'te yapılacak görüşmelerden sonuç alınmasını beklediklerini söyledi.</p>

<p><br />
"Çok sıkıntı çektik, çok büyük mücadeleler verdik, çok çaba harcadık. Meclis'e daha önce de çok defa gittik. Çok sayıda görüşme yaptık. Ancak inanıyoruz ki bugüne kadar yaşadığımız sıkıntıların karşılığı olarak milletvekilleri bizi çok daha dikkatli dinleyecek ve çözüm için ellerini taşın altına koyacaklardır.<br />
Biz bu yoldan, sorun çözülene kadar dönmeyeceğimizi zaten söyledik. Bu nedenle Ankara'ya gelenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu kalabalık daha da büyümeden milletvekillerinden, Bakanlıktan ve Eğitim Komisyonu'ndan çözüm bekliyoruz.</p>

<p><br />
Milli Eğitim Komisyonu'nun mülakat mağduru öğretmenler ve taban puan mağduriyetleri için derhal harekete geçmesini istiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gidiyoruz. Verilen sözler tutulsun. Öğretmenlik yaşasın."</p>

<p><img alt="Images (18)-2" class="detail-photo img-fluid" height="452" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/images-18-2.jpg" width="678" /></p>

<h2><br />
"Öğretmenleri açlık grevine sürüklediler"</h2>

<p><br />
Öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepkiler sürerken Veli-Der de eyleme destek açıklaması yaptı. Açıklamada "Sorunları çözmek yerine hak arayanları hedef alan anlayış, bugün öğretmenleri açlık grevine sürüklemiştir. Eğitim emekçilerinin taleplerine kulak vermek yerine baskıyı ve şiddeti tercih edenler, çocukların eğitim hakkını da görmezden gelmektedir" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="27 Gundur Direniste Olan Ozsen Madencilik Iscileri Kazandi Madenciler Yeryuzune Cikti.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/27-gundur-direniste-olan-ozsen-madencilik-iscileri-kazandi-madenciler-yeryuzune-ciktijpg.webp" width="1280" /></p>

<h2><br />
Madenciler yer altında aç kaldı, sıra öğretmenlere mi geldi?</h2>

<p><br />
Madenciler yerin altında aç kalarak haklarını aldı. Şimdi Ankara'da öğretmenler açlık grevinde. Bir tarafta atanamayan öğretmenler, diğer tarafta güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılan eğitim emekçileri var. Hak talep edenler önce açlıkla sınanıyor, çözüm masası ise çoğu zaman ancak bundan sonra kuruluyor.<br />
Aylardır ücretlerini alamayan, Özşen Madencilik işçileri işten çıkarmalarla karşı karşıya kalan madenciler, seslerini duyurabilmek için yer altında açlık grevine başlamıştı. 27 gün süren direniş boyunca işçiler, taleplerinin duyulması için yerin metrelerce altında açlıkla mücadele etti. Uzlaşma sağlandı ve madenciler eylemlerini kazanımla sonlandırdı. Bağımsız Maden-İş, direnişin ardından yaptığı açıklamada "Özşen Maden direnişimizin 27. gününde mücadelemiz zaferle sonuçlandı. Yeraltında açlık grevinde olan madenci arkadaşlarımızı sağ salim aldık. Bu zafer, ekmeğine, onuruna ve geleceğine sahip çıkan madencilerin zaferidir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Özge Uyanık</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yer-altinda-madenciler-yer-ustunde-ogretmenler-bu-ulkede-hak-aclikla-mi-aliniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/ozge-uyanik-2026-06-16t140649860.png" type="image/jpeg" length="30253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sendikadan ‘Büyükşehir’e tepki: Halkı işçi ile karşı karşıya getiriyorlar]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/sendikadan-buyuksehire-tepki-halki-isci-ile-karsi-karsiya-getiriyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/sendikadan-buyuksehire-tepki-halki-isci-ile-karsi-karsiya-getiriyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye-İş Sendikası 2’Nolu Şube Başkanı Atalay, Büyükşehir’in açıklamasına tepki göstererek, “Halkı işçisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Bizim arkadaşlarımız 60-65 bin lira civarında maaş alıyor. Yüzde 16.30 zam ile oran belli oluyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ</strong>/Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) arasında yürütülen, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, İZDOĞA A.Ş. ve İZULAŞ A.Ş.’yi kapsayan 2026-2028 dönemi Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma krizi devam edeiyor. Taraflar rakamlar üzerinde anlaşmaya vardı buna karşın Büyükşehir’in Pazar tatilini kaldırması üzerine görüşmeler tıkandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi konu ile ilgili basın açıklaması yaparak işçilerin aldığı ücretleri açıklaması sendika tarafından tepki ile karşılandı. Sendika Pazar günü hakkından vazgeçmeyeceğini belirtti. Maaşlar konusunda verilen rakamların doğruyu yansıtmadığı bazı işçilerin 60-65 bin TL maaş aldığı ifade edildi. </p>

<h2><strong>Atalay: Halkı işçisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar</strong></h2>

<p>Büyükşehir’in açıkladığı ücretlerin doğru olmadığını ifade eden Atalay, “Halkı işçisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Açıkladıkları o yüksek ücretler (120-130 bin liralar), tüm hakların yıllık olarak eklenmiş, yani giydirilmiş halidir. Arkadaşların aldıkları öğrenim yardımına kadar, hatta olmayan hakları bile hesaba katıp bu rakamı oluşturdular. Onların bu şekilde açıklama yapması, buradaki 3 bin 300 işçiyi ilgilendiren bir durum değil; sadece 45 yıllık toplu sözleşme geçmişi olan 160-200 civarındaki kadrolu işçiyi ilgilendiriyor. Şu anda bizim arkadaşlarımız 60-65 bin lira civarında maaş alıyor. Az çok matematiği olan herkes bilir, bu rakama yüzde 16, 30’u eklediğinizde sonucun nerelere varacağını hesaplayabilir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Algı yaratıyorlar”</strong></h2>

<p>Ücretler üzerinden algı yaratıldığını ifade eden Atalay, “Yaptıkları ne etik ne de ahlaki. Masada aylardır görüşüyoruz ve en son 28 madde kalmıştı. Devam primi, hizmet özendirme gibi maddelerin hepsinde, hatta onların sunduğu şartlarda bile mutabakata vardık; bunları başka isimlerle adlandırarak geçmiş olduk. Aramızda sadece Pazar tatiliyle ilgili bir sıkıntı vardı. Şimdi halka bu durumu anlatamadıkları için algı yaratmaya çalışıyorlar. İlk 168 kişiyi işten çıkarttıklarında yaptıkları algı operasyonunun aynısını yapıyorlar. Bir sene önce ne söylüyorlarsa, bugün de aynı şeyleri tekrarlıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Pazar tartışması</strong></h2>

<p>Haftalık tatil tartışması hakkında konuşan Atalay, “Pazar mevzusunu şöyle anlatayım: Örneğin Salı günü işbaşı yaptım; Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar dahil 6 gün çalışacağım, hafta tatilim ise Pazartesi olacak. 8-5 çalışan bir işçiyi bu şekilde çalıştırmaya çalışıyorlar. Yani Cumartesi-Pazar çalıştırıp, hafta tatilini Pazartesi’ye kaydırmak istiyorlar. Bu uygulama çağdaş ülkelerin hiçbir yerinde yok. Vardiyalı çalışan arkadaşlarımızın hafta tatilleri zaten işin doğası gereği hafta içine denk geliyor, orada bir sorun yok. Ama siz sabit 8-5 çalışan işçiyi de bu sisteme çekerseniz, işçiyi köle düzeninde çalıştırmak istiyorsunuz demektir. O zaman zorla mesai de yaptırmayın. Biz zorla mesai mi istiyoruz? Hayır. Bir de Büyükşehir’deki tüm çalışanların mesai yükünü sanki biz bu toplu sözleşmeyle talep ediyormuşuz gibi bir algı yarattılar” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<h2>Büyükşehir’in açıklaması şu şekilde;</h2>

<p>Belediyemiz ve kuruluşlarımız İZSU, İZULAŞ, İZDOĞA bünyesinde çalışan yaklaşık 4.000 işçimizi kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde Belediye-İş Sendikası ile anlaşma sağlanamamıştır. Sendikalarımızın üyeleri yararına daha iyi koşullarda sözleşme yapma hedefini saygıyla karşılamakla birlikte, Belediye-İş Sendikası’nın toplu görüşmelerdeki uzlaşmama kararını haklı bulmuyoruz:</p>

<p>a) Hâlihazırda müzakere edilen Belediye-İş sözleşme taslağındaki “İşe Devam Primi” ve “Sağlık Raporu Almama Primi” talepleri kabul edilebilir değildir. Önceki toplu iş sözleşmesinde yer alan ve şimdi sendikanın taslağında biraz daha genişletilmek istenen düzenlemeye göre; bir yıllık süre içinde hastalık istirahat raporu almayan işçi için yıllık 14 yevmiye tutarında sağlık raporu almama teşvik pirimi ve fiilen ayda 20 gün ve üzeri çalışanlara “ücretin yüzde 10- yüzde 13 nispetinde işe devam teşvik primi” talep edilmektedir. Çalışanlarımızın normal çalışma saatlerinde işe devam etmeleri için teşvik pirimi talep edilmesi ve hasta olmaları, istirahat etmeleri gerektiğinde sağlık raporu almamaları için teşvik primi verilmesi Belediyemiz ve iştiraklerimizce kabul edilmemiştir ve edilmeyecektir. Önceki dönem toplu sözleşmelerinde benzer maddelerin bulunması, bu haksız/dayanaksız ve işçi/hasta haklarına aykırı taleplerin kabulü için gerekçe olamaz.</p>

<p>b) Belediyemiz kuruluş ve iştiraklerinde haftada 7 gün, çoğu işletmelerimizde günde 24 saat hizmet verilmektedir. Hafta tatili, İş Kanunu’na göre 7 günlük bir zaman diliminde kesintisiz en az 24 saat ücretli dinlenme hakkı olarak düzenlenmiştir; hâlihazırda müzakere edilen Belediye-İş sözleşme taslağında Pazar günü, “hafta tatili” olarak kabul edilmektedir. Bu durumda Pazar günleri çalışmasına ilave iki yahut üç yevmiye fazla ödenmektedir. 2025 senesinde Pazar çalışması ek ücret maliyeti 850 milyon lira tahakkuk etmiştir. 7 gün hizmet esaslı işletmeler için bu durum uygulanabilir ve sürdürülebilir değildir.</p>

<p>c) Fazla mesai çalışmasının “yerleşik uygulama” olarak kabul edilmesi de isabetli değildir. Belediyemiz iştiraklerinin 2025 yılı fazla mesai maliyeti 3,9 milyar lira, 2026 yılnını ilk 5 ayı için 2,2 milyar lira tahakkuk etmiştir. İhtiyaç duyulan birimlerde vardiya usulü çalışmaya geçmek gerekmektedir. Hâlihazırda müzakere edilen Belediye-İş sözleşme taslağında yüzde 25 vardiya zammı talep edilmektedir. Vardiya uygulamasına dahil olacak çalışanlarımıza ücretine ilave olarak yüzde 25 ücret zammı talep edilmektedir. Bu, yanlış bir uygulamadır, sürdürülebilir değildir ve 24 saat hizmet esası işletmeler için uygulanabilir değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>d) Çalışanlarımızın mevcut yevmiyelerine enflasyon nispetinde zam yapılması belediyemizce kabul edilmiştir. Buna göre 1 Mart 2026 yürürlük tarihinden itibaren yıllık istihkaka göre aylık/giydirilmiş ücretler; İzdoğa’da en düşük 98.500,00 TL, en yüksek 112.500,00 TL, İzulaş’ta en düşük 95.700,00 TL, en yüksek 113.500,00 TL, İZSU’da en düşük 119.500,00 TL, en yüksek 130.850,00 TL hesap edilmektedir.</p>

<p>Kamuoyunun bilgilerine sunarız.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/sendikadan-buyuksehire-tepki-halki-isci-ile-karsi-karsiya-getiriyorlar</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260615-w-a0088.jpg" type="image/jpeg" length="38367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlginç bir TİS hikayesi: Pazar tatili krizi!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/ilginc-bir-tis-hikayesi-pazar-tatili-krizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/ilginc-bir-tis-hikayesi-pazar-tatili-krizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye-İş Sendikası ile Büyükşehir arasında TİS krizi devam ediyor. Taraflar arasında pazar günü izni krizi yaşanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) arasında yürütülen, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, İZDOĞA A.Ş. ve İZULAŞ A.Ş.’yi kapsayan 2026-2028 dönemi Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı. Taraflar rakamlar üzerinde anlaşmaya vardı buna karşın Büyükşehir’in Pazar tatilini kaldırması üzerine görüşmeler tıkandı. İşçiler Belediye-İş Sendikası önünde toplanıp, Kültürpark 1’nolu hole yürüdü.</p>

<p>Sendika tarafından yapılan açıklamada, işveren tarafının yaklaşımı nedeniyle görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlandığı belirtilerek, çalışanların hak ve alacakları için mücadeleye devam edileceği vurgulandı.</p>

<h2><strong>Sabah görüşmesi sonuçsuz kaldı</strong></h2>

<p>Sabah saatlerinde sendika ile büyükşehir arasında bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede herhangi bir sonuç alınmadı.</p>

<h2><strong>Atalay: Süreç tıkamış ve sonuçsuz bırakıldı</strong></h2>

<p>Sürecin tıkandığını söyleyen Belediye-İş 2’Nolu Şube Başkanı Savaş Aras, “İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile mart ayından bu yana sürdürdüğümüz, 2026-2028 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri ne yazık ki uyuşmazlıkla sonuçlanmıştır. Bu sözleşmeler; İZDOĞA A.Ş., İZSU Genel Müdürlüğü, İZULAŞ A.Ş. ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan toplam 4.000 üyemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Sendikamız, bu sözleşmelerin masada sonuçlanması için elinden gelen tüm gayreti göstermiştir. Ancak Büyükşehir bürokratlarının uzlaşmaz tutumu, süreci tıkamış ve sonuçsuz bırakmıştır. Bugün alanlarda olmamız bizim tercihimiz değildir. Bu tablo; toplu sözleşme masasında diyalog yerine dayatmayı tercih eden anlayışın bir sonucudur. Yaklaşık 2,5 aydır devam eden bu süreçte sendikamız her aşamada yapıcı bir tutum sergilemiş, sözleşmenin masada bitmesi için yoğun çaba harcamıştır. Ancak saatler süren görüşmeler sonucunda sözlü mutabakata varılan maddeler, imza aşamasına gelindiğinde Büyükşehir yönetimi tarafından geri çekilmektedir. Şunu İzmir Büyükşehir yönetimi dahil tüm kamuoyu bilsin. Belediye-İş Sendikası toplu sözleşmenin üyelerimizin menfaatlerini de gözeterek masada bitmesi için elinden geleni yapıyor. Değerli arkadaşlar toplu sözleşme süreçleri ancak karşılıklı uzlaşma, masada sözlü mutabakata varılan maddelerin tutanak altına alınmasıyla yürür. Toplu sözleşme masasında tartışıp, uzlaşıp sözlü olarak anlaşılan bir maddelerin imza aşamasında Büyükşehir yönetimi imzadan kaçarsa bu sözleşmeler nasıl sonuçlanacaktır?” diye konuştu.</p>

<h2><strong>Haftalık izin tartışması</strong></h2>

<p>Atalay, “Bu toplu sözleşme sürecinde, Büyükşehir yönetimi bugüne kadar hiç tartışılmamış, tartışmaya bile açılamayacak konuları bile masaya getirmiştir. Bütün çağdaş ülkelerde temel bir hak olarak kabul edilen hafta tatilinin pazar günü olması uygulaması, İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi tarafından kaldırılmak istenmektedir. Hafta tatilinin pazar günü olmaktan çıkarılması girişimi, işçinin dinlenme hakkını, aile yaşamını ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen bir girişimdir. Belediye-İş olarak hafta tatilinin pazar günü olması hakkından vazgeçmeyeceğiz. Çünkü, hafta tatilinin keyfi biçimde değiştirilmesi; yalnızca çalışma düzenini değil, emekçinin sağlığını, yaşam dengesini ve toplumsal ilişkilerini de olumsuz etkileyen çağdışı bir girişimdir. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal demokrat bir belediyedir. İzmir’imiz ülkemizin çağdaş yüzüdür” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Sosyal haklardan da vazgeçmemizi istiyorlar”</strong></h2>

<p>Atalay, “Belediye-İş olarak, İzmir’imizi çağdaş çalışma hayatının gerisine düşürmek isteyen bu uygulamaya izin veremeyiz. Bizler, emeğin onurunu ve yılların mücadelesiyle kazanılmış haklarımızı korumakta kararlıyız. Vardiya usulü çalışan arkadaşlarımız zaten işin gereği olarak çalışıyor. Bu Toplu sözleşmede de yer alıyor. Biz vardiya sistemi dışında tüm çalışanları, “ben istediğim gün çalıştırır, istediğim günü de tatil günü yaparım” anlayışına karşıyız. Çağdışı dayatmalara asla boyun eğmeyecek, haklarımızı sonuna kadar savunacağız. Pazar tatilimizi elimizden almak isteyen bu anlayış, aynı zamanda toplu iş sözleşmeleriyle elde ettiğimiz sosyal haklardan da vazgeçmemizi istemektedir. Yılların emeği ve mücadelesiyle kazanılmış bu hakları terk etmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>“Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin”</strong></h2>

<p>Atalay, Bizler toplu sözleşmenin masada bitmesi için sadece elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymaya hazırız. İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır: Masada sözlü olarak uzlaşılan maddelerde imzadan kaçmaktan vazgeçin. Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin. İşçinin emeğinden, sosyal hayatından tasarruf etmek anlamına gelecek olan, toplu iş sözleşmeleriyle kazanılmış sosyal haklarımızı gasp etme girişimlerinden vazgeçin” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/ilginc-bir-tis-hikayesi-pazar-tatili-krizi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-15t135850305.png" type="image/jpeg" length="44652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Kılıç’tan özel sektör öğretmenleri tepkisi: Müdahaleyi kabul etmek mümkün değil]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/chpli-kilictan-ozel-sektor-ogretmenleri-tepkisi-mudahaleyi-kabul-etmek-mumkun-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/chpli-kilictan-ozel-sektor-ogretmenleri-tepkisi-mudahaleyi-kabul-etmek-mumkun-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, özel sektör öğretmenlerinin Ankara’daki eylemlerde gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Kılıç, “Ankara’da, özel sektör öğretmenlerine yönelik müdahaleyi kabul etmek mümkün değildir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör eğitim emekçilerinin yaşadığı güvencesizlik ve düşük ücret sorunlarına dikkat çekmek amacıyla bugün Ankara’da bir araya geldi. Meclis önünde basın açıklaması yapmak isteyen ve Güvenpark'ta toplanan özel sektör öğretmenlerine, polis müdahale etti. Müdahale sırasında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eren Edebali ve sendika üyeleri ters kelepçe ile gözaltına alındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’ta gözaltılara tepki gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kılıç: Kabul etmek mümkün değil!</strong></h2>

<p>Eğitim emekçilerine yapılan müdahaleyi kabul etmenin mümkün olmadığını ifade eden Kılıç, “Ankara’da, özel sektör öğretmenlerine yönelik müdahaleyi kabul etmek mümkün değildir.</p>

<p>İnsanca çalışma ve yaşam koşulları talep eden öğretmenlerin karşısına, kendileri de ağır çalışma koşulları altında görev yapan polisleri çıkarıp makam odalarından talimat verenlere sesleniyorum: Bir ülkede öğretmenler sokakta hak aramak zorunda kalıyorsa, sorun öğretmenlerde değil; onları bu noktaya getiren düzendedir.</p>

<p>Eğitimi değersizleştiren, emeği ucuzlaştıran ve hak aramayı güvenlik meselesi olarak gören anlayış; yalnızca öğretmenlerin değil, ülkenin geleceğinin de karşısındadır. İnsanca yaşam talebi suç değildir!” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/chpli-kilictan-ozel-sektor-ogretmenleri-tepkisi-mudahaleyi-kabul-etmek-mumkun-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/chp-izmir-milletvekili-adayi-sevda-erdan-kilic-kimdir-1.webp" type="image/jpeg" length="35649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir’de eylem günü: TİS’te anlaşma yok, Belediye-İş yarın sahaya iniyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/buyuksehirde-eylem-gunu-tiste-anlasma-yok-belediye-is-yarin-sahaya-iniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/buyuksehirde-eylem-gunu-tiste-anlasma-yok-belediye-is-yarin-sahaya-iniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerini kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Belediye-İş Sendikası, sürecin uyuşmazlıkla sonuçlandığını açıklayarak yarın yürüyüş ve basın açıklaması yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ</strong> <strong>TEKTAŞ</strong>/Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) arasında yürütülen, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, İZDOĞA A.Ş. ve İZULAŞ A.Ş.’yi kapsayan 2026-2028 dönemi Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı.</p>

<p>Sendika tarafından yapılan açıklamada, işveren tarafının yaklaşımı nedeniyle görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlandığı belirtilerek, çalışanların hak ve alacakları için mücadeleye devam edileceği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Haklarımız için mücadele edeceğiz"</strong></h2>

<p>Açıklamada, “Emekçiler olarak alın terimizle kazandığımız haklarımızı korumak ve geliştirmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Taşeron olarak nitelendirdiğimiz güvencesiz çalışma düzenine karşı durmak ve toplu iş sözleşmesi taleplerimizi duyurmak için alanlarda olacağız” ifadelerine yer verildi.</p>

<h2><strong>Yarın yürüyüş ve basın açıklaması</strong></h2>

<p>Belediye-İş Sendikası, yarın saat 11.00’de sendika binası önünde toplanacak. Buradan Kültürpark 1 No’lu Hol önüne yürüyüş gerçekleştirilecek. Saat 14.00’te ise aynı noktada basın açıklaması yapılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/buyuksehirde-eylem-gunu-tiste-anlasma-yok-belediye-is-yarin-sahaya-iniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-14t141939626.png" type="image/jpeg" length="26125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim emekçilerine ters kelepçe tepkisi: İzmir’de toplanma çağrısı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/egitim-emekcilerine-ters-kelepce-tepkisi-izmirde-toplanma-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/egitim-emekcilerine-ters-kelepce-tepkisi-izmirde-toplanma-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası eğitim emekçilerinin Ankara’da gözaltına alınmasına tepki göstererek, Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanma çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ</strong>/Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör eğitim emekçilerinin yaşadığı güvencesizlik ve düşük ücret sorunlarına dikkat çekmek amacıyla bugün Ankara’da bir araya geldi. Meclis önünde basın açıklaması yapmak isteyen ve Güvenpark'ta toplanan özel sektör öğretmenlerine, polis müdahale etti. Müdahale sırasında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eren Edebali ve sendika üyeleri ters kelepçe ile gözaltına alındı. Öğretmenlerin gözaltına alınmasıyla eğitim emekçileri toplanma çağrısında bulundu. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İzmir Şubesi yaptığı açıklamada Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanma çağrısı yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sendika: Tüm İzmir halkını davet ediyoruz</strong></h2>

<p>Ankara Güvenpark’ta yapılan gözaltlarına tepki gösteren sendika, yaptığı açıklamada, “Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler, Türkiye'nin dört bir yanından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile birlikte bugün Ankara'daydı. Fakat öğretmen arkadaşlarımız polis şiddetiyle zorla gözaltına alındı. Yaşananlar karşısında sessiz kalmıyoruz. Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın, öğretmenlerin talepleri derhal yerine getirilsin. Biz de sesimizi çıkarıyoruz. Bugün saat 19:00'da İzmir Alsancak'ta Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapacağımız basın açıklamasına tüm demokratik kamuoyunu, arkadaşlarımızı ve İzmir halkını davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir, Konak</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/egitim-emekcilerine-ters-kelepce-tepkisi-izmirde-toplanma-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-14t141135746.png" type="image/jpeg" length="84172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haklarını alamayan madenciler yer altına indi: Açlık grevi başlattılar]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/haklarini-alamayan-madenciler-yer-altina-indi-aclik-grevi-baslattilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/haklarini-alamayan-madenciler-yer-altina-indi-aclik-grevi-baslattilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edirne'de Özşen Madencilik'te çalışan işçiler, ücret, fazla mesai ve tazminat alacaklarının ödenmediğini belirterek sürdürdükleri direnişi yeni bir aşamaya taşıdı. Yaklaşık 25 gündür eylem yapan madenciler, bu kez kendilerini yer altına kapatarak açlık grevine başladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edirne'de Özşen Madencilik'te çalışan işçiler, taleplerinin karşılanmaması üzerine maden ocağından çıkmama kararı aldı. İşçiler, haklarını alana kadar yer altında kalacaklarını duyurdu.</p>

<p>Bağımsız Maden İş Sendikası da yaptığı açıklamada, "Özşen maden işçileri direnişin 25. gününde kendilerini yer altına kapatarak açlık grevine başladı. 'Haklarımız verilinceye kadar çıkmıyoruz.' Ya saygın bir uzlaşı ya da tavizsiz direniş" ifadelerini kullandı. Yer altında açıklama yapan işçiler ise 24 gün boyunca seslerini duyurmak için çeşitli girişimlerde bulunduklarını ancak herhangi bir sonuç alamadıklarını söyledi.</p>

<p>İşçiler, "Bugün direnişimizin 25. günündeyiz. 24 gündür yer üstünde sesimizi duyurmak için her yola başvurduk. Hiçbir şekilde, hiçbir yerden anlaşma ya da herhangi bir gelişme olmadı. Biz bugün itibarıyla yer altında arkadaşlarla beraber açlık grevine başladık. Hiç kimse bizi dışarı çıkarmak için çabalamasın, biz bu davamızda kararlıyız. Ya öleceğiz ya da haklarımızı alacağız. Haklarımız verilinceye kadar çıkmıyoruz" dedi.</p>

<p>Direniş sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Edirne programında taleplerini iletmek isteyen işçilerin jandarma tarafından engellendiğini hatırlatan madenciler, yaşananlardan yetkililerin sorumlu olduğunu belirtti. Madenciler adına yapılan açıklamada, "Bugün buradan tüm Türkiye'ye bunu söyleriz; buna sebep olanlar bugün madencilerin içerideki hayatlarından ya da can güvenliklerinden sorumlu olan kişilerdir" denildi.</p>

<p>Çözüm üretilmediğini savunan işçiler, kendilerine başka bir seçenek bırakılmadığını ifade ederek şu sözlerle çağrı yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"'Yoktan ne çıkar?' dedik, 'can çıkar' dedik. En sonunda bu madende bu işçilerin hepsini kapatsınlar, üzerine birer toprak atsınlar, desinler ki 'Siz çalışırken bize faydalıydınız, ölürken de faydalı değilsiniz.' Nerede aç kaldıysak orada yok olalım diyoruz. İnsanların ekmeğinden tasarruf olmaz. İnsanların alın terinden tasarruf olmaz. İnsanların çoluğundan çocuğundan tasarruf olmaz. İnsanlar utancından evine gidemez hale geldi burada" </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/haklarini-alamayan-madenciler-yer-altina-indi-aclik-grevi-baslattilar</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/aclik-grevindeki-madenciler-kendilerini-yer-altina-kapatti-nerede-ac-kaldiysak-orada-yok-olalim.webp" type="image/jpeg" length="65463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir’de toplu sözleşmede uzlaşma çıkmadı: Belediye-İş alanlara iniyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/buyuksehirde-toplu-sozlesmede-uzlasma-cikmadi-belediye-is-alanlara-iniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/buyuksehirde-toplu-sozlesmede-uzlasma-cikmadi-belediye-is-alanlara-iniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerini kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Belediye-İş Sendikası, sürecin uyuşmazlıkla sonuçlandığını açıklayarak 15 Haziran’da yürüyüş ve basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ</strong> <strong>TEKTAŞ</strong>/Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) arasında yürütülen, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, İZDOĞA A.Ş. ve İZULAŞ A.Ş.’yi kapsayan 2026-2028 dönemi Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı.</p>

<p>Sendika tarafından yapılan açıklamada, işveren tarafının yaklaşımı nedeniyle görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlandığı belirtilerek, çalışanların hak ve alacakları için mücadeleye devam edileceği vurgulandı.</p>

<h2>Haklarımız için mücadele edeceğiz</h2>

<p>Açıklamada, “Emekçiler olarak alın terimizle kazandığımız haklarımızı korumak ve geliştirmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Taşeron olarak nitelendirdiğimiz güvencesiz çalışma düzenine karşı durmak ve toplu iş sözleşmesi taleplerimizi duyurmak için alanlarda olacağız” ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>15 Haziran’da yürüyüş ve basın açıklaması</h2>

<p>Belediye-İş Sendikası, 15 Haziran Pazartesi günü saat 11.00’de sendika binası önünde toplanacak. Buradan Kültürpark 1 No’lu Hol önüne yürüyüş gerçekleştirilecek. Saat 14.00’te ise aynı noktada basın açıklaması yapılacak.</p>

<h2>Basın emekçilerine davet</h2>

<p>Belediye-İş Sendikası İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Nevzat Yıldırım ile İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Atalay imzasıyla yayımlanan açıklamada, basın mensupları da etkinliğe davet edildi.</p>

<p>Etkinlik kapsamında toplanma, 15 Haziran Pazartesi günü saat 11.00’de Gaziler Caddesi No:153 Kapılar/Konak adresindeki Belediye-İş Sendikası İzmir Şubeleri binası önünde gerçekleştirilecek. Basın açıklaması ise saat 14.00’te Kültürpark 1 No’lu Hol önünde yapılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMİ TEKTAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/buyuksehirde-toplu-sozlesmede-uzlasma-cikmadi-belediye-is-alanlara-iniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-12-13.png" type="image/jpeg" length="31102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİSKAR raporu: Beş ayda 890 milyar TL buhar oldu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/diskar-raporu-bes-ayda-890-milyar-tl-buhar-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/diskar-raporu-bes-ayda-890-milyar-tl-buhar-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK-AR tarafından hazırlanan "Ücret Kayıpları İzleme Raporu"nun Mayıs 2026 dönemi sonuçları yayımlandı. Rapora göre, yüksek enflasyon ve adaletsiz gelir vergisi tarifeleri nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamındaki 16,7 milyon sigortalı işçinin cebinden beş ayda toplam 889 milyar 991 milyon TL eridi. İşçi sınıfının reel harcanabilir gelirindeki kayıp geçen yılın aynı dönemine göre %46,8 oranında artış gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ekonomisinde bir süredir devam eden yüksek enflasyon dinamikleri ve çalışanlar üzerindeki vergi yükü, doğrudan işçi sınıfının satın alma gücünü hedef almayı sürdürüyor. Gelir dağılımındaki makasın emek aleyhine açıldığı, asgari ücretin reel değerini hızla kaybettiği bu dönemde sendikal oluşumların teknik analizleri durumun ciddiyetini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Ücret seviyelerinin nominal olarak artsa da reel anlamda hızla eridiğini savunan işçi temsilcileri, mevcut vergi dilimi düzenlemelerinin ve resmi fiyat endekslerinin çalışan kesimi sistemli bir şekilde yoksullaştırdığına dikkat çekiyor. Ankara ve İstanbul merkezli yürütülen ekonomik araştırmalar, dışlanmış dolaylı vergiler hariç tutulduğunda bile ortaya çıkan faturanın işçi sınıfının omuzlarında taşınamayacak bir ağırlığa ulaştığını gösteriyor.</p>

<h2>Beş aylık kümülatif erime sermaye transferine dönüştü</h2>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-75">Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından her ay düzenli olarak hazırlanan ve kamuoyunun dikkatine sunulan <strong>Ücret Kayıpları İzleme Raporu</strong>'nun Mayıs 2026 sayısal verileri paylaşıldı. Yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde kayıtlı olarak çalışan 16,7 milyon 4/a statüsündeki işçiyi kapsayan araştırmaya göre, ekonomideki negatif çarpanların kümülatif faturası devasa boyutlara ulaştı.</p>

<blockquote>
<p></p>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-76"><strong>DİSK-AR Makro Analiz Raporu:</strong> "Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor. Yılın ilk beş ayında (Ocak-Mayıs 2026 dönemi) süregelen ekonomik aşınma neticesinde, enflasyon ve vergilerin işçi ücretlerine beş aylık toplam faturası <strong>en az 889 milyar 991 milyon TL</strong> olarak gerçekleşti."</p>
</blockquote>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-77">Sendika kurmayları, daha yılın beşinci ayında yaklaşık 890 milyar TL'yi bulan bu devasa kaybın, işçi sınıfından varlıklı kesimlere yönelik çok ciddi ve organize bir sermaye-gelir transferi anlamına geldiğinin altını çizdi.</p>

<h2>Enflasyon faturası vergi yüküyle yarışıyor</h2>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-78">İşçilerin harcanabilir net parasal gelirlerini eriten iki temel düşmanın dönemsel bilançosu çıkarıldığında, kayıpların neredeyse başabaş bir grafik çizdiği gözlemlendi. Vergi takozunun yanı sıra piyasadaki etiket fiyatlarının tırmanışı, kümülatif erozyonu her geçen ay daha da hızlandırıyor.</p>

<h3>Kümülatif İşçi Kayıpları Dağılımı (Ocak-Mayıs 2026)</h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Kayıp Kategorisi</strong></td>
   <td><strong>Beş Aylık Birikimli Toplam Tutar (Milyar TL)</strong></td>
   <td><strong>Yıllık Artış Oranı (2025'in Aynı Dönemine Göre)</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Sigortalı İşçilerin Toplam Enflasyon Kaybı</strong></td>
   <td>
   <p id="p-rc_974b332c21fb2eef-79">458,8</p>
   </td>
   <td>
   <p id="p-rc_974b332c21fb2eef-80">%43,5</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Sigortalı İşçilerin Toplam Vergi Kaybı (Gelir ve Damga)</strong></td>
   <td>
   <p id="p-rc_974b332c21fb2eef-81">431,2</p>
   </td>
   <td>
   <p id="p-rc_974b332c21fb2eef-82">%50,7</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Genel Kümülatif Toplam Kayıp</strong></td>
   <td>
   <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <p id="p-rc_974b332c21fb2eef-83"><strong>889,9 (890,0)</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p></p>

   <p><strong>%46,8</strong></p>

   <p id="p-rc_974b332c21fb2eef-84"></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-85">(Analiz kapsamında incelenen vergi yüküne KDV ve ÖTV gibi dolaylı/tüketim vergileri dahil edilmemiştir. Tüketimden alınan dolaylı vergilerin de eklenmesi halinde reel alım gücü kaybının çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşeceği belirtilmiştir ).</p>

<h2>Ortalama işçi ücreti dördüncü ayda üst vergi dilimine takıldı</h2>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-86">Raporda, SGK'nin en güncel çeyreklik verilerinden yola çıkılarak Türkiye'deki bir işçinin tahmini ortalama aylık brüt giydirilmiş ücreti <strong>64.985 TL</strong> olarak esas alındı. Siyasi iktidarın 2026 yılı gelir vergisi tarife dilimlerini bilinçli olarak düşük artırması sebebiyle, bu ortalama ücrete sahip bir çalışan henüz yılın dördüncü ayında (nisan) bir üst vergi dilimine geçiş yaptı.</p>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-87">Bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak mayıs ayı itibarıyla ortalama bir işçinin brüt maaşından yapılan sadece gelir ve damga vergisi kesintisi <strong>7.079 TL</strong>'ye ulaştı. TÜİK tarafından %16,61 olarak açıklanan resmi 5 aylık enflasyon erimesi de bu hesaba dahil edildiğinde, işçi başına aylık reel kayıp <strong>8.458 TL</strong> daha artış gösterdi. Böylece ortalama bir işçinin 64.985 TL'lik brüt maaşı, mayıs ayında sadece vergi ve enflasyon nedeniyle net <strong>15.537 TL birden erimiş oldu</strong>. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası prim kesintileri de (16.826 TL) dahil edildiğinde, işçinin nominal net ücreti 48.159 TL'ye, alım gücü bakımından reel net ücreti ise <strong>39.701 TL</strong>'ye kadar geriledi. Bu matematiksel gösterge, işçilerin mayıs ayındaki 31 günün <strong>en az 12 gününü</strong> tamamen vergi, kesinti ve enflasyon yükünü sübvanse etmek için çalışarak geçirdiğini tescilledi.</p>

<h2>Asgari ücretli ve dar gelirli gruplarda tekil erime tablosu</h2>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-88">Ücret gruplarının satın alma güçlerine ve maruz kaldıkları kesintilere göre yapılan tekil (bireysel) erime analizleri, toplumun tabanını oluşturan dar gelirlinin durumunu daha da somutlaştırdı. 2026 yılı için brüt <strong>33.030 TL</strong> olarak belirlenen net asgari ücret, yasal olarak gelir vergisinden istisna tutulsa da 4.955 TL'lik SGK ve işsizlik sigortası prim yükünden kaçamadı.</p>

<h3>Ücret Gruplarına Göre Mayıs 2026 Net Aşınma İstatistikleri</h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Asgari Ücret Grubu (Brüt: 33.030 TL):</strong> Yasal prim kesintileri sonrası nominal olarak ele geçen net tutar 28.076 TL'dir. Ancak nisan ve mayıs aylarındaki resmi enflasyon karşısındaki tekil erimesi <strong>4.663 TL</strong>'yi bulmuş ve asgari ücretlinin harcanabilir reel net geliri <strong>23.412 TL</strong> seviyesine düşmüştür. Yılın ilk 5 ayında asgari ücretin %29,1'i cebe girmeden buharlaşmıştır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Asgari Ücretin 1,5 Katı (Brüt: 49.545 TL):</strong> Toplam vergi ve prim kesintisi 10.691 TL'yi bulurken, nominal net ücret 38.854 TL'ye düşmektedir. 6.454 TL'lik beş aylık enflasyon erimesiyle birlikte reel net ücret <strong>32.400 TL</strong>'ye gerilemiş, maaşın %34,6'sı erimiştir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Asgari Ücretin 2 Katı (Brüt: 66.060 TL):</strong> İkinci vergi diliminin etkisiyle 17.179 TL kesintiye gitmekte, nominal net 48.881 TL kalmaktadır. 8.119 TL'lik enflasyon kaybıyla birlikte reel net kazanç <strong>40.762 TL</strong>'ye inerek toplamda %38,3'lük bir hak kaybı doğurmuştur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Asgari Ücretin 3 Katı (Brüt: 99.090 TL):</strong> Ücret skalası yükseldikçe vergi dilimi takozu büyümüş ve kesinti miktarı 29.478 TL olmuştur. 11.563 TL'lik enflasyon erimesi sonrasında reel net ücret <strong>58.049 TL</strong>'ye düşerek toplam hak edişin %41,4'ünü eritmiştir.</p>
 </li>
</ul>

<p id="p-rc_974b332c21fb2eef-93">DİSK-AR raporun sonuç bölümünde, hükümetin izlediği alım gücünü ve ücret artışlarını bastırmaya yönelik makroekonomik politikaların, krizin faturasını tamamen emeğin üzerine yıktığını savundu. Gelirde ve vergide adaletin sağlanabilmesi amacıyla acilen yasal vergi dilimlerinin yeniden düzenlenmesi ve asgari ücret üzerindeki prim baskısının hafifletilmesi gerektiği çağrısı yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/diskar-raporu-bes-ayda-890-milyar-tl-buhar-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-2026-06-08t154050791-1.jpg" type="image/jpeg" length="26205"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
