<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/emegin-sesi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 02 Sep 2026 08:44:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/emegin-sesi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel'den maden emekçilerine destek]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/ozelden-maden-emekcilerine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/ozelden-maden-emekcilerine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylardır alın terlerinin karşılığını alamayan Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçileri, 16 gündür sürdürdükleri kararlı direnişle seslerini duyurmaya çalışıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne aileleri ve çocuklarıyla gelen maden emekçilerine Özgür Özel'den destek geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yerin yüzlerce metre altında ölümle yaşam arasında mekik dokuyarak helal rızkının peşinden koşan maden işçileri, bu kez haklarını almak adına başkentin beton kaldırımında mücadele veriyor. Eskişehir ve Kütahya bölgelerinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik ile Eti Gümüş bünyesinde çalışan yüzlerce emekçi, aylardır ödenmeyen maaşları, tazminatları ve içerde kalan fazla mesai alacakları sebebiyle çareyi Ankara’da aramakta buldu. Günlerdir Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde nöbet tutan ve bu süreçte tam 5 kez emniyet güçlerince gözaltına alınan madenciler, tüm baskılara rağmen geri adım atmayarak direnişin 16'ncı gününü geride bıraktı. Eylemlerinin son gününde ailelerini ve küçük çocuklarını da yanlarına alan emekçiler, kentin kavurucu sıcağına aldırış etmeden bakanlık binası önünde bekleyişini sürdürdü.</p>

<h2>Bakanlık kapısında heyecanlı bekleyiş ve temsilciler arası kritik görüşme</h2>

<p>Görkemli ve kararlı duruşlarıyla tüm Türkiye'nin dikkatini üzerlerine çeken <strong>maden işçileri</strong>, hak mücadelelerini bürokratik kanallara taşımak adına önemli bir adım attı. İşçiler arasından seçilen temsilci heyet, sorunların çözümü ve alacakların tahsili amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileriyle masa başına oturarak taleplerini iletti. Heyet içeride müzakereleri sürdürürken, dışarıda bekleyen yüzlerce <strong>madenci aileleri</strong> ve çocukları ise iyi bir haber alabilmek adına bakanlık bahçesi önünde umutlu bir bekleyiş içerisine girdi. Eylemin başından itibaren sahada olan ve direnişi örgütleyen Bağımsız Maden-İş Sendikası temsilcileri, alın terinin karşılığı kuruşu kuruşuna hesaplara yatırılana ve verilen vaatler resmi taahhütlere dönüşene kadar Ankara'yı terk etmeyeceklerini kesin bir dille duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Siyaset dünyasından bakanlık önüne çıkarma ve kayyım çağrısı</h2>

<p>Madencilerin haftalardır sürdürdüğü bu haklı ve onurlu eyleme siyaset dünyası da duyarsız kalmadı. Eylemin 16'ncı gününde Bakanlık önüne gelerek işçilere moral veren siyasi parti temsilcileri, emekçilerin yanında olduklarını ve bu mücadelenin başarıyla sonuçlanması için her türlü desteği sunacaklarını ifade ettiler. İşçilerin kurduğu eylem alanını ziyaret ederek emekçilerle kucaklaşan kurmaylar, geçmişte kameralar önünde verilen sözlerin kitleler dağıldıktan sonra nasıl unutulduğunu dikkatle hatırlattı. Yıldızlar SSS Holding bünyesinde yaşanan sürecin açık bir emek hırsızlığı olduğunu belirten parti liderleri, hükümete seslenerek devasa holdinglere gösterilen imtiyazın son bulmasını istedi. İşçilerin mağduriyetinin giderilmesi adına radikal adımlar atılması gerektiğini savunan siyasetçiler, devlete ait yetkilerin kullanılarak şirkete derhal kayyım atanması veya işletmenin <strong>kamulaştırma</strong> hamlesiyle kamuya devredilerek alacakların ödenmesi gerektiğini dile getirdiler.</p>

<h2>Çocukların geleceği ve alın teri için mücadele devam edecek</h2>

<p>Yaz tatilinde oyun parklarında veya memleketlerinde olması gereken minik çocukların, babalarının gasp edilen hakları için sıcak asfalt üstünde beklemek zorunda bırakılması eylemin en duygusal kesitlerinden birini oluşturdu. Anneleriyle birlikte ellerinde pankartlarla bakanlık önünde duran çocuklar, babalarının emeğinin karşılığını istemekten vazgeçmedi. İşçilerin bu kararlı duruşunun Türkiye’deki tüm sendikasız ve güvencesiz çalışanlara da ilham kaynağı olduğunu kaydeden sivil toplum temsilcileri, <strong>doğru sendikal örgütlenme</strong> ve mücadele ruhunun her türlü haksızlığı aşacağını vurguladı. Mücadelenin sadece bir ücret arayışı olmadığını, aynı zamanda insan onuruna yaraşır bir çalışma düzeninin tesisi için yürütüldüğünü ifade eden madenciler, <strong>Doruk Madencilik</strong> ve Eti Gümüş şantiyelerinde adalet sağlanana kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/ozelden-maden-emekcilerine-destek</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/haber-foto1192.jpg" type="image/jpeg" length="65159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşinin yanında çırak başladı, torna ustası oldu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/esinin-yaninda-cirak-basladi-torna-ustasi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/esinin-yaninda-cirak-basladi-torna-ustasi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Efeler ilçesinde yaşayan 46 yaşındaki Huriye Tan, ev ekonomisine katkı sağlamak için 2019’da eşinin yanında çırak olarak başladığı tornacılık mesleğinde ustalığa kadar yükseldi. Başlangıçta makinelerden çekinen Tan, yıllar içinde mesleğin inceliklerini öğrendi ve sanayide kendi işini yapmaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güzelhisar Mahallesi’nde yaşayan iki çocuk annesi Huriye Tan, çocuklarının büyümesinin ardından aile bütçesine katkı sağlamak için çalışmak istedi. Tornacı olan eşi Sadık Tan’ın yanında çalışmaya başlayan Tan, zamanla mesleği öğrendi ve torna ustası oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her sabah eşiyle birlikte Ata Mahallesi’ndeki sanayi sitesinde bulunan iş yerine gelen Tan, hazırlıklarını yaptıktan sonra işlerinin başına geçti. Erkeklerin ağırlıkta olduğu sanayi ortamında mesleğini sürdüren Tan, kadınların artık ağır sanayi de dahil olmak üzere birçok alanda çalıştığını söyledi. Tornacılığa başlarken makineler hakkında hiçbir şey bilmediğini anlatan Tan, ilk günlerde yaşadığı zorlukları zamanla aştığını söyledi.</p>

<p>Tan “Çocuklar büyüdükten sonra eşimden beni bir işe yerleştirmesini istiyordum. O da ‘Ben seni sanayiye yanıma alacağım’ diyordu. Ben böyle bir şey düşünmüyordum, böyle makineler olduğunu bilmiyordum. Geldim, başladım. Devam ediyoruz beraber” dedi.</p>

<p>İlk dönemlerde makinelerin çalışma sistemine alışmakta zorlandığını belirten Tan, “İlk zamanlarda makine parçalarından olan elması değiştirmesini bilmiyordum. Makinenin kapağını açınca makinenin içindeki dumandan tedirgin oluyordum. Göre göre, zamanla alışıyorsun” diye konuştu.</p>

<p><img alt="A A 20260822 42275172 42275167 E S I N I N Y A N I N D A C I R A K L I K L A B A S L A D I T O R N A U S T A S I O L D U" class="detail-photo img-fluid" height="1728" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/a-a-20260822-42275172-42275167-e-s-i-n-i-n-y-a-n-i-n-d-a-c-i-r-a-k-l-i-k-l-a-b-a-s-l-a-d-i-t-o-r-n-a-u-s-t-a-s-i-o-l-d-u.jpg" width="2592" /></p>

<h3>“Keşke daha genç yaşta başlasaydım”</h3>

<p>Mesleğinde ustalaşmasının ardından sanayide çalışmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Tan, kadınların istedikleri takdirde her alanda başarılı olabileceğini vurguladı. Tan “Mutluyum, seviyorum. Keşke daha genç yaşta başlasaydım” ifadelerini kullandı. Huriye Tan’ın eşi Sadık Tan da eşiyle birlikte çalışmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Kadınların çalışmak istedikleri sürece ağır sanayi alanında da başarılı olabileceklerini belirten Tan, “Günümüz şartlarında artık ağır sanayide bile bayanlar her yerde var. Yeter ki bayanlar bir şeyi yapmak istesin” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/esinin-yaninda-cirak-basladi-torna-ustasi-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/a-a-20260822-42275172-42275169-e-s-i-n-i-n-y-a-n-i-n-d-a-c-i-r-a-k-l-i-k-l-a-b-a-s-l-a-d-i-t-o-r-n-a-u-s-t-a-s-i-o-l-d-u.jpg" type="image/jpeg" length="73772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[70’inde ekmek mücadelesi: Mezara kadar mesaideyiz]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/70inde-ekmek-mucadelesi-mezara-kadar-mesaideyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/70inde-ekmek-mucadelesi-mezara-kadar-mesaideyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilik yılları dinlenme dönemi olması gerekirken milyonlarca yurttaş için geçim mücadelesine dönüştü. 70’li yaşlarında çalışmak zorunda kalan emekliler, ağır işlerde yaşamlarını riske atarken son dönemde yaşanan iş cinayetleri bu gerçeği bir kez daha gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emeklilik dinlenmenin değil, geçinebilmek için çalışmaya devam etmenin adı haline geldi. 71 yaşındaki Kerime Özen, tarlaya çalışmaya giderken bindiği minibüsün kayalıklara çarpması sonucu hayatını kaybetti. Özen’in ölümünden yalnızca bir hafta önce yine 71 yaşındaki Nurettin Muganlı, çalıştığı inşaatta yaşamını yitirdi. İki farklı işkolunda, iki farklı ölüm; ancak aynı gerçek: Vatandaşlar 70’li yaşlarında dahi ekmek parası için çalışmak zorunda.</p>

<p>İzmir’in Tire ilçesinde tarım işçilerini taşıyan minibüsün freninin tutmaması sonucu kayalıklara çarpması da bu tablonun son örneklerinden biri oldu. Eğridere Mahallesi’nde meydana gelen kazada 71 yaşındaki Kerime Özen yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin temmuz ayı raporu, iş cinayetlerinin çalışma yaşamının neredeyse her alanına yayıldığını ortaya koydu. Rapora göre yalnızca temmuz ayında en az 214 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Ölen işçilerin 73’ü sanayi, 60’ı inşaat, 45’i tarım, 36’sı ise hizmet sektöründe çalışıyordu. İSİG Meclisi’nin raporunda tarım işçilerinin karşı karşıya olduğu risklerin yalnızca trafik kazalarıyla sınırlı olmadığına da dikkat çekildi. Temmuz ayında 3 tarım işçisinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilirken, sıcaklarda çalışma, barınma ve hijyen sorunları ile su kanalları ve ırmaklarda yaşanan ölümler de öne çıktı. Raporda ayrıca temmuz ayında en az 15 işçinin 65 yaş ve üzerinde olduğu belirtildi.</p>

<p><img alt="Kkkkkaaa" class="detail-photo img-fluid" height="1000" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/kkkkkaaa.gif" width="1500" /></p>

<p><strong>Tarım işçileri kimyasal tehlikeyle de karşı karşıya </strong></p>

<p>Tarım işçilerinin karşı karşıya kaldığı riskler kazalarla da sınırlı değil. Afyonkarahisar’da bir serada yapılan ilaçlama sırasında kullanılan tarım ilacı da işçilerin sağlığını tehdit etti. Kent merkezine bağlı Erkmen beldesi Cumhuriyet Mahallesi’nde yaklaşık 80 kişinin çalıştığı domates serasında ilaçlama yapıldığı sırada kimyasal maddeden etkilenen yaklaşık 40 işçi rahatsızlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dha Gal 1024888 1786085925 260" class="detail-photo img-fluid" height="428" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/dha-gal-1024888-1786085925-260.jpg" width="544" /></p>

<p><strong>70 yaşından sonra da çalışmak zorunda</strong></p>

<p>İzmir'de 71 yaşındaki Kerime Özen'in tarım işçilerini taşıyan minibüsün kazasında yaşamını yitirmesinden bir hafta önce 71 yaşındaki Nurettin Muganlı da çalışırken hayatını kaybetti. Tüm Emeklilerin Sendikası, Muganlı’nın düşerek yaşamını yitirdiği inşaatın önünde yaptığı açıklamada, emeklilerin ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunda bırakılmasına tepki gösterdi. “Emeklilere ‘sabredin’ demeyi bırakın. Biz yeterince sabrettik. Bir ömür çalıştık. Primlerimizi ödedik. Bu ülkenin fabrikalarını, yollarını, binalarını yaptık; hizmetini ve üretimini gerçekleştirdik. Şimdi bizden bir ömür daha fedakarlık bekleyemezsiniz. Emekliyi yoksullaştırıp ardından ‘çalışmaya devam ediyor’ diyerek bunun üzerini örtemezsiniz. İnsanların 70'inden sonra ekmek parası için çalışmasını normalleştiremezsiniz. İşçinin ölümünü birkaç günlük haber, emeklinin yoksulluğunu birkaç puanlık zam hesabı haline getiremezsiniz. Çünkü burada tartıştığımız yalnızca maaş değildir. Burada tartıştığımız, insanın nasıl yaşayacağı ve bu ülkenin zenginliğinin kim için kullanılacağıdır.”</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 20 At 11.47.03" class="detail-photo img-fluid" height="2040" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-20-at-114703.jpeg" width="1530" /></p>

<p><strong>Ölümü göze alarak çalışıyoruz</strong></p>

<p>Ağır işlerde çalışmak zorunda kalan emekliler, yaşadıkları tabloyu “geçim mücadelesi” olarak anlatıyor. Emekli İbrahim Yılmaz da çalışma hayatından kopamayan milyonlarca yurttaşın yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.</p>

<p>“Türkiye’de yeni bir sektör oluştu: İş bulamayan emekliler, toplu alanlarda su ve pet şişe toplamaya başladı. Geçim sıkıntısı çeken emekliler, günlük harçlığını çıkarmak, torunu geldiğinde bir çikolata alabilmek için su ve pet şişe topluyor. 23 bin 500 lirayla yaşayamayan emekli dostlarımız çalışmak zorunda bırakılıyor. Ülkemizde binlerce emekli, yaşamını sürdürebilmek için inşaatlarda, lokantalarda, kahvehanelerde çalışmak zorunda bırakılıyor.</p>

<p>Son günlerde birçok iş kazası duyuyoruz. Kaybettiğimiz canlarımıza üzülüyorum ancak maalesef iktidar duymuyor. Bizi yönetenlerin kulakları tıkalı. Çünkü inşaatlarda hiçbir güvenlik önlemi almayan işverenlere yeterli yaptırım uygulanmıyor. Kaybettiğimiz canların ardından ağlamaktan başka bir şey yapılmıyor. Emekliler, ikinci baharını yaşamaları gereken dönemde; ev kirası, pazar ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ölümü göze alarak ucuz iş gücü olarak çalışmak zorunda bırakılıyor. Ama bu düzen böyle gitmez. Günü geldiğinde emekliler, 20 yıldır çektikleri bu ızdırabın hesabını mutlaka soracaktır. Alamadığı sağlığının, gidemediği çarşının ve pazarın hesabını mutlaka soracaktır.”</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ÖZGE UYANIK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/70inde-ekmek-mucadelesi-mezara-kadar-mesaideyiz</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/9-eylul-87-7.png" type="image/jpeg" length="73352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maden emekçilerinden tavizsiz mücadele]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/maden-emekcilerinden-tavizsiz-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/maden-emekcilerinden-tavizsiz-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik bünyesinde hak ettikleri kıdem, ihbar tazminatları ile birikmiş maaşlarını alamayan maden işçilerinin Ankara'da başlattığı direniş ilk haftayı geride bıraktı. Bağımsız Maden-İş Sendikası çatısı altında hakkını arayan işçiler, bakanlık yetkililerine seslenerek pazartesi gününden itibaren mücadele dozunu artıracaklarını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Holding bünyesindeki maden ocaklarında alın teri döken emekçilerin mağduriyeti, başkent sokaklarında yankılanmaya devam ediyor. Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren <strong>Elazığ Eti Gümüş</strong> ile Doruk Madencilik bünyesinde çalışan yüzlerce maden işçisi, ödenmeyen tazminatlar ve geciken ücretleri için başlattıkları eylemi 7'nci gününe taşıdı. Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde hak mücadelesi yürüten emekçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki kararlı duruşunu sürdürüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince daha önce hazırlanan raporların uygulanmadığını belirten madenciler, verilen sözlerin tutulmasını talep ediyor.</p>

<p>Saha süreçlerini yakından takip eden sendika yetkilileri, Yıldızlar SSS Holding yapısına ait işletmelerde yıllardır süregelen hak kayıplarının artık tahammül sınırlarını aştığını vurguluyor. <strong>Doruk Madencilik</strong> bünyesinde zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçilerin mağduriyetleri, ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatları ile sendikal gerekçelerle işten çıkarılan altı çalışanın tazminat talepleri, Ankara'daki eylemin temel gündem maddelerini oluşturuyor.</p>

<h2>Pazartesi sabahından itibaren tavizsiz bir tutuma geçilecek</h2>

<p>Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, direniş alanında yaptığı değerlendirmelerde yeni haftayla birlikte eylem stratejilerini sertleştireceklerini bildirdi. Muhatapların bir an önce masaya oturması gerektiğini belirten Aksu, pazartesi sabahı itibarıyla tavırlarını yoğunlaştıracaklarını ve haklar teslim edilene kadar tavizsiz bir tutum izleyeceklerini dile getirdi. Yetkililerin süreci uzatmasının madencilerin tepkisini daha da artırdığını ifade eden <strong>Başaran Aksu</strong>, işçilerin evlerindeki ekonomik beklentinin acil çözüm gerektirdiğini aktardı.</p>

<p>Hazırlanan bakanlık raporlarına rağmen somut bir adım atılmamasını eleştiren sendika yönetimi, patronların acele kamulaştırma adımlarına karşı emekçilerin de "acele hak alma" kararlılığıyla hareket edeceğini duyurdu. İşçilerin birikmiş hakları üzerinden hesap yapılmaması gerektiği uyarısında bulunan yetkililer, verilen sürenin sonuna gelindiğine dikkat çekti.</p>

<h2>Bakanlık kapısındaki duyarsızlığa ve diyar kesimlerin sessizliğine sert tepki</h2>

<p>Günlerdir Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde bekleyişlerini sürdüren madenciler, yetkililerin kendileriyle temas kurmamasından şikayetçi. Günlerdir süren eyleme rağmen hiçbir bürokratın madencilerin yanına inmediğini belirten eylemciler, halkın gerçeklerinden kopuk bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya kaldıklarını savunuyor. Ülkedeki yoksulluk sınırına ve hayat pahalılığına dikkat çeken maden emekçileri, alın terinin ve emeğin değersizleştirilmesine karşı tüm kamuoyunu ortak duyarlılığa davet ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyasi partilerin ve muhalefet odaklarının da sürece yeterince ilgi göstermediğini belirten işçiler, başkentte günlerdir devam eden bu Hak arayışı karşısında herkesin tutumunu gözden geçirmesi gerektiğini ifade ediyor. Kendi aralarında farklı siyasi görüşlerden insanların bulunduğunu ancak ortak paydanın ekmek ve haysiyet mücadelesi olduğunu vurgulayan <strong>Bağımsız Maden-İş</strong> üyeleri, talepleri karşılanana kadar Ankara'dan ayrılmamakta kararlı.</p>

<h2>Mağduriyetlerin giderilmesi için kamulaştırma ve acil ödeme çağrısı</h2>

<p>Yıllardır süregelen ücret ve tazminat krizinin kalıcı olarak çözülmesi adına devlet kademelerinin devreye girmesi gerektiğini belirten <strong>maden işçileri</strong>, mağduriyet yaratan işletmeler için kamulaştırma seçeneğinin değerlendirilmesini istiyor. Holding yönetiminin geçmişten bu yana işçi alacaklarını ötelediğini dile getiren eylemciler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetiminde biriken tüm alacakların tahsil edilerek hak sahiplerine aktarılmasını talep ediyor.</p>

<p>Ankara’daki bekleyişlerini sürdüren işçiler, birikmiş kıdem, ihbar ve maaş ödemelerinin hesaplarına yatırılması halinde eylemlerini sonlandıracaklarını, aksi takdirde direniş çizgisini her geçen gün daha da yukarılara taşıyacaklarını kamuoyuna saygıyla duyuruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/maden-emekcilerinden-tavizsiz-mucadele</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/haber-foto1131-1.jpg" type="image/jpeg" length="82909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maden emekçileri hakları için direniyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/maden-emekcileri-haklari-icin-direniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/maden-emekcileri-haklari-icin-direniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylardır ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatları için mücadele yürüten Doruk Madencilik işçileri, kendilerine verilen sözlerin tutulmaması üzerine bir kez daha Yıldızlar SSS Holding binası önünde toplandı. Ankara'daki yürüyüşler, gözaltılar ve açlık grevleriyle gündeme gelen işçiler, alacakları ödenene kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan Doruk Madencilik bünyesinde çalışan maden işçileri, uzun süredir ödenmeyen aylıkları ve yasal tazminat hakları için verdikleri mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor. İşveren konumundaki <strong>Yıldızlar SSS Holding</strong> tarafından verilen sözlerin yerine getirilmemesi üzerine seslerini duyurmak isteyen işçiler, 13 Nisan tarihinde Eskişehir’den başkente doğru zorlu bir yürüyüş başlattı. Zirve yapan hak arayışı kapsamında altı gün boyunca karayolunda katedilen mesafenin ardından 19 Nisan günü Ankara’ya ulaşan <strong>maden işçileri</strong>, taleplerini doğrudan yetkili makamlara iletmeyi hedefledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkente ulaştıktan sonra haklarını alana kadar kentten ayrılmayacaklarını vurgulayan emekçiler, seslerini duyurabilmek amacıyla kamu binaları ve şirket genel merkezi önünde nöbet tutmaya başladı. Ancak yaşanan gelişmeler, sürecin daha da tırmanmasına ve çetin bir direniş hattının oluşmasına yol açtı.</p>

<h2>Bakanlık garantörlüğüne rağmen ödeme sözleri tutulmadı</h2>

<p>Ankara’daki temaslarından somut bir sonuç alamayan işçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde kurdukları alanda <strong>açlık grevi</strong> eylemine başladı. Mücadelenin bu kritik aşamasında polis müdahalesiyle karşılaşan 110 madenci gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Yaklaşık 14 saatlik gözaltı sürecinin ardından serbest bırakılan işçilerin kararlı tutumu üzerine üst düzey görüşme trafiği hareketlendi. Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve beraberindeki sendika heyeti, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile bir araya gelerek sorunların çözümü için masa kurdu.</p>

<p>Üç bakanlığın garantörlüğünde yürütülen görüşmeler neticesinde, işçi alacaklarının eksiksiz şekilde kapatılması için 15 günlük bir takvim belirlendi ve eylemlere 28 Nisan itibarıyla geçici olarak ara verildi. Ancak aradan geçen süreye ve devlet kurumlarının garantörlük taahhüdüne karşın holding yönetimi ödemeleri gerçekleştirmedi. Sözlerin tutulmaması üzerine Türk Maden-İş üyesi işçiler Beypazarı hattından yürüyüşe geçerken, Doruk Madencilik bünyesindeki emekçiler de 27 Temmuz günü holding binası önünde yeniden <strong>oturma eylemi</strong> başlattı.</p>

<h2>Ağaçlara zincirlenen emekçilere polisten müdahale geldi</h2>

<p>Alacaklarının tahsili konusunda muhatap bulamayan ve verilen sözlerin boşa çıkmasıyla mağduriyetleri artan işçiler, 30 Temmuz günü eylemlerini farklı bir boyuta taşıdı. Çankaya'da bulunan <strong>Yıldızlar SSS Holding</strong> binası önüne gelen madenciler, tepkilerini sembolik bir yöntemle dile getirerek kendilerini holding bahçesindeki ağaçlara zincirledi. Eylemin başlamasının ardından bölgeye sevk edilen güvenlik güçleri, zincirleri keserek işçilere ve sendika yöneticilerine müdahalede bulundu; çok sayıda kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Gözaltı süreçlerine, güvenlik engellerine ve eylem yasaklarına rağmen madenciler hak arama mücadelesinden geri adım atmıyor. Aylardır evlerine ekmek götüremediklerini, mağduriyetlerinin aileleriyle birlikte tüm yaşamlarını olumsuz etkilediğini belirten işçiler, Yıldızlar SSS Holding önündeki bekleyişlerini sürdürüyor. Şirket yetkililerinden ve ilgili bakanlıklardan somut adımlar atılana kadar alanları terk etmeyeceklerini vurgulayan <strong>Bağımsız Maden-İş</strong> temsilcileri, verilen sözlerin derhal tutulmasını talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/maden-emekcileri-haklari-icin-direniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/haber-foto118-2.jpg" type="image/jpeg" length="73154"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkını arayan maden emekçisine eylem yasağı!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hakkini-arayan-maden-emekcisine-eylem-yasagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hakkini-arayan-maden-emekcisine-eylem-yasagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıldızlar SSS Holding bünyesinde çalışan ve aylardır alacaklarını tahsil edemeyen maden işçilerinin Ankara'daki hak arama mücadelesi sürerken, Ankara Valiliği kent genelinde 15 gün süreyle eylem ve gösteri yürüyüşü yasağı kararı aldı. Bakanlık önündeki gözaltıların ardından gelen yasak kararı siyaset ve emek dünyasında geniş tepki topladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_f027e5fac448737b-75">Aylardır maaşlarını, kıdem tazminatlarını ve zorunlu ücretsiz izin dönemlerinden doğan alacaklarını tahsil edemeyen maden işçilerinin başkent Ankara’da sürdürdüğü hak arama mücadelesinde kritik bir gelişme yaşandı. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işletmelerinde emek veren yüzlerce işçi, ödenmeyen alacakları için seslerini yetkililere duyurmaya çalışırken, <strong>Ankara Valiliği</strong> tarafından alınan kararla kent genelinde 15 gün süreyle eylem ve etkinliklerin yasaklandığı açıklandı. Alacaklarının tahsili için günlerdir Ankara sokaklarında ve bakanlık kapılarında nöbet tutan <strong>maden işçileri</strong>, bu kararla birlikte yeni bir idari engelle karşı karşıya kaldı.</p>

<h2>Protokol tarihlerine rağmen verilen ödeme sözleri tutulmadı</h2>

<p id="p-rc_f027e5fac448737b-76">Maden emekçilerinin başkente uzanan süreçteki mağduriyeti, daha önce devlet kademelerinin devreye girmesiyle imza altına alınan protokollerin yerine getirilmemesiyle derinleşti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın garantörlüğünde şirket yönetimi ve işçi temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde ödemeler için somut takvimler belirlenmişti. Hazırlanan protokole göre işçilerin birikmiş tazminat ödemelerinin 23 Temmuz tarihinde, Eti Gümüş çalışanlarının ödenmeyen maaşlarının ise 6 Ağustos tarihinde banka hesaplarına yatırılması resmi olarak taahhüt edilmişti.</p>

<p id="p-rc_f027e5fac448737b-77">Ancak maden sahalarından Ankara'ya gelen işçilerin aktardığı bilgilere göre, belirlenen resmi tarihlerin üzerinden günler geçmesine rağmen holding yönetimi tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmedi. Verilen sözlerin tutulmaması ve resmi belgelerin karşılıksız kalması üzerine işçiler, <strong>Bağımsız Maden-İş</strong> sendikası öncülüğünde seslerini duyurabilmek amacıyla başkentteki kararlı duruşlarını sürdürme kararı aldı. Daha önce holding binası önünde kendilerini zincirleyerek seslerini duyurmaya çalışan emekçiler, alın terlerinin karşılığını alana kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını kararlılıkla vurgulamıştı.</p>

<h2>Enerji Bakanlığı önündeki müdahaleyle başlayan gözaltı süreci</h2>

<p id="p-rc_f027e5fac448737b-78">İşçilerin diyalog kanallarını açık tutma ve alacaklarını tahsil etme çabaları, 10 Ağustos tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde gerçekleştirmek istedikleri kitlesel eylemle yeni bir boyuta taşındı. Haklarını talep etmek ve bakanlık yetkilileriyle görüşmek üzere bina önünde toplanan işçilere kolluk kuvvetleri tarafından müdahale edildi. Valilik talimatıyla gösteriye izin verilmezken, yaşanan arbede esnasında aralarında sendika yöneticilerinin de bulunduğu yaklaşık 100 maden işçisi <strong>gözaltı</strong> işlemine tabi tutuldu.</p>

<p id="p-rc_f027e5fac448737b-79">Bakanlık önünde yaşanan müdahale ve gözaltı olaylarının yankıları sürerken, valilikten gelen yeni genelge tansiyonu yükseltti. Ankara Valiliği, kentin muhtelif yerlerinde yaşanabilecek olası toplumsal gösterileri gerekçe göstererek 15 gün boyunca şehir genelindeki tüm açık alan eylemlerini durdurdu. Kent genelini kapsayan bu kapsamlı <strong>eylem yasağı</strong>, günlerdir Ankara'da hak mücadelesi veren maden işçilerinin sesini kesmeye yönelik bir adım olarak nitelendirildi ve sivil toplum kuruluşları ile emek örgütlerinin tepkisini çekti.</p>

<h2>Siyaset kanadından yasak kararına sert tepkiler yükseldi</h2>

<p id="p-rc_f027e5fac448737b-80">Ankara Valiliği tarafından alınan 15 günlük genel yasak kararı siyasetin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Alınan idari karara tepki gösteren Yeni Parti Şanlıurfa Milletvekili <strong>Mahmut Tanal</strong>, maden işçilerinin yürüttüğü mücadelenin doğrudan anayasal güvence altındaki hak arama özgürlüğü kapsamında olduğunu savundu. Tanal, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı resmi açıklamada, alacaklarını alamadığı için mağdur edilen işçilerin demokratik haklarını kullanmak istediklerini belirterek valilik idaresinin yasakçı tutumunu eleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_f027e5fac448737b-81">Milletvekili Tanal yaptığı değerlendirmede, "Madencinin hakkını verin, sesini kısmayın! Hak aramak suç değil, anayasal haktır" ifadelerini kullanarak, çözümün idari yasaklarda değil işçilerin mağduriyetinin giderilmesinde olduğunu vurguladı. Yıldızlar SSS Holding ve Eti Gümüş bünyesindeki sürecin takipçisi olacaklarını belirten emek temsilcileri ise, yasak kararlarına rağmen alın terlerinin karşılığını alana kadar hukuki ve demokratik mücadelelerini sürdüreceklerini kamuoyuna duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hakkini-arayan-maden-emekcisine-eylem-yasagi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/haber-foto11-2026-08-11t102947387.jpg" type="image/jpeg" length="97237"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemeraltı’nın asırlık ustaları zamana meydan okuyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kemeraltinin-asirlik-ustalari-zamana-meydan-okuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kemeraltinin-asirlik-ustalari-zamana-meydan-okuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in tarihi ticaret merkezi Kemeraltı Çarşısı, bıçakçılıktan sıcak demirciliğe, geleneksel çalgı yapımından el sanatlarına kadar pek çok köklü mesleğe ev sahipliği yapmayı sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri olan <strong>Tarihi Kemeraltı Çarşısı</strong>, yalnızca geçmişten günümüze ulaşan yapılarıyla değil, dar sokaklarında üretmeyi sürdüren zanaatkârlarıyla da kent belleğini ayakta tutuyor. Çeliği işleyerek el yapımı bıçaklar üreten, deriye biçim vererek geleneksel çalgılar hazırlayan ve kızgın demiri döverek tarihten izler taşıyan eserler ortaya çıkaran ustalar, değişen üretim koşullarına rağmen mesleklerinden vazgeçmiyor.</p>

<p><strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi</strong> tarafından 22 yıldır kesintisiz düzenlenen <strong>Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri</strong> de tarihi yapıların yanı sıra bu mekânlara kimlik kazandıran ustaları ve somut olmayan kültürel mirası destekliyor. Daha önce ödüle değer görülen bıçak ustası Hasan Ergenay, def yapım ustası Sami Hosseini ve sıcak demircilik geleneğini sürdüren Akdemir Ailesi, üretim serüvenlerini ve mesleklerinin geleceğine ilişkin beklentilerini anlattı.</p>

<h2><strong>Tezgâhlarda yalnızca ürün değil, kent hafızası üretiliyor</strong></h2>

<p>Kemeraltı’nın son ustaları için zanaatkârlık, yalnızca hayatlarını kazandıkları bir meslek anlamına gelmiyor. Yıllar içinde kuşaktan kuşağa aktarılan üretim teknikleri, aynı zamanda İzmir’in kültürel kimliğini ve toplumsal hafızasını da taşıyor.</p>

<p>Ustalar, fabrikasyon üretimin yaygınlaşması ve gençlerin geleneksel mesleklere ilgisinin azalması nedeniyle bazı zanaatların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekiyor. Onlara göre <strong>geleneksel zanaatlar</strong>, korunması gereken bir üretim biçimi olmanın ötesinde gelecek kuşaklara bırakılacak en kıymetli kültürel miraslar arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Diş hekimliğini bırakıp müziğin izinden gitti</strong></h2>

<p>İran’da 1986 yılında dünyaya gelen sanatçı ve enstrüman yapımcısı <strong>Sami Hosseini</strong>, çocukluğunda tanıştığı defi yaklaşık 30 yıldır çalıyor. Komşusunun deri tamiri sırasında kullandığı yöntemlerden etkilenerek başlayan merakı, yıllar içinde profesyonel bir uğraşa dönüştü.</p>

<p>Diş hekimliği eğitimi almak amacıyla 2012’de İzmir’e gelen Hosseini’nin yaşamı, Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Çalgı Yapımı Bölümü’nü keşfetmesiyle değişti. Diş hekimliğini bırakan Hosseini, lisans eğitimini çalgı yapımı, yüksek lisansını ise Türk sanat müziği alanında tamamladı.</p>

<p>Öğrencileriyle birlikte 2013’te Ahura Ritim Topluluğu’nu kuran Hosseini, geleneksel üretim tekniklerini modern yöntemlerle bir araya getirerek kendine özgü bir yapım biçimi geliştirdi. 2016’da Kemeraltı’nda <strong>Defxane</strong> adlı atölyesini açan sanatçı, def metodu ve tarihini anlattığı ilk kitabını da yayımladı. Hosseini, 2023 yılında ise Kemeraltı’nın çok kültürlü kimliğinden esinlenerek “rengârenk” anlamına gelen Levni Band’i hayata geçirdi.</p>

<h2><strong>Kemeraltı akşamları da müzikle nefes alıyor</strong></h2>

<p>Sami Hosseini, eşiyle birlikte yıllarca depo olarak kullanılan bir alanı dönüştürerek konser, eğitim ve atölye çalışmalarının gerçekleştirildiği canlı bir kültür mekânı oluşturduklarını söyledi.</p>

<p>Akşam saatlerinde sakinleşen Kemeraltı’na düzenledikleri etkinliklerle yüzlerce kişiyi çektiklerini belirten Hosseini, “Böylece çarşının sadece gündüz değil, akşam da yaşayan bir kültür merkezi olmasına katkı sunuyoruz. Ayrıca yedi yıldır doğa içinde Def ve Müzik Kampı düzenliyoruz. Erkan Oğur, Derya Türkan ve Cenk Erdoğan gibi değerli isimlerle ortak projeler gerçekleştirdik” dedi.</p>

<p>Ürettikleri defleri Almanya, Hollanda, ABD ve Japonya’ya gönderdiklerini aktaran Hosseini, Avrupa’daki sanat kurumlarıyla yürüttükleri çalışmalar sayesinde yabancı müzisyenlerin <strong>İzmir</strong> ve Kemeraltı kültürünü tanımasına katkıda bulunduklarını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Ödül genç ustalar için yeni bir kapı açabilir</strong></h2>

<p>Yerel yönetimin çalışmalarını fark etmesinin kendileri için önemli bir moral kaynağı olduğunu vurgulayan Hosseini, Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülü’nün gençleri geleneksel çalgı yapımına yöneltebileceğini söyledi.</p>

<p>Hosseini, “Yerel bir yönetimin yaptığımız işi fark ederek bizi onurlandırması çok değerli. Belki bu sayede bir genç enstrüman yapımına ilgi duyar ve mesleği sürdürmeye karar verir. Eski ustalarla yeni kuşakları buluşturmak gerekiyor. Yerel yönetimlerin desteğinin artması ve ortak projelerin çoğalması Kemeraltı’nın geleceği açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<h2><strong>El yapımı bıçağın makinede karşılığı yok</strong></h2>

<p>Denizli’nin Yatağan beldesinde 1950 yılında doğan <strong>Hasan Ergenay</strong>, bıçakçılığı henüz çocukken babasının yanında öğrendi. Uzun yıllardır Kemeraltı’ndaki dükkânında geleneksel yöntemlerle üretim yapan Ergenay, çarşıda el işçiliğiyle bıçak hazırlayan son ustalardan biri olarak mesleğini sürdürüyor.</p>

<p>Çocuklarına ve torunlarına bıçak yapımını öğrettiğini ancak genç kuşakların bu alana yeterince yönelmediğini ifade eden Ergenay, günümüzde üretimin büyük ölçüde fabrikasyon ve lazer teknolojisine dayandığını söyledi. Ergenay, “Boynuz saplı, bütünüyle el işçiliğiyle üretilen bir bıçak büyük emek ister. Bunun makinede karşılığı yok” dedi.</p>

<p>Dünyanın farklı ülkelerinde geleneksel ustaların devlet politikalarıyla korunduğunu belirten Ergenay, Japonya’daki kılıç ustalarına verilen desteği örnek gösterdi. <strong>Bıçak ustalığının</strong> kaybolmasının kültürel bir yitim anlamına geleceğini vurgulayan Ergenay, “Sanatı kaybetmek, benim gözümde vatanı kaybetmek gibidir. Tarihe Saygı Ödülü, yalnızca bizi onurlandırmıyor; mesleğimizin hâlâ değer gördüğünü de hissettiriyor. Her sabah dükkânımı açarak üretmeye devam etmemin en büyük nedenlerinden biri bu” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Kızgın demirin başında üç kuşaklık emek</strong></h2>

<p>Kemeraltı’nda çocukluklarından beri aynı sokakta çalışan Ali ve Ömer Akdemir kardeşler, ailelerinden devraldıkları <strong>sıcak demircilik</strong> geleneğini yaşatıyor. Geçmişte çok sayıda demirci dükkânının bulunduğu sokakta bugün mesleği sürdüren son ustalar arasında yer alan kardeşler, değişen sektör koşullarına özel üretimle ayak uydurdu.</p>

<p>Bir dönem ayakkabıcılık sektörüne yönelik ürünler hazırladıklarını anlatan Ali Akdemir, sektörün değişmesi üzerine baltadan kebap şişine, tarım aletlerinden kişiye özel siparişlere kadar farklı alanlara yöneldiklerini belirtti. Ürettikleri her parçayı müşteriye teslim etmeden önce test ettiklerini söyleyen Akdemir, “Bu iş içten gelmeden yapılamaz. Büyük emek ve alın teri ister. Belediyenin bizi koruması ve desteklemesi motivasyonumuzu artırıyor” dedi.</p>

<h2><strong>Ata mesleğini dizi ve oyun dünyasına taşıdı</strong></h2>

<p>Ailenin üçüncü kuşak temsilcisi <strong>Süleyman Akdemir</strong>, henüz yedi yaşındayken atölyedeki şahmerdan makinesinden etkilenerek sıcak demirciliğe ilgi duymaya başladı. Babası, amcası ve dedesinden öğrendiği yöntemleri günümüz teknolojisi ve tasarım anlayışıyla buluşturan genç usta, geleneksel demirciliğe yeni bir alan açtı.</p>

<p>Akdemir Ailesi, “Diriliş Ertuğrul” ve “Kuruluş Osman” gibi dönem dizilerinin yanı sıra oyun ve cosplay ekipleri için de özel ürünler hazırlıyor. Balta, bıçak, kılıç ve ok ucu gibi tarihi savaş aletlerini aslına uygun biçimde üreten Süleyman Akdemir, demiri ahşap oyma işçiliğiyle bir araya getirerek uzun ömürlü koleksiyon parçalarına dönüştürüyor.</p>

<p>Zanaatı yaşatmak için atölye çalışmaları ve özel eğitimler düzenlediğini belirten Akdemir, internet sitesi ile sosyal medya kanalları üzerinden yurt dışından da sipariş aldıklarını söyledi. Kemeraltı’nı ziyaret eden turistlerin taleplerini mikro ihracat yoluyla gönderdiklerini aktaran Akdemir, özellikle Almanya, Belçika ve Hollanda’da geniş bir müşteri kitlesine ulaştıklarını ifade etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kemeraltinin-asirlik-ustalari-zamana-meydan-okuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/9-eylul-2026-08-09t125735590.png" type="image/jpeg" length="19837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buca’da TİS imzalandı: İlk 6 ay için yüzde 24 zam]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/bucada-tis-imzalandi-ilk-6-ay-icin-yuzde-24-zam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/bucada-tis-imzalandi-ilk-6-ay-icin-yuzde-24-zam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 7 aydır süren görüşmelerin ardından Buca Belediyesi kadrolu işçilerini kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı. Anlaşmaya göre işçilere ilk 6 ay için yüzde 24 zam yapılırken, sonraki dönemlerde enflasyon oranları ücretlere yansıtılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ</strong>/Buca Belediyesi ile Genel-İş Sendikası 6 Nolu Şubes arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sonuçlandı. Yaklaşık 7 ay süren müzakerelerin ardından kadrolu işçileri kapsayan sözleşmede anlaşmaya varıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sözleşme kapsamında çalışanların ücretlerine ilk 6 aylık dönem için yüzde 24 oranında zam uygulanacağı, sonraki 3 ve 6 aylık dönemlerde ise enflasyon oranları ve gerçekleşecek zamların ücretlere yansıtılacağı belirtildi.</p>

<h2><strong>“Zorlu süreçte birlikte hareket ettik”</strong></h2>

<p>Sözleşmenin tamamlanmasının ardından açıklama yapan Sendika Başkanı Hüseyin Karagöz, ekonomik zorluklara ve ülke genelindeki belirsizliklere rağmen sürecin uzlaşıyla tamamlandığını ifade etti.</p>

<p>Yaklaşık 7 aydır masada olduklarını belirten Karagöz, “Günün şartları, Türkiye’nin ekonomik koşulları ve yaşanan sıkıntılara rağmen bu süreci tamamladık. Buca’daki kadrolu üyelerimizin haklarını koruyan bir anlaşmaya imza attık” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>İşçilere ve sendikaya teşekkür</strong></h2>

<p>Süreç boyunca işçilerin sabırlı ve kararlı duruşunun önemli olduğunu vurgulayan Karagöz, “Hiç yalnız bırakmadınız, her aşamada sabırlı ve sükûnetli durdunuz. Bize güvendiniz ve inandınız” diyerek çalışanlara teşekkür etti.</p>

<p>İşyeri temsilcilerine de katkıları nedeniyle teşekkür edilirken, Genel-İş Sendikası yönetimine ve genel merkeze desteklerinden dolayı minnet duyulduğu belirtildi.</p>

<h2><strong>“Buca emekçisi için yeni bir dönem başlasın”</strong></h2>

<p>Açıklamada Buca Belediye Başkanvekili Hüseyin Benzer’e, belediye bürokratlarına ve süreçte emeği geçen isimlere de teşekkür edildi.</p>

<p>Yeni sözleşmeyle birlikte çalışanların ekonomik koşullarının iyileştirilmesinin hedeflendiği belirtilerek, “Umarız bu sözleşmeyle beraber Buca emekçisi, maaşlarını zamanında ve sıkıntısız aldığı bir sürece hep beraber adım atar” denildi.</p>

<p>Sözleşmenin; sendika, belediye ve işçiler açısından hayırlı olması temennisinde bulunulurken, “Birleşe birleşe, direne direne, mücadele ede ede ve birbirimize güvenerek bu süreci tamamladık” mesajı verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir, Buca</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/bucada-tis-imzalandi-ilk-6-ay-icin-yuzde-24-zam</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/9-eylul-2026-08-06t111103666.png" type="image/jpeg" length="15255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekçinin payına ölüm düştü]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/emekcinin-payina-olum-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/emekcinin-payina-olum-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemizin kronikleşmiş ve çözülemeyen sorunlarından olan iş kazalarında son 5 yılda 9 bin 947 emekçi yaşamını yitirirken, bu ölümlerden 398’i İzmir’de yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i><strong>SEMİ TEKTAŞ /</strong></i> Madenlerde, fabrikalarda ve inşaatlarda yükselen her feryat, bir ailenin daha ocağına düşen ateş oldu. Türkiye’de son beş yılda 9 bin 947 işçi ekmek parası uğruna çıktığı evine geri dönemedi. Bunlar içinde yer alan 355 çocuk işçi ise iş cinayetleri tablosunun en acı yüzünü ortaya koydu. İş kazası ölümlerinin 398’i İzmir’de yaşandı. Kaybedilen canların ardında susturulmuş hayatlar ve cevapsız kalan adalet çağrıları ile yarım kalan hayaller, yetim çocuklar ve dinmeyen gözyaşları kaldı.</p>

<p>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre Türkiye’de 2021-2025 yılları arasında en az 9 bin 947 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Son iki yılda yıllık iş cinayeti sayısının yeniden 2 bin sınırına yaklaşması, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yapısal sorunların devam ettiğini gösteriyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri de Türkiye’nin çalışan başına düşen iş kazası oranında dünya ortalamasının üzerinde yer aldığını ortaya koyuyor. Aynı dönemde 355 çocuk işçi ile 65 yaş ve üzeri 559 emekçi hayatını kaybetti. İzmir’de ise son beş yılda en az 398 emekçi yaşamını yitirdi.</p>

<h2>ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMLERİNDE ZİRVE 2025’TE</h2>

<p>Verilere göre 2025 yılında 2 bin 105 emekçi hayatını kaybetti. Yaşamını yitirenlerin 94’ünü çocuklar, 126’sını ise 65 yaş ve üzeri çalışanlar oluşturdu. İllere göre sıralamada İstanbul 277 ölümle ilk sırada yer alırken, İstanbul’u 75 ölümle İzmir ve 71 ölümle Antalya takip etti.</p>

<p>2024 yılında bin 897 emekçi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenlerin 81’ini çocuklar, 96’sını ise 65 yaş ve üzeri çalışanlar oluşturdu. İllere göre sıralamada İstanbul 286 ölümle ilk sırada yer aldı. İzmir 76 ölümle ikinci, Antalya ise 66 ölümle üçüncü sırada yer aldı.</p>

<p>2023 yılında toplam bin 932 emekçi hayatını kaybetti. Çocuk işçi ölümlerinin 54’e gerilediği yılda, 65 yaş ve üzeri 95 emekçi yaşamını yitirdi. İstanbul 274 ölümle ilk sırada yer alırken, İzmir 58 işçi ölümüyle en fazla iş cinayetinin yaşandığı yedinci kent oldu.</p>

<h2>EN AZ İŞÇİ ÖLÜMÜ 2022’DE</h2>

<p>2022 yılı, bin 843 ölümle son beş yılda en az işçinin yaşamını yitirdiği yıl oldu. Hayatını kaybedenlerin 64’ünü çocuk işçiler, 99’unu ise 65 yaş ve üzeri çalışanlar oluşturdu. İstanbul 256 işçi ölümüyle ilk sırada yer alırken, İstanbul’u 87 ölümle İzmir ve 64 ölümle Bursa takip etti.</p>

<p>65 yaş ve üzeri işçi ölümlerinde zirve 2021’de</p>

<p>Son beş yılda 65 yaş ve üzeri çalışanların en fazla hayatını kaybettiği yıl 2021 oldu. Aynı yıl 62 çocuk işçi yaşamını yitirirken, toplam 2 bin 170 emekçi hayatını kaybetti. İzmir, 102 işçi ölümüyle iller sıralamasında ikinci sırada yer aldı. 2021, İzmir’de aynı zamanda son beş yılda en fazla işçi ölümünün yaşandığı yıl oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>‘DİRENÇ NOKTASI BULUNMUYOR’</h2>

<p>Hayatını kaybeden işçilerin büyük bir kısmını sendikasız işçilerin oluşturduğunu söyleyen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İzmir İl Temsilcisi Mustafa Güven, “Sayı tabii ki olağanüstü. Bu durum, özellikle Türkiye’deki üretim tarzıyla ilgili. Kayıt dışı üretim çok fazla. Özellikle tarım ve inşaat gibi sektörlerde hükümetin politikaları da daha çok kayıt dışı alanları besleyecek sermaye akışları üzerine kurulu. Temelde sermaye akışı, kayıt dışı işçi çalıştırmaya dayanıyor ve yatırımlar daha çok kayıt dışılığın yaygın olduğu alanlara yöneliyor. Rant alanları dediğimiz inşaat sektörü, barajlar gibi kayıt dışı işçinin yoğun biçimde çalıştırılabileceği sektörler öne çıkıyor. Tarım işçiliğinde hem sendikasız hem de sigortasız çalışma yaygınlaştı. Dolayısıyla burada doğal olarak örgütsüzlük ve sendikasızlık öne çıkıyor. Sözde bir işçi sağlığı yasası olsa bile işçilerin yüzde 95’inin sendikasız olduğu bir ülkede, sendika olmayınca işçiler bu kurallardan ve yasalardan faydalanamıyor. Sermayenin kuralsız çalışma biçimlerine karşı işçileri örgütleyecek, çalışma koşullarını daha kurallı hale getirecek bir direnç noktası da bulunmuyor” şeklinde konuştu.</p>

<h2>‘KURALSIZLIK YAYGINLAŞIYOR’</h2>

<p>Emek alanında kuralsızlığın kural olarak kabul edildiğini ifade eden Güven, “Türkiye’de özellikle pandemiden sonra sermaye akışı daha çok mülteci işçilik, tarım işçiliği gibi kayıt dışı çalıştırmanın yaygın olduğu alanlara yöneldi. Pandemi dönemi bu açıdan adeta bir laboratuvar oldu. İşçiler, tam kapanma dönemlerinde bile fabrikalarda kuralsız biçimde, ölüm pahasına çalıştırıldı. Pandemi döneminde iş cinayetleri rekor kırdı. Tarımda ve inşaatta, normalde çalışılmaması gereken dönemlerde bile üretim sürdürüldü ve iş cinayetleri arttı. O dönemde ortaya çıkan bu üretim tarzı ve kayıt dışı çalıştırmanın yaygın olduğu alanlara doğru sermaye akışı, bugünkü hükümet politikalarıyla da aynen devam ediyor. Mülteci işçiler çoğunlukla kayıt dışı çalıştırılıyor. İnşaatta, tarımda ve madencilikte kayıt dışılık sürüyor. Hâlâ kayıt dışı madenler çalıştırılıyor. Dolayısıyla emek alanında kuralsızlık yaygınlaşıyor” dedi.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 08 03 At 10.49.28" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-03-at-104928.jpeg" width="1280" /></h2>

<h2>UCUZ İŞ GÜCÜ ARTIYOR</h2>

<p>Ucuz iş gücünün yaygınlaştığının altını çizen Güven, “Emeklilik yaşının arttığı, işsizliğin bu kadar yaygın olduğu bir ortamda işçilerin reel ücretleri de düştü. Dolayısıyla kuralsız çalışma da arttı. Sendikasız işçi sayısı artınca toplam işçi ücretleri de düşüyor. İnsanların temel yaşamı yalnızca ücretle bağlantılı hale geliyor. Kira ve temel tüketim maddelerine ulaşabilmek en önemli mesele olarak görülüyor ancak işçi sınıfının yaşam standardı geriye gidiyor. Kuralsız çalışmanın, sendikasız ve sigortasız çalışma biçimlerinin, esnek ve güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaşması kamu emekçilerini de etkiliyor. Asgari ücretin açlık sınırının yarısı civarında olduğu bir yerde temel kaygı, bir iş bulmak ve temel giderleri karşılamak oluyor. Böyle olunca sendika ve sigorta gibi konular maalesef geri planda kalıyor. İşçi sendikasız ve örgütsüz olunca sermaye de kuralsız çalışma biçimlerini daha rahat uyguluyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2>‘MALİYETİ ÇOK DÜŞÜK ÖNLEMLER’</h2>

<p>Düşük maliyetli önlemler ile çok sayıda işçinin ölümünün önüne geçilebileceğini ifade edeb Güven, “İşin bir yanı sınıfsal ve Türkiye’deki sermaye düzeniyle ilgili. Diğer tarafı ise işçinin bilinci. Bu bilinç ancak sendikal örgütlülükle gelişebilir. İşçi sağlığı kurallarına uyulabilmesi için işçinin sendika içinde örgütlü olması, işçi sağlığı yasasını ve iş güvenliği kurallarını bilmesi, gerekli eğitimleri alması gerekiyor. Ancak bunlar gerçekleşmiyor. İşçi sınıfının bilinci de sendikasızlık nedeniyle gelişemiyor. Türkiye’deki ölümlere baktığımızda, basit önlemler alınmadığı için yaşanan çok sayıda ölüm görüyoruz. Emniyet kemeri takılmadığı, baret kullanılmadığı, merdivene çıkıldığında aşağıda ikinci bir kişi merdiveni tutmadığı ya da gökdelenlerde güvenlik şeridi çekilmediği için insanlar hayatını kaybediyor. Bunlar aslında maliyeti çok düşük önlemler. Ancak ne işveren bu konuda yeterince zorlanıyor ne de sendikasız alanlarda çalışan işçi bu önlemleri yeterince önemseyebiliyor. Çünkü gerekli bilinç oluşmuyor. Sendikalılık ve örgütlülük bu bilinci de kazandırır. Dolayısıyla bu konudaki toplumsal bilincimiz de oldukça geri” şeklinde konuştu.</p>

<h2>YASAL DENETİMLER YETERSİZ</h2>

<p>Yasal denetimlerin yetersiz olduğunu söyleyen Güven, “İşçi sağlığının diğer tarafı ise kamusal denetimdir. Kamusal denetime baktığımızda, Çalışma Bakanlığının ve iş müfettişlerinin denetimlerinin büyük ölçüde sınırlandığını görüyoruz. Müfettiş sayısı da oldukça az. İşçi sağlığı hizmetleri, ortak sağlık ve güvenlik birimleri ya da iş yerlerinde sembolik olarak iş güvenliği uzmanı bulundurma uygulamasına dönüştürüldü. Denetim mekanizması büyük ölçüde özelleştirildi, kamusal denetim sınırlandırıldı. İş güvenliği uzmanı ücretini işverenden alıyor ve yetkisi de oldukça sınırlı. Böyle bir yerde uzman, patronunu ne kadar uyarabilir? Maalesef bir iş cinayeti yaşandığında sorumlu çoğu zaman iş güvenliği uzmanı oluyor. Soma’da ve diğer birçok iş cinayetinde olduğu gibi patronlar sorumluluktan kurtulabiliyor. İş sağlığı ve güvenliği yasasındaki bu eksiklikler de kuralsız çalışmayı besliyor. İşveren şöyle düşünüyor: Bir iş cinayetinin ardından ödenecek tazminatın maliyeti çok büyük değil. İşvereni caydıracak cezalar bulunmuyor. İşçinin dava açması da özellikle sendikasızsa oldukça zor. İşçilerin büyük bölümü sendikasız olduğu için iş kazası ya da iş cinayeti sonrasında ailelerin dava açma süreçleri de güçleşiyor. Burada arabuluculuk sistemi devreye giriyor. İşverenler çok düşük tazminat rakamlarıyla işçinin ailesiyle uzlaşmaya gidiyor. Yasal denetimler yetersiz, kamusal denetim yetersiz” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMİ TEKTAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/emekcinin-payina-olum-dustu</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/08/semi-tektas-11.jpg" type="image/jpeg" length="39519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamu işçisinde zam pazarlığı sürüyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kamu-iscisinde-zam-pazarligi-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kamu-iscisinde-zam-pazarligi-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜRKİYE İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkan Ergün Atalay ve Hak İşçi Sendikaları (Hak-İş) Genel Başkanı Mahmut Arslan, 700 bin kamu işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile 4.5 saatlik toplantı yaptı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Utku ÇELİK-</strong></em>Kamuda&nbsp;700 binden fazla işçiyi ilgilendiren 2023 yılı ‘Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü’ görüşmelerinde süreç devam ediyor. Türk-İş&nbsp;Genel Başkan Ergün Atalay ve Hak-İş&nbsp;Genel Başkanı Mahmut Arslan, Bakan Bilgin'i ziyaret etti. Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) heyetinin de hazır bulunduğu görüşme, yaklaşık 4.5&nbsp;saat sürdü.</p>

<h2>'BELLİ BİR AŞAMAYI GEÇTİK'</h2>

<p>Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, toplantı sonrasında gazetecilere açıklama yaptı. Gerçekleştirilen toplantının verimli geçtiğini söyleyen Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Bu toplantının sonucunda belli bir aşamayı geçtik. Umarım önümüzdeki hafta Sayın Bakan ile&nbsp;tekrar bir araya geleceğiz. Toplu iş sözleşmesinde nihai noktada uzlaşılması için elimizden geleni&nbsp;yapacağız. Sayın Bakan, TÜHİS, Türk-İş&nbsp;ve Hak-İş&nbsp;olarak gerçekten bu toplu iş sözleşmesini bir an evvel sonuçlandırmak için çaba sarf ediyoruz ancak bütün maddelerde bir uzlaşmayı henüz yakalayamadık, tam bir mutabakat sağlanamadı. Bunun için de çabalarımız devam edecek"&nbsp;diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>'ARZUMUZ, BUGÜN RAKAMLARI SÖYLEMEKTİ'</h2>

<p>Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ise&nbsp;kamuoyunun görüşmelerden bir rakam beklediğini ancak bir rakam verme durumunun olmadığını söyleyerek, "Arzumuz, bugün verilen rakamları söylemekti. En son&nbsp;taban ücret 12 bin lira ve yüzde 40 civarında bir zam vardı. O rakamın dışında da sendikaların tamamının iş yerlerine özel sorunları var. Emek zammı, hizmet zammı, gece çalışmaları, vardiyalar var. Bugün onların bir kısmını çözdük&nbsp;ama rakamla ilgili, Sayın Bakan'ın da işveren sendikasının da büyük ihtimal önümüzdeki hafta salı günü bize bir rakam getireceklerini söylediler"&nbsp;ifadelerini kullandı.</p>

<p>Atalay, görüşmelere&nbsp;20 Ocak’ta başladıklarını ve işçilerin bu görüşmelerin istedikleri şekilde bitirilmesini istediklerini hatırlatarak, "Uygun bir rakam verirlerse ne ala. Vermezlerse 'Biz bu meseleyi seçimden evvel bitireceğiz' diye bir ayet yok. Bir an evvel üç milyonluk bir ailenin talebini yerine getirsinler. Salı son olur, salıdan sonra zaten görüşmenin bir anlamı kalmaz.&nbsp;Salı günü inşallah önümüze taban ve tavan ücretle ilgili bir rakam getirirler. İdari maddelerde takıldığımız bir iki konu var, onları da çözüp sözleşme yapılır. Biz burada afaki bir rakam istemiyoruz" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Utku ÇELİK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kamu-iscisinde-zam-pazarligi-suruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 May 2023 19:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2023/05/agency/dha/kamu-iscisinde-zam-pazarligi-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="97975"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
