<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/izmir" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 08:10:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/izmir"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Karşıyaka'da Burhanettin Basatemür düğümü: Tecrübeli teknik adama transfer teklifleri yağıyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/karsiyakada-burhanettin-basatemur-dugumu-tecrubeli-teknik-adama-transfer-teklifleri-yagiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/karsiyakada-burhanettin-basatemur-dugumu-tecrubeli-teknik-adama-transfer-teklifleri-yagiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3'üncü Lig'de şampiyonluk hedefleyen yeşil-kırmızılı ekipte gözler iç transfere çevrilirken, sözleşmesi sona eren başarılı teknik direktör Burhanettin Basatemür, başka kulüplerden gelen cazip tekliflere rağmen Karşıyaka yönetiminin atacağı adımları beklemeyi sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>İzmir futbolunun köklü çınarı Karşıyaka Spor Kulübü'nde, gerçekleştirilen genel kurulun ardından sıcak gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Yeşil-kırmızılı camiada Yiğit Tusder başkanlığında göreve seçilen yeni yönetim kurulu, futbol takımının geleceğini şekillendirmek adına öncelikli maddesini belirledi. Kulüp koridorlarında ve taraftar oluşumlarında bir numaralı gündem maddesi haline gelen <strong>Burhanettin Basatemür</strong> ile nikah tazeleme konusu, resmiyet kazanmak üzere. Geçtiğimiz sezon takıma oynattığı göze hoş gelen futbol ve kıl payı kaçan şampiyonluğun ardından Play-Off oynatma başarısı gösteren tecrübeli teknik adamın sözleşmesi resmi olarak sona erdi. Bu durum, alt liglerde şampiyonluk mücadelesi vermeyi amaçlayan pek çok iddialı kulübü de derhal harekete geçirdi.</p>

<p>Piyasa değeri ve başarı grafiğiyle dikkat çeken tecrübeli çalıştırıcı için transfer piyasası adeta alev almış durumda. Karşıyaka taraftarının takımın başında görmeyi çok istediği tecrübeli futbol aklı, sadakat duruşunu bozmayarak önceliğini her fırsatta yeşil-kırmızılı renklere verdiğini belirtse de, dışarıdan gelen baskılar her geçen saat artıyor. İzmir ekibinde futbol şubesinin başına geçen yeni isimler, teknik heyet konusunu netliğe kavuşturur kavuşturmaz iç transfere yönelmenin hesaplarını yapıyor.</p>

<h2>Çorluspor kurmayları İzmir'e çıkarma yaptı</h2>

<p>Yeşil-kırmızılı kulüpteki belirsizlik süreci devam ederken, Burhanettin Basatemür’ü kadrosuna katmak isteyen kulüpler transfer kulislerini hareketlendirdi. Deneyimli teknik adamı listesine alan ilk kulüp olan Karacabey Belediyespor'un ardından, Malatya Yeşilyurt SK ve iddialı bir kadro kurmak isteyen Çorluspor 1947 de devreye girdi. Özellikle Çorlu temsilcisinin yönetim kurulunun, tecrübeli çalıştırıcıyı ikna etmek adına adeta bir transfer operasyonu düzenlediği öğrenildi. Trakya ekibinin kurmaylarının, Basatemür ile yüz yüze bir görüşme gerçekleştirmek amacıyla özel bir uçakla İzmir'e geldiği ve şartları zorladığı gelen istihbarat bilgileri arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm bu transfer taarruzuna rağmen duruşunu bozmayan Burhanettin Basatemür, kalbinin ve önceliğinin <strong>Karşıyaka</strong> kulübünde kalmaktan yana olduğunu net bir dille ifade etti. Kulübe olan aidiyet duygusunu bir kez daha gözler önüne seren başarılı teknik adam, sadece kendisi beklemekle kalmadı; kadroda yer alan ve sözleşmesi biten kritik futbolcularına da bir nevi liderlik yaptı. Basatemür’ün, transfer teklifleri alan oyuncularına "Beni ve yeni yönetimin hamlelerini beklemeden hiçbir yere imza atmayın" talimatı verdiği, bu sayede takım iskeletinin korunmasını hedeflediği öğrenildi.</p>

<h2>Eski başkanlara bütçe ziyareti düzenlenecek</h2>

<p>Futbol şubesinde yeni bir dönemin kapılarını aralayan yeşil-kırmızılı yönetim, transfer engelini aşmak ve şampiyonluğa oynayacak bir bütçe yaratmak adına camianın ağır toplarıyla bir araya gelmeye hazırlanıyor. Göreve yeni gelen futbol şube yönetimi, kulübün geçmiş dönemlerdeki mali yükünü sırtlayan ve camia üzerinde büyük ağırlığı bulunan eski başkanlar <strong>Cenk Karace</strong> ve <strong>Azat Yeşil</strong>’i makamlarında ziyaret edecek. Bu kritik zirvelerde, kulübün yeni sezondaki nakit akışını sağlamak ve güçlü bir transfer bütçesi oluşturmak adına eski liderlerden sponsorluk ve maddi destek talep edileceği belirtildi. Camianın kenetlenmesi adına bu ziyaretlerin önemi oldukça büyük.</p>

<h2>Yiğit Tusder liderliğinde görev dağılımı netleşti</h2>

<p>Kulübün yönetsel mekanizmalarını hızlandırmak adına Yiğit Tusder başkanlığındaki yeni yönetim kurulu, gerçekleştirdiği ilk resmi toplantıda merakla beklenen <strong>görev dağılımı</strong> şemasını kamuoyuna ilan etti. Kulübün mali ve idari yapısını emanet edeceği isimleri titizlikle seçen Tusder, şubelerin yönetimini de iş dünyasının dinamik isimlerine devretti. Alınan kararlar neticesinde kulübün yeni yönetim şeması şu şekilde tescillendi:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Mali İşlerden Sorumlu Asbaşkan:</strong> Ali Yüceışık</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İdari İşlerden Sorumlu Asbaşkan:</strong> Genco Karaman</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Genel Sekreterlik:</strong> Tolga Özüm (Yardımcılığına ve Hukuk İşleri Sorumluluğuna Mustafa Tugay Alp getirildi)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Futbol Şube Başkanlığı:</strong> Fatih Bilgilier (Melih Oktay ve Serhat Akkaya futbol şubesinde görev alacak)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Voleybol Şube Başkanlığı:</strong> Onur Güner</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Eskrim Şube Başkanlığı:</strong> Oğulkan Avcı (Aynı zamanda Deniz Irmak ile birlikte amatör şubelerden sorumlu olacak)</p>
 </li>
</ul>

<p>Kulübün altyapı ve tesisleşme hamlelerinde ise Bahattin Gümrükçü, Can Yaya ve İlter Köseoğlu idari işleri üstlendi. Ankara'daki bürokratik ilişkileri ve kamu kurumları arasındaki köprüyü kurma görevi Cüneyt Başak'a verilirken; Ömer Faruk Yılmaz AR-GE, İsmail Hacıoğlu ise dijital dönüşüm ve yapay zeka birimlerinin başına geçti. Reklam, sponsorluk ve iş geliştirme departmanlarında ise Engin Ceylan, Erkan Fidanboy, Haldun Metinler, İbrahim Ozan Erol ve Osman Hisarcıklıoğlu gibi güçlü isimler kulübün gelir kapılarını artırmak için mesai harcayacak. Genel denetleme mekanizması ise Ercan Acar, Mahmut Ökte ve Ömer Ulaş Kırım'dan oluşan heyete teslim edildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SPOR, Karşıyaka</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/karsiyakada-burhanettin-basatemur-dugumu-tecrubeli-teknik-adama-transfer-teklifleri-yagiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-16t141545191.png" type="image/jpeg" length="47411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Heval Savaş Kaya'ya anket dosyasından tahliye]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/heval-savas-kayaya-anket-dosyasindan-tahliye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/heval-savas-kayaya-anket-dosyasindan-tahliye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON'un eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve beraberindeki 9 kişi, kurum üzerinden usulsüz anket yaptırıldığı iddialarıyla yargılandıkları davada tahliye edildi. Dün 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada çıkan bu karar şaşkınlık yaratırken, Kaya'nın kent gündemini sarsan farklı bir soruşturma olan kooperatifler dosyası nedeniyle tutukluluğunun devam edeceği öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.gundemebakis.com/izbeton-eski-genel-muduru-kaya-o-dosyadan-tahliye-aldi" rel="nofollow">gundemebakis.com'da yer alan habere göre,</a> İZBETON eski Genel Müdür Heval Savaş Kaya, dün 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir kez daha hakim karşısına çıktı. İZBETON üzerinden anket yaptırıldığına ilişkin iddialar kapsamında yargılanan Heval Savaş Kaya ve Hüseyin Şimşek ve beraberindeki 8 kişinin söz konusu dosyadan tahliye aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaya’nın kooperatif davası kapsamında tutuklu yargılaması devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/heval-savas-kayaya-anket-dosyasindan-tahliye</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-43-3.jpg" type="image/jpeg" length="58949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yollar dar geliyor: İzmir'de kayıtlı araç sayısı 2 milyonu aştı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yollar-dar-geliyor-izmirde-kayitli-arac-sayisi-2-milyonu-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yollar-dar-geliyor-izmirde-kayitli-arac-sayisi-2-milyonu-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Mayıs 2026 dönemi için yayımladığı motorlu kara taşıtları raporu, ülke genelindeki taşıt hareketliliğinin yanı sıra İzmir'in güncel trafik röntgenini de ortaya koydu. Ülke genelinde araç kayıtları bir önceki aya göre yüzde 12,3 oranında azalırken, İzmir'deki toplam kayıtlı taşıt sayısı 2 milyon 144 bini geçti. İkinci el ve sıfır araç piyasasındaki eğilimler, tercih edilen motor tipleri, yakıt türleri ulaşım alışkanlıklarımızdaki değişimi gözler önüne seriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan detaylı raporun ardından <strong>İzmir'de motorlu trafik verileri belli oldu</strong>. Gerek sanayi ve turizm potansiyeli gerekse sürekli göç alarak artan nüfusuyla Ege'nin incisi konumunda bulunan kentin yolları adeta taşıt kaynıyor. Vatandaşların ve şehir plancılarının ulaşım politikaları için sıklıkla merak ettiği <strong>İzmir'in yollarında neler var?</strong> sorusunun en güncel yanıtı, resmi kayıtlarla netleşmiş durumda. Verilere göre, İzmir'de trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı mayıs ayı sonu itibarıyla devasa bir rakama, tam 2 milyon 144 bin 373 adede ulaştı. Bu dev taşıt ordusunun aslan payını 1 milyon 111 bin 501 adetle otomobiller sırtlarken, Ege Bölgesi'nin ılıman iklimine ve coğrafi yapısına son derece uygun olan motosikletler 533 bin 984 adetle ikinci sırada yer alarak kent içi ulaşımın en önemli alternatiflerinden biri olduğunu kanıtladı. Kalan geniş dilimi ise ticari hayatın vazgeçilmezleri olan 313 bin 824 adet kamyonet, tarımsal faaliyetlerin belkemiği 88 bin 42 adet traktör, 53 bin 678 adet kamyon ve on binlerce minibüs, otobüs ile özel amaçlı taşıt oluşturdu.</p>

<h2>Yeni kayıtlar ve ikinci el piyasasındaki hareketlilik</h2>

<p>Mayıs ayı içerisinde İzmir sınırları dahilinde toplam 9 bin 168 adet yeni taşıtın trafiğe kaydı yapılarak kentin araç stokuna eklendiği görüldü. Bu yeni kayıtların dağılımında 4 bin 128 adetle otomobiller liderliği elinde tutarken, motosikletlerin 3 bin 670 adetlik yeni kayıtla otomobilleri çok yakından takip etmesi, İzmirlilerin pratik ulaşım araçlarına yöneldiğinin en büyük göstergesi oldu. Ayrıca mayıs ayında kentte 1066 kamyonet ve 108 kamyon sıfır kilometre olarak yollara çıktı. Sıfır araç piyasasındaki bu rakamların yanı sıra, ekonomik dinamiklerin daha çok hissedildiği ikinci el pazarında da büyük bir hareketlilik yaşandı. Geçtiğimiz ay İzmir'de toplam 45 bin 856 adet motorlu taşıtın noterler aracılığıyla devri yapılarak el değiştirmesi sağlandı. Bu devir işlemlerinde 30 bin 642 adetle otomobiller yine tartışmasız ilk sırayı alırken, 6 bin 828 kamyonet ve 6 bin 45 motosiklet yeni sahipleriyle buluştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Türkiye genelinde trafik istatistikleri düşüş trendinde</h2>

<p>Türkiye geneline bakıldığında ise mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında belirgin bir daralma ve ivme kaybı gözlemlendi. Rapora göre, mayıs ayında Türkiye genelinde 159 bin 623 adet taşıtın trafiğe kaydı gerçekleştirildi. Bu araçların yüzde 47,5'ini otomobiller, yüzde 37,2'sini ise motosikletler oluşturdu. Motosiklet oranının otomobillere bu denli yaklaşması, kent içi mikromobilite trendinin yurt çapında güçlendiğine işaret ediyor. Ancak trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı bir önceki aya kıyasla yüzde 12,3 oranında azalarak sektördeki soğumayı gözler önüne serdi. Düşüş oranları özel amaçlı taşıtlarda yüzde 38,3, minibüslerde yüzde 27,2 ve kamyonlarda yüzde 23,9 olarak kaydedildi.</p>

<p>Geçen yılın mayıs ayına göre yapılan yıllık kıyaslamada ise toplam kayıtlarda yüzde 24,1 gibi çok daha sert bir düşüş tablosu ortaya çıktı. Özellikle traktör kayıtlarında yüzde 50,9, minibüslerde yüzde 42,4 ve motosikletlerde yüzde 37,0 oranında gerileme yaşandı. Ocak-Mayıs dönemini kapsayan beş aylık geniş periyotta, trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,7 azalarak 767 bin 999 adette kalırken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 19,5 artışla 22 bin 837 olarak belirlendi. Tüm bu istatistiksel hareketliliğin sonucunda Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye'deki toplam trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 34 milyon 361 bin 85 adede ulaştı.</p>

<h2>Fransız markası satışlarda zirveyi bırakmadı</h2>

<p>Otomobil tutkunlarının, bayilerin ve sektör temsilcilerinin yakından izlediği konulardan biri de marka rekabeti oldu. Kamuoyunda sıkça tartışılan <strong>En çok hangi marka otomobil satıldı?</strong> sorusunun cevabı, istatistik kurumunun marka dağılımı raporuyla açıklandı. Mayıs ayında Türkiye genelinde trafiğe kaydı yapılan 75 bin 851 adet otomobilin yüzde 16,4'lük gibi büyük bir dilimini Renault marka otomobiller oluşturdu ve Fransız üretici zirvedeki yerini korudu. Alman devi Volkswagen yüzde 10,3 pazar payı ile ikinciliğe otururken, Güney Koreli Hyundai yüzde 7,5 ile üçüncülük kürsüsüne çıktı. Toyota yüzde 6,7, Peugeot yüzde 5,7 oranında pay alırken, Türkiye'nin yerli otomobil gururu TOGG ise yüzde 5,2'lik güçlü bir pazar payı yakalayarak en çok tercih edilen markalar arasında altıncı sıraya yerleşti.</p>

<h2>Elektrikli ve hibrit motorlara ilgi giderek tırmanıyor</h2>

<p>Araç satın alan tüketicilerin yakıt ve renk tercihleri de otomotiv sektörünün geleceği hakkında güçlü ipuçları barındırıyor. Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan 382 bin 385 adet otomobilin motor teknolojisi incelendiğinde, yüzde 40,7'sinin benzinli olduğu görüldü. Ancak asıl dikkat çeken nokta, yüzde 32,2'lik paya ulaşan hibrit motorlu araçlar ve yüzde 18,4'lük paya sahip olan tam elektrikli araçlar oldu. Fosil yakıtların yerini hızla alan bu çevreci teknolojiler, otomotivdeki dönüşümün hız kesmeden devam ettiğini kanıtlıyor. Dizel motorların payı ise sadece yüzde 7,8'de kalarak eski cazibesini yitirdiğini bir kez daha gösterdi. Motor hacmi olarak bakıldığında ise sürücülerin yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle tasarrufa yöneldiği; trafiğe çıkan otomobillerin yüzde 32,7'sinin 1300 ve altı, yüzde 16,1'inin ise 1401-1500 silindir hacmine sahip olduğu tespit edildi. Araç rengi tercihlerinde geleneksel yaklaşımlar değişmezken, yeni otomobillerin yüzde 41,9'u gri, yüzde 25,6'sı beyaz ve yüzde 11,6'sı siyah renklerden oluştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yollar-dar-geliyor-izmirde-kayitli-arac-sayisi-2-milyonu-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-41-3.jpg" type="image/jpeg" length="44099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğretmenler ölüyor, sorun görmezden geliniyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/ogretmenler-oluyor-sorun-gormezden-geliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/ogretmenler-oluyor-sorun-gormezden-geliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okullarda artan şiddet vakaları eğitim sistemindeki derin sorunları gözler önüne seriyor. Eğitim emekçileri, çözümün okul kapılarına güvenlik görevlisi koymakta değil; liyakatsizliği, yoksulluğu ve umutsuzluğu yaratan nedenleri ortadan kaldırmakta olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ</strong>/2026 yılı, Türkiye’de öğretmenlere yönelik şiddet ve saldırı vakalarıyla dikkat çekiyor. Yılın ilk 6 ayında İstanbul’dan Kahramanmaraş’a kadar son olarak Ağrı’da meydana gelen olaylarda hem eğitim camiasında hem de kamuoyunda büyük tepki topladı. Bazı saldırılar ölümle sonuçlanırken, diğerlerinde çok sayıda öğretmen ve öğrenci ağır yaralandı.</p>

<p>Araştırmalar, öğretmenlere yönelik şiddetin sadece uç örneklerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Türkiye’de yapılan bir çalışmaya göre, öğretmenlerin yüzde 21’i son bir yıl içinde en az bir şiddet vakası yaşadığını belirtiyor. Uluslararası NASUWT sendikasının raporuna göre, öğretmenlerin yüzde 20’si fiziksel şiddete uğradığını, yarısından fazlası itme, tokat gibi fiziksel temaslara maruz kaldığını bildiriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi, okul içi şiddet olaylarını incelemek üzere araştırma komisyonu kurdu. Adalet Bakanlığı, küçük yaşta ciddi suç işleyenler için yetişkin cezası uygulanması konusunu gündeme aldı. Eğitim sendikaları ve meslek birlikleri, okul güvenliği ve öğretmen haklarının korunması için yeni önlemler ve yönetmelikler çağrısında bulundu. Lakin alınan tüm tedbirler eğitimde şiddetin önüne geçemedi.</p>

<h2><strong>Kanlı okul saldırıları</strong></h2>

<p>2 Mart 2026 tarihinde İstanbul Çekmeköy’de Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 17 yaşındaki bir öğrenci, biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik (44) ve bir başka öğretmen ile bir öğrenciye bıçakla saldırdı. Saldırının ardından Fatma Nur Çelik ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Diğer öğretmen ve öğrenci yaralanırken, saldırgan hakkında 126 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Eğitim sendikaları ise iş bırakma eylemleri düzenleyerek saldırıyı protesto etti. Bursa Nilüfer’de 14 Şubat 2026’da bir öğretmen, okul çıkışı sırasında eski nişanlısının silahlı saldırısına uğradı ve ağır yaralandı. Benzer şekilde Adana Seyhan’da öğretmene yönelik silah ve darp saldırıları medyaya yansıdı; olaylarda can kaybı yaşanmadı ancak öğretmenler korku ve yaralanma yaşadı. 14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa Siverek’te eski bir öğrenci tarafından düzenlenen silahlı saldırıda öğretmenler ve öğrenciler yaralandı. Saldırganın intihar etti. 15 Nisan 2026’da Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısında ise dokuzu öğrenci biri öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü ve 13 kişiyi yaraladı. Son olarak ise Ağrı’da bir öğretmen evinde ölü bulundu. Olayda öğretmenin görev yaptığı okulda mobbinge maruz kaldığını öne sürüldü.</p>

<h2><strong>Çalık: Münferit değil!</strong></h2>

<p>Okullarda yaşanan olayların münferit olmadığının altını çizen Eğitim-Sen 1’Nolu Şube Başkanı Hamdi Çalık, “Okullarda yaşanan şiddet olaylarının giderek artması üzerine daha önce de çeşitli değerlendirmelerde bulunmuştuk. Öğretmenlere, öğrencilere yönelik ya da akranlar arasında yaşanan şiddet olayları ve son dönemde bazı vakaların ölümle sonuçlanması bize bir kez daha gösteriyor ki, bu olaylar kişisel ya da münferit olaylar olarak değerlendirilemez. Şiddetin arkasında sosyal, ekonomik ve yönetsel nedenler bulunmaktadır. Çocuklarımızın geleceğe güvenle bakamaması, toplumda giderek derinleşen eşitsizlikler ve adaletsizlikler, görevini hakkıyla yerine getiremeyen yöneticilerin önemli pozisyonlarda bulunması ve özellikle eğitim alanında liyakat yerine farklı kriterlerle yapılan görevlendirmeler, okullardaki şiddet ortamını besleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenler ortadan kaldırılmadığı sürece ister okullara bekçi koyun ister başka güvenlik önlemleri alın, şiddetin önüne geçmeniz mümkün değildir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Çalışanları çaresizliğe sürüklemekte”</strong></h2>

<p>Eğitim kurumlarında liyakatsiz atamaların yapıldığını ifade eden Çalık, duruma tepki göstererek, “Maraş’taki yaşanan olay da bu durumun bir örneğidir. Görüyoruz ki öğretmenimiz, görevinin gerektirdiği yeterliliğe sahip olmayan yöneticilerin uyguladığı baskı ve mobbinge maruz kalmıştır. Okulda yaşanan sorunları çözme, demokratik bir çalışma ortamı oluşturma ve sağlıklı iletişim kurma konusunda yetersiz kalan yöneticiler, sorunları çözmek yerine daha da büyüten bir rol üstlenmektedir. Okul yönetimlerinden ilçe milli eğitim müdürlüklerine kadar uzanan bu yönetim anlayışı, çalışanları çaresizliğe sürüklemekte ve eğitim ortamındaki gerilimi artırmaktadır. Liyakatsiz yöneticiler yalnızca eğitim sistemine zarar vermekle kalmamakta, aynı zamanda şiddeti besleyen bir iklimin oluşmasına da katkı sunmaktadır. Görevin gerektirdiği bilgi, birikim ve donanıma sahip olmayan, liyakat yerine başka ölçütlerle görevlendirilen yöneticilerin keyfi uygulamaları eğitim çalışanlarını bunaltmakta, motivasyonlarını düşürmekte ve onları tükenmişliğe sürüklemektedir. Ne yazık ki bu durum zaman zaman çok ağır sonuçlar doğurmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Sebepler kaldırılmadan sonuç değişmez”</strong></h2>

<p>Polisiye önlemler ile şiddet olaylarının önlemeyeceğini ifade eden Çalık, “Bu olayların sistematik bir boyut taşıdığını düşünüyoruz. Çünkü sebepler ortadan kaldırılmadığı sürece sonuçların değişmesi mümkün değildir. Nasıl ki bir iklim hangi ürünü yetiştiriyorsa aynı ürünü vermeye devam ediyorsa, eğitim sisteminde de mevcut koşullar değişmediği sürece benzer sonuçlarla karşılaşmaya devam edeceğiz. Polisiye önlemlerle, okul kapılarına bekçi ya da güvenlik görevlisi yerleştirerek bu sorunları çözmek mümkün değildir. Eğitimde, sağlıkta ve kamunun diğer alanlarında liyakatten uzak atamalar sürdüğü sürece; okulların fiziki koşulları iyileştirilmediği, eğitim çalışanlarının yaşadığı sorunlar çözülmediği ve öğrencilerin geleceğe dair kaygıları giderilmediği sürece kalıcı bir çözüm üretilemez. Bir okul kapısına bekçi koymak öğretmenin yoksulluğunu ortadan kaldırmaz. Eğitim çalışanlarının yaşadığı çaresizliği gidermez. Okul yöneticilerinden ilçe ve il milli eğitim müdürlerine kadar uzanan keyfi yönetim anlayışını sona erdirmez. Bu nedenle yapılması gereken, şiddeti ortaya çıkaran nedenlere odaklanmak ve bu nedenleri ortadan kaldıracak adımları atmaktır. Biz başından beri aynı şeyi söylüyoruz: Öğretmenleri, eğitim çalışanlarını ve öğrencileri umutsuzluğa sürükleyen bu iklim değişmediği sürece benzer üzücü olayları farklı şekillerde yaşamaya devam edeceğiz. Ne yazık ki bugün de sorunun kaynağına yönelik bir adım görmek yerine, görüntüyü kurtarmaya yönelik uygulamaların sürdüğünü görüyoruz. Oysa sebepler ortadan kaldırılmadan sonuçların değişmesini beklemek mümkün değildir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/ogretmenler-oluyor-sorun-gormezden-geliniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/semi-tektas-19.png" type="image/jpeg" length="55331"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’den Avrupa’ya lojistik köprüsü: Türk taşımacılık sektörü İngiltere podyumuna çıkıyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izmirden-avrupaya-lojistik-koprusu-turk-tasimacilik-sektoru-ingiltere-podyumuna-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izmirden-avrupaya-lojistik-koprusu-turk-tasimacilik-sektoru-ingiltere-podyumuna-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZFAŞ, Türk lojistik sektörünün küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla dev bir hamleye imza atıyor. Çin'deki başarıların ardından rotayı Avrupa'ya çeviren kurum, İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenecek olan prestijli Multimodal 2026 Fuarı’nın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstlendi. Sektör temsilcilerine yüzde 70'e varan devlet desteğiyle sunulan bu küresel buluşma, yerli lojistik firmaları için yeni ihracat kapılarını aralayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin coğrafi avantajlarını ticari bir güce dönüştürmek ve yerli ihracatçıların lojistik ağlarını küresel ölçekte genişletmek adına İzmir’den stratejik bir hamle geldi. Kent vizyonunu uluslararası fuarcılık başarılarıyla taçlandıran İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlediği Logistech - Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı ile lojistik sektöründe önemli bir buluşma noktası oluşturan İZFAŞ, yurt dışındaki organizasyonlarına bir yenisini daha ekliyor. Akdeniz havzasının en önemli lojistik merkezlerinden biri olan İzmir, bu kez yerel dinamiklerini Avrupa'nın endüstriyel kalbine taşımaya hazırlanıyor. Küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların ve yeni rota arayışlarının hız kazandığı günümüz konjonktüründe, Türk firmalarının uluslararası arenada gövde gösterisi yapması, ülke ekonomisinin lojistik vizyonu açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Asya pazarında elde edilen kurumsal tecrübeyi batı blokuna taşımayı amaçlayan kurum, daha önce Çin’deki dünyanın en önemli lojistik fuarlarından WIFFA Expo’da iki yıl üst üste Türkiye milli katılım organizasyonunu gerçekleştiren İZFAŞ, şimdi de 30 Haziran - 2 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenecek Multimodal Fuarı’nın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstleniyor. Birleşik Krallık ve Avrupa pazarının tedarik zinciri yönetimindeki en büyük ekosistemlerinden biri olan bu organizasyon, her yıl milyarlarca dolarlık iş hacminin yaratıldığı devasa bir ticaret platformu olarak biliniyor. İZFAŞ'ın bu küresel organizasyonu üstlenmesi, Türk lojistik sektörünün uluslararası normlara uyum sağlaması ve kıta Avrupası’ndaki pazar payını artırması adına büyük bir lojistik diplomatik başarı olarak nitelendiriliyor.</p>

<h2>İngiltere koridorlarında lojistik devlerinin amansız buluşması</h2>

<p>Birmingham kentinde kapılarını açacak olan etkinlik, sadece bir sergileme alanı olmanın ötesinde, küresel taşımacılık politikalarının ve dijital dönüşüm trendlerinin masaya yatırıldığı entegre bir yapıya sahip. Dünya genelinden binlerce nitelikli alıcının ve karar vericinin katıldığı Multimodal Fuarı; lojistik hizmet sağlayıcılarını, freight forwarderları, liman işletmelerini ve sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar, lojistik sektörünün uluslararası ölçekteki önemli ticaret platformları arasında gösteriliyor. Deniz, hava, kara ve demiryolu taşımacılığının kombine çözümlerle sunulacağı bu platformda, Türk firmaları da intermodal taşımacılık altyapılarını ve teknolojik depolama çözümlerini Avrupalı ortaklarına tanıtma fırsatı yakalayacak.</p>

<p>Yerli lojistik sektörünün son yıllarda yapay zeka entegrasyonlu filo yönetimi ve yeşil lojistik sertifikasyonları konusunda attığı büyük adımlar, Avrupalı ithalatçıların dikkatini Türkiye’nin üzerine çekiyor. Coğrafi yakınlık avantajını hızlı teslimat süreçleriyle birleştiren Türk firmaları, İngiltere pazarındaki katı lojistik standartlarını aşabilecek kabiliyette olduklarını bu fuar vesilesiyle doğrudan sahada kanıtlayacak. İngiliz ticaret odaları ve taşımacılık birliklerinin de yakından takip edeceği oturumlarda, Türkiye'nin modern lojistik köyleri ve yenilenen liman altyapıları yabancı yatırımcılara sunulacak.</p>

<h2>Ticaret bakanlığı destekli milli katılım organizasyonuna devlet dopingi</h2>

<p>İZFAŞ liderliğinde İngiltere’ye çıkarma yapacak olan Türk heyeti, fuar alanında en stratejik noktalarda konumlandırılarak görünürlük seviyesi maksimuma çıkarılacak. Tasarlanan özel konseptli Türkiye pavilyonu, yerli firmaların kurumsal kimliklerini en profesyonel şekilde yansıtacak biçimde mimari olarak hazırlandı. İZFAŞ organizasyonuyla oluşturulacak milli katılım organizasyonu ile Türk lojistik firmalarının uluslararası pazarlarda yeni iş birlikleri geliştirmesi, ihracat potansiyellerini artırması ve marka bilinirliklerini güçlendirmesi hedefleniyor. İngiltere pazarında kalıcı acentelikler ve dağıtım ağları kurmak isteyen yerli markalar için bu organizasyon, yüksek maliyetli bireysel katılım risklerini minimize eden korunaklı bir şemsiye görevi üstleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organizasyonun operasyonel ve finansal detayları da Türk lojistik firmalarına küresel pazarlarda yeni fırsatlar sunacak şekilde titizlikle planlandı. Sektör temsilcilerinin sadece ikili iş görüşmelerine odaklanabilmesi adına tüm bürokratik ve lojistik süreçler kurum tarafından üstlenildi. Organizasyon çerçevesinde katılımcı firmalara stant alanı, stant kurulumu ve giydirme hizmetleri ile fuara özel B2B eşleştirme programı ve operasyonel destek sağlanacak. Tüm bu profesyonel hizmet paketinin yanı sıra, firmaların mali yüklerini hafifletecek çok önemli bir teşvik mekanizması da devreye sokuldu. Ticaret Bakanlığı’nın yurt dışı fuar katılımlarına yönelik sağladığı destekler kapsamında, katılımcılar, ilgili mevzuat kapsamında yüzde 70’e kadar devlet desteğinden de yararlanabilecek. Bu yüksek destek oranı, özellikle küresel pazarlara açılmak isteyen orta ölçekli lojistik şirketleri ve forwarder firmaları için can suyu niteliği taşıyor.</p>

<h2>Başvuru süreçlerinde dijital bilgi hattı kesintisiz hizmet veriyor</h2>

<p>Haziran ayının son haftasında başlayacak olan büyük Birmingham operasyonu için geri sayım devam ederken, İZFAŞ fuar koordinatörlüğü de katılım sağlayacak firmaların başvuru ve dosya kabul süreçlerini hızlandırdı. Türkiye genelindeki tüm lojistik dernekleri, taşımacılık odaları ve ihracatçı birlikleriyle koordineli olarak yürütülen süreçte, pavilyon alanındaki sınırlı stant kapasitesi nedeniyle başvurularda öncelik kriterlerinin uygulanacağı bildirildi. Türkiye milli katılım organizasyonuna ilişkin detaylı bilgi ve başvuru süreci hakkında firmalar, millikatilim@izmirfair.com.tr adresi üzerinden bilgi alabilecek. Kurulan bu kurumsal dijital hat üzerinden firmalara nakliye süreçlerinden gümrük prosedürlerine, devlet teşviki geri ödeme takviminden B2B görüşme takvimlerine kadar her konuda uzman danışmanlar tarafından anlık bilgilendirmeler yapılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izmirden-avrupaya-lojistik-koprusu-turk-tasimacilik-sektoru-ingiltere-podyumuna-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/chatgpt-image-16-haz-2026-10-21-24.png" type="image/jpeg" length="33337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Midye kabukları deniz yaşamına nefes olacak]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/midye-kabuklari-deniz-yasamina-nefes-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/midye-kabuklari-deniz-yasamina-nefes-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ile ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA’nın ortaklığında yürütülen TÜBİTAK destekli çevreci proje, Seferihisar açıklarında hayata geçirildi. Sektörel atık olarak kabul edilen tonlarca midye kabuğu, ileri dönüşüm teknikleriyle doğa dostu resiflere dönüştürülerek deniz ekosistemine kazandırıldı. İlk etapta Telgraf Koyu'na yerleştirilen prototiplerin ardından, İzmir kıyılarına 35 yeni resif daha bırakılarak biyoçeşitliliğin ve dalış turizminin desteklenme]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel iklim krizinin denizlerdeki yaşam zinciri üzerindeki baskısı her geçen gün artarken, yerel yönetimler ve teknoloji girişimleri doğa temelli çözümler üretmek adına güçlerini birleştiriyor. Türkiye’nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip olan İzmir, bu alanda uluslararası çevre forumlarına örnek teşkil edecek nitelikte bilimsel bir projeye ev sahipliği yapıyor. Kentin deniz ulaşımını sırtlayan <strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ</strong> ile sürdürülebilir çevre teknolojileri üzerine çalışan <strong>ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA</strong>, kentin mavi ekonomi vizyonunu güçlendirecek stratejik bir ortaklığa imza attı. Bilimsel altyapısı ve yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan bu ortaklık, çöpe giden endüstriyel gıda atıklarını su altı dünyasının koruyucu kalkanına dönüştürmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Projenin temel felsefesini, tüketim çılgınlığının bir parçası olarak her gün tonlarca üretilen restoran atıklarının döngüsel ekonomiye dahil edilmesi oluşturuyor. Bu kapsamda bilim insanları ve mühendisler, deniz ekosisteminde kalsiyum karbonat deposu olarak işlev gören ancak karada büyük bir çevre kirliliği yaratan kabuklu deniz canlılarının atıklarını mercek altına aldı. Yapılan uzun soluklu laboratuvar testleri ve Ar-Ge çalışmaları neticesinde, <strong>atık midye kabuklarından üretilen doğa dostu resifler</strong>, Ege’nin mavi sularıyla buluşmaya hazır hale getirildi. Proje sadece çöp miktarını azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda aşırı avlanma ve dip trolü gibi insan kaynaklı faaliyetler nedeniyle tahrip olan su altı mikro habitatlarının yapay yollarla yeniden inşa edilmesine olanak tanıyor. İlk somut adımı Seferihisar kıyılarında atılan bu çevreci hareket, İzmir’in sürdürülebilir kent hedeflerine de doğrudan katkı sunuyor.</p>

<h2>Sığacık körfezinde dalgıçların hassas su altı operasyonu</h2>

<p>Üretim aşaması tamamlanan inovatif su altı yapıları, lojistik olarak en doğru konuma yerleştirilmek üzere yola çıkarıldı. Kara ulaşımının olmadığı, deniz canlılarının üreme alanı olarak korunan stratejik noktalardan biri olan <strong>Seferihisar Sığacık’taki Telgraf Koyu’na</strong> taşınan resifler için geniş kapsamlı bir saha operasyonu organize edildi. Bölgedeki Teos Marina’da sabahın erken saatlerinde hummalı bir çalışma başlatıldı. Özel olarak hazırlanan ve deniz tabanındaki akıntılara karşı mukavemet gösterebilecek ağırlıkta tasarlanan dört adet prototip resif, marinada bekleyen bir balıkçı teknesine vinçler yardımıyla titizlikle yüklendi.</p>

<p>Koya ulaşıldığında, su altı montajının kusursuz yapılması amacıyla profesyonel ekipler devreye girdi. Resifler, İZDENİZ bünyesindeki uzman kadro ve Serenad Dalış Merkezi dalgıçlarının gerçekleştirdiği yaklaşık bir saatlik zorlu operasyonla denize indirildi. Su altı görüş mesafesinin kontrol edilmesinin ardından, özel kaldırma balonları ve halat sistemleri kullanan dalgıçlar, yapıları deniz tabanındaki kayalık ve kumluk zeminlerin kesişim noktalarına milimetrik olarak sabitledi. Bölgedeki bu tarihi çevre hareketini, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım ve İZDENİZ Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ceyla İnmeler de tekneden takip ederek koordinasyonu sağladı. İlk yerleştirmenin ardından su altına yerleştirilen sensörler ve kameralar sayesinde, deniz canlılarının bu yeni yapıları kullanım biçimi ve yerel balık popülasyonunun resif çevresindeki kolonileşme süreci düzenli olarak izlenecek. Elde edilecek bilimsel veriler doğrultusunda sistem optimize edilerek seri üretim aşamasına geçiş planlanıyor.</p>

<h2>Körfez ekosisteminin temizliği ve dalış turizmi için bilimsel takip</h2>

<p>Kıyı koruma projelerinin sadece idari bir faaliyet olarak kalmayıp bilimsel bir temele oturtulması, başarının sürdürülebilir olması açısından hayati önem taşıyor. İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, hayata geçirilen bu projenin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Körfez ve deniz ekosistemine verdiği vizyoner önemin en somut ve net bir yansıması olduğunu vurguladı. Kent genelinde yürütülen deniz temizliği ve çevre yatırımlarının bu tarz inovatif projelerle taçlandırılması gerektiğini belirten Güler, atık yönetiminde sınırları zorladıklarını ifade etti.</p>

<p>Uygulamanın hem ekolojik hem de ekonomik geri dönüşleri olacağına dikkat çeken Dr. Işıkhan Güler, kurumsal hedeflerini şu sözlerle aktardı: “Bu çalışma, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki denizlerimizin kalitesini ve biyolojik çeşitliliğini artırmaya yönelik önemli adımlardan biri. Temel amacımız, doğal yaşamın bir parçası olan midye kabuklarını teknolojik imkanlarla değerlendirerek doğa dostu resiflere dönüştürmek ve ait oldukları yere, yani yeniden denizle buluşturmaktır. <strong>TÜBİTAK desteğiyle</strong> yürüttüğümüz bu çok aşamalı proje kapsamında, yerleştirdiğimiz resiflerin hangi yerel canlı türlerine ev sahipliği yaptığını, kabukların çözünme oranlarını ve çevre su kalitesine olan mikrobiyolojik etkilerini bilimsel yöntemlerle anlık takip edeceğiz. Buradan elde edeceğimiz verilerle, dünya genelinde de kabul gören doğa temelli çözümlerin yerel ölçekte yaygınlaştırılmasına öncülük etmeyi hedefliyoruz. Bu ve benzeri uygulamaların kıyılarımızda çoğalmasıyla hem doğayla uyumlu bir belediyecilik yaklaşımını güçlendirecek hem de bölgedeki deniz turizmine alternatif ve çok kıymetli bir değer kazandıracağız.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Ege genelindeki tonlarca gıda atığı suya dayanıklı biyokompozit malzemeye dönüştü</h2>

<p>Projenin teknik mimarı ve tasarım süreçlerinin yöneticisi olan NE-SEA kurucusu ve baş tasarımcısı Nermin Sena Özger ise işin mühendislik boyutuna dair ezber bozan veriler paylaştı. Çalışmanın köklerinin 2024 yılında TÜBİTAK ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) tarafından sağlanan uluslararası destek fonlarına dayandığını belirten Özger, uzun süren su altı gözlemleri ve hidrodinamik davranış analizleriyle geliştirilen prototiplerin nihayet İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin lojistik desteğiyle gerçek doğa ortamına yerleştirildiğini söyledi. Geliştirdikleri malzemenin tamamen yerli ve yenilikçi bir teknoloji ürünü olduğunu ifade eden Özger, denizlerin temizlenmesi için denizden geleni kullanmanın mantıklı bir döngü olduğunu aktardı.</p>

<p>Ege Bölgesi genelindeki tüketim alışkanlıklarının yarattığı çevre kirliliğine dikkat çeken Nermin Sena Özger, ham madde tedariki ve üretim mucizesini şu cümlelerle açıkladı: “Yaptığımız sektörel araştırmalara göre, sadece <strong>Ege Bölgesi’nde her ay 40 tondan fazla midye kabuğu</strong> hiçbir geri dönüşüm işlemine tabi tutulmadan doğrudan çöpe atılıyor ve katı atık depolama tesislerinde büyük bir yük oluşturuyor. Biz bu atık kabukları özel kırma, sterilizasyon ve bağlayıcı formülasyon süreçlerinden geçirerek suya, tuzluluğa ve yüksek basınca son derece dayanıklı, doğaya hiçbir zararlı salınım yapmayan patentli bir <strong>biyokompozit malzeme</strong> elde etmeyi başardık. Bu projeyi sadece endüstriyel bir ürün olarak değil, doğa ile insan arasındaki kopan uyumu yeniden güçlendirmek ve su altı yaşamının zenginliğini insanlar için daha görünür kılmak amacıyla tasarladık. Sorumluluğumuz burada bitmiyor; projenin ikinci aşamasında yine TÜBİTAK desteğiyle <strong>35 yeni resif</strong> daha üreteceğiz. Bu yeni yapıları, biyolojik çeşitliliğin acilen desteklenmesi ve koruma altına alınması gereken farklı İzmir deniz alanlarına yerleştirerek eko-sistemi canlandıracağız.”</p>

<h2>Yerel yönetimlerden sürdürülebilir çevre yatırımlarına tam destek</h2>

<p>Sığacık’ın uluslararası arenadaki sakin şehir (Cittaslow) unvanını koruması ve doğallığını kaybetmemesi adına bu tarz ekolojik adımların ilçede atılmasından memnuniyet duyduklarını belirten Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin de projenin yerel kalkınma modeline olan etkilerine değindi. İZDENİZ yönetimine, bilim insanlarına ve operasyonda görev alan tüm fedakar dalgıçlara ilçe halkı adına teşekkür eden Yetişkin, çalışmanın doğadan gelen bileşenlerin yine insan aklıyla doğaya borç ödeme amacıyla kazandırıldığı çok kıymetli bir döngüsel uygulama olduğunu söyledi.</p>

<p>Yapay resiflerin turizmin çeşitlendirilmesi noktasında bir kaldıraç görevi üstleneceğini savunan Başkan İsmail Yetişkin, ilçenin gelecek projeksiyonunu şu sözlerle özetledi: “Hayata geçirilen bu vizyoner proje, sadece deniz ekosisteminin korunması açısından değil, aynı zamanda ilçemizin can damarlarından biri olan <strong>dalış turizmi</strong> açısından da çok büyük bir potansiyel barındırıyor. Atık kabuklardan üretilen bu doğa dostu resifler, kısa süre içinde deniz bitkilerinin ve mikro canlıların üzerini kaplamasıyla yapay birer resif adasına dönüşecek ve bu durum su altı fotoğrafçıları ile dalış meraklıları için yeni cazibe merkezleri yaratacaktır. Resifler bölge turizmine kalıcı bir çeşitlilik ve ekonomik girdi sağlayacak. Kurumsal olarak en başından beri çok önemsediğimiz ve her aşamasında sahada destek verdiğimiz bir projedir.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DOĞANIN SESİ, İzmir, Seferihisar</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/midye-kabuklari-deniz-yasamina-nefes-olacak</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-39-3.jpg" type="image/jpeg" length="55494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sendikadan ‘Büyükşehir’e tepki: Halkı işçi ile karşı karşıya getiriyorlar]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/sendikadan-buyuksehire-tepki-halki-isci-ile-karsi-karsiya-getiriyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/sendikadan-buyuksehire-tepki-halki-isci-ile-karsi-karsiya-getiriyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye-İş Sendikası 2’Nolu Şube Başkanı Atalay, Büyükşehir’in açıklamasına tepki göstererek, “Halkı işçisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Bizim arkadaşlarımız 60-65 bin lira civarında maaş alıyor. Yüzde 16.30 zam ile oran belli oluyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ</strong>/Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) arasında yürütülen, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, İZDOĞA A.Ş. ve İZULAŞ A.Ş.’yi kapsayan 2026-2028 dönemi Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma krizi devam edeiyor. Taraflar rakamlar üzerinde anlaşmaya vardı buna karşın Büyükşehir’in Pazar tatilini kaldırması üzerine görüşmeler tıkandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi konu ile ilgili basın açıklaması yaparak işçilerin aldığı ücretleri açıklaması sendika tarafından tepki ile karşılandı. Sendika Pazar günü hakkından vazgeçmeyeceğini belirtti. Maaşlar konusunda verilen rakamların doğruyu yansıtmadığı bazı işçilerin 60-65 bin TL maaş aldığı ifade edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Atalay: Halkı işçisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar</strong></h2>

<p>Büyükşehir’in açıkladığı ücretlerin doğru olmadığını ifade eden Atalay, “Halkı işçisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Açıkladıkları o yüksek ücretler (120-130 bin liralar), tüm hakların yıllık olarak eklenmiş, yani giydirilmiş halidir. Arkadaşların aldıkları öğrenim yardımına kadar, hatta olmayan hakları bile hesaba katıp bu rakamı oluşturdular. Onların bu şekilde açıklama yapması, buradaki 3 bin 300 işçiyi ilgilendiren bir durum değil; sadece 45 yıllık toplu sözleşme geçmişi olan 160-200 civarındaki kadrolu işçiyi ilgilendiriyor. Şu anda bizim arkadaşlarımız 60-65 bin lira civarında maaş alıyor. Az çok matematiği olan herkes bilir, bu rakama yüzde 16, 30’u eklediğinizde sonucun nerelere varacağını hesaplayabilir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Algı yaratıyorlar”</strong></h2>

<p>Ücretler üzerinden algı yaratıldığını ifade eden Atalay, “Yaptıkları ne etik ne de ahlaki. Masada aylardır görüşüyoruz ve en son 28 madde kalmıştı. Devam primi, hizmet özendirme gibi maddelerin hepsinde, hatta onların sunduğu şartlarda bile mutabakata vardık; bunları başka isimlerle adlandırarak geçmiş olduk. Aramızda sadece Pazar tatiliyle ilgili bir sıkıntı vardı. Şimdi halka bu durumu anlatamadıkları için algı yaratmaya çalışıyorlar. İlk 168 kişiyi işten çıkarttıklarında yaptıkları algı operasyonunun aynısını yapıyorlar. Bir sene önce ne söylüyorlarsa, bugün de aynı şeyleri tekrarlıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Pazar tartışması</strong></h2>

<p>Haftalık tatil tartışması hakkında konuşan Atalay, “Pazar mevzusunu şöyle anlatayım: Örneğin Salı günü işbaşı yaptım; Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar dahil 6 gün çalışacağım, hafta tatilim ise Pazartesi olacak. 8-5 çalışan bir işçiyi bu şekilde çalıştırmaya çalışıyorlar. Yani Cumartesi-Pazar çalıştırıp, hafta tatilini Pazartesi’ye kaydırmak istiyorlar. Bu uygulama çağdaş ülkelerin hiçbir yerinde yok. Vardiyalı çalışan arkadaşlarımızın hafta tatilleri zaten işin doğası gereği hafta içine denk geliyor, orada bir sorun yok. Ama siz sabit 8-5 çalışan işçiyi de bu sisteme çekerseniz, işçiyi köle düzeninde çalıştırmak istiyorsunuz demektir. O zaman zorla mesai de yaptırmayın. Biz zorla mesai mi istiyoruz? Hayır. Bir de Büyükşehir’deki tüm çalışanların mesai yükünü sanki biz bu toplu sözleşmeyle talep ediyormuşuz gibi bir algı yarattılar” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<h2>Büyükşehir’in açıklaması şu şekilde;</h2>

<p>Belediyemiz ve kuruluşlarımız İZSU, İZULAŞ, İZDOĞA bünyesinde çalışan yaklaşık 4.000 işçimizi kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde Belediye-İş Sendikası ile anlaşma sağlanamamıştır. Sendikalarımızın üyeleri yararına daha iyi koşullarda sözleşme yapma hedefini saygıyla karşılamakla birlikte, Belediye-İş Sendikası’nın toplu görüşmelerdeki uzlaşmama kararını haklı bulmuyoruz:</p>

<p>a) Hâlihazırda müzakere edilen Belediye-İş sözleşme taslağındaki “İşe Devam Primi” ve “Sağlık Raporu Almama Primi” talepleri kabul edilebilir değildir. Önceki toplu iş sözleşmesinde yer alan ve şimdi sendikanın taslağında biraz daha genişletilmek istenen düzenlemeye göre; bir yıllık süre içinde hastalık istirahat raporu almayan işçi için yıllık 14 yevmiye tutarında sağlık raporu almama teşvik pirimi ve fiilen ayda 20 gün ve üzeri çalışanlara “ücretin yüzde 10- yüzde 13 nispetinde işe devam teşvik primi” talep edilmektedir. Çalışanlarımızın normal çalışma saatlerinde işe devam etmeleri için teşvik pirimi talep edilmesi ve hasta olmaları, istirahat etmeleri gerektiğinde sağlık raporu almamaları için teşvik primi verilmesi Belediyemiz ve iştiraklerimizce kabul edilmemiştir ve edilmeyecektir. Önceki dönem toplu sözleşmelerinde benzer maddelerin bulunması, bu haksız/dayanaksız ve işçi/hasta haklarına aykırı taleplerin kabulü için gerekçe olamaz.</p>

<p>b) Belediyemiz kuruluş ve iştiraklerinde haftada 7 gün, çoğu işletmelerimizde günde 24 saat hizmet verilmektedir. Hafta tatili, İş Kanunu’na göre 7 günlük bir zaman diliminde kesintisiz en az 24 saat ücretli dinlenme hakkı olarak düzenlenmiştir; hâlihazırda müzakere edilen Belediye-İş sözleşme taslağında Pazar günü, “hafta tatili” olarak kabul edilmektedir. Bu durumda Pazar günleri çalışmasına ilave iki yahut üç yevmiye fazla ödenmektedir. 2025 senesinde Pazar çalışması ek ücret maliyeti 850 milyon lira tahakkuk etmiştir. 7 gün hizmet esaslı işletmeler için bu durum uygulanabilir ve sürdürülebilir değildir.</p>

<p>c) Fazla mesai çalışmasının “yerleşik uygulama” olarak kabul edilmesi de isabetli değildir. Belediyemiz iştiraklerinin 2025 yılı fazla mesai maliyeti 3,9 milyar lira, 2026 yılnını ilk 5 ayı için 2,2 milyar lira tahakkuk etmiştir. İhtiyaç duyulan birimlerde vardiya usulü çalışmaya geçmek gerekmektedir. Hâlihazırda müzakere edilen Belediye-İş sözleşme taslağında yüzde 25 vardiya zammı talep edilmektedir. Vardiya uygulamasına dahil olacak çalışanlarımıza ücretine ilave olarak yüzde 25 ücret zammı talep edilmektedir. Bu, yanlış bir uygulamadır, sürdürülebilir değildir ve 24 saat hizmet esası işletmeler için uygulanabilir değildir.</p>

<p>d) Çalışanlarımızın mevcut yevmiyelerine enflasyon nispetinde zam yapılması belediyemizce kabul edilmiştir. Buna göre 1 Mart 2026 yürürlük tarihinden itibaren yıllık istihkaka göre aylık/giydirilmiş ücretler; İzdoğa’da en düşük 98.500,00 TL, en yüksek 112.500,00 TL, İzulaş’ta en düşük 95.700,00 TL, en yüksek 113.500,00 TL, İZSU’da en düşük 119.500,00 TL, en yüksek 130.850,00 TL hesap edilmektedir.</p>

<p>Kamuoyunun bilgilerine sunarız.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/sendikadan-buyuksehire-tepki-halki-isci-ile-karsi-karsiya-getiriyorlar</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260615-w-a0088.jpg" type="image/jpeg" length="70088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karabağlar'da çöp yığınına tepki!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/karabaglarda-cop-yiginina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/karabaglarda-cop-yiginina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in en büyük üretim merkezlerinden biri olan Karabağlar Sanayi Sitesi'nde, boş sahalara kontrolsüz şekilde dökülen tonlarca atık ve moloz yığını hem çevre sağlığını tehdit ediyor hem de esnafı canından bezdiriyor. Çevre ilçelerden kaçak getirilen çöpler nedeniyle hurdalığa dönen alanda zaman zaman çıkan yangınlar iş yerlerini tehdit ederken, sanayi sakinleri kalıcı bir kamera ve denetim sistemi kurulmasını talep ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Bölgesi'nin endüstriyel kalbi konumundaki İzmir, son günlerde sanayi sitelerinden yükselen çevre kirliliği çığlıklarıyla çalkalanıyor. Kentin üretim hafızasını sırtlayan ancak son yıllarda altyapı ve temizlik zafiyetleriyle sıkça gündeme gelen bir bölge, bu kez kelimenin tam anlamıyla bir çevre felaketine ev sahipliği yapıyor. İzmir'in Karabağlar ile Buca ilçeleri sınırlarında yer alan <strong>Karabağlar Sanayi Sitesi'nde</strong> boş alanlara bırakılan atıklar çevredeki vatandaşların tepkisine neden oldu. Yıllardır binlerce irili ufaklı işletmenin üretim yaptığı, her gün binlerce tır, kamyon ve binek aracın giriş çıkış sağladığı sanayi kompleksinin ara sokakları, moloz döküm sahalarını aratmayan bir görüntüye bürünmüş durumda. İki ilçenin tam kesişim noktasında bulunması nedeniyle kurumsal yetki karmaşasının da yaşandığı sahalarda, her geçen gün yeni bir çöp dağı yükseliyor.</p>

<p>Kirliliğin boyutu, sanayi sitesinin sadece iç sokaklarıyla sınırlı kalmayıp, ana arterleri ve yoğun yaya trafiğinin bulunduğu caddeleri de teslim almış durumda. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, özellikle Buca'nın <strong>Seyhan Mahallesi</strong> 611 Sokak'ta yer alan boş alanın yanı sıra Aydın Hatboyu Caddesi ile 716 Sokak'taki boş sahanın çevresi ve sanayi sitesinin çeşitli noktalarında atık yığınları oluştu. Gelişigüzel fırlatılan eski araç lastikleri, yanıcı kimyasal variller, inşaat yıkıntı atıkları ve evsel çöpler, bölgede tam bir vizyon kirliliği yaratıyor. Akşam saatlerinde ıssızlaşan sokakları fırsat bilen kimliği belirsiz kişi ya da işletmeler, tonlarca ağırlıktaki atığı buraya bırakarak gözden kayboluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kötü koku ve yangın tehlikesi esnafı canından bezdirdi</h2>

<p>Yaz aylarının gelmesi ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, sanayi sitesindeki çevre kirliliğinin boyutunu daha da tehlikeli bir aşamaya taşıdı. Gün boyu güneşin altında kalan plastik ve organik atıklar çevre kirliliği ve kötü kokuya neden oldu. Rüzgarın etkisiyle tüm sanayi sitesine ve komşu yerleşim alanlarına yayılan ağır koku nedeniyle esnaf ve zanaatkarlar dükkanlarının pencerelerini dahi açamaz hale geldi. Çevre sağlığını tehdit eden bu durumun yanı sıra, alanda üreyen haşereler ve kemirgenler de mikrobik hastalıkların yayılması konusunda ciddi bir biyolojik risk barındırıyor. Bölgedeki mermer atölyeleri, lojistik depoları ve oto tamircileri, müşterilerini ağırlarken bu utanç tablosuyla karşı karşıya kalmaktan büyük rahatsızlık duyuyor.</p>

<p>Ancak madalyonun en ürkütücü ve can güvenliğini tehdit eden boyutunu ise yangın riski oluşturuyor. Başıboş bırakılan atık dağlarının arasında bulunan tiner, boya ve madeni yağ kutuları, en ufak bir kıvılcımla patlamaya hazır birer bombaya dönüşüyor. Nitekim mahalle sakinlerinin aktardığına göre, <strong>zaman zaman atıkların yakıldığı, alevlerin bölgedeki işyerleri ve araçları tehdit ettiği görüldü</strong>. Gece geç saatlerde kimliği belirsiz kişilerce ısınma ya da alanı temizleme bahantisiyle çıkarılan bu yangınlar, sanayi sitesindeki milyonlarca liralık sermayeyi ve yüzlerce insanların ekmek teknesini küle çevirme riski taşıyor. İtfaiye ekiplerinin dar sokaklar ve hatalı parklar nedeniyle müdahale etmekte zorlandığı yangın anlarında, esnaf kendi imkanlarıyla alevlerin dükkanlarına sıçramasını engellemeye çalışıyor.</p>

<h2>Kameralı denetim ve caydırıcı cezalar acilen devreye girmeli</h2>

<p>Yaşanan bu kronik çevre skandalına karşı sanayi esnafının sabrı artık tükenme noktasına geldi. Yıllardır aynı sokakta mermercilik faaliyeti yürüten ve bölgenin tüm dönüşümüne tanıklık eden Fehim Güneş, yaklaşık 16 yıldır bölgede çalıştığını belirterek, sorunun son 2 yılda belirgin şekilde arttığını söyledi. Temizlik işlerinin koordinasyonundaki eksikliklere dikkat çeken Güneş, Seyhan Mahallesi'nin Buca Belediyesi sınırlarında kaldığını, belediyenin temizlik çalışmasının yeterli olmadığını savunan Güneş, "Şimdi kalkıp da tamamen belediyeyi suçlamak yanlış. Bizim de suçumuz çok. Bu moloz sadece bu sanayinin molozu değil. Ya Bornova'dan, Buca'dan, ya Konak'tan geldi. Adam getiriyor kamyonla boşaltıyor gidiyor. Belediyenin buralara kamera koyması lazım. Caydırıcı bir şey yapması lazım." dedi. Kentin diğer ucundan gelen kaçak kamyonların sanayiyi çöplük olarak kullandığını belirten mermer üreticisi, teknolojik takip mekanizmalarının şart olduğunu vurguladı.</p>

<p>Benzer şekilde bölgede nakliye dükkanı işleten ve lojistik koordinasyon sağlayan Eşref Hellaç ise atıkların biriktiği alanın İzmir Büyükşehir ile Buca belediyelerinin desteğiyle daha önce park yeri olarak belirlendiğini ve tabelasının asıldığını ancak çöp yığınları nedeniyle araçlarını park etmekte güçlük yaşadıklarını anlattı. Resmi nakliyeci durağının adeta bir katı atık tesisine döndüğünü belirten Hellaç, ilçe belediyesine birçok kez başvuru yaptıklarını fakat kurumsal bir geri dönüş alamadıklarını aktardı. "<strong>Akşamdan temizleniyorsa sonraki gün yine doluyor. Dolduğu sürede en az 7-8 gün alınmıyor.</strong> Biz arabalarımızı sağa sola çekmek zorunda kalıyoruz. Nedense olmuyor. Her yere başvurduk, söyledik olmadı. Bu çöplerin alınması ve bizim durağımızın yerine gelmesini istiyoruz." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, İzmir, Karabağlar</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/karabaglarda-cop-yiginina-tepki</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-38-4.jpg" type="image/jpeg" length="51004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Foça'da yelken şöleni: Sahil Güvenlik Kupası sahiplerini buldu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/focada-yelken-soleni-sahil-guvenlik-kupasi-sahiplerini-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/focada-yelken-soleni-sahil-guvenlik-kupasi-sahiplerini-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) tarafından İzmir'in Foça ilçesinde düzenlenen Sahil Güvenlik Kupası İl Yarışları tamamlandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_878f9e53db08936e-178">İzmir'in Foça ilçesi, 12-14 Haziran tarihleri arasında prestijli bir yelken organizasyonuna ev sahipliği yaptı. Türkiye Yelken Federasyonu'nun takviminde yer alan Sahil Güvenlik Kupası İl Yarışları, 10 farklı kategoride toplam 75 sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi.</p>

<p id="p-rc_878f9e53db08936e-179">Foça Liman-Adalar arasındaki parkurda düzenlenen yarışlarda; Foça Yelken İhtisas Kulübü (FYİK), Fenerbahçe Doğuş Spor Kulübü, Göztepe Spor Kulübü Yelken Şubesi, Akdeniz Yelken Spor Kulübü ve Aliağa Şakran Yelken Su Sporları Gençlik Spor Kulübü rüzgarı arkasına almak için kıyasıya mücadele etti.</p>

<h3>Ev sahibi FYİK 7 kategoride kürsüyü kapattı</h3>

<p id="p-rc_878f9e53db08936e-180">Uluslararası arenalarda Türkiye'yi temsil eden milli yelkencilerin de yer aldığı yarışlarda, ev sahibi Foça Yelken İhtisas Kulübü (FYİK) fırtınası esti. Toplam 10 kategorinin 7'sinde FYİK sporcuları birincilik kürsüsüne çıkmayı başardı.</p>

<p>Yarışlarda kategorilerine göre birinci olan isimler şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-181"><strong>ILCA 7 Genel:</strong> Berkay Abay (Fenerbahçe Doğuş Spor Kulübü)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-182"><strong>ILCA 6 Genel ve Genç:</strong> Kıvanç Işık (Akdeniz Yelken Spor Kulübü)</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-183"><strong>Optimist Genel:</strong> Emir Berk Sır (Foça Yelken İhtisas Kulübü)</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-184"><strong>Optimist Kızlar:</strong> Mevsim Özçelik (Foça Yelken İhtisas Kulübü)</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-185"><strong>Optimist Junior Genel ve Junior:</strong> Elif Şener (Foça Yelken İhtisas Kulübü)</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-186"><strong>Optimist Bambino:</strong> Ozan Kayaalp (Foça Yelken İhtisas Kulübü)</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_878f9e53db08936e-187"><strong>ILCA 4 Genel ve Junior:</strong> İklim Özçelik (Foça Yelken İhtisas Kulübü)</p>
 </li>
</ul>

<p id="p-rc_878f9e53db08936e-188">Dereceye giren sporculara ödülleri; Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın, İlçe Emniyet Müdürü Aydın Üncü, Gençlik Spor Müdürü Emre Şahin, Sahil Güvenlik Karakol Komutanı Üsteğmen Sezai Keçeli ve TYF Mali İşlerden Sorumlu Asbaşkanı Murat Şener'in katıldığı törenle takdim edildi.</p>

<h3>Şampiyonların hedefi: Akdeniz Oyunları ve Dünya Şampiyonluğu</h3>

<p id="p-rc_878f9e53db08936e-189">Yarışların ardından açıklamalarda bulunan şampiyon sporcular, önlerindeki uluslararası hedefleri paylaştı. ILCA 7 Genel kategorisi birincisi Fenerbahçe Doğuş SK sporcusu Berkay Abay, 2028 Olimpiyatları'na hazırlandığını belirterek sürece dair şunları ifade etti:</p>

<blockquote>
<p id="p-rc_878f9e53db08936e-190">"Güzel hava ve parkur şartlarında yarıştık. Toplamda 7-8 yarış yaptık ve birinci oldum. Önümüzdeki yaz sonunda Akdeniz Oyunları var. Akdeniz Oyunları takımına seçildim, orada ülkemi temsil edeceğim. Daha sonra da ocak ayında yapılacak olan olimpiyat seçmelerine katılacağım."</p>
</blockquote>

<p id="p-rc_878f9e53db08936e-191">ILCA 4 genel ve junior kategorilerinde çifte birincilik elde eden 15 yaşındaki milli yelkenci İklim Özçelik ise bu yıl düzenlenecek Dünya Şampiyonası için yoğun bir hazırlık döneminden geçtiğini dile getirdi. Genç sporcu, hedeflerini şu sözlerle ifade etti:</p>

<blockquote>
<p id="p-rc_878f9e53db08936e-192">"Dünya şampiyonası hazırlıkları yorucu geçiyor ama hedeflerim olduğu için çalışmaya devam ediyorum. Dünya Şampiyonası'nda U16'da şampiyon olmak, bayrağımızı birincilikle dalgalandırmak istiyorum."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR GÜNCEL, Foça</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/focada-yelken-soleni-sahil-guvenlik-kupasi-sahiplerini-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-15t172638693.png" type="image/jpeg" length="72739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlginç bir TİS hikayesi: Pazar tatili krizi!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/ilginc-bir-tis-hikayesi-pazar-tatili-krizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/ilginc-bir-tis-hikayesi-pazar-tatili-krizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye-İş Sendikası ile Büyükşehir arasında TİS krizi devam ediyor. Taraflar arasında pazar günü izni krizi yaşanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) arasında yürütülen, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, İZDOĞA A.Ş. ve İZULAŞ A.Ş.’yi kapsayan 2026-2028 dönemi Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı. Taraflar rakamlar üzerinde anlaşmaya vardı buna karşın Büyükşehir’in Pazar tatilini kaldırması üzerine görüşmeler tıkandı. İşçiler Belediye-İş Sendikası önünde toplanıp, Kültürpark 1’nolu hole yürüdü.</p>

<p>Sendika tarafından yapılan açıklamada, işveren tarafının yaklaşımı nedeniyle görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlandığı belirtilerek, çalışanların hak ve alacakları için mücadeleye devam edileceği vurgulandı.</p>

<h2><strong>Sabah görüşmesi sonuçsuz kaldı</strong></h2>

<p>Sabah saatlerinde sendika ile büyükşehir arasında bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede herhangi bir sonuç alınmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Atalay: Süreç tıkamış ve sonuçsuz bırakıldı</strong></h2>

<p>Sürecin tıkandığını söyleyen Belediye-İş 2’Nolu Şube Başkanı Savaş Aras, “İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile mart ayından bu yana sürdürdüğümüz, 2026-2028 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri ne yazık ki uyuşmazlıkla sonuçlanmıştır. Bu sözleşmeler; İZDOĞA A.Ş., İZSU Genel Müdürlüğü, İZULAŞ A.Ş. ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan toplam 4.000 üyemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Sendikamız, bu sözleşmelerin masada sonuçlanması için elinden gelen tüm gayreti göstermiştir. Ancak Büyükşehir bürokratlarının uzlaşmaz tutumu, süreci tıkamış ve sonuçsuz bırakmıştır. Bugün alanlarda olmamız bizim tercihimiz değildir. Bu tablo; toplu sözleşme masasında diyalog yerine dayatmayı tercih eden anlayışın bir sonucudur. Yaklaşık 2,5 aydır devam eden bu süreçte sendikamız her aşamada yapıcı bir tutum sergilemiş, sözleşmenin masada bitmesi için yoğun çaba harcamıştır. Ancak saatler süren görüşmeler sonucunda sözlü mutabakata varılan maddeler, imza aşamasına gelindiğinde Büyükşehir yönetimi tarafından geri çekilmektedir. Şunu İzmir Büyükşehir yönetimi dahil tüm kamuoyu bilsin. Belediye-İş Sendikası toplu sözleşmenin üyelerimizin menfaatlerini de gözeterek masada bitmesi için elinden geleni yapıyor. Değerli arkadaşlar toplu sözleşme süreçleri ancak karşılıklı uzlaşma, masada sözlü mutabakata varılan maddelerin tutanak altına alınmasıyla yürür. Toplu sözleşme masasında tartışıp, uzlaşıp sözlü olarak anlaşılan bir maddelerin imza aşamasında Büyükşehir yönetimi imzadan kaçarsa bu sözleşmeler nasıl sonuçlanacaktır?” diye konuştu.</p>

<h2><strong>Haftalık izin tartışması</strong></h2>

<p>Atalay, “Bu toplu sözleşme sürecinde, Büyükşehir yönetimi bugüne kadar hiç tartışılmamış, tartışmaya bile açılamayacak konuları bile masaya getirmiştir. Bütün çağdaş ülkelerde temel bir hak olarak kabul edilen hafta tatilinin pazar günü olması uygulaması, İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi tarafından kaldırılmak istenmektedir. Hafta tatilinin pazar günü olmaktan çıkarılması girişimi, işçinin dinlenme hakkını, aile yaşamını ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen bir girişimdir. Belediye-İş olarak hafta tatilinin pazar günü olması hakkından vazgeçmeyeceğiz. Çünkü, hafta tatilinin keyfi biçimde değiştirilmesi; yalnızca çalışma düzenini değil, emekçinin sağlığını, yaşam dengesini ve toplumsal ilişkilerini de olumsuz etkileyen çağdışı bir girişimdir. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal demokrat bir belediyedir. İzmir’imiz ülkemizin çağdaş yüzüdür” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Sosyal haklardan da vazgeçmemizi istiyorlar”</strong></h2>

<p>Atalay, “Belediye-İş olarak, İzmir’imizi çağdaş çalışma hayatının gerisine düşürmek isteyen bu uygulamaya izin veremeyiz. Bizler, emeğin onurunu ve yılların mücadelesiyle kazanılmış haklarımızı korumakta kararlıyız. Vardiya usulü çalışan arkadaşlarımız zaten işin gereği olarak çalışıyor. Bu Toplu sözleşmede de yer alıyor. Biz vardiya sistemi dışında tüm çalışanları, “ben istediğim gün çalıştırır, istediğim günü de tatil günü yaparım” anlayışına karşıyız. Çağdışı dayatmalara asla boyun eğmeyecek, haklarımızı sonuna kadar savunacağız. Pazar tatilimizi elimizden almak isteyen bu anlayış, aynı zamanda toplu iş sözleşmeleriyle elde ettiğimiz sosyal haklardan da vazgeçmemizi istemektedir. Yılların emeği ve mücadelesiyle kazanılmış bu hakları terk etmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>“Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin”</strong></h2>

<p>Atalay, Bizler toplu sözleşmenin masada bitmesi için sadece elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymaya hazırız. İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır: Masada sözlü olarak uzlaşılan maddelerde imzadan kaçmaktan vazgeçin. Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin. İşçinin emeğinden, sosyal hayatından tasarruf etmek anlamına gelecek olan, toplu iş sözleşmeleriyle kazanılmış sosyal haklarımızı gasp etme girişimlerinden vazgeçin” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/ilginc-bir-tis-hikayesi-pazar-tatili-krizi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-15t135850305.png" type="image/jpeg" length="93530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikili'nin doğa harikası adaları ve koyları tatilcilerin uğrak noktası]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/dikilinin-doga-harikasi-adalari-ve-koylari-tatilcilerin-ugrak-noktasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/dikilinin-doga-harikasi-adalari-ve-koylari-tatilcilerin-ugrak-noktasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in kuzey aksında yer alan tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü Dikili ilçesi, yaz sezonunun açılmasıyla birlikte rotasını huzura çeviren tatilcilerin akınına uğruyor. Özellikle Bademli Mahallesi açıklarında bulunan, turkuaz rengi sularıyla adeta tropikal bir cenneti andıran bakir adalar ve karayolu ulaşımı olmayan gizli koylar, günübirlik tekne turlarının ve doğaseverlerin en gözde uğrak noktası haline geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip olan İzmir, güneyindeki yoğun turizm merkezlerinin aksine, kuzeyinde çok daha sakin ve doğallığını korumuş gizli hazineler barındırıyor. Bu hazinelerin başında ise hiç şüphesiz son yıllarda adını sıkça duyuran Dikili ilçesi geliyor. Kent gürültüsünden kaçarak rotasını kuzeye çeviren yerli ve yabancı seyahat tutkunları, soluğu zeytin ağaçlarının denizle buluştuğu nefasette alıyor. Özellikle <strong>Dikili'nin doğa harikası adaları ve koyları tatilcilerin uğrak noktası</strong> haline gelirken, bölgedeki ekolojik zenginlik ve su kalitesi uluslararası standartlardaki deniz turizmini de doğrudan canlandırıyor. Hafta sonları çevre illerden gelen günübirlikçilerle birleşen yoğunluk, ilçedeki turizm işletmelerinin de yüzünü güldürüyor.</p>

<p>Bölgedeki deniz turizminin kalbi ise zeytinliklerin gölgesindeki tarihi balıkçı kasabası olan Bademli’de atıyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren hareketliliğin başladığı <strong>Bademli Limanı'ndan hareket eden teknelerle ulaşılan Kalem Adası, Garip Adası, Pissa Koyu, Hanımın Koyu ve bölgede Akvaryum Koyu olarak bilinen yüzme noktası, berrak denizi ve doğal yapısıyla dikkati çekiyor</strong>. Deniz tutkunları, her bir durağı farklı bir görsel şölen sunan bu rota üzerinde Ege'nin serin sularının tadını çıkarırken, şehir hayatının tüm yorgunluğunu turkuaz derinliklerde bırakıyor.</p>

<h2>Anakaranın yanı başındaki iki farklı dünya ziyaretçileri büyülüyor</h2>

<p>Bölgeyi ziyaret eden turistlerin en çok ilgisini çeken noktaların başında, coğrafi konumlarıyla dikkat çeken ikiz adalar geliyor. Coğrafi olarak <strong>Bademli açıklarında yer alan Kalem Adası ile Garip Adası, anakaraya yaklaşık 400 metre uzaklıkta bulunuyor</strong>. Birbirine oldukça yakın olmalarına rağmen bu iki adanın sunduğu yaşam tarzı ve konsept tamamen birbirinden farklı şekilleniyor. <strong>Turkuaz renkli denizi ve doğal kıyı yapısıyla öne çıkan adalar, günübirlik tekne turlarının en çok ziyaret edilen durakları arasında gösteriliyor</strong>. Adaların etrafındaki sığ su koridoru, akıntısız yapısı sayesinde yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler için de son derece güvenli bir korunak sağlıyor.</p>

<p>Adalardaki işletme yapıları ise her iki bütçe ve tatil anlayışına göre şekillenmiş durumda. Mevcut duruma bakıldığında <strong>Kalem Adası'nda konaklama ve plaj hizmeti sunan bir tesis bulunurken, Garip Adası'nda herhangi bir tesis yer almıyor</strong>. Adanın bu el değmemiş yapısı, doğayla baş başa kalmak isteyen kampçılar ve huzur arayanlar için bulunmaz bir nimet sunuyor. <strong>Bu özelliğiyle Garip Adası, daha sakin ve bakir bir ortam arayan ziyaretçilerin tercih ettiği doğal alanlar arasında öne çıkıyor</strong>. Tesisleşmenin olmadığı adaya adım atan insanlar, antik dönem kalıntılarını andıran taş yapıların arasında yürüyüş yapma imkanı da buluyor.</p>

<h2>Karayolu ulaşımının olmadığı gizli cennetler tekne turlarıyla canlanıyor</h2>

<p>Dikili’nin deniz turizmindeki en büyük şansı, bazı özel koylarına karadan ulaşımın fiziken mümkün olmamasıdır. Bu durum, o bölgelerin insan eliyle tahrip edilmesinin önüne geçerken doğal bir koruma kalkanı oluşturuyor. Bahsi geçen özel destinasyonların başında yer alan ve <strong>bölgenin koylarından Hanımın Koyu, yörede "Kokarot Koyu" olarak da biliniyor</strong>. Sarp kayalıklar ve dik zeytin yamaçlarıyla çevrili olan bu bölgeye ayak basabilmenin tek bir yolu var. <strong>Kara yoluyla ulaşımın bulunmadığı koy, yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen duraklar arasında yer alıyor</strong>. Koya yanaşan teknelerden denize atlayan tatilciler, sadece kuş seslerinin yankılandığı bu saklı havzada yüzmenin ayrıcalığını yaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Denizden ulaşılabilen bir diğer mucizevi durak ise adeta Maldivler kumsalını andıran yapısıyla göz kamaştırıyor. <strong>Beyaz kumu ve berrak deniziyle dikkati çeken Pissa Koyu ise ziyaretçilere doğal bir plaj deneyimi sunuyor</strong>. İncecik kum yapısı ve suyun altındaki görüş netliği nedeniyle fotoğraf tutkunlarının podyumu haline gelen koyda, endüstriyel kirliliğin izine rastlamak imkansız. Herhangi bir ticari işletmenin yer almadığı bu alanda tatilciler kendi özgürlük alanlarını yaratıyor. <strong>Herhangi bir tesisin bulunmadığı koyda vakit geçirmek isteyenler, ihtiyaçlarını yanlarında getiriyor</strong> ve gün batımına kadar doğanın tadını çıkarıyor.</p>

<h2>Şeffaf suların altında şnorkelle dalış keyfi üst seviyede yaşanıyor</h2>

<p>Bölgedeki deniz turizmi sadece suyun üstündeki adalardan ibaret değil; suyun altı da rengarenk bir dünyanın kapılarını aralıyor. Özellikle deniz biyolojisine meraklı olan ve sualtı dünyasını keşfetmek isteyen macera tutkunları için Bademli suları biçilmiş kaftan. Bu kapsamda <strong>Bademli açıklarındaki Akvaryum Koyu olarak bilinen yüzme noktası da tekne turlarının uğrak durakları arasında bulunuyor</strong>. İsmini suyun cam gibi parlak ve net olmasından alan bu bölgede, tekneden bakıldığında metrelerce derinlikteki kum taneleri ve balık sürüleri çıplak gözle rahatlıkla seçilebiliyor.</p>

<p>Sualtı faunasının zenginliği, bölgeye gelen turistlerin deniz gözlüklerini yanlarından ayırmamasına neden oluyor. <strong>Şeffaf deniziyle bilinen bölge, yüzme ve şnorkelle dalış yapmak isteyen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor</strong>. Kaya oluşumlarının arasında yuva yapan deniz canlılarını gözlemleyen tatilciler, Ege’nin bu bakir köşesinde unutulmaz anılar biriktiriyor. <strong>Doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle öne çıkan Bademli açıklarındaki ada ve koylar, yaz aylarında doğayla iç içe deniz turu yapmak isteyenler için Dikili'nin önemli gezi rotaları arasında yer alıyor</strong>. Son yıllarda artan bu küresel ilginin ardından, bölgenin ekolojik dengesinin korunması amacıyla yerel yönetimler çevre denetimlerini ve mavi bayrak kriterlerini daha da sıkılaştırdı. Kuş bakışı bakıldığında turkuazın her tonunu barındıran ve <strong>berrak denizi ve doğal yapısıyla dikkati çeken bölge, dron ile görüntülendi</strong>. Havadan çekilen bu görüntüler, İzmir'in kuzeyindeki bu doğa mucizesinin neden korunması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, İzmir, Dikili</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/dikilinin-doga-harikasi-adalari-ve-koylari-tatilcilerin-ugrak-noktasi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-35-2.jpg" type="image/jpeg" length="69142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tugay: Başkanlığımı içine sindirememiş kişiler büyütmeye çalışıyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/tugay-baskanligimi-icine-sindirememis-kisiler-buyutmeye-calisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/tugay-baskanligimi-icine-sindirememis-kisiler-buyutmeye-calisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, yerel siyaset kulislerinde dolaşıma sokulan "görevden alınacağı" yönündeki iddialara ateş püskürdü. Yargının verdiği mutlak butlan kararı ve parti içindeki ihraç dalgalarına değinen Tugay, kurultay sürecinde şahsına yönelik hiçbir şaibe bulunmadığını belirterek, CHP içinde tüm çözüm yolları tükenene kadar yeni bir parti arayışına girilmeyeceğini ilan etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP'de, mahkemenin kurultay süreçlerine yönelik verdiği <strong>mutlak butlan</strong> kararı sonrasında, İzmir özelinde kasıtlı olarak yayılan "belediyede idari tasarrufa gidileceği ve başkanın görevden alınacağı" yönündeki iddialar kent gündemine bomba gibi düştü. Konuya ilişkin spekülasyonlara ilk elden ve oldukça net bir dille yanıt veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, hakkında ortaya atılan iddiaların hiçbir hukuki ve idari zemini bulunmadığını savundu. Kendisinin görevden alınması kapsamında bir gerekçe olmadığını kaydeden Tugay, yerel siyasetteki rakiplerinin ve parti içi muhaliflerin bir algı operasyonu yürüttüğünü ifade etti.</p>

<p>Gündemdeki iddiaların tamamen kurmaca olduğunu dile getiren Tugay, konunun arka planındaki aktörleri işaret ederek şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>“Görevden alınma konusu abartılmış, gerçek dışı görünüyor bana. Benim bu yönde beklentim, hazırlığım yok. Bu birileri tarafından dillendirilmeye çalışılıyor. Bunlar genellikle iyi niyetli insanlar değiller. İzmir’de benim belediye başkanlığımı başından beri sindirememiş, görevden alınmam durumunda mutlu olacak bazı insanların bu konuyu büyütmeye çalıştığını görüyorum. Gerçekte bunun için neden görmüyorum” </p>

<h2>Kurultayda usulsüzlük yok</h2>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yönetim meşruiyetini tartışmaya açan ve mahkeme koridorlarına taşınan büyük kongre davasına ilişkin de önemli itiraflarda bulunan Cemil Tugay, yargılama dosyasında kendi isminin de geçmesine dair ayrıntıları paylaştı. Davayı açan veya ifade veren kurultay delegelerinin somut hiçbir veriye sahip olmadığını, tamamen spekülatif iddialarla hareket ettiklerini belirten Tugay, kendi kurumsal ve siyasi geçmişinin temizliğine vurgu yaptı. Söz konusu davada şahsını doğrudan itham eden somut bir delil bulunmadığını aktaran İzmir'in birinci vatandaşı, kurultay salonunda yaşananlara dair vicdanen son derece rahat olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Siyasi ahlak ve etik ilkelerinden kariyeri boyunca taviz vermediğini hatırlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, adli süreçlere meydan okuyarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kurultayla ilgili bir dava var, o davada benim de adım var ama o dava sürecinde bu konuda bir şey dile getirmiş o kurultay delegesinin ifadesine bakınca bunun tamamen duydum şeklinde olduğunu, somut delile dayanmadığını görebilirsiniz. Onun dışında benimle ilgili bir şey söyleyen yok. Ben her türlü yemini edebilirim, ispati edebilirim, kurultay sürecinde benim etik, ahlak dışı bir hareketim olmadı. Benim bilgim dahilinde de bir şey olmadı. Bilmediğim bir şey varsa bilmiyorum ama benim kesinlikle bilgim dahilinde olan ya da yaşadığım kurultayda usulsüzlük olmadı. Benim dahil olduğum bir şey. O yüzden oradan da bir şey beklemiyorum”</p>

<h2>Parti içi çözümler tükenene kadar yeni bir yola çıkmayız</h2>

<p>Ankara kulislerinde, seçilmiş yönetim ile atanmış yönetim arasındaki tüzük savaşının ardından "yeni bir siyasi parti kurulacağı" yönünde ayyuka çıkan iddialar da Tugay’ın basın toplantısında geniş yer buldu. Siyasi geleceğini CHP çatısı altında gördüğünü ve kurumsal bir ayrışmanın parçası olmayacağını ifade eden Tugay, CHP'nin seçilmiş lideri Özgür Özel ile yakın bir zaman dilimi içerisinde yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı. Özel ile yaptığı stratejik zirvede, iddia edildiği gibi alternatif bir parti kurma çabasının veya hazırlığının kesinlikle masaya gelmediğini, böyle bir kurumsal arayışın şu anki siyasi konjonktürde gündemde yer almadığını aktardı.</p>

<p>Partinin birliği ve beraberliğinin korunmasının her şeyden daha elzem olduğunu savunan Tugay, Özgür Özel’in parti içi muhalefet ve kriz yönetimi konusundaki duruşunu şu cümlelerle özetledi:</p>

<p>“Önemli olan partimizin, örgütümüzün, genel başkanımızın çizeceği yol. Ben Özgür Özel’le yakın bir zamanda görüştüm bana bu konuda bir şey söylemedi. Yakın zamanda böyle bir gündem olsaydı bilgi verirlerdi diye düşünüyorum. Yakın zamanda parti kurma gibi çabanın olacağını düşünmüyorum. Özgür Başkan da defalarca söyledi; biz parti içinde tüm çözümleri tüketene kadar ayrılmayı düşünmeyiz ancak gerçekten tükenirse o zaman böyle bir adım atabiliriz dedi. CHP’de bir uzlaşma olacağı ve çözüm noktasına gideceği noktasında Özgür Özel’in de herkesin de beklentisi var. Daha bugün kurultayla ilgili dilekçeler veriliyor, ben de kurultay istediğime dair başvurumu yapanlardanım. Umuyorum bir aklı selim galip gelir ve CHP birliğini, bütünlüğünü bozmadan bu süreci atlatır”</p>

<h2>İhraçların hangi mantıkla yapıldığını anlamakta zorlanıyorum</h2>

<p>Son dönemde genel merkez yönetimini elinde bulunduran ekibin, meclis grubuna ve sembol yerel yöneticilere karşı başlattığı disiplin soruşturmaları ve tasfiye hareketleri de İzmir kulislerinde derin çatlaklara neden oldu. 11 üst düzey ismin kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmesini değerlendiren Cemil Tugay, parti içi cezalandırma mekanizmalarının bu denli sert kullanılmasının örgüt tabanında ciddi kırılmalara yol açabileceği uyarısında bulundu. Siyasetin dışlayarak değil, kucaklayarak yapılması gerektiğinin altını çizen Tugay, ihraç kararlarının partinin kamuoyundaki imajına zarar verdiğini ima etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>POLİTİKA, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/tugay-baskanligimi-icine-sindirememis-kisiler-buyutmeye-calisiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-34-3.jpg" type="image/jpeg" length="11226"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tugay: Kurultay süreci işlesin, kararı üyeler versin]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/tugay-kurultay-sureci-islesin-karari-uyeler-versin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/tugay-kurultay-sureci-islesin-karari-uyeler-versin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, son günlerde gündeme gelen “CHP’den istifa edecek” iddialarını kesin bir dille yalanladı. Parti içinde çözüm yollarının işletilmesi gerektiğini vurgulayan Tugay, kurultay sürecinin tamamlanmasını beklediklerini belirterek, “Sonuçlanmamış bir süreç varken partiden istifa etmenin bir anlamı yok” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir kulislerinde yer alan “Cemil Tugay istifa edecek, yerine Candaş Yeter gelecek” yönündeki iddialara ilişkin konuşan Tugay, CHP’den ayrılmayı gündeminde bulundurmadığını söyledi.</p>

<h2>“İstifa etmek CHP’den ayrılmak demektir”</h2>

<p>Kendisinin istifa etmeyi düşünmediğini ifade eden Tugay, CHP’nin siyasi kimliklerinin ve seçmenle kurdukları ilişkinin temelini oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Tugay, “İstifa etmemiz demek CHP’den ayrılmamız demek. CHP bizim çatımız. İnsanlar bizi seçerken bu partiyi tercih etti. Bu, kişinin kendi başına verebileceği bir karar değil. Böyle bir karar için son noktaya gelmiş bir süreç gerekir” diye konuştu.</p>

<p>Genel Başkan Özgür Özel’in de partiden ayrılma yönünde bir düşüncesinin bulunmadığını dile getiren Tugay, parti içindeki sorunların demokratik mekanizmalarla çözülmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Kurultay olsun, üyeler karar versin”</h2>

<p>CHP’de kurultay sürecinin işletilmesinden yana olduklarını kaydeden Tugay, “Bu konu parti içinde çözülsün, kurultay süreci işlesin. Delegelerin ve üyelerin belirlediği isim, CHP’nin birlik ve bütünlüğünü koruyarak partiyi yönetsin. Böyle bir süreç devam ederken ve ortada kesinleşmiş bir sonuç yokken partiden istifa etmenin anlamı yok” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Siyaseti bireysel yapmıyoruz”</h2>

<p>Parti örgütü ve seçmen birliğinin korunmasının öncelikleri olduğunu vurgulayan Tugay, siyasetin bireysel tercihlerle değil ortak değerler etrafında yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tugay, “Biz siyaseti bireysel olarak yapan insanlar değiliz. Atatürk’ün kurduğu değerler etrafında bir araya gelmiş, birlikte çalışan insanlarız. Önemli olan örgütümüzün, üyelerimizin ve bize destek veren seçmenlerin birlik duygusunu korumaktır. Bu nedenle hiçbirimizin tek başına bireysel karar verme gibi bir durumu yok” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>POLİTİKA, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/tugay-kurultay-sureci-islesin-karari-uyeler-versin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-33-4.jpg" type="image/jpeg" length="77594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çeşme Projesi'ne yerel rest: "Talanın da yağmanın da karşısındayız!"]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/cesme-projesine-yerel-rest-talanin-da-yagmanin-da-karsisindayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/cesme-projesine-yerel-rest-talanin-da-yagmanin-da-karsisindayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Çeşme Projesi için "yerel mutabakat sağlanırsa hazırız" açıklamasına İzmir Yaşam Alanları’ndan sert tepki geldi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-68">Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sermaye çevrelerinin Çeşme Turizm Projesi’ni yeniden canlandırma hamlesi, İzmir'deki çevre örgütlerinin sert duvarına çarptı. Bakan Mehmet Nuri Ersoy'un, yerel bir uzlaşı sağlanması durumunda projenin derhal başlatılabileceğini belirtmesi üzerine İzmir Yaşam Alanları platformu bir bildiri yayımladı.</p>

<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-69">Platform, bölgenin ekolojik ve tarihi dokusunu koruyacağı iddia edilen projenin aslında bir rant projesi olduğunu ifade etti.</p>

<h3>"Danıştay kamusal yarar görmedi, projeyi iptal etti"</h3>

<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-70">Sürecin hukuki boyutuna dikkat çeken İzmir Yaşam Alanları, 2020 yılında açtıkları davalar sonucunda Danıştay’ın iptal kararı verdiğini hatırlattı. Bilimsel bilirkişi raporlarının projeyi tamamen haksız çıkardığını belirten platform, rapordaki detayları şu şekilde aktardı:</p>

<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-71">"Turizm proje alanı; endemik ve acil korunması gereken canlı türlerini, nadir görülen ve soyu tehlikede olan çok sayıda kuş türünü, soyu tükenmek üzere olan Akdeniz fokunun üreme yerlerini ve tarım alanlarını içeriyor. Yapılaşmaya yol açacak olan bu sınır kararının; tarım ve orman alanları, su kaynakları ile kültürel miras üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler göz önüne alındığında, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı görüşüne varılmıştır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-72">Açıklamada, Bakanlığın bu bilimsel gerçekleri ve ekolojik yıkım riskini tamamen görmezden geldiği ifade edildi.</p>

<h3>Sermayenin iş birliği çağrısına net yanıt</h3>

<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-73">İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in, projenin yerel yönetimlerle iş birliği ve diyalog içinde yürütülmesi gerektiği yönündeki sözlerine de değinen platform, sermaye ve iktidar bloğuna kapıyı tamamen kapattı.</p>

<p>Konunun ilk gününden beri Yarımada'nın haklarını savunan doğrudan bir taraf olduklarını dile getiren İzmir Yaşam Alanları, duruşlarını şu net sözlerle ifade etti:</p>

<p id="p-rc_88be03c92bdf051c-74">"Değil mutabakat olmak, Yarımada'da talanın da, yağmanın da tam karşısındayız.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR GÜNCEL, Çeşme</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/cesme-projesine-yerel-rest-talanin-da-yagmanin-da-karsisindayiz</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/9-eylul-2026-06-15t112417046.png" type="image/jpeg" length="10536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir gümrüğünde laboratuvar faciası: Kimyasal hammadde ithalatına Bursa formülü]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izmir-gumrugunde-laboratuvar-faciasi-kimyasal-hammadde-ithalatina-bursa-formulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izmir-gumrugunde-laboratuvar-faciasi-kimyasal-hammadde-ithalatina-bursa-formulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak’taki Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne bağlı stratejik kimya laboratuvarında hafta sonu çıkan yangın, Ege Bölgesi'ndeki sanayi üreticilerini vurdu. Yangın nedeniyle gümrükteki tahlil işlemleri tamamen dururken, limanda bekleyen acil hammaddeler için numunelerin Bursa’ya taşınmasına karar verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Bölgesi'nin dış ticaretteki can damarı olan Alsancak liman bölgesi, hafta sonu gümrük kompleksi içinde yaşanan beklenmedik bir kaza ile sarsıldı. Kentin en işlek ticaret merkezlerinden birinde yer alan <strong>Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne bağlı kimya laboratuvarında hafta sonu kaynağı belli olmayan bir yangın çıktı</strong>. Hassas analiz cihazlarının, kimyasal solüsyonların ve milyonlarca liralık test ekipmanlarının bulunduğu tesis, alevlerin kısa sürede yayılmasıyla birlikte büyük bir tahribata uğradı. İtfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesiyle kontrol altına alınan yangının ardından olay yeri inceleme ekipleri sabotaj dahil tüm ihtimalleri masaya yatırarak geniş çaplı bir soruşturma başlattı.</p>

<p><a href="https://tekreferans.com/haber/son-dakika-gumruk-laboratuvarinda-yangin-cikti-kimya-ithalati-durduruldu" rel="nofollow">tekreferans.com'da yer alan habere göre,</a> Yangının çıktığı saatlerin tatil gününe denk gelmesi olası bir can kaybını engellerken, tesisin teknik altyapısına vurduğu darbe ticari anlamda bir krizin fitilini ateşledi. İleri teknoloji spektrometre cihazlarının ve tahlil kitlerinin küle döndüğü tesiste, elektrik hatlarının ve havalandırma sistemlerinin de tamamen çöktüğü bildirildi. Sabah saatlerinde gümrük binasına gelen müfettişler ve sigorta eksperleri hasar tespit çalışmalarını sürdürürken, gümrük sahasına tahlil edilmek üzere getirilen tonlarca kimyasal maddenin kontrol süreçleri tamamen felç oldu. Güvenlik gerekçesiyle laboratuvar binasına giriş çıkışlar geçici olarak sınırlandırıldı.</p>

<h2>Üretim bandı tehlikede çünkü sanayicinin hammaddesi limana çakıldı</h2>

<p>Krizin idari boyutu, pazartesi sabahı mesainin başlamasıyla birlikte doğrudan reel sektöre yansıdı ve Ege'nin dev sanayi kuruluşlarında alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgelerine ev sahipliği yapan İzmir, Manisa ve Denizli gibi kentlerde faaliyet gösteren boya, plastik, kozmetik ve ilaç fabrikaları, gümrükten gelecek analiz raporlarına kilitlenmiş durumdaydı. Ancak yangın sonrasında sistemlerin devre dışı kalması nedeniyle <strong>İzmir gümrüklerinden kimya hammadde ve ürünleri ithalatı fiilen durduruldu</strong>. Yasal mevzuat gereği laboratuvar onayı almadan limandan çekilmesi imkansız olan kimyasal maddeler, Alsancak Limanı'ndaki antrepolarda ve konteyner sahalarında istiflenmeye başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ege Bölgesi'nin sanayi çarklarının dönmesi için hayati önem taşıyan petrokimya ürünlerinin tahlil edilememesi, lojistik operasyonları da zincirleme olarak etkiledi. Limanda bekleyen her bir konteyner için firmalara ciddi demoraj cezaları yazılmaya başlanırken, sanayiciler hammadde tedarikinde yaşanacak birkaç günlük gecikmenin bile fabrikalardaki üretim bantlarını durdurma noktasına getireceğini belirterek gümrük yönetimine acil çağrıda bulundu. Gümrük müşavirleri ve dış ticaret sorumluları, liman gümrük müdürlükleri önünde uzun kuyruklar oluşturarak alternatif bir çözüm yolu üretilmesi için kurumsal baskıyı artırdı.</p>

<h2>Sanayinin durmaması için acil eylem planı olarak Bursa devreye alınıyor</h2>

<p>Liman deposunda biriken yüzlerce numunenin ve dış ticaret işlemlerinin daha fazla aksamaması adına Ticaret Bakanlığı ve bölge müdürlüğü yetkilileri acil bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirdi. İzmir'deki teknik altyapının yeniden ayağa kaldırılmasının haftalar sürebileceğini öngören kurmaylar, Ege Bölgesi'ndeki sanayi üretiminin sekteye uğramaması için komşu bölge laboratuvarlarını devreye sokma kararı aldı. Bu kapsamda, kriz masası tarafından alınan karara göre <strong>söz konusu numunelerin tahlil kapsamında Bursa’daki Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü laboratuvarlarına gönderildiği öğrenildi</strong>.</p>

<p>Bu lojistik transfer formülü, Alsancak ve çevre gümrük kapılarında bekleyen tırların ve konteynerlerin yasal onay süreçlerini yeniden hareketlendirecek olsa da lojistik maliyetleri ve zaman yönetimini doğrudan etkileyecek. İzmir'den özel kuryeler ve mühürlü numune kaplarıyla Bursa'ya taşınacak olan kimyasal maddelerin analiz süreçleri, Uludağ laboratuvarlarındaki mevcut iş yükünün de iki katına çıkmasına neden olacak. Normal şartlarda İzmir'de 24 ila 48 saat arasında sonuçlandırılan standart bir kimyasal ithalat tahlilinin, yol mesafesi ve Bursa laboratuvarındaki yoğunluk nedeniyle 4 ila 5 güne kadar uzayabileceği tahmin ediliyor. Dış ticaret uzmanları, bu sürecin ihracat terminlerine de olumsuz yansıyabileceğini ifade ederek gümrük idaresinin geçici de olsa İzmir'deki üniversite laboratuvarlarından veya akredite özel kurumlardan tahlil desteği alması gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izmir-gumrugunde-laboratuvar-faciasi-kimyasal-hammadde-ithalatina-bursa-formulu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-31-3.jpg" type="image/jpeg" length="80173"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Narlıdere’deki huzurevi faciasında iki yöneticiye hapis istemi]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/narlideredeki-huzurevi-faciasinda-iki-yoneticiye-hapis-istemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/narlideredeki-huzurevi-faciasinda-iki-yoneticiye-hapis-istemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Narlıdere ilçesindeki bir huzurevinde, odasındaki kalorifer borusunun patlaması sonucu sızan sıcak suya basarak düşen ve kaldırıldığı hastanede 10 gün sonra yaşamını yitiren 76 yaşındaki Hüsniye Aktaş’ın ölümüne ilişkin soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, dönemin kurum müdürü R.Y. ile müdür yardımcısı S.T. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 6'şar yıla kadar hapis cezası talep edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'in köklü bakım merkezlerinden Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde 3 Aralık 2024 tarihinde meydana gelen ve kamuoyunda büyük infial yaratan trajik kazaya ilişkin hukuki süreçte önemli bir viraj dönüldü. Odasında tek başına kalan 76 yaşındaki Hüsniye Aktaş, kalorifer tesisatında yaşanan ani arıza nedeniyle adeta bir yaşam mücadelesinin ortasında kaldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından titizlikle yürütülen tahkikatın ardından, olayda ihmali bulunduğu iddia edilen üst düzey yöneticiler hakkında cezai işlem talep edilen iddianame, <strong>İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi</strong>.</p>

<p>Kabul edilen iddianamede yer alan olay anı detayları, huzurevindeki güvenlik ve denetim zafiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Olay gecesi maktulün kaldığı odada, kalorifer tesisatına ait sıcak su borusu ile radyatör bağlantı noktasında henüz belirlenemeyen bir nedenle şiddetli bir sızıntı meydana geldi. Borudan fışkıran yüksek dereceli sıcak su, kısa sürede odanın tabanını kaplarken, yükselen buhar ve sıcaklık nedeniyle bunalan Aktaş odadan çıkmak istedi. Ancak odanın karanlık olması ve görüş mesafesinin bulunmaması sebebiyle zeminde biriken kaynar suyu fark edemeyen yaşlı kadın, <strong>suya basması sonucu ayaklarında ciddi yanıklar</strong> oluşmasıyla büyük bir acı yaşadı. Can havliyle ve yaşadığı panikle kapıya yönelmeye çalışan talihsiz kadın, dengesini kaybederek kayganlaşan zeminde yere düştü. Yaşlı kadının çığlıkları ve yardım çağrıları üzerine odaya koşan diğer huzurevi sakinleri ile nöbetçi sağlık görevlileri, Aktaş'ı düştüğü yerden çıkararak ilk müdahalede bulundu.</p>

<h2>On gün süren yaşam mücadelesi hastanede noktalandı</h2>

<p>Huzurevinde görevli sağlık ekiplerinin acil çağrısı üzerine olay yerine gelen ambulansla hızla sevk edilen Hüsniye Aktaş, kentin en büyük sağlık üslerinden biri olan <strong>İzmir Şehir Hastanesi</strong> acil servisine kaldırıldı. Vücudunun alt kısmında derin yanıklar oluşan ve düşmeye bağlı travma geçiren Aktaş, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Yaşlı kadının bünyesi, yaşanan kazanın yarattığı ağır tahribata daha fazla dayanamadı ve Aktaş, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kazadan tam 10 gün sonra, 13 Aralık 2024'te hayata gözlerini yumdu.</p>

<p>Yaşanan bu acı kaybın ardından adli süreç derinleştirilirken, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla dosya adli tıp uzmanlarına devredildi. Soruşturma dosyasına giren <strong>İzmir Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm nedeninin yanık ve gelişen komplikasyonlar</strong> olduğu net bir şekilde belgelendi. Raporda, sıcak suyun deri üzerinde yarattığı harabiyetin yaşlılığa bağlı kronik süreçlerle birleşerek vücut fonksiyonlarını kilitlediği ve ölümcül komplikasyonlara zemin hazırladığı aktarıldı. Bu rapor, olayın basit bir düşme vakası olmadığını, doğrudan tesisat zafiyetinden kaynaklanan bir zincirleme ihmaller bütünü olduğunu hukuken tescillemiş oldu.</p>

<h2>Bilirkişi heyeti raporu idari kusuru tescilledi</h2>

<p>Yargılamanın seyrini değiştiren ve sanıkların sorumluluk alanlarını netleştiren en önemli delillerden biri de mahkemeye sunulan teknik raporlar oldu. Soruşturma aşamasında ilk olarak hazırlanan tek kişilik ön bilirkişi raporunda, kurum yöneticilerinin yanı sıra teknik personel Ö.D. de kusurlu bulunmuştu. Ancak savcılığın derinlemesine incelemesi ve itirazlar neticesinde oluşturulan daha geniş kapsamlı, üç kişilik <strong>bilirkişi heyeti raporunda</strong> kusur dengesi tamamen değişti. İkinci raporda, idari denetim ve periyodik bakım gözetim yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle dönemin <strong>huzurevi müdürü R.Y. ile müdür yardımcısı S.T'nin olayın meydana gelmesinde kusurlu ve etkili oldukları</strong> kararına varıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı heyet raporunda, kurumun alt kademe çalışanı olan Ö.D.'nin yasal mevzuat ve iş tanımı çerçevesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilerek sorumluluk dışı bırakılması uygun görüldü. En dikkat çekici ayrıntı ise, hayatını kaybeden Hüsniye Aktaş’a yönelik yapılan incelemede saklıydı. Uzmanlar, tek başına kalan ve fiziki hareket kabiliyeti kısıtlı olan maktulün, ani gelişen bu tesisat patlamasında alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığını, bu nedenle olayın meydana gelmesinde hiçbir etkisinin ve kusurunun olmadığını kesin olarak rapora işledi.</p>

<h2>Savcılık taksirle ölüme neden olma suçundan ceza istedi</h2>

<p>Tüm delillerin, adli tıp raporlarının ve bilirkişi görüşlerinin toplanmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, iki yönetici hakkındaki sevk maddelerini netleştirerek iddianameye son şeklini verdi. Kamu görevlisi veya idareci sıfatıyla altlarındaki personeli ve korumakla yükümlü oldukları yaşlı bireylerin yaşam alanlarını güvenli tutmadıkları ileri sürülen tutuksuz sanıklar 49 yaşındaki R.Y. ve 66 yaşındaki S.T. hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca <strong>taksirle ölüme neden olma</strong> suçlaması yöneltildi.</p>

<p>Cumhuriyet savcısı, huzurevi yönetiminin en üst kademesinde yer alan bu iki ismin, yaşlı bakım merkezindeki ısınma sistemlerinin teknik ömrünü tamamlayıp tamamlamadığını denetlemedikleri, gerekli yenileme çalışmalarını zamanında yaptırmayarak öngörülebilir bir kazaya sebebiyet verdiklerini iddia etti. İddianamede, sanıkların her biri için <strong>2'şer yıldan 6'şar yıla kadar hapis cezası</strong> istemiyle cezalandırılmaları talep ediliyor. Önümüzdeki günlerde İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkacak olan eski yöneticilerin savunmaları ve tanık ifadeleriyle birlikte, kamusal bakım evlerindeki denetim standartları yargı eliyle yeniden sorgulanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>POLİS / ADLİYE, İzmir, Narlıdere</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/narlideredeki-huzurevi-faciasinda-iki-yoneticiye-hapis-istemi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-30-3.jpg" type="image/jpeg" length="99418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ödemiş’in bereketli toprakları festivalle şenlendi: Bademli’de çifte gurur]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/odemisin-bereketli-topraklari-festivalle-senlendi-bademlide-cifte-gurur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/odemisin-bereketli-topraklari-festivalle-senlendi-bademlide-cifte-gurur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Ödemiş ilçesinde tarımsal üretimin ve yerel kalkınmanın simgesi haline gelen geleneksel kiraz ve meyve fidanı festivali, bu yıl da büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Bademli Mahallesi'nin kooperatifçilik başarısının ve verimli topraklarının ön plana çıktığı etkinlikte, en iyi üreticiler ödüllendirilirken ünlü sanatçı Sümer Ezgü de seslendirdiği türkülerle katılımcılara unutulmaz bir gece yaşattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Bölgesi'nin en verimli tarım havzalarından biri olan Küçük Menderes Ovası, hafta sonu çok özel bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kendine has iklimi, su kaynakları ve çalışkan insanlarıyla Türkiye’nin meyvecilik üssü konumunda yer alan İzmir'in Ödemiş ilçesinde, her yıl merakla beklenen geleneksel <strong>kiraz ve meyve fidanı festivali</strong> geniş bir katılımla kapılarını açtı. İlçenin tarımsal vizyonunu ve yerel üreticisinin emeğini dünya pazarından önce ulusal vitrine taşımayı amaçlayan organizasyon, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Dünyaca ünlü fidancılık merkezlerinden biri olan <strong>Bademli Mahallesi</strong> meydanında kurulan özel festival alanı, sabahın erken saatlerinden itibaren çevre il ve ilçelerden gelen binlerce ziyaretçiyi ağırladı.</p>

<p>Sektör temsilcilerini, yerel üreticileri ve vatandaşları tek bir çatı altında birleştiren büyük buluşma, protokol üyeleri ve halkın katılımıyla gerçekleştirilen saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla resmi olarak başladı. Açılış töreninde kürsüye çıkan ve ilçenin tarımsal potansiyeline yönelik stratejik açıklamalarda bulunan <strong>Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan</strong>, bu tür organizasyonların sadece bir eğlence etkinliği olmadığını, doğrudan kentin ekonomisi ve küresel ölçekteki tanıtımına çok büyük katkılar sunduğunu ifade etti. Belediye olarak tarımsal üretimin her aşamasında çiftçinin yanında yer aldıklarını belirten Turan, yerel çeşitliliğin korunması adına festivallerin koruyucu bir kalkan görevi üstlendiğini vurguladı.</p>

<h2>Bademli bölgesinin kooperatifçilik modeli tüm Türkiye’ye örnek oluyor</h2>

<p>Açılış konuşmasında Bademli'nin Türk tarım tarihindeki özel konumuna ve kurumsal yapısına ayrı bir parantez açan Belediye Başkanı Mustafa Turan, bölgedeki ortaklık bilincinin altını çizdi. Tarımda sürdürülebilirliğin ve hak edilen kazanca ulaşmanın tek yolunun güç birliği yapmaktan geçtiğini anlatan Turan, ilçenin dağlarından süzülen suların bu topraklara bereket kattığını söyledi. Başkan Turan, "Verimli toprakları, Aydın Dağları'ndan doğan su kaynakları, uygun iklim koşulları ve en önemlisi üretmekten vazgeçmeyen çalışkan insanlarıyla, kirazı, kestanesi ve özellikle <strong>meyve fidanı</strong> üretimiyle Bademli, kooperatifleşme bilincinde Türkiye genelinde örnek bir modeldir" diyerek yerel üreticilerin vizyonunu takdir etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölgede yıllar içinde kök salan ve uluslararası standartlarda üretim yapılmasını sağlayan ortaklık yapısının endüstriyel bir güce dönüştüğünü kaydeden belediye başkanı, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Bademli'de yıllar içinde tırnaklarla kazınarak geliştirilen çok güçlü bir üretim deseni ve köklü bir <strong>üretim kültürü</strong> mevcut. Küçük üreticilerin bir araya gelerek devasa pazarlarla rekabet edebilmesini sağlayan bu dayanışma kültürünün en önemli ve en canlı mirası işte bugün gururla gerçekleştirdiğimiz bu geleneksel festivalimizdir. Bu mirası korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin en temel görevidir."</p>

<h2>En iyi üreticiler podyuma çıktı ve kiraz güzelleri seçildi</h2>

<p>Konuşmaların ardından festivalin en heyecanlı ve rekabete sahne olan geleneksel yarışmalar bölümüne geçildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü uzmanlarından oluşan tarafsız jüri üyeleri, bölge çiftçileri tarafından özenle yetiştirilen devasa kirazları irilik, renk, tat, parlaklık ve hastalık barındırmama gibi katı kriterler üzerinden değerlendirdi. Onlarca üreticinin podyuma çıkardığı ürünler arasında yapılan hassas tartı ve tadım seanslarının ardından, Bademli'nin <strong>en iyi kiraz yetiştiricilerine</strong> başarı plaketleri ve tarımsal üretimi destekleyici çeşitli ödülleri takdim edildi. Dereceye giren üreticilerin ödüllerini alırken yaşadıkları gurur ve mutluluk, meydandaki kalabalıktan büyük alkış aldı.</p>

<p>Tarımsal ödüllerin hemen ardından ise sahne bu kez bölgenin genç kızlarına bırakıldı. Festivalin renkli geleneklerinden biri olan ve büyük bir ilgiyle takip edilen "Kiraz Güzeli" yarışmasında, yerel kıyafetleriyle sahneye çıkan yarışmacılar jüri önünde yürüdü. Kültürel zarafetin ön plana çıktığı bu nostaljik yarışmada dereceye giren <strong>kiraz güzellerine</strong> taçları ve özel hediyeleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Yarışmaların tamamlanmasıyla birlikte festival alanını dolduran kalabalık, Ödemiş Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun sergilediği Ege yöresine ait zeybek gösterisiyle coşku dolu anlar yaşadı.</p>

<h2>Sümer Ezgü ile Ege semalarında türkü ziyafeti yaşandı</h2>

<p>Gündüz kuşağındaki tarımsal faaliyetlerin ve ödül törenlerinin ardından, festivalin büyük finali muhteşem bir açık hava konseriyle taçlandı. Türk halk müziğinin usta ve enerjik isimlerinden <strong>sanatçı Sümer Ezgü</strong>, kalabalığın coşkulu tezahüratları eşliğinde sahnedeki yerini aldı. Kendine has sahne performansı, canlı orkestrası ve enerjisiyle meydanı dolduran binlerce İzmirliyi ilk andan itibaren büyüleyen usta sanatçı, repertuvarında Anadolu'nun dört bir yanından derlenen en güzel eserlere yer verdi.</p>

<p>Konser boyunca tempoyu bir an bile düşürmeyen Sümer Ezgü, özellikle Ege ve Teke yöresine ait hareketli türküleri seslendirirken tüm meydan dev bir koroya dönüştü. Sanatçının davul şovları ve halk oyunları ekipleriyle sahnede yaptığı koreografiler izleyenlerden tam not aldı. Bademli Mahallesi'nin tarihi sokaklarında yankılanan <strong>sevilen türküleri</strong> hep bir ağızdan söyleyen Ödemişliler, tarımsal üretimin getirdiği haklı gururu ve yorgunluğu müzik eşliğinde eğlenerek attı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eden konser programı, ilçenin kültürel hafızasına unutulmaz bir anı olarak kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, İzmir, Ödemiş</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/odemisin-bereketli-topraklari-festivalle-senlendi-bademlide-cifte-gurur</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/a-a-20260615-41675444-41675440-o-d-e-m-i-s-t-e-k-i-r-a-z-v-e-m-e-y-v-e-f-i-d-a-n-i-f-e-s-t-i-v-a-l-i-y-a-p-i-l-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="56501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Can Polat soruşturmasında dikkat çeken iddialar: Sosyal medya üzerinden suç ağı kurulduğu öne sürüldü]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/can-polat-sorusturmasinda-dikkat-ceken-iddialar-sosyal-medya-uzerinden-suc-agi-kuruldugu-one-suruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/can-polat-sorusturmasinda-dikkat-ceken-iddialar-sosyal-medya-uzerinden-suc-agi-kuruldugu-one-suruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çeşme’de öldürülen Can Polat cinayetine ilişkin soruşturmada tutuklanan şüphelilerin ifadeleri dosyaya girdi. İfadelerde, sosyal medya üzerinden ulaşılan gençlerin para vaadi ve tehditlerle suç örgütlerinin eylemlerine yönlendirildiği iddiaları yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Çeşme ilçesinde 3 Haziran’da silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Can Polat cinayetine ilişkin yürütülen soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Engin Polat’ın kuzeni ve aynı zamanda koruması olan Can Polat’ın öldürülmesine ilişkin tutuklanan şüphelilerin ifadeleri, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek iddialar içeriyor.</p>

<p>Dosyaya giren beyanlarda, suç örgütlerinin sosyal medya platformları üzerinden gençlere ulaştığı, maddi sıkıntı yaşayan kişileri para karşılığı ya da tehdit yoluyla suç faaliyetlerine yönlendirdiği öne sürüldü. İfadelerde, silahlı saldırı planlarından keşif çalışmalarına kadar birçok ayrıntı yer aldı.</p>

<h2>Sosyal medyadan başlayan süreç iddiası</h2>

<p>Soruşturma kapsamında tutuklanan isimlerden 19 yaşındaki Ali Arıkboğa’nın ifadesi dikkat çekti. Arıkboğa, ekonomik zorluk yaşadığı dönemde Instagram üzerinden iş ilanlarını incelerken “Grandboss” isimli bir hesapla iletişim kurduğunu öne sürdü.</p>

<p>İfadesine göre hesap, kendisini “Azat” olarak tanıtan ve yurt dışında yaşadığını söyleyen bir kişi tarafından yönetiliyordu. Arıkboğa, ilk aşamada kendisine yapılan silahlı saldırı teklifini kabul etmediğini ancak daha sonra ailesine yönelik tehditler aldığını iddia etti.</p>

<p>Şüpheli, bu süreçte para karşılığında bir kişiyi vurmak üzere görevlendirildiğini, kendisine ulaştırılan silahı teslim aldıktan sonra belirtilen adrese giderek ateş açtığını ve ardından bölgeden ayrıldığını anlattı.</p>

<h2>İstanbul'da gizli buluşmalar zinciri</h2>

<p>Arıkboğa’nın ifadesine göre saldırının ardından yeniden İstanbul’a döndü ve burada farklı adreslere yönlendirildi. Önce Esenyurt’ta bir rezidansta kaldığını söyleyen şüpheli, daha sonra Ataşehir’de bir otele yerleştirildiğini öne sürdü.</p>

<p>Burada, Can Polat cinayetinin tetikçisi olduğu iddia edilen Serhat Altun ile aynı odada yaklaşık bir ay kaldığını belirten Arıkboğa, tüm masrafların “Golfo” olarak tanıdığı bir kişi tarafından karşılandığını iddia etti.</p>

<p>Dosyadaki ifadelere göre, bu süreçte çeşitli saldırı planları ve hedef isimler hakkında konuşmalar yapıldı.</p>

<h2>Engin Polat'a yönelik plan iddiası</h2>

<p>Arıkboğa'nın anlatımına göre Serhat Altun, kendisine bir aşamada <strong>Engin Polat</strong>'a yönelik saldırı planından söz etti. İddiaya göre Altun, motosikletli bir saldırı düzenlenmesini planladıklarını, kendisinin motosikleti kullanacağını, saldırıyı ise Altun’un gerçekleştireceğini söyledi.</p>

<p>Şüpheli ifadesinde, Altun’un kaldıkları süre boyunca sürekli olarak Engin ve Dilan Polat’ın sosyal medya hesaplarını takip ettiğini, paylaşımları inceleyerek hareket planı oluşturduğunu öne sürdü.</p>

<p>Ancak motosiklet temin edilememesi nedeniyle planın değiştirildiği ve sonraki süreçte farklı gelişmeler yaşandığı iddia edildi.</p>

<h2>Daltonlar bağlantısı iddiası</h2>

<p>Soruşturma kapsamında tutuklanan bir diğer isim olan 21 yaşındaki Eray Can Yılmaz’ın ifadesinde de dikkat çekici ayrıntılar yer aldı.</p>

<p>Yılmaz, Serhat Altun’un kendisine bir suç örgütüyle bağlantılı olduğunu söylediğini ve para kazanmak amacıyla bu yapının içinde yer aldığını anlattığını öne sürdü.</p>

<p>İfadesinde, Altun’un bazı eğlence mekanlarına yönelik saldırılardan söz ettiğini, çeşitli kişilerle sürekli iletişim halinde olduğunu ve suç faaliyetleriyle ilgili konuşmalar yaptığını iddia etti.</p>

<p>Dosyada yer alan bu ifadeler, soruşturmayı yürüten birimler tarafından detaylı şekilde inceleniyor.</p>

<h2>Silahla tehdit edildiğini anlattı</h2>

<p>Yılmaz’ın ifadesinde yer alan iddialara göre, Serhat Altun kaldıkları lojmanda zaman zaman silahını çıkararak çevresindeki kişilere gözdağı verdi.</p>

<p>Şüpheli, Altun’un konuşulanların dışarıya aktarılması halinde hem kendisini hem de ailesini öldürmekle tehdit ettiğini ileri sürdü. Ayrıca daha önce gerçekleştirdiğini söylediği bazı silahlı saldırılara ilişkin görüntüleri telefonundan gösterdiğini iddia etti.</p>

<p>Bu iddialar soruşturma dosyasında dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.</p>

<h2>Alaçatı'daki otelde keşif yapıldığı öne sürüldü</h2>

<p>Soruşturma dosyasındaki ifadelerde, Engin ve Dilan Polat’ın konakladığı Alaçatı’daki otelde keşif yapıldığı yönünde iddialar da bulunuyor.</p>

<p>Eray Can Yılmaz, Altun’un kendisini otele gönderdiğini, bölgede bulunan araçların fotoğraflarını çekmesini istediğini öne sürdü. İddiaya göre elde edilen görüntüler daha sonra farklı kişilerle paylaşıldı.</p>

<p>Şüpheli, Altun’un Polat ailesine yönelik silahlı eylem planlarından söz ettiğini de ileri sürdü.</p>

<p>Dosyaya göre olay günü Altun’un silahını ve bazı eşyalarını alarak kaldığı yerden ayrıldığı belirtildi.</p>

<h2>Silah sevkiyatında taksici detayı</h2>

<p>Soruşturmada adı geçen bir diğer kişi ise taksi şoförü İbrahim Halil Calban oldu.</p>

<p>Calban ifadesinde, yabancı bir telefon numarasından gelen çağrı üzerine belirtilen adrese gittiğini ve burada bir poşet teslim aldığını söyledi. Poşetin içinde ne olduğunu bilmediğini savunan Calban, kendisine verilen adrese giderek paketi teslim ettiğini ifade etti.</p>

<p>Şüpheli, olayla bağlantısı bulunmadığını ve taşınan paketin içeriğinden haberdar olmadığını öne sürdü.</p>

<h2>Dosyada dikkat çeken genç profili</h2>

<p>Soruşturma dosyasında yer alan ifadeler, suç örgütlerinin özellikle ekonomik sorunlar yaşayan gençleri hedef aldığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Dosyada adı geçen şüphelilerin büyük bölümünün genç yaşta olduğu, eğitim hayatlarının yarım kaldığı ve düzenli gelir kaynaklarının bulunmadığı görülüyor.</p>

<p>Uzmanlar, sosyal medya üzerinden kurulan bağlantıların ve kolay para vaadinin özellikle kırılgan durumdaki gençler açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Can Polat cinayetine ilişkin soruşturma çok yönlü olarak sürerken, savcılık tarafından dosyadaki tüm iddiaların ve şüpheli beyanlarının detaylı şekilde incelenmeye devam ettiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAGAZİN, Çeşme</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/can-polat-sorusturmasinda-dikkat-ceken-iddialar-sosyal-medya-uzerinden-suc-agi-kuruldugu-one-suruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 07:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/image-5615.png" type="image/jpeg" length="65073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Urla'da Cumhuriyet Çocuklarının 25' nci Onur Yılı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/urlada-cumhuriyet-cocuklarinin-25-nci-onur-yili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/urlada-cumhuriyet-cocuklarinin-25-nci-onur-yili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Urla Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelenen “Çizmeli Kedi” müzikali, yalnızca bir sanat etkinliği olmanın ötesine geçerek çeyrek asırlık bir eğitim, dayanışma ve gönüllülük hikâyesine sahne oldu. Gecede, Cumhuriyet değerleriyle yetişen nesillerin başarıları ve toplumsal katkıları ön plana çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i><strong>İNCİ ONGUN/</strong></i>Urla’da düzenlenen “Çizmeli Kedi” müzikali, sanatseverleri bir araya getirirken aynı zamanda uzun yıllara yayılan bir eğitim ve sosyal sorumluluk hareketinin kilometre taşlarından biri olarak dikkat çekti. Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte salon tamamen dolarken, gece boyunca hem sahnedeki performanslar hem de yapılan konuşmalar izleyicilerden yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Urla Belediyesi’nin katkılarıyla, Urla Kent Konseyi Çocuk Meclisi tarafından sahnelenen müzikal, Çocuk Meclisi’nin birinci kuruluş yıl dönümü ile Cemil Öğretmenin Cumhuriyet Çocukları Topluluğu’nun 25. yılını aynı çatı altında buluşturdu. Etkinliğin ana temasını ise vefa, dayanışma, eğitim ve Cumhuriyet değerleri oluşturdu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 16.49.49 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="2773" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-164949-1.jpeg" width="4160" /></p>

<h2>Çocuk meclisinden birlik ve paylaşım mesajı</h2>

<p>Gecenin açılış konuşmasını yapan Urla Kent Konseyi Çocuk Meclisi Başkanı Mira Akgül, çocukların yalnızca sahne sanatlarıyla ilgilenmediğini, aynı zamanda toplumsal değerleri öğrenen ve yaşatan bireyler olarak yetiştiklerini vurguladı.<br />
Akgül konuşmasında, kentine sahip çıkan, paylaşmayı bilen ve birlikte üretmenin önemini kavrayan bir kuşağın parçası olduklarını belirterek, projeye destek veren tüm kurum ve kişilere teşekkür etti. Konuşma, salondaki izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 16.51.40 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="2773" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-165140-1.jpeg" width="4160" /></p>

<h2>Çeyrek asırlık gönüllülük hareketi</h2>

<p>Temelleri 1997 yılında Uşak’ta atılan ve 2002 yılında Cemil Doğru öncülüğünde Urla’da faaliyetlerini sürdüren Cemil Öğretmenin Cumhuriyet Çocukları, yıllar içinde yalnızca tiyatro oyunları, müzikaller ve korolarla değil, sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da adından söz ettirdi.<br />
Topluluk, geçen 25 yıllık süreçte çeşitli kampanyalar ve farkındalık çalışmalarıyla kent yaşamına katkı sundu. Ulaşım sorunlarından eğitim projelerine, kent estetiğinden sosyal yardımlaşma faaliyetlerine kadar birçok konuda aktif rol üstlendi.<br />
 Özellikle SMA hastası çocuklar için düzenlenen yardım kampanyaları, ulaşım imkânlarının geliştirilmesine yönelik girişimler ve çeşitli toplumsal farkındalık çalışmaları, topluluğun sosyal yönünü ortaya koyan örnekler arasında yer aldı.<br />
Bugün farklı mesleklerde görev yapan eski üyelerin aynı sahnede yeniden buluşması ise geceye ayrı bir anlam kattı. Doktor, mühendis, avukat, öğretmen ve sanatçı olarak yaşamlarını sürdüren eski katılımcılar, yıllar sonra aynı etkinlikte bir araya gelerek geçmişe dair anıları tazeledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 16.49.18" class="detail-photo img-fluid" height="2773" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-164918.jpeg" width="4160" /></h2>

<h2>Destek veren isimlere teşekkür edildi</h2>

<p>Etkinliğin organizasyonunda görev alan Urla Kent Konseyi Çocuk Meclisi Sorumlusu Cemil Doğru, konuşmasında yıllar boyunca projeye katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür etti.<br />
Doğru, farklı dönemlerde görev yapan belediye başkanlarından sivil toplum kuruluşlarına, eğitimcilerden yerel basın temsilcilerine kadar çok sayıda ismin bu süreçte önemli destek verdiğini ifade etti. Çocukların sanat, spor, müzik ve bilimle erken yaşlarda buluşmasının önemine dikkat çeken Doğru, özellikle tiyatro çalışmalarında görev alan genç eğitmenler Burcu Uslucan Erkılınç ile Yasemin Uslucan Ünerken’in emeklerine vurgu yaptı.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 16.49.49" class="detail-photo img-fluid" height="2773" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-164949.jpeg" width="4160" /></h2>

<h2>Yerel yönetim ve kent konseyinden destek mesajları</h2>

<p>Geceye katılan Urla Belediye Başkan Vekili Prof. Dr. Mesut Önen, kent konseylerinin kuruluş sürecine değinerek kentlilik bilincinin önemine dikkat çekti. Kent yaşamına katkı sunmanın her bireyin sorumluluğu olduğunu belirten Önen, çocukların ve gençlerin bu tür organizasyonlarda aktif görev almasının geleceğe yönelik önemli bir</p>

<p>yatırım olduğunu söyledi.<br />
Urla Kent Konseyi Başkanı Hadi Başman da çocukların ve gençlerin sosyal projelerde yer almasının kent kültürünü güçlendirdiğini ifade ederek etkinliğe destek veren herkese teşekkür etti.<br />
Program kapsamında, yıllardır çeşitli çalışmalara katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür belgeleri de takdim edildi.<br />
Gösteri sonunda oyuncu aileleri adına Ebru Çetin tarafından, projede emeği bulunan Burcu Uslucan Erkılınç, Yasemin Uslucan Ünerken ve Cemil Doğru’ya çiçek takdim edildi.</p>

<h2>Duygu dolu final izleyicileri etkiledi</h2>

<p>Gecenin final bölümünde oyuncular babalarını sahneye davet etti. Hep birlikte seslendirilen “Baba Bir Bak Bana” şarkısı, salonda duygusal anların yaşanmasına neden oldu. İzleyicilerin bir</p>

<p>bölümü gözyaşlarını tutamazken, sahnedeki tablo uzun süre ayakta alkışlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İNCİ ONGUN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR SANAT, İzmir, Urla</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/urlada-cumhuriyet-cocuklarinin-25-nci-onur-yili</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/haber-foto11-29-2.jpg" type="image/jpeg" length="84994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li Kılıç’tan özel sektör öğretmenleri tepkisi: Müdahaleyi kabul etmek mümkün değil]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/chpli-kilictan-ozel-sektor-ogretmenleri-tepkisi-mudahaleyi-kabul-etmek-mumkun-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/chpli-kilictan-ozel-sektor-ogretmenleri-tepkisi-mudahaleyi-kabul-etmek-mumkun-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, özel sektör öğretmenlerinin Ankara’daki eylemlerde gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Kılıç, “Ankara’da, özel sektör öğretmenlerine yönelik müdahaleyi kabul etmek mümkün değildir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör eğitim emekçilerinin yaşadığı güvencesizlik ve düşük ücret sorunlarına dikkat çekmek amacıyla bugün Ankara’da bir araya geldi. Meclis önünde basın açıklaması yapmak isteyen ve Güvenpark'ta toplanan özel sektör öğretmenlerine, polis müdahale etti. Müdahale sırasında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eren Edebali ve sendika üyeleri ters kelepçe ile gözaltına alındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’ta gözaltılara tepki gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kılıç: Kabul etmek mümkün değil!</strong></h2>

<p>Eğitim emekçilerine yapılan müdahaleyi kabul etmenin mümkün olmadığını ifade eden Kılıç, “Ankara’da, özel sektör öğretmenlerine yönelik müdahaleyi kabul etmek mümkün değildir.</p>

<p>İnsanca çalışma ve yaşam koşulları talep eden öğretmenlerin karşısına, kendileri de ağır çalışma koşulları altında görev yapan polisleri çıkarıp makam odalarından talimat verenlere sesleniyorum: Bir ülkede öğretmenler sokakta hak aramak zorunda kalıyorsa, sorun öğretmenlerde değil; onları bu noktaya getiren düzendedir.</p>

<p>Eğitimi değersizleştiren, emeği ucuzlaştıran ve hak aramayı güvenlik meselesi olarak gören anlayış; yalnızca öğretmenlerin değil, ülkenin geleceğinin de karşısındadır. İnsanca yaşam talebi suç değildir!” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Semi Tektas</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEĞİN SESİ, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/chpli-kilictan-ozel-sektor-ogretmenleri-tepkisi-mudahaleyi-kabul-etmek-mumkun-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/06/chp-izmir-milletvekili-adayi-sevda-erdan-kilic-kimdir-1.webp" type="image/jpeg" length="96069"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
