<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/roportaj" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 21:02:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/roportaj"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kar ederken batıyorlar!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kar-ederken-batiyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kar-ederken-batiyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haluk Selvi: Türkiye'de finansal okur yazarlık yok. Şirket yöneticileri teknik ve ticari yönden güçlüler. Fakat finansal ve yönetsel bilgi seviyeleri yeterli değil maalesef. Modern dünyada iyi yönetim tekniklerini, finansal okur yazarlığı bilmiyorsan başarılı olma şansın yok.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl dövizdeki ani artış ve sonrasında yaşanan dalgalanmalar piyasadaki birçok şirketin sonunu hazırladı. Geçtiğimiz yıl yaklaşık bin firma konkordatoya gitti. Konkordato ilan şirketlerin bir kısmı mali yapılarını düzeltme şansı yakalarken aralarında köklü şirketlerin de olduğu bir kısmı içn iflas kararı verildi. Konkordato ilan eden şirketlere baktığımızda birçoğunun kar ettiği halde nakit akışını düzenleyemedikleri için bu noktaya geldikleri görülüyor. Firmaların en başından beri stok yapılarına, maliyetlerine, nakit akışlarına ve insan kaynaklarına önem ve değer vermesi gerekiyor. Satış karlıysa her şey yolunda gibi algılanıyor.</p>

<p>'Önemli olan nakit akışı. Şirketleri karsızlık değil nakit akışsızlığı batırıyor' diye US Değer Yönetimi Platformu A.Ş. Kurucuları Hami Aygen ve Haluk Selvi ile şirketlerimizin yaşadığı darboğazı ve çıkış yollarını konuştuk.</p>

<p>Türkiye'de şirketler uluslararası normlara göre yönetiliyor mu? Şirketlerimizin son dönemde yaşadıkları darboğazın sebebi nedir?</p>

<p>Hami Aygen: Türkiye'de şirketlerin hukuki, ticari ve ekonomik sorunları ve bu sorunların çözümü için belirli anahtarlar var. Ama öncelikle bu sorunların nasıl doğduğuna bakmak gerekiyor. Şirketlerimizi sermaye şirketleri ve aile şirketleri olarak iki gruba ayırabiliriz. Sermaye şirketleri de yönetim anlayışı bakımından ikiye ayrılıyor. Birincisi firmanın özkaynaklarını, karlılığını, rant gelirlerini şirket içinde bırakıp sağlıklı bir büyüme gerçekleştirerek hem bilanço hem piyasa değerini artıranlar. İkincisi, maalesef şirketi sadece şahsına para kazanan kurum gibi görüp, tüm mali olanakları şahsi varlığını artırmak için kullananlar. Halk arasında söylendiği gibi, yat, kat, kotra alarak kişisel servetini artıranlar var. Bu şirketleri karşılaştırdığınızda özsermayesini içeride bırakan şirketin değerlendirilmesiyle bu sermayeyi şahsına çeken firma arasında dağlar kadar fark oluyor. Bunu bir örnekle açıklayalım; şirket gelirinizden 3 milyon çekip bir ev aldınız diyelim. Sizin 3 milyon Euro'ya aldığınız evin değeri 5 yıl sonra taş çatlasın 4 milyon Euro'dur. Eğer o değer şirketin içinde olsaydı piyasa çarpanıyla şirketinizin değerini 5 ile 9 kat arasında artırmış olacaktınız. En düşük çarpanla hesaplasak dahi bu 3 milyonun değeri 5 yıl sonra 15 milyon Euro olacaktı. Dolayısıyla kişisel zenginleşme yoluna giden patron daha sonra şirketinin değerinden elde edeceği kişisel değeri de düşürüyor. Şirketler bu ayrıntıyı atlıyorlar. Atlandıklarında da son zamanlarda gördüğümüz nakit darboğazları çıkıyor ortaya.</p>

<p>Haluk Selvi: Türkiye'de 2011'de yeni Türk Ticaret Kanunu tartışıldı. Ülkemizde vergi usul kanunu şirketlerden vergi toplamak üzerine kurgulanmış durumda. Dolayısyla şirketlerin mali performansları vergi ödeme becerilerine göre ayarlanmış. Patronun da nakit akışını rahatlatması için en büyük performansı vergiden kaçınmakla sağlayacağını sanıyor. Ama batıda şirketler fiili karlılık veya sermaye verimliliği performansına göre dizayn edilmiştir. Vergi ikinci plandadır. Vergi toplayacağım diye vergi usul kanunu referanslı mali performans sistemi kurarsanız insanlar da vergiden kaçınmak için sistem geliştirirler. Şirketin performansı ikinci planda kalır. Türkiye'de olan biten şeylerden biri de budur.</p>

<h2>Ne yapmak gerekiyor?</h2>

<p>Haluk Selvi: Şirketler Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yönetim anlayışına geçmeliler. 2011'de bu sisteme geçecektik ama olmadı. Eski sistem devam ediyor. Şirket sahibi vergiden kaçınınca kendini başarılı görüyor. Aslında karlılığını artırıcı, sermayesini daha hızlı çevirecek tedbirler almak yerine kafayı vergiden kaçınmaya yorunca ya içi boşaltılmış şirketler ortaya çıkıyor. Ya da nakit akışını destekleyecek her türlü yola başvuruyorlar. Buna da mevcut sistem zemin hazırlıyor.</p>

<p>Geçtiğimiz yılın ikinci yarısı hayatımıza giren konkordato nedir? Şirketler neden konkordatoya başvuruyorlar?</p>

<p>Hami Aygen: Konkordato genel anlamıyla bir pause süreci. Eğer firma kendi hataları, ekonomik konjektör, dış piyasa ve rekabet koşulları, stok ve borçlanmadan dolayı kendini çeviremez hale geldiyse, “bu şekilde benim ticari hayatıma devam etmem mümkün değil, bana bir süre vermeniz lazım” diyor. Firma eğer bunu doğru zamanda yapıyorsa piyasayı köstekleyici değil destekleyici oluyor. Ama bu tek çözüm mü? Önemli olan buraya gelmeden öncesi. Firmaların en başından beri stok yapılarına, maliyetlerine, nakit akışlarına ve insan kaynaklarına önem ve değer vermesi gerekiyor. Satış karlıysa her şey yolunda gibi algılanıyor. Böyle bir şey yok. Piyasada kar ettiği halde batan onlarca şirket var. Rolls–Royce gibi mesela. Önemli olan nakit akışı. Şirketleri karsızlık değil nakit akışsızlığı batırıyor.</p>

<p>Haluk Selvi: Bunun 4 sebebi var. Birincisi aşırı stok bulunduruyorlar. İkincisi alacak ve ödeme vadesini dengeleyemiyorlar. Üçüncüsü yüksek miktarlı yatırım yapıyorlar. Bu üç kalem kar zarar tablosunda görünmez. Şirketler satış karlılığı olduğu halde bu üç sebep yüzünden nakit darboğaza düşer. Bir de yüksek maliyetli borçlanmışsa, bu borçlanma maliyetlerini de satış fiyatlarına yansıtamadığı için nakiti çeviremeyip batıyorlar. Biz US Danışmanlık olarak 2016 yılında yaptığımız analizlerde bugün yaşadığımız sürecin geleceğini gördük. 2016'da Türkiye'nin en büyük 500 firmasını tek bir bilanço gibi inceledik ve bu geldğimiz noktanın yaşanacağını gördük. Müneccimlik yapmadık. Bilançolar bunu söylüyordu. 2016'da 2018-2019'un işareti vardı. Şirketler alacak vadelerini uzatmış, stoklarını şişirmiş, borçlanmalarını yüksek faizle yapmış, karlılıkları arttığı halde borçlanma maliyetleri karlılıklarının önünde artımıştı. Türkiye'nin en büyük 500 firması 75 milyar dolar kar etmiş fakat hem yatırım hem işletme sermayesini karşılamak için 100 milyar dolar kaynağa ihtiyacı vardı. Bu ne demek? Şirketlerin her sene 25 milyar dolar borca ihticayı var. Karlı oldukları halde kazandıkları para şirketlerin çarkını çevirmeye yetmemiş. Bir şirket operasyonlarında serbest nakit yaratamıyorsa borçlanacak borçlanma da yüksek maaliyetli olacağı için sistem tıkanacaktı. Ve öngördüğümüz gibi oldu.</p>

<h2>Nakit darboğazdan çıkmanın yolu nedir?</h2>

<p>Hami Aygen: Nakit darboğaz yönetiminin 12 adımlık bir yönergesi var. Bunu Türkiye'de bilen ve uygulayan firma sayısı çok az. Hasbelkader ezbere yapılıyor olabilir ama bir yönerge dahilinde bilen ve yapan az. Nakit darboğazına düşen firmaların yapması gerekenler belli. Bu bizim know howımız ama birkaç tanesinden söz edelim. Öncelikle şirkete sıcak para sokmak lazım. Bu da duran varlık satışıyla mümkün. Şirketin veya hissedarların üzerindeki duran varlıklar derhal nakite çevrilmeli. Hareket etmeyen stoklar nakite çevrilmeli. Alacaklar hızla tahsil edilmeli. Sahadaki verimsizlikler tespit edilerek çözüme kavuşturulmalı.</p>

<p>Haluk Selvi: Kapitalist sistem içinde yenileyen yıkım / yaratıcı yıkım teorisi diye bir terim var. Bu teori bırak kötü yönetilen şirket batsın diyor. Kötü yönetilen şirketi yaşatmaya devem edersen etkisi ve artçıları çok daha yıkıcı olur. Dolayısıyla konkordatoda devletin hasas davranmasının sebebi o. Şirket yaşayacaksa pauseye basayım yaşamayacaksa basmayayım diyor. Türkiye'nin yapısal sorunları bu sonucu getirdi. Ertelenmiş sorunlar dolar kriziyle su üstüne çıktı. Yapısal sorunun nedeni esasen düşük katma değerli üretim yapmak. Türk şirketlerinin temel problemi bu. Ürettiğimiz ürün ve hizmetlerin katma değeri düşük. Örneğin Türkiye'nin ihracatının 1 kg değeri 1,5 dolar. Ama Almanya'nın 4,5 dolar.</p>

<p>Hami Aygen: Şirketlerin toplam değeri eşittir finansal sermaye değeri artı sosyal sermaye değeridir. Türkiye'de sosyal sermaye değeri kavramını bilen yok. Büyük ekonomi olmak, gelişmişliği ve rekabetçiliği de eş zamanlı iyileştirmek gerekiyor. Şirketler satış gelirine odaklı yönetildikleri için sağlıklı, rekabetçi büyüyemiyorlar. Bunun çok müthiş formülleri yok. Önce yatırım yaptığın sabit kıymetin kapasitesini maksimize edeceksin. 100 liralık yatırımda 30 liralık satış yapıyorsan batarsın. Rekabet faktörünü belirleyip ona odaklanacaksın. Hız mı servis mi kalite mi, hepsini biranda yapamazsın. Rakiplerini tanıyacaksın.</p>

<p>Bir yönetim danışmanlığı firmasından destek almak isteyn firma size başvurduğunda süreç nasıl işliyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hami Aygen: Firmanın mali, idari, teknik, ticari anlamda mevcut durum analizini yapıyoruz. Bu inceleme sonucunda ilk müdahele edilmesi gereken yerleri tespit ediyoruz. Sonra firma içinde bağımsız bir yönetim kurulu üyesi gibi çalışmaya başlıyoruz. Biz sorunu tespit ederiz, çözüm yollarını gösteririz ama firmada sürekli bulunma imkanımız yok. Bizim esas amacımız firmanın gerek patronlarının gerek yöneticilerinin gerekse çalışanlarının bu metodolojiyi götürecek şekilde çalışabilecekleri atmosferi yaratmak ve onları eğitmektir. Sonuçta işi yapacak olanlar onlar. Sonraki süreçte şirketteki eksikleri kendilerinin nasıl bulacaklarını bilmeleri önemli. Firmanın çalışanları ve yöneticileri için akil insan olarak çalışıyoruz. Biz mucize yaratmıyoruz, bunun da üstünde durmak lazım. Biz sadece olası ekonomik tercihleri, uluslararası tecrübeleri, başka şirketlerin tecrübelerini aynı yere kanalize ederek o hataların yapılmamasını sağlıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber / Sinan KESKİN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kar-ederken-batiyorlar</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Feb 2019 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/images/haberler/2019/02/kar_ederken_batiyorlar_h148240_4e5e4.jpg" type="image/jpeg" length="14931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu eller büyülüyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/bu-eller-buyuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/bu-eller-buyuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın ve ülkemizin önemli sanatçılarının yapıtlarından oluşan bir sergi ile açılan Folkart Sanat Galerisi'ndeki yapıtlarda yorumlanan bu eller büyülüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Neslihan PERŞEMBE / Röportaj -</em></strong> Zemin katlarda görmeye alışık olduğumuz sanat galerisi anlayışını yıkan Folkart Sanat Galerisi, Avrupa'nın, 5'inci ve Türkiye'nin en yüksek 2'inci, İzmir'in 1'nci ikiz kulesinden birinin 18. katında yer aldı. Türkiye'nin bu en büyük sanat galerisi, Dünya‘nın ve Türkiye’nin önemli sanatçılarının yapıtlarından oluşan Ellerin Büyüsü adlı sergi ile dün akşam açıldı. 15 Mart’a kadar sürecek sergi Folkart Sanat Galerisi'nde ücretsiz olarak ziyaret edebilecek. Folkart Sanat Galerisi'nin Genel Koordinatörü Fahri Özdemir.</p>

<p>Fahri Özdemir uzun yıllar yayıncılık ile uğraştı. Özdemir’i İzmirli edebiyatçılar ve kitap kurtları daha çok Kırmızı Yayınları’dan tanıdı. Fahri Özdemir, Kırmızı Yayınları tarafından 1993&nbsp;yılında Sivas Katliamı'nda öldürülen şair&nbsp;Metin Altıok adına Metin Altıok Şiir Ödülü'nün verilmesinde de büyük rol oynadı. Sivas doğumlu olan Özdemir, ailesiyle ile Ankara'ya yerleşti. Yayıncılık hayatına Ankara'da başlayan Fahri Özdemir, ardından İstanbul'a yerleşti. Ağabeysi ile Kırmızı Yayınları'nı kurdu. 2012 ılında Kırmızı Yayınları'nı ağabeysine bırakan Özdemir, ardından Islık Yayınları’nı kurdu. Fahri Özdemir 2013 yılında, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde gerçeküstücülüğün en önde gelen temsilcilerinden İspanyol ressam ve özgün baskı sanatçısı Salvador Dali’nin baskı resimlerinin yer aldığı&nbsp;serginin küratörlüğünü yaptı. Özdemir, Bornova Belediyesi’nin Dramalılar Köşkü Kent Arşivi ve Müzesi'nde gerçekleşen, dünyaca ünlü Türk ressamların yüz eserinin sergilendiği Türk Resminin 100 Yüzü ve şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ile sürrealizmi dünyaya sevdiren ressam olarak tanınan İspanyol ressam Joan Miro'nun Düşlerimin Rengi adlı sergisinin de küratörlüğünü yaptı. Fahri Özdemir, Bornova Belediyesi’nde uluslararası şiir festivalleri de düzenledi. Türkiye’nin en büyük Atatürk ve Çanakkale Savaşı fotoğrafları koleksiyonuna sahip olan Fahri Özdemir‘de, Namık Kemal’den günümüze önemli şairlerin el yazmaları da mevcut. 9 Eylül Gazetesi olarak biz de açılış öncesi Folkart Sanat Galerisi'ni ziyaret ederek galerinin Genel Koordinatörü Fahri Özdemir ile röportaj yaptık.</p>

<p><strong>Folkart Sanat Galerisi nasıl doğdu?</strong></p>

<p>Ellerin Büyüsü, İbrahim Karaoğlu’nun 4 yıldan bu yana üzerinde çalıştığı bir sergiydi. Bu serginin sponsorluk görüşmesi için Folkart'ın Yönetim Kurulu Başkanı&nbsp;Mesut Sancak ile görüştüğümde, ‘Tamam sponsor olurum ancak bu sergiyi dışarıda açmayalım. Buraya bir galeri yapalım ve sen de başına geç‘ dedi. Biraz düşündükten sonra bu teklifi kabul ettim. Bu iş çok risklidir ama Mesut Sancak’ı çok sevdim. Çok içten bir insan. Bu yaklaşımı çok hoşuma gitti. Galeriye çok büyük bir yatırım yapıldı. Başka bir işverenin ilk yapacağı iş burayı satmaktır. Mesut Sancak satmadığı gibi, cebinden de ciddi miktarda para harcadı. Ancak Folkart Sanat Galerisi, halka açıktır ve ücretsiz olarak gezilecek. Sedece Pazartesi günü ziyaretçi kabul etmeyeceğiz. O gün galerinin ve çalışanlarının dinlenme günü olacak.</p>

<p><strong>Yapıtları sergilenen sanatçılarla görüştüğümde, galerilerin tavan yüksekliğinden yer zemininin desenine kadar genel yapısından şikayetçiler. Bu alanda uzmanlara danışılmadan galerilerin yapıldığını belirtiyorlar. Folkart Sanat Galerisi’nin yapımında nasıl bir yol izlendi?</strong></p>

<p>Isı, ışık, nemlendiriciden tutun da yer zeminine kadar her şey uluslararası standartlarda yapıldı. Folkart Sanat Galerisi yapılmadan önce yurtdışındaki birçok müze ve galeriyi ciddi boyutta incelendi. Bize onların bir sentezini yapıldı. Mesut Sancak işin uzmanları ile çalışılmasına onay vererek ciddi bir yatırım yaptı. Türkiye’de ciddi boyutta iyi galeri sayısı çok az. Hepsi küçük ölçekli. Yapılırken de bu yapılar sanat galerisi olarak yapılmıyor.<br />
<br />
<strong>Sergideki bu büyülü ellerin sırrına gelelim...</strong></p>

<p>Ellerin Büyüsü, ünlü plastik cerrah, hocaların hocası Hans Zilch’in bir koleksiyonu. İbrahim Karaoğlu, uzun yıllardır Hans Zilch ile diyalog içindeydi. Zilch, sadece el üzerine olan çalışmaları toplamış. İbrahim ile, bu el üzerine olan çalışmaların arasına Abidin Dino’dan Bedri Rahmi’ye kadar Türk ressamları da kattık. Sergideki bütün resim ve heykellerin teması el.<br />
<br />
<strong>Hans Zilch’in bu koleksiyonu başka nerelerde sergilendi? İzmir dışında hangi illerimizde sergilenecek?</strong></p>

<p>Ellerin Büyüsü, yanılmıyorsan altı uluslararası müzede açıldı. En son Davos’ta açıldı. İzmir’de Folkart Sanat Galerisi’nin ardından Folkart’ın sponsorluğunda Ankara’ya oradan da İstanbul’a geçecek.</p>

<p><strong>Ellerin Büyüsü’nde yapıtları sergilenen çok sayıda sanatçı var. Hepsinin ismine yer veremeyiz ancak bazı kişileri söyler misiniz?</strong></p>

<p>Bu resim, heykel ve foroğrafların sergilendiği çok özel bir sergi. İçinde Rodin, Picasso, Dali, Fahnler’den Balaban ve Abidin Dino’ya kadar çok sayıda isim var.</p>

<p><strong>Kaç yapıt sergilenecek?</strong></p>

<p>160 yapıt sergilenecek. Sergilenen yapıtlara kafeteryada da bakılabilecek. İzmir'in de sahil şeridi izlenebilecek.<br />
Koleksiyon sergisi olduğu için satış da olmayacak herhalde...<br />
Evet satış yok.<br />
<br />
<strong>Beş yılının planını yapan Folkart Sanat Galerisi’nin Danışma Kurulu kimlerden oluşuyor?</strong></p>

<p>Folkart Galeri, Türkiye'nin önde gelen sanatçılarından oluşan bir danışma kurulu tarafından yönetiliyor. Başkanlığını duayen gazeteci yazar Doğan Hızlan'ın yaptığı kurulda, Hüsamettin Koçan, Habip Aydoğdu, Hanefi Yeter, Kemal Tufan ve Çerkes Karadağ gibi alanlarında önemli sanatçılar yer alıyor.&nbsp;Biz bu danışma kurulu ile beraber 5 yıllık planımızı yaptık.<br />
<br />
<strong>Sergilerin 5 yıllık planı hakkında okurlarımıza bilgi verelim...</strong></p>

<p>Çanakkale Savaşları ile ilgili hiç yayınlanmamış 130 fotoğraftan oluşan benim koleksiyonum sergilenecek. 27 Nisan’da mask sergimiz açılacak. Dünyanın en büyük mask koleksiyonu Hıfzı Topuz’undur. Folkart Sanat Galerisi’de 450 parçalık bir mask koleksiyonu açılacak. Resim sanatımıza yön veren 100 Türk ressamın 100 eseri sergilenecek. Fikret Muallâ sergisi de İzmirliler ile buluşacak. Habib Aydoğdu ve Adonis’in ortak bir sergisi de olacak.</p>

<p><strong>Folkart Sanat Galerisi tam da Tepekule Antik Kenti’nin yer aldığı ilçe içinde. Bu anlamda İzmir’i anlatan, yorumlayan bir sergi olacak mı?</strong></p>

<p>Henüz böyle bir plan yapmadık ancak Ellerin Büyüsü sergisinde İzmir’de yaşayan ressam Reyhan Abacıoğlu, Gören Bulut, Umut Türker gibi sanatçıların&nbsp;da yapıtı var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İzmir’de beğendiğiniz sanat galerileri hangileri?</strong></p>

<p>İzmir’de sanata ciddi yatırım yapan iki kurum var. Biri Arkas Sanat Merkezi’dir. Diğeri de Folcart’dır. İzmir’deki sanaycilerin artık sanata ellerini uzatması lazım. Kent ancak böyle gelişir.</p>

<p><strong>Çocuk ve resim ilişkisi her dönemde sıcaktır. Bu anlamda Folkart Sanat Galerisi’nin çocuklara ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmaları olacak mı?</strong></p>

<p>Evet yer vereceğiz. Çocuklara yönelik, atölye çalışmaları dışında da sürpriz çalışmalarımız olacak. Bu yıldan başlayarak yapacağımız çok ciddi bir heykel sempozyumu gerçekleştireceğiz. Bu heykel sempozyumuna Dünya'nın en önemli sanatçıları katılacak.<br />
<br />
<strong>Sanat galerisine gelip hiçbir sergiyi görmemiş kişiler için nasıl bir çağrınız olabilir?</strong></p>

<p>Tarihe ve sonraki kuşaklara sanat yapıtlarını bırakacağız. Çünkü iyi bir sanat yapıtı ölümüzdür. Yüzyıllar sonra da yaşar. Bunun örneklerini görüyoruz. Sanat, hayatı yaşanılır kılar. Estetik değerleri sanat ile kazanırız. Bir kıza, “Seni seviyorum“ demenin bile sanatsal bir yönü vardır. Sanat, insanın içindeki kuruluğu, duyarsızlığı yok eder. Her şeye sevgi ile bakılacaksa, bu ancak sanatın yolundan gidilerek gerçekleşir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Neslihan PERŞEMBE</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/bu-eller-buyuluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2015 10:01:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2023/07/son-dakika.png" type="image/jpeg" length="18982"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
