<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 30 May 2026 01:11:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Reha Muhtar’tan kötü haber: Hastaneye kaldırıldı! 'Dualarınızı esirgemeyin...']]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/reha-muhtartan-kotu-haber-hastaneye-kaldirildi-dualarinizi-esirgemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/reha-muhtartan-kotu-haber-hastaneye-kaldirildi-dualarinizi-esirgemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Televizyoncu Reha Muhtar, Bodrum’da dün akşam saatlerinde yaşadığı rahatsızlığın ardından hastaneye kaldırıldı. Sağlık durumu yakından takip edilen Reha Muhtar’la ilgili Deniz Uğur’dan açıklama geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk televizyonculuk tarihinin bir dönemine damgasını vuran Reha Muhtar, Bodrum'da dün akşam saatlerinde yaşadığı rahatsızlığın ardından hastaneye kaldırıldı. Ambulansla hastaneye kaldırılan Reha Muhtar’a, ilk kontrollerin ardından kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Hastaneye yatırılan Reha Muhtar’ın tedavisinin sürdüğü ve doktorlar tarafından sağlık durumunun yakından takip ettiği belirtildi. Reha Muhtar’la ilgili Deniz Uğur'dan açıklama geldi:</p>

<p><img alt="Reha Muhtar Hastanelik Oldu 4 Qwgb" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/reha-muhtar-hastanelik-oldu-4-qwgb.jpg" width="1200" /></p>

<p>“Çanakkale'deki yazlığımızdayken Reha Muhtar'ın Bodrum'da hastaneye kaldırıldığı haberini aldık” diyen Deniz Uğur, şu ifadeleri kullandı: “Çocuklarımız Mina ve Poyraz'ın babalarının sağlık durumunu takip etmeleri ve yanında olmaları amacıyla hastaneye doğru yolculuk halindeyiz. Hayırlı dualarınızı esirgememenizi diliyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Reha Muhtar Hastanelik Oldu 7 Nsa6" class="detail-photo img-fluid" height="991" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/reha-muhtar-hastanelik-oldu-7-nsa6.jpg" width="639" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/reha-muhtartan-kotu-haber-hastaneye-kaldirildi-dualarinizi-esirgemeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 23:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/chatgpt-image-29-may-2026-23-56-40.png" type="image/jpeg" length="68502"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı'nda "diyetim bozuldu" psikolojisine dikkat: Uzmanlardan kritik beslenme uyarıları]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kurban-bayraminda-diyetim-bozuldu-psikolojisine-dikkat-uzmanlardan-kritik-beslenme-uyarilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kurban-bayraminda-diyetim-bozuldu-psikolojisine-dikkat-uzmanlardan-kritik-beslenme-uyarilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde uzmanlar, uzun tatil dönemlerinde yapılan kontrolsüz beslenme hatalarına karşı önemli uyarılarda bulundu. Bayram sonrası tartıda görülen ani kilo artışlarının büyük bölümünün yağ değil ödem olduğunu belirten uzmanlar, bir öğün kaçtı diye tüm düzeni bırakmanın asıl tehlikeyi oluşturduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Milyonlarca insan Kurban Bayramı'nın getirdiği manevi coşku ve kurulan geniş aile sofraları için gün sayarken, beslenme alışkanlıklarında yapılacak ani değişiklikler sağlık sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Genellikle "Bayramda dilediğim gibi yerim, bayramdan sonra diyete başlarım" düşüncesinin toplumda hakim olduğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, asıl tehlikenin fazla yemekten ziyade kişilerin içine düştüğü suçluluk psikolojisi olduğunu ifade ediyor. Bir dilim baklava tüketmenin tek başına kilo aldırmayacağını, asıl kilo artışına kontrolün tamamen elden bırakılmasının yol açtığını söyleyen Demirkan, sindirim sistemini zorlayan geleneksel hatalardan vazgeçilmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<h2 dir="ltr">​En büyük hata fazla yemek değil öğün atlamak</h2>

<p dir="ltr">​Bayram günlerinde sabah heyecanı ve ikramların yoğunluğu nedeniyle birçok vatandaşın beslenme saatleri altüst oluyor. Toplumda sıklıkla yapılan en büyük yanlışların başında, akşam saatlerinde tüketilecek ağır et yemeklerini düşünerek gün boyu aç kalmak geliyor. Bu durumun akşam saatlerinde tıkınırcasına beslenme modelini tetiklediğini belirten uzmanlar, Kurban Bayramı boyunca et tüketiminin akşam yerine daha çok öğle öğününe kaydırılmasını tavsiye ediyor. Akşam saatlerinde ise sindirimi rahatlatmak adına daha çok sebze ağırlıklı ve hafif menülerin tercih edilmesi, mideyi yormamak adına büyük önem taşıyor.</p>

<h2 dir="ltr">​Kurban eti kesilir kesilmez tüketilmemeli</h2>

<p dir="ltr">​Kurban ibadetinin ardından sofralara gelen taze etlerin pişirilme ve dinlendirilme süreçleri de sağlık açısından kritik bir eşik oluşturuyor. Yeni kesilen hayvanların etinde halk arasında "ölüm sertliği" olarak bilinen bir durumun meydana geldiğini hatırlatan uzmanlar, etin kesildiği gibi ocak ya da ızgaraya götürülmesinin hem çiğnemeyi zorlaştırdığını hem de sindirim sistemine aşırı yük bindirdiğini ifade ediyor. Bu olumsuzlukların önüne geçebilmek için etin en az 12 saat boyunca, çok sıcak olmayan serin bir ortamda dinlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, et henüz kendi iç sıcaklığını korurken ve sıcakken direkt buzdolabına kaldırılmasının da bakteriyel riskler açısından doğru bir yaklaşım olmadığı belirtiliyor.</p>

<h2 dir="ltr">​Bayram sonrası görülen iki üç kilo çoğu zaman yağ değil</h2>

<p dir="ltr">​Birçok kişinin bayram tatilinin ardından tartıya çıktığında büyük bir panik yaşadığı bilinmektedir. Kısa sürede görülen 2-3 kiloluk hızlı artışların aslında doğrudan bir <strong>yağ kazanımı</strong> olmadığını söyleyen Diyetisyen Dilara Demirkan, bu durumun temel sorumlusunun vücutta biriken ödem olduğunu belirtiyor. Bayram ziyaretlerinde ikram edilen pilav, baklava, börek gibi hamur işleriyle birlikte <strong>karbonhidrat tüketimi</strong> tavan yapıyor. Vücuttaki glikojen depoları dolduğunda ve buna artan tuz tüketimi de eklendiğinde vücudun hızla su tutmaya başladığını ifade eden Demirkan, tartıdaki ani değişimlerin paniğe yol açmaması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2 dir="ltr">​Sert detokslar yerine beslenmede denge kurulmalı</h2>

<p dir="ltr">​Tartıdaki artışı görür görmez kulaktan dolma bilgilerle yapılan ağır ve cezalandırıcı detoks programları, uzmanlar tarafından kesinlikle önerilmiyor. Yasaklar koyarak beslenmeyi kısıtlamak yerine sürdürülebilir bir modelin benimsenmesi gerektiği aktarılıyor. Protein, yağ ve karbonhidrat dengesi yeniden sağlandığında insan vücudunun kısa sürede kendi doğal formuna ve kilosuna kavuşacağı hatırlatılıyor. Önemli olanın bir günlük kaçamağın ardından tamamen pes etmek değil, ertesi gün normal ve dengeli beslenme rutinine kararlılıkla geri dönebilmek olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2 dir="ltr">​Yemek sonrası çay ve kahve şişkinlik yapabiliyor</h2>

<p dir="ltr">​Türk kültürünün vazgeçilmez bir parçası olan yemek sonrası çay ve kahve ikramları, bayramda normalin çok üzerine çıkabiliyor. Toplumda bu içeceklerin hazmı kolaylaştırdığına dair yaygın bir inanış olsa da, fazla tüketilen çay ve kahvenin tam tersine mide yanması, reflü ve ciddi <strong>hazımsızlık sorunları</strong> yarattığı belirtiliyor. Ağır et yemeklerinin hemen ardından mideyi daha da yoracak bu kafeinli içecekler yerine; hazmı gerçekten destekleyecek sade soda, ayran veya direkt olarak temiz su gibi hafif alternatiflere yönelinmesi tavsiye ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 dir="ltr">​Günlük su tüketiminde on iki bardağın altına düşmeyin</h2>

<p dir="ltr">​Sıvı alımı ile su tüketiminin birbirine karıştırılması bayramda yapılan bir diğer büyük hata olarak öne çıkıyor. Gün boyunca içilen çorba, çay, kahve veya kefir gibi sıvıların suyun yerini asla tutmayacağını belirten uzmanlar, özellikle içilen her bardak kafeinli içecek için vücuttan atılan suyu yerine koymak adına ekstra bir bardak daha su içilmesi gerektiğini söylüyor. Bayram süresince günlük <strong>su tüketimi</strong> seviyesinin en az 2 ila 2,5 litre arasında olması ve günde 10-12 bardak sınırının altına kesinlikle düşülmemesi gerektiği önemle hatırlatılıyor.</p>

<h2 dir="ltr">​Rafine şeker içermeyen sağlıklı alternatifler geliştirilebilir</h2>

<p dir="ltr">​Bayramın neşesi olan tatlı ritüelini tamamen ortadan kaldırmak yerine, mutfakta daha sağlıklı ve doğal içerikli alternatifler üretmek mümkün. Klasik şerbetli tatlıların yaratacağı ani kan şekeri dalgalanmalarından korunmak için <strong>rafine şekersiz tatlı</strong> tarifleri öneriliyor. Örneğin; sıcak suda yumuşatılıp çekirdekleri çıkarılan hurmaların içerisine yulaf kepeği, ceviz, badem veya fındık eklenerek, az miktarda tahin ya da fıstık ezmesiyle rondodan geçirilmesiyle harika atıştırmalıklar elde edilebiliyor. Hazırlanan bu besleyici karışım küçük toplar haline getirilip Hindistan cevizine bulanarak hem göze hem de damağa hitap eden sağlıklı ikramlara dönüştürülebiliyor.</p>

<h2 dir="ltr">​Bir tek öğünle hiçbir diyet tamamen bozulmaz</h2>

<p dir="ltr">​Beslenme danışmanlığında en sık karşılaşılan psikolojik bariyer, kişilerin tek bir hatalı öğünün ardından "her şey bitti" diyerek tüm sağlıklı beslenme çabasını çöpe atmasıdır. Oysa insan metabolizmasının mükemmel bir esnekliğe sahip olduğunu belirten diyetisyenler, sürdürülebilir bir yaşam için kusursuz beslenmenin değil, istikrarlı olmanın önemli olduğunu söylüyor. Bir öğünde ipin ucu kaçmış olsa bile, yapılması gereken tek şey bir sonraki öğünde protein ve sebze dengesini gözeterek normal düzene kaldığı yerden devam etmektir. Asıl sorunun kaçamak yapmak değil, o kaçamağın ardından sağlıklı alışkanlıklardan tamamen vazgeçmek olduğu gerçeği unutulmamalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kurban-bayraminda-diyetim-bozuldu-psikolojisine-dikkat-uzmanlardan-kritik-beslenme-uyarilari</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/dilara-demirkan.jpg" type="image/jpeg" length="25705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[25 Mayıs eczaneler açık mı, kapalı mı olacak? 25 Mayıs Pazartesi günü eczane çalışıyor mu, yarım gün mü?]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/25-mayis-eczaneler-acik-mi-kapali-mi-olacak-25-mayis-pazartesi-gunu-eczane-calisiyor-mu-yarim-gun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/25-mayis-eczaneler-acik-mi-kapali-mi-olacak-25-mayis-pazartesi-gunu-eczane-calisiyor-mu-yarim-gun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı yaklaşırken vatandaşların en çok araştırdığı başlıklardan biri eczanelerin çalışma düzeni oldu. 25 Mayıs Pazartesi günü eczanelerin açık olup olmayacağı merak edilirken, arife günü öncesindeki son tam mesai detayı netleşti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’na kısa süre kala milyonlarca vatandaş sağlık ve ilaç işlemlerini tamamlamak için plan yapmaya başladı. Özellikle kronik hastalar, düzenli ilaç kullananlar ve reçete işlemlerini son güne bırakmak istemeyenler, “25 Mayıs’ta eczaneler açık mı?” sorusuna yanıt arıyor.</p>

<p>Bayram dönemlerinde kamu kurumları ve sağlık kuruluşlarının çalışma saatlerinde değişiklik yaşanması nedeniyle eczanelerin mesai düzeni her yıl olduğu gibi bu yıl da gündemin üst sıralarında yer aldı.</p>

<p>26 Mayıs Salı gününün Kurban Bayramı arifesi olması nedeniyle vatandaşların büyük bölümü alışverişlerini ve sağlık işlemlerini 25 Mayıs Pazartesi günü tamamlamayı planlıyor.</p>

<h2><strong>25 Mayıs Pazartesi günü eczaneler normal mesai yapacak</strong></h2>

<p>25 Mayıs 2026 Pazartesi günü resmi tatil kapsamında değerlendirilmiyor. Bu nedenle Türkiye genelindeki eczaneler, normal çalışma düzeni içerisinde hizmet vermeye devam edecek.</p>

<p>Sabah saatlerinden itibaren açık olacak eczanelerde reçete işlemleri, ilaç temini ve danışmanlık hizmetleri normal mesai saatleri boyunca sürdürülecek. Özellikle bayram öncesi yoğunluk nedeniyle birçok eczanede gün içerisinde hareketlilik yaşanması bekleniyor.</p>

<p>Uzmanlar, vatandaşların son gün yoğunluğundan etkilenmemek için ilaç ihtiyaçlarını mümkün olduğunca erken saatlerde karşılamasını öneriyor.</p>

<p><img alt="Bayramda Eczaneler Acik Mi Ramazan Bayrami Pazar Gunu Idrak Edilecek 1742891161712 1" class="detail-photo img-fluid" height="513" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/03/bayramda-eczaneler-acik-mi-ramazan-bayrami-pazar-gunu-idrak-edilecek-1742891161712-1.jpg" width="750" /></p>

<h2><strong>Arife günü yarım gün uygulaması başlayacak</strong></h2>

<p>Bayram öncesindeki en önemli değişiklik ise 26 Mayıs Salı günü uygulanacak. Kurban Bayramı arifesine denk gelen bu tarihte kamu kurumlarında olduğu gibi birçok sağlık kuruluşunda da yarım gün mesai sistemi uygulanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eczanelerin önemli bölümünün öğle saatlerine kadar hizmet vermesi, öğleden sonra ise yalnızca nöbetçi eczaneler üzerinden işlem yapılması bekleniyor. Bu nedenle vatandaşların reçete ve ilaç işlemlerini 25 Mayıs Pazartesi günü tamamlaması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Özellikle sürekli ilaç kullanan hastaların, bayram süresince yaşanabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak önceden hazırlık yapmasının önem taşıdığı belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Bayram boyunca sadece nöbetçi eczaneler hizmet verecek</strong></h2>

<p>27 Mayıs Çarşamba günü başlayacak Kurban Bayramı boyunca standart eczaneler kapalı olacak. Bayram süresince hizmet yalnızca il ve ilçelerde belirlenen nöbetçi eczaneler aracılığıyla sürdürülecek.</p>

<p>Vatandaşlar bulundukları bölgedeki nöbetçi eczaneleri, il sağlık müdürlüklerinin internet siteleri, eczacı odalarının duyuruları ve mobil uygulamalar üzerinden öğrenebilecek.</p>

<p>Bayram dönemlerinde özellikle ağrı kesici, ateş düşürücü, tansiyon ve kronik hastalık ilaçlarına yönelik talebin arttığı belirtilirken, sağlık uzmanları ilaç stoklarının son güne bırakılmaması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/25-mayis-eczaneler-acik-mi-kapali-mi-olacak-25-mayis-pazartesi-gunu-eczane-calisiyor-mu-yarim-gun-mu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2025/06/bugun-eczaneler-acik-mi-kapali-mi-kurban-bayramini-4gunu-eczanelerin-hizmet-durumu-gundeme-geldi-17494636563061.jpg" type="image/jpeg" length="89496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilçam’ın usta oyuncusu Kadir İnanır entübe edildi]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yesilcamin-usta-oyuncusu-kadir-inanir-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yesilcamin-usta-oyuncusu-kadir-inanir-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve zatürre teşhisiyle yoğun bakıma alınan Yeşilçam'ın usta sanatçısı Kadir İnanır entübe edildi. Hayat arkadaşı Jülide Kural, usta oyuncunun akciğerinde tümör tespit edildiğini açıklayarak durumun riskli olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerinden, Türk sinemasının usta oyuncusu Kadir İnanır’ın sağlık durumuna ilişkin hayranlarını derinden üzen bir gelişme yaşandı. Geçtiğimiz hafta 14 Mayıs'ta aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 77 yaşındaki sanatçıya, yapılan detaylı tetkiklerin ardından zatürre teşhisi konulmuştu. O günden bu yana tedavisi yoğun bakım ünitesinde devam eden Kadir İnanır'ın, bugün doktor kararıyla entübe edildiği öğrenildi.</p>

<p><img alt="Kadir Inanir Saglik Durumu 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2024/07/kadir-inanir-saglik-durumu-1.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>JÜLİDE KURAL'DAN İLK AÇIKLAMA: "AKCİĞERİNDE TÜMÖR GÖRÜLDÜ"</strong><br />
Usta sanatçının sağlık durumuyla ilgili ilk acı açıklamayı, hayat arkadaşı Jülide Kural yaptı. Kural, sürecin ciddiyetini koruduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Maalesef Kadir biraz önce entübe edildi. Akciğerde zatürrenin altında bir tümör görüldü. Hekimlerimiz daha rahat müdahale etmek, acı çekmemesini sağlamak ve kontrollü bir tedavi süreci yürütmek için entübe edilmesine karar verdi. Elbette çok riskli bir durumla karşı karşıyayız. Söyleyeceklerim bu kadar. İnşallah güzel haberlerini alırız."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAGAZİN, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yesilcamin-usta-oyuncusu-kadir-inanir-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/chatgpt-image-21-may-2026-23-51-49.png" type="image/jpeg" length="80530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cengiz Bozkurt korkuttu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/cengiz-bozkurt-korkuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/cengiz-bozkurt-korkuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Cengiz Bozkurt, Ankara turnesi sırasında sahnede aşil tendonunun koptuğunu duyurdu. İstanbul'da başarılı bir ameliyat geçiren sanatçı, sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı Cengiz Bozkurt, başrollerini Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay ile paylaştığı "Don Quixote" (Don Kişot) müzikalinde bir sakatlık yaşadı. Bozkurt, sosyal medyada yaptığı açıklamada, gösteri sırasında aşil tendonunun koptuğunu söyledi. İstanbul'a dönünce ameliyat olan sanatçı, sağlık durumuna dair konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Cengiz Bozkurt Sahnede Sakatlandi A 1Dte" class="detail-photo img-fluid" height="528" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/cengiz-bozkurt-sahnede-sakatlandi-a-1dte.webp" width="528" /></p>

<p><strong>'AŞİL TENDONUM KOPTU'</strong><br />
Cengiz Bozkurt, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Ankara turnemiz sırasında, sahnedeki birinci perdenin sonuna doğru aşil tendonum koptu. İstanbul'a döner dönmez ameliyat oldum, gayet iyiyim. Hem geçmiş olsun mesajlarına hem de bu durumu anlayışla karşılayan kıymetli Ankara seyircisine çok teşekkür ederim."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAGAZİN, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/cengiz-bozkurt-korkuttu</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/sahnede-sakatlik-yasayan-cengiz-bozkurt-ameliyat-oldu-o2qx.webp" type="image/jpeg" length="36468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haluk Levent yoğun bakıma alındı!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/haluk-levent-yogun-bakima-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/haluk-levent-yogun-bakima-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünlü şarkıcı Haluk Levent'ten gelen son haber sevenlerini üzdü. Levent, Eskişehir konseri sonrası AFAD ile toplantı için yola çıktı. Fenalaşan sanatçı, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırıldı. Hürriyet'ten İsmail Bayrak'ın haberine göre ilk müdahalenin ardından mide kanaması geçirdiği anlaşılan Haluk Levent yoğun bakıma alındı. 57 yaşındaki Haluk Levent'in hastanedeki tedavisi sürüyor. Sanatçının sevenleri, sağlık durumu hakkında hastaneden ve menajerinden gelecek iyi haberi bekliyor.</p>

<p><img alt="haluk levent" class="detail-photo img-fluid" height="555" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2023/03/haluk-levent.jpeg" width="990" /></p>

<p><strong>HALUK LEVENT KİMDİR?</strong></p>

<p>Sanatçı, 26 Kasım 1968 tarihinde Adana'nın Yüreğir ilçesindeki Yamaçlı mahallesinde dünyaya geldi. İlkokulu Sabancı İlköğretim Okulunda okudu. Adana Atatürk Lisesinden mezun oldu. Sonra sırasıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği, Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Programcılığı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Muhasebe bölümünde kısa zamanlar öğrencilik yaptı.</p>

<p><img alt="Haluk Levent Konser Sonrasi Hastaneye Kaldirildi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/09/haluk-levent-konser-sonrasi-hastaneye-kaldirildi.jpg" width="1280" /><br />
1998 Eylül'ünde Yine Ayrılık albümünü çıkarttı ve askere gitti. Bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konserler verdi. 1999 depreminin ardından İzmit'te kurulan çadır kentlerde bizzat çalışıp çadırlar kurdu. Depremzedeler yararına konserler verdi. Askerdeyken izin günlerinin hepsini stüdyoda geçirdi. Ayrıca ikinci deneme kitabı olan Moritos'un Düşleri'ni yayımladı. Türkiye'de en çok konser veren sanatçıların başında gelen Haluk Levent, bu konserlerin çok önemli bir kısmından para almamış, konserin gelirini ihtiyacı olan hastalara vakfetmiştir. Yardımsever Rock’çı tanımının yakıştırılması bu sebeptendir. Haluk Levent, Ela adında bir kız çocuğuna sahiptir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/haluk-levent-yogun-bakima-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 20:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/9-eylul-2026-05-20t204039143.png" type="image/jpeg" length="94549"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporlarında yeni dönem]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘Sağlık Raporları Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>‘Sağlık Raporları Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile sağlık raporlarının düzenlenme süreçlerine ilişkin kurallar belirlenirken sahada uygulama birliği hayata geçirildi. Yönetmelik kapsamında tüm raporların başvuru sürecinde yazılı dilekçe ve benzer uygulamaların sona erdirildiği yönetmeliğe göre başvuru süreçleri bundan sonra e-Nabız üzerinden kişisel beyan formunun doldurulmasıyla başlatılacak. Ayrıca düzenleme ile; ‘tek hekim raporları’ öncesinde bir karar destek sistemi oluşturuldu. Tanı, ilaç ve malzeme kullanımı ile ilgili kişisel beyan sorularına verilen yanıtlara göre sistem bir değerlendirmede bulunacak. Bu kapsamda; Kişinin sağlık raporu başvurusunda engel bir tanı, ilaç kullanımı ya da sağlık sorunu beyanı yoksa E-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ düzenlenebilecek.</p>

<p><img alt="0X0 Evlilik Icin Saglik Raporu Nasil Alinir Nikah Icin Saglik Raporu Nereden Alinir Kac Gunde Cikar Ve Gerekli Tes 1671535330528" class="detail-photo img-fluid" height="465" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2024/07/0x0-evlilik-icin-saglik-raporu-nasil-alinir-nikah-icin-saglik-raporu-nereden-alinir-kac-gunde-cikar-ve-gerekli-tes-1671535330528.webp" width="700" /></p>

<p><strong>Kişinin beyanıyla e-Nabız bilgilerinin eşleşmediği durumlarda sağlık raporu için hekime yönlendirme yapılacak.</strong><br />
Lisansa tabi olmayan sporlar ve sosyal aktiviteler için de rapor düzenlenmesine gerek kalmadan e-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ alması mümkün olabilecek. Düzenlemede 2 temel sağlık kurulu tanımlandı Yönetmelikte ‘durum bildirir sağlık kurulu raporu’ süreçleri de yeniden tanımlandı; tam teşekküllü sağlık kurulu ve 3 hekimli sağlık kurulu olmak üzere 2 temel sağlık kurulu oluşturuldu. Bu kapsamda; vatandaşların sağlık kurulu raporu alma süreçleri kolaylaştırıldı; Bakanlık tarafından belirlenen istisnalar dışında raporların 3 hekim tarafından düzenlenebilmesine de imkan tanındı.</p>

<p><img alt="Yarin Eczaneler Saglik Ocaklari Ve Hastaneler Kapali Mi Acik Mi 31 Aralik Saglik Kuru 3273707" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/12/yarin-eczaneler-saglik-ocaklari-ve-hastaneler-kapali-mi-acik-mi-31-aralik-saglik-kuru-3273707.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>Hastanelerde ‘rapor başvuru merkezi’ kurulacak</strong><br />
Ayrıca, 2’nci ve 3’üncü basamak sağlık hizmetlerinde sağlık raporu işlemlerinin tek bir noktadan başlatılması, takip edilmesi ve sonuçlandırılması sağlandı ve kişilerin hastanede devam eden rapor süreçlerine ilişkin bilgiye kolay erişimi mümkün hale getirildi. Bu amaçla; sağlık kurumlarında ‘Rapor Başvuru Merkezleri’ oluşturulacak ve süreç bu merkezler üzerinden takip edilebilecek.</p>

<p><img alt="Yapay Zeka Acil Servis Tanılarında Doktorları Geçti" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/yapay-zeka-acil-servis-tanilarinda-doktorlari-gecti.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sağlık kurulu rapor süreçleri kolaylaştırıldı</strong><br />
Bakanlık tarafından belirlenen sağlık raporu formatları dışında başka bir formatta rapor düzenlenmesinin de önüne geçildi. Raporların ilgili kişiler tarafından daha kolay değerlendirilmesi sağlanmış ve ülke standardı oluşturuldu. Raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı da sağlandı. Düzenlemeyle ayrıca; 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli iş yerlerinde çalışacak olan kişilerin işe giriş raporlarının, Çalışan Sağlığı Merkezi (ÇAŞMER), aile hekimleri ve diğer kamu sağlık hizmeti sunucularında görevli tüm hekimler tarafından düzenlenebilmesinin de önü açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2025/03/doktor-5.webp" type="image/jpeg" length="31496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar alarmı: Polen kabusu başladı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/bahar-alarmi-polen-kabusu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/bahar-alarmi-polen-kabusu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte polen alerjisi şikâyetleri yeniden arttı. Uzmanlar, özellikle sabah saatlerinde dışarıda geçirilen sürenin azaltılması, kıyafet değişimi ve burun temizliğinin belirtileri hafifletebileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte milyonlarca kişinin ortak sorunu olan polen alerjisi yeniden gündemde. Ağaç, çimen ve yabani otlardan yayılan polenler; burun akıntısı, gözlerde kaşıntı, hapşırık ve öksürük gibi şikâyetleri artırırken uzmanlar özellikle son yıllarda alerji sezonunun daha uzun sürdüğüne dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzmanlara göre iklim krizinin etkisiyle birlikte polen yoğunluğu hem daha erken başlıyor hem de daha uzun süre havada kalıyor.</p>

<h2>Polenler neden bu kadar etkili?</h2>

<p>Polenler, bitkilerin üreme sürecinde ortaya çıkan mikroskobik parçacıklar olarak biliniyor. İlkbaharda özellikle ağaç polenleri etkili olurken yaz aylarına doğru çimen ve yabani ot polenleri ön plana çıkıyor.</p>

<p>Uzmanlar; huş, meşe, sedir, ceviz ve kavak gibi ağaç türlerinin yoğun alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini belirtiyor.</p>

<h2>Uzmanlardan kritik korunma önerileri</h2>

<p>Alerji uzmanlarına göre polenle mücadelede en önemli adım maruziyeti azaltmak. Özellikle rüzgarlı günlerde ve polen seviyesinin yüksek olduğu saatlerde dışarıda uzun süre kalınmaması öneriliyor.</p>

<p>Uzmanların dikkat çektiği başlıca öneriler şöyle:</p>

<ul>
 <li>Ev ve araç camlarını kapalı tutun</li>
 <li>Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirin</li>
 <li>Duş alarak saçta biriken polenleri temizleyin</li>
 <li>Dışarıda şapka veya eşarp kullanın</li>
 <li>Yatak odasına dış kıyafetlerle girmeyin</li>
 <li>Polen yoğunluğu haritalarını takip edin</li>
</ul>

<h2>Burun spreyleri ve maskeler işe yarıyor</h2>

<p>Uzmanlara göre tuzlu suyla burun temizliği yapmak ve reçetesiz satılan bazı burun spreylerini doğru kullanmak belirtilerin hafiflemesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Pandemi döneminde hayatımıza giren maskelerin de polene karşı belirli ölçüde koruma sağladığı belirtiliyor. Ancak maskeler gözlerde oluşan kaşıntı ve sulanmayı tamamen önleyemiyor.</p>

<h2>“Yerel bal iyi gelir” iddiasına uzman itirazı</h2>

<p>Sosyal medyada sıkça paylaşılan “yerel bal tüketmek alerjiyi azaltır” iddiasının bilimsel olarak kanıtlanmadığı vurgulanıyor. Arıların taşıdığı polen türleri ile havada dolaşarak alerjiye neden olan polenler çoğu zaman farklı olduğu için bal tüketimi doğrudan çözüm sağlamıyor.</p>

<p>Uzmanlar, belirtilerin günlük yaşamı etkilemesi, uyku düzenini bozması veya iş ve okul performansını düşürmesi halinde mutlaka bir alerji uzmanına başvurulması gerektiğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/bahar-alarmi-polen-kabusu-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/bahar-geldi-alerji-sezonu-basladi-uzmanlardan-polene-karsi-oneriler.webp" type="image/jpeg" length="90370"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan obezite uyarısı: Ciddi hastalıklara yol açabiliyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/uzmanlardan-obezite-uyarisi-ciddi-hastaliklara-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/uzmanlardan-obezite-uyarisi-ciddi-hastaliklara-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olmadığını belirterek, kalp hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi rahatsızlığın riskini artırdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, obezitenin giderek büyüyen önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirterek, hastalığın birçok ciddi sağlık problemine zemin hazırladığını söyledi. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Öztürk, özellikle hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenme alışkanlıklarının obezite oranlarını hızla artırdığını ifade etti.</p>

<p>Fazla kilonun vücutta oluşturduğu yağlanmanın metabolik sistemi doğrudan etkilediğini belirten Öztürk, obezitenin birçok kronik hastalıkla bağlantılı olduğuna dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öztürk, “Obezite, estetiğin yanı sıra hipertansiyon, tip 2 diyabet, kalp krizi, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması gibi birçok hastalığın gelişme riskini artırıyor. Özellikle karın çevresindeki yağlanma, metabolik hastalıklar açısından önemli bir risk faktörü” dedi.</p>

<h2>Çocuklarda da yaygınlaşıyor</h2>

<p>Obezitenin artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, çocuklar ve genç bireylerde de daha sık görüldüğünü belirten Öztürk, erken dönemde müdahalenin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yanlış beslenme, düzensiz uyku ve fiziksel hareketsizliğin kilo artışını hızlandırdığını kaydeden Öztürk, “Obezite tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, yaşam süresini de etkileyebiliyor. Bu nedenle kilo artışı mutlaka ciddiye alınmalı” ifadelerini kullandı. Obezite tedavisinin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, bazı hastalarda yalnızca diyet ve egzersizin yeterli olmayabileceğini belirtti.</p>

<p>Tedavi sürecinde beslenme düzeni, fiziksel aktivite, hormonal durum ve metabolik hastalıkların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Öztürk, ileri derecede obezitesi bulunan kişilerde metabolik cerrahinin etkili bir seçenek olabileceğini ifade etti.</p>

<h2>“En güçlü üç adım”</h2>

<p>Bel çevresindeki yağlanmanın dikkate alınması gerektiğini belirten Öztürk, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi çağrısında bulundu. “Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, obeziteyle mücadelede en güçlü üç adım” diyen Öztürk, kilo artışı fark edildiğinde zaman kaybetmeden uzman desteği alınması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/uzmanlardan-obezite-uyarisi-ciddi-hastaliklara-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/1757674041267-1742124441481-obezite.jpg" type="image/jpeg" length="50260"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de çölyak hastalarının çoğu tanı almadan yaşıyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/turkiyede-colyak-hastalarinin-cogu-tani-almadan-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/turkiyede-colyak-hastalarinin-cogu-tani-almadan-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de çölyak hastalarının büyük bölümü hastalığının farkında olmadan yaşamını sürdürüyor. Uzmanlar, belirtilerin farklı şekillerde ortaya çıkabilmesi nedeniyle tanı oranının yalnızca yüzde 10 seviyesinde kaldığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de çölyak hastalarının önemli bir kısmının tanı almadan yaşamını sürdürdüğü belirtildi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre genetik bir sindirim sistemi hastalığı olan çölyak, ince bağırsakta hasara yol açarak besin emilimini engelliyor. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan glüten proteinine karşı gelişen hastalık, çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar her yaş grubunda görülebiliyor. Ancak belirtilerin kişiden kişiye değişmesi, bazen hiçbir belirti göstermemesi ya da farklı hastalıklarla karıştırılması nedeniyle çölyak hastalarının büyük bölümüne tanı konulamıyor.</p>

<p>Verilere göre Türkiye’de çölyak görülme sıklığı yüzde 1 ile binde 3 arasında değişirken, tanı alabilen hasta oranının yaklaşık yüzde 10 olduğu tahmin ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Belirtiler yaşa göre değişiyor</h2>

<p>Çocuklarda çölyak hastalığı; karın ağrısı, şişkinlik, ishal, iştahsızlık, gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>İleri yaşlarda ise belirtiler daha geniş bir tabloyla görülebiliyor. Hastalığın bazı kişilerde uzun süre fark edilmeden ilerleyebildiği belirtiliyor. Uzmanlara göre çölyakta bilinen tek etkili tedavi yöntemi, glütenin ömür boyu beslenme düzeninden tamamen çıkarılması. Hastaların buğday, arpa, çavdar ve yulaf içeren ürünlerden uzak durması gerekiyor.</p>

<p>Hazır gıdalardaki içeriklerin dikkatle incelenmesi gerektiği belirtilirken, glütensiz diyetin hastalığın belirtilerini kontrol altına aldığı, yaşam kalitesini artırdığı ve olası komplikasyonların önüne geçtiği ifade ediliyor. Diyet tedavisine tam uyum sağlayan birçok hastada klinik bulguların düzeldiği ve kan testlerinin normal seviyelere döndüğü kaydediliyor. Çölyak hastaları için güvenli kabul edilen besinler arasında sebze, meyve, bakliyat, yumurta, et, balık, tavuk, pirinç, mısır, patates ve çeşitli glütensiz unlar yer alıyor.</p>

<p>Kinoa, karabuğday, teff, amarant, darı ve sorgum gibi ürünlerin de çölyak hastaları için uygun olduğu belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı, çölyak hastalığına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli projeler yürütüyor. Bu kapsamda okullarda öğrencilere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılırken, öğretmenler için rehberler hazırlanıyor.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK ile birlikte kantinlerde, yemekhanelerde ve kafeteryalarda glütensiz ürünlerin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Ayrıca aile hekimleri için “Tanı Tedavi İzlem Rehberi” hazırlanırken, UNICEF iş birliğiyle glütensiz tariflerin yer aldığı magnet kitapçıklar da vatandaşlara ulaştırılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/turkiyede-colyak-hastalarinin-cogu-tani-almadan-yasiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/a-a-20260516-41400195-41400194-t-u-r-k-i-y-e-d-e-c-o-l-y-a-k-h-a-s-t-a-l-a-r-i-n-i-n-c-o-g-u-h-a-s-t-a-l-i-g-i-n-d-a-n-h-a-b-e-r-s-i-z-y-a-s-i-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="59485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’de gerçekleştirilen nakil Seher’e umut oldu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izmirde-gerceklestirilen-nakil-sehere-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izmirde-gerceklestirilen-nakil-sehere-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnce bağırsağının fonksiyonunu yitirmesi nedeniyle 9 ay boyunca serumla beslenen 21 yaşındaki Seher Mavi, İzmir’de gerçekleştirilen ince bağırsak nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Aylar sonra ilk kez ekmek yiyen genç kadın, “Ağrı hissetmeden yutabildiğimi fark ettiğim an çok mutlu oldum” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Mersin’de yaşayan 21 yaşındaki Seher Mavi, aylar süren zorlu tedavi sürecinin ardından İzmir’de gerçekleştirilen ince bağırsak nakliyle yeniden normal yaşama döndü. Katı gıda tüketemediği için 9 ay boyunca serumla beslenen genç kadın, naklin ardından en çok özlediği ekmeği yemenin mutluluğunu yaşadı.</p>

<p>Geçen yıl haziran ayında şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Mavi’ye kısa bağırsak sendromu teşhisi konuldu. Peş peşe geçirdiği üç ameliyatın ardından ince bağırsağının fonksiyonunu kaybetmesi üzerine genç kadın, ince bağırsak nakli için İzmir’deki Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.</p>

<h3>9 ay boyunca serumla beslendi</h3>

<p>Annesiyle birlikte hastane odasında kadavradan uygun organ bekleyen Seher Mavi, yaklaşık 9 ay boyunca katı gıdalardan uzak kaldı. Genç kadının beklediği haber ise 23 Nisan’da geldi.</p>

<p>Başarılı geçen ameliyatın ardından yeniden ağızdan beslenmeye başlayan Mavi, yaşadığı duyguyu şu sözlerle anlattı:</p>

<p>“En çok ekmek yemeği özledim. 9 ay boyunca hiçbir şekilde ekmek yemedim. İlk ekmek yedim. Ağzıma alıp yutabildiğimi hissettiğimde, ağrı vermeden sindirebildiğimi fark ettiğim an o kadar mutluydum ki.”</p>

<p>Nakil haberini aldığı gece büyük heyecan yaşadığını belirten Mavi, “O gün gece 03.00’te ameliyat olduğum zamana kadar hiç uyumadım. Bana mutlu haberi hemşireler getirdi. 9 ay bekledim, kolay değil” dedi.</p>

<h3>“Hayatıma yeni bir başlangıç oldu”</h3>

<p>23 Nisan’ı hayatı boyunca unutamayacağını söyleyen genç kadın, yaşadığı süreçten sonra meslek hayalini de değiştirdiğini anlattı. Daha önce öğretmen olmak istediğini belirten Mavi, hastanede gördüğü ilgi nedeniyle hemşire olmaya karar verdiğini ifade ederek, insanların hayatına dokunmak istediğini söyledi.</p>

<p>Organ nakli bekleyen hastalara da seslenen Mavi, umutlarını kaybetmemeleri gerektiğini dile getirdi.</p>

<h3>Anne de tedavi görüyor</h3>

<p>Seher Mavi’nin annesi Huriye Mavi ise kızının sağlığına kavuşmasının kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu söyledi. Nakil sürecinde kendisine tiroid kanseri teşhisi konulduğunu anlatan anne Mavi, kızının tedavisini her şeyin önünde tuttuğunu belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“İlk haberi aldığımda kötü oldum. Şimdi atom tedavisi alacağım, 15 gün Seher’i hiç görmeyeceğim. Seher daha önemliydi. Benim hastalığım bir şekilde halledilecek bir şeydi.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Yaklaşık 4 metrelik ince bağırsak nakledildi”</h3>

<p>Hastanenin ince bağırsak nakli sorumlusu Opr. Dr. Göksever Akpınar, operasyonun başarıyla tamamlandığını belirterek Seher Mavi’nin yeniden normal beslenmeye başladığını söyledi.</p>

<p>Kadavradan yapılan ince bağırsak nakillerinin oldukça nadir gerçekleştirildiğine dikkat çeken Akpınar, “Seher çok büyük yapılı bir kişi olmadığı için daha büyük yapılı bir kadavradan alınan ince bağırsağın bir kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Yaklaşık 40 santimetrelik bir bölümü çıkarıldı ve yaklaşık 4 metre uzunluğunda bir ince bağırsak naklettik” dedi.</p>

<p>Hastane Başhekimi Prof. Dr. Savaş Yakan ise Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Türkiye’de ince bağırsak nakli yapan sayılı merkezlerden biri olduğunu belirterek, 2026 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen ikinci ince bağırsak nakline imza attıklarını söyledi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izmirde-gerceklestirilen-nakil-sehere-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/a-a-20260516-41398701-41398689-g-e-n-c-s-e-h-e-r-i-n-c-e-b-a-g-i-r-s-a-k-n-a-k-l-i-y-l-e-a-y-l-a-r-s-o-n-r-a-c-o-k-o-z-l-e-d-i-g-i-e-k-m-e-g-i-y-i-y-e-b-i-l-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="25259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Benlerdeki değişiklikleri hafife almayın: Cilt kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/benlerdeki-degisiklikleri-hafife-almayin-cilt-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/benlerdeki-degisiklikleri-hafife-almayin-cilt-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji uzmanları, benlerdeki şekil ve renk değişikliklerinin cilt kanserinin habercisi olabileceğine dikkat çekiyor. Erken teşhis ve güneşten korunma, deri kanserlerinde hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mukadder Uzar Koçak, 1–31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, deri kanserlerinin giderek daha sık görüldüğünü ve özellikle güneşe yoğun maruz kalan kişilerde riskin arttığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmak, deri kanserleri açısından en önemli risk faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<h2>Deri kanserleri türleri</h2>

<p>Prof. Dr. Koçak, deri tümörlerinin köken aldıkları hücrelere göre farklı gruplara ayrıldığını ifade etti. Deri kanserleri, genel olarak melanom ve melanom dışı deri kanserleri olmak üzere iki ana grupta inceleniyor. Melanom dışı deri kanserleri, tüm deri kanserleri arasında en sık görülen grubu oluşturuyor ve kendi içinde bazal hücreli karsinom ile skuamöz hücreli karsinom olarak ikiye ayrılıyor. Bazal hücreli karsinom, tüm deri kanserlerinin yaklaşık %75–80’ini oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Açık ten ve güneşe yoğun maruziyet riski artırıyor</h2>

<p>Bazal hücreli karsinom, daha çok açık tenli, renkli gözlü, kızıl saçlı ve ileri yaş bireylerde görülüyor. Vakaların büyük kısmı baş-boyun bölgesinde, güneşe en çok maruz kalan alanlarda ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Koçak, “Uzun yıllar güneşe maruz kalan kişiler risk altındadır. Genetik yatkınlığın yanı sıra intermittent güneş maruziyeti de önemli bir faktördür” dedi.</p>

<p>Skuamöz hücreli karsinom ise daha agresif seyredebiliyor. Tüm deri kanserlerinin yaklaşık %20’sini oluşturuyor, baş-boyun bölgesinde sık görülüyor ve metastaz riski taşıyor. Özellikle yanık izleri, kronik yaralar ve skar dokuları üzerinde gelişebilen bu lezyonların ihmal edilmemesi gerekiyor.</p>

<h2>Melanom ve ben takibi</h2>

<p>Melanom, deriye rengini veren hücrelerden köken alıyor ve dünya genelinde sıklığı giderek artıyor. Ölümcül seyredebilmesi nedeniyle üzerinde özellikle durulması gereken bir deri kanseri türü olarak öne çıkıyor. Melanomların yaklaşık %20’si mevcut benlerden gelişebiliyor. Prof. Dr. Koçak, “Doğumsal benlerin yakın takibi büyük önem taşıyor. Benlerde şekil, renk, sınır veya boyut değişikliği fark edildiğinde mutlaka dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.</p>

<h2>Güneşten korunma önlemleri</h2>

<p>Cilt kanserinde temel risk faktörleri genetik yatkınlık ve güneş ışığı olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Koçak, yaz aylarında olduğu kadar yıl boyunca güneşten korunmanın önemini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<ul>
 <li>Yüksek koruma faktörlü (SPF) güneş kremi kullanmak,</li>
 <li>Uzun süre direkt güneş altında kalmamak,</li>
 <li>Düzenli dermatolojik kontrolleri aksatmamak.</li>
</ul>

<p>Bu önlemler, cilt kanserine karşı hem önleyici hem de erken tanı açısından kritik rol oynuyor.</p>

<h2>Erken tanı ve tedavinin önemi</h2>

<p>Tedavide erken tanı, deri kanserlerinde başarı oranını önemli ölçüde artırıyor. Prof. Dr. Koçak, her üç deri kanseri türünde de temel yaklaşımın, lezyonun güvenlik sınırları bırakılarak tamamen çıkarılması olduğunu belirtti. Erken fark edilen vakalarda tedavi başarısı yüksek oluyor ve komplikasyon riski minimuma iniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/benlerdeki-degisiklikleri-hafife-almayin-cilt-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/f5e9a407-47b5-49d4-b83d-cd2b7025a93d.webp" type="image/jpeg" length="16169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı tuz sadece tansiyonu değil doğrudan hücreleri vuruyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/asiri-tuz-sadece-tansiyonu-degil-dogrudan-hucreleri-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/asiri-tuz-sadece-tansiyonu-degil-dogrudan-hucreleri-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Nefroloji Uzmanı Dr. Orçun Ural, tuz tüketimine dair ezber bozan bir uyarıda bulundu. Tuzun sadece yüksek tansiyon hastaları için risk taşımadığını belirten Dr. Ural, sodyumun böbrek hücrelerine doğrudan saldırarak kronik hastalıkların temelini attığını vurguladı: "Böbrekleriniz size küsmeden tuza veda edin."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Nefroloji Uzmanı <strong>Doktor Orçun Ural</strong>, yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanmanın ardındaki bilimsel gerçeğe ışık tuttu. Bu alışkanlığın basit bir damak tadı tercihi olmadığını ifade eden Dr. Ural, tuz tüketiminin beyinde dopamin salınımını tetikleyerek bir "ödül mekanizması" yarattığını belirtti. Özellikle stresli anlarda vücudun geçici bir rahatlama hissi için tuzlu gıdalara yöneldiğini vurgulayan Dr. Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı aslında 1 gramın altındadır. Bunun üzerindeki her miktar, damak tadımızın bize oynadığı bir oyundur" dedi.</p>

<h2>Böbrek filtrelerinde geri dönüşü olmayan sertleşme riski</h2>

<p>Vücudun doğal arıtma tesisi olan böbreklerin, kandaki aşırı tuzu dengelemek için yoğun bir mesai harcadığına dikkat çekildi. Bu süreçte yaşanan <strong>Glomerüler hiperfiltrasyon</strong>, böbreğin temel işlevsel birimleri olan nefronları aşırı yorarak zamanla sertleşmelerine yol açıyor. Dr. Orçun Ural, böbrek hastalıklarının en tehlikeli yanının "sessiz ilerlemesi" olduğunu hatırlatarak, "Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez. Belirtiler ortaya çıktığında genellikle iş işten geçmiş oluyor" uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Tansiyonunuz normal olsa bile risk altındasınız</h2>

<p>Toplumdaki en büyük yanılgılardan biri, tuzun sadece tansiyon hastalarına zarar verdiği düşüncesidir. Ancak tıbbi veriler, kan basıncı normal olan bireylerde bile <strong>aşırı tuz</strong> tüketiminin böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini kanıtlıyor. Damar sağlığından bağımsız olarak hücre seviyesinde tahribat yaratan sodyum, kronik böbrek yetmezliği gibi geri dönüşü olmayan süreçleri tetikleyebiliyor. Dr. Ural, bu noktada vatandaşları "Tansiyonum düşük, tuz yiyebilirim" rahatlığından kaçınmaya çağırıyor.</p>

<h2>Market raflarındaki gizli sodyum tehlikesi</h2>

<p>Tuzla mücadelenin sadece sofradaki tuzluğu kaldırmakla bitmediğini belirten uzmanlar, asıl savaşın market raflarında verilmesi gerektiğini vurguluyor. Ekmekten "sağlıklı" olduğu iddia edilen paketli atıştırmalıklara kadar pek çok üründe <strong>gizli sodyum</strong> bulunduğunu ifade eden Dr. Ural, bilinçli tüketiciliğin önemine değindi. Çözümün basit ama disiplin gerektirdiğini söyleyen Ural, etiket okuma alışkanlığının kazanılmasının böbrek sağlığı için hayati bir koruma kalkanı olduğunu belirtti.</p>

<h2>Damak tadını eğitmek için 21 gün kuralı</h2>

<p>Böbrekleri korumak ve geleceği "salamura" etmemek için damak tadının yeniden eğitilmesi mümkün. Dr. Orçun Ural, tat reseptörlerinin yenilenmesi için 21 günlük bir sürenin yeterli olduğunu ifade etti. Bu süreçte tuzun kademeli olarak azaltılıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromaların eklenmesi öneriliyor. 3 haftanın sonunda yiyeceklerin gerçek tadının alınmaya başlanacağını belirten Dr. Ural, "Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutan sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazim Bozkurt</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/asiri-tuz-sadece-tansiyonu-degil-dogrudan-hucreleri-vuruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/u-z-m-a-n-i-n-d-a-n-u-y-a-r-i-b-o-b-r-e-k-l-e-r-i-n-i-z-s-i-z-e-k-u-s-1308359-388951.jpg" type="image/jpeg" length="81554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sofradaki sinsi tehlike: Türkiye’de tuz tüketimi dünya ortalamasının iki katı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/sofradaki-sinsi-tehlike-turkiyede-tuz-tuketimi-dunya-ortalamasinin-iki-kati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/sofradaki-sinsi-tehlike-turkiyede-tuz-tuketimi-dunya-ortalamasinin-iki-kati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Türkiye’deki günlük tuz tüketiminin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği 5 gramlık sınırın iki katına çıkarak 10,2 grama ulaştığını açıkladı. "Tuzu Azaltın, Sağlığınızı Koruyun" sloganıyla uyarılarını sıklaştıran Bakanlık, aşırı tüketimin inme, kalp ve böbrek hastalıkları riskini tetiklediğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de beslenme alışkanlıkları ve geleneksel mutfak kültürü, beraberinde ciddi bir halk sağlığı riskini getiriyor. "11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası" kapsamında paylaşılan veriler, ülkemizde kişi başı <strong>günlük tuz tüketimi</strong> miktarının 10,2 gram olduğunu ortaya koydu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlıklı bir yaşam için önerilen 5 gramlık limitin yaklaşık iki katı olan bu rakam, kronik hastalıkların yaygınlaşmasında temel faktörlerden biri olarak görülüyor. Kan basıncını yükselten ve vücudun dengesini bozan bu aşırı tüketim, her yıl binlerce kişinin kalp ve damar rahatsızlıkları nedeniyle hayatını kaybetmesine zemin hazırlıyor.</p>

<h2>Kalp ve damar hastalıklarında en etkili korunma yöntemi</h2>

<p>Uzmanlar, tuz miktarındaki küçük bir düşüşün bile sağlık üzerinde devasa olumlu etkiler yarattığını vurguluyor. Bilimsel verilere göre, günde <strong>5 gramdan daha az tuz alımı</strong> inme riskini yüzde 23, kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığını ise yüzde 17 oranında azaltıyor. Avrupa ülkelerinde 8-11 gram bandında seyreden tüketim alışkanlıkları, Türkiye’de 10,2 gram ile en yüksek seviyelerden birinde bulunuyor. Tuzun vücuttaki asit-baz dengesini sağlama ve sinir iletimini gerçekleştirme gibi hayati görevleri olsa da, ihtiyacın fazlası vücut için adeta bir zehir etkisi yaratıyor.</p>

<h2>Kamu kurumlarında tuzluklar kalktı kantinlere kriter geldi</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı, "Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı" çerçevesinde toplumsal farkındalığı artırmak ve erişimi kısıtlamak için radikal adımlar atıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan iş birliği sonucunda ekmek, salça ve peynir gibi temel gıda ürünlerindeki <strong>tuz miktarları</strong> yasal düzenlemelerle kademeli olarak düşürüldü. Ayrıca kamu kurumlarının yemekhanelerinde ve kafeteryalarında masalardan tuzluklar kaldırıldı. Gelecek nesilleri korumak adına okul kantinlerinde satılan ürünlere de Bilim Kurulu tarafından sıkı tuz kriterleri getirilirken, paketli tuzların üzerine uyarı ibaresi konulması zorunlu hale getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kaya tuzu mu sofra tuzu mu tartışmalarına son nokta</h2>

<p>Piyasada "daha sağlıklı" olduğu iddiasıyla yüksek fiyatlara satılan kaya tuzu, deniz tuzu veya göl tuzu gibi çeşitlerin birbirine üstünlüğü olduğu yönündeki inanışlar bilimsel gerçeği yansıtmıyor. Bakanlık verilerine göre, piyasadaki farklı isimli tuzların hiçbirinin sağlık açısından ekstra olumlu bir etkisi bulunduğuna dair kanıtlanmış bir veri mevcut değil. <strong>İşlenmiş tuz</strong> türlerinin tamamı aynı riskleri barındırıyor ve hangi kaynaktan elde edilirse edilsin günlük 5 gram sınırının aşılmaması gerektiği hatırlatılıyor. Önemli olan tuzun türü değil, vücuda giren toplam sodyum miktarının kontrol altında tutulmasıdır.</p>

<h2>Gizli tuz tehlikesine karşı etiket okuma bilinci</h2>

<p>Tuz tüketiminin sadece sofrada eklenen miktardan ibaret olmadığı, asıl tehlikenin işlenmiş gıdalardaki "gizli tuz" olduğu belirtiliyor. Gıdaların korunması ve raf ömrünün uzatılması amacıyla kullanılan yüksek orandaki tuz, tüketicilerin farkında olmadan limitlerini aşmasına neden oluyor. Bakanlık, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla hafta boyunca düzenleyeceği etkinliklerde, vatandaşlara <strong>etiket okuma</strong> alışkanlığı kazandırmayı hedefliyor. Sofradan tuzu tamamen kaldırmak yerine, bitkisel baharatlarla yemekleri lezzetlendirmenin ve taze meyve-sebze ağırlıklı beslenmenin sağlık üzerindeki koruyucu kalkanı güçlendireceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/sofradaki-sinsi-tehlike-turkiyede-tuz-tuketimi-dunya-ortalamasinin-iki-kati</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/saglik-bakanligi-uyardi-turkiyede-tuz-tuketimi-onerilen-seviyenin-iki-kati.webp" type="image/jpeg" length="53066"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Tabip Odası Başkanı Ergör’den “özel hastane” değerlendirmesi: Kamuda hasta, özelde müşteri!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izmir-tabip-odasi-baskani-ergorden-ozel-hastane-degerlendirmesi-kamuda-hasta-ozelde-musteri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izmir-tabip-odasi-baskani-ergorden-ozel-hastane-degerlendirmesi-kamuda-hasta-ozelde-musteri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, toplumda oluşan “özel hastaneler daha iyi ilgileniyor” algısı hakkında, kamuda hastaların müşteri olarak görülmediğini ancak mevcut sistemin hem hastaları hem de hekimleri yıprattığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, “Kamu hastanesi mi, özel hastane mi?” tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel hastanelerin daha iyi hizmet verdiğine yönelik algının doğru olmadığını ifade eden Ergör, sağlık hizmetinin temel olarak kamu tarafından sunulması gerektiğini kaydetti.</p>

<h2>“Sağlık hizmeti kamu eliyle verilmeli”</h2>

<p>Sağlık hizmetinin ticari bir alan haline getirilmemesi gerektiğini belirten Ergör, “Bunun tek bir cevabı yok. Tabii ki sağlık kamu eliyle verilmesi gereken bir hizmet. Kamu her şeyi en iyi şekilde vermeli. Yıllar önce Finlandiya’daki bir kamu hastanesinde, ‘Özel hastaneden bunun ne farkı var?’ diye sormuştum. Onlar da, ‘Orada prenses gibi davranılıyor, burada insan gibi davranılıyor’ demişlerdi” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Özelde kar amaçlı hizmet var”</h2>

<p>Türkiye’de sağlık çalışanlarının iş yükünün çok fazla olduğunu belirten Ergör, “Bizim ülkemizde böyle olamıyor çünkü herkesin işi çok fazla. Özelde de işin doğru yapıldığından emin olmak zor oluyor çünkü orada kar amaçlı bir hizmet var. Bu nedenle bazı fazla tetkik ve işlemlerin yapıldığını biliyoruz. Çıkan faturalar da ağır oluyor” dedi.</p>

<h2>“Gereksiz tetkikler hastaya zarar verebilir”</h2>

<p>Sağlıkta gereksiz taramaların hastalara zarar verebileceğini ifade eden Ergör, “Burada küçük bir şey görüldü, ‘Hadi bunun biyopsisini yapalım’, ‘MR çekilsin’ deniliyor. Bunlar hastaya da stres oluyor, sonunda gereksiz tanılar konulabiliyor. Bu nedenle insanların sağlığı da zarar görebiliyor. O yüzden ‘Özel iyidir, kamu kötüdür’ demek doğru değil” açıklamasında bulundu.</p>

<h2>“Kamuda hasta müşteri olarak görülmüyor”</h2>

<p>Kamuda şartların iyi olmadığını ancak hastaların ticari bir unsur gibi değerlendirilmediğini belirten Ergör, “Kamuda evet şartlar iyi değil ama en azından karşısındakiler o hastayı müşteri olarak görmüyorlar. İnsanlar zaman darlığı nedeniyle tekrar gelmek zorunda kaldıklarını, uzun süre beklediklerini söylüyorlar ama bunu sistemin düzeltmesi lazım. İnsanları seçim yapmak zorunda bırakmaması gerekiyor” diye konuştu.</p>

<h2>“Bu sistemden şirketler kazanıyor”</h2>

<p>Mevcut sağlık sisteminin özel sektörü beslediğini savunan Ergör, “Sistem, parayı özel sektöre devretmek ve ilaç, malzeme, cihaz satan kurumlara aktarmak için yürütülüyor. Hastalar da memnun değil, hekimler de memnun değil. Kim memnun? Her yapılan işlemden para kazanan şirketler memnun” dedi.</p>

<h2>“İnsanlar özele mecbur bırakılıyor”</h2>

<p>Devlet hastanelerindeki yoğunluk nedeniyle vatandaşların özel hastanelere yöneldiğini belirten Ergör, “Devlette beklemeyeyim diye özele giden insanlar yine özel sistemi memnun etmiş oluyorlar. Ancak özeller de gerçek anlamda özel değil. Devlet desteği olmadan ayakta duramazlar. Türkiye’de insanların büyük bölümü asgari ücretle çalışıyor. İnsanların özeli besleyebilecek ekonomik gücü yok. Tamamen insanları köşeye sıkıştırarak özeli kalkındırmaya çalışan bir sistem var” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Hastalar da hekimler de memnun değil”</h2>

<p>Sağlık sistemindeki yoğunluğun artık hastaları da memnun etmediğini dile getiren Ergör, “Bir dönem insanlara ‘Bol bol başvurabilirsiniz’ denilerek memnuniyet oluşturuldu ama şimdi hastalar da memnun değil. Çünkü çok başvurudan dolayı uzun sıralar oluşuyor. Tanılar atlanabiliyor, yanlış işlemler yapılabiliyor. Hem hekimleri tüketerek hem de insanların tanı ve tedavilerini geciktirerek bu iş yürümez” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMİ TEKTAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izmir-tabip-odasi-baskani-ergorden-ozel-hastane-degerlendirmesi-kamuda-hasta-ozelde-musteri</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/semi-tektas-6-2.png" type="image/jpeg" length="48419"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemşireyi çöp kutusuyla dövdüler]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hemsireyi-cop-kutusuyla-dovduler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hemsireyi-cop-kutusuyla-dovduler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi'nde görevli hemşire S.B., aynı vardiya içerisinde iki farklı hasta yakını tarafından şiddete uğradı. 12 Mayıs Hemşireler Günü öncesinde yaşanan saldırının sağlık emekçilerinin içinde bulunduğu tablo yürekleri dağladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi'nde gorevli hemşire S.B., aynı vardiya içerisinde iki farklı hasta yakınının çöp kutulu ve fiziki saldırısına uğrayarak dehşeti yaşadı. 30 Nisan 2026'da Çocuk Acil Servis Triyaj Bölümü'nde yaşanan olayda hemşire, tıbbi kriterlere gore "sarı alan" verdiği hastaların yakınları tarafından "kırmızı alan" verilmediği gerekçesiyle darbedildi. Evrensel'de yer alan habere göre, ilk olarak bir hasta yakınının başına çöp kovasıyla vurduğu hemşire, görevine devam ederken kısa süre sonra başka bir hasta yakını tarafından aynı yöntemle tekrar saldırıya uğradı. Olayın hastane dışına taşmasıyla darbedilen, yerlerde sürüklenen ve saçları çekilen S.B., saldırganların kendisini siyasi kimliklerini kullanarak tehdit ettiğini savundu.</p>

<p><strong>DEHŞETE ANLARINI BOYLE ANLATTI</strong></p>

<p>Yaşadığı kabusu anlatan hemşire S.B., kendisine saldıranların<img alt="Yargi Paketi Kadina Siddet 1592737" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/yargi-paketi-kadina-siddet-1592737.jpg" width="1280" />söylediğini iddia ettiği sözleri ise şöyle aktardı: "Saldırganlar üzerime yürüyüp 'Biz AK Partiliyiz, göreceksiniz sizi AKP'ye şikayet edeceğiz' diyerek beni tehdit ettiler. Birinci saldırıda başıma çöp kovasıyla vuran kadına karşılık vermeyip görevime devam ettim ama ikinci saldırgan gelip aynı kovayı başıma vurarak 'Sen bunu hak ediyorsun' dedi. Müdahale eden güvenlik görevlileri de benimle birlikte darbedildi." Hemşire S.B., can güvenliğinin hiçe sayıldığı bu olay sonrası saldırganlardan şikayetçi olurken, sağlıkta şiddetin ulaştığı boyutu gözler önüne seren olayla ilgili soruşturma süreci takip ediliyor.</p>

<p><img alt="904031 901353286" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/904031-901353286.webp" width="800" /></p>

<p><strong>SES'TEN TEPKİ: BU TABLO TESADÜF DEĞİL</strong></p>

<p>SES İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hava Akcan, sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını söyledi.Akcan, “Personel eksikliği, artan iş yükü, liyakatsiz yöneticiler, şiddet, mesleki itibarsızlaştırma ve sürekli hissedilen baskı… Bunların her biri diğerini büyüten bir kar topuna dönüşmüş durumda. Çözümsüzlük arttıkça sorunlar derinleşiyor, derinleştikçe yeni sorunlar ortaya çıkıyor” dedi.Sağlıkta şiddetin artık yapısal bir sorun haline geldiğini vurgulayan Akcan, iktidarın yıllardır çözüm üretmediğini belirterek şunları söyledi: “Şiddet sağlık alanında başlı başına çok ciddi bir sorun. Eğer gerçekten çözmek isteselerdi bunca yıldır etkili adımlar atılmış olurdu. Ama bugün hâlâ sağlık emekçileri şiddet tehdidi altında çalışıyor. Bu tablo tesadüf değil, doğrudan sağlık politikalarının sonucu.”</p>

<p><img alt="191821" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/191821.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>'YETERLİ ÖNLEMLER ALINMIYOR'</strong></p>

<p>Sağlık çalışanlarının yalnızca şiddetle değil ağır çalışma koşullarıyla da mücadele ettiğini söyleyen Akcan, sağlık emekçilerinin her gün biyolojik, kimyasal ve radyolojik riskler altında görev yaptığını hatırlattı. “Bu nedenle sağlık hizmeti çok tehlikeli iş kolu kapsamında değerlendiriliyor. Ancak buna rağmen çalışanların güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışabilmesi için yeterli önlemler alınmıyor” diyen Akcan, birçok hastanede sağlık çalışanlarının temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını ifade etti.“24 saat nöbet tutan sağlık emekçisinin dinlenme odası yok, giyinme alanı yok, hatta bazı yerlerde kullanabileceği uygun bir tuvalet bile yok. Bir yandan personel eksikliği nedeniyle sürekli başka servislere kaydırılan, esnek ve kuralsız çalıştırılan sağlık emekçileri var; diğer yandan da sürekli soruşturma baskısıyla karşı karşıyalar. CİMER üzerinden gelen şikayetler çalışan üzerinde bir sopaya dönüşmüş durumda.”Sağlık sisteminin “vermeyen ama sürekli isteyen” bir yapıya dönüştüğünü dile getiren Akcan, “Bu sistem sağlık emekçisinden en yüksek performansı bekliyor ama insanca çalışma koşullarını sağlamıyor. Kendini güvende ve değerli hissetmeyen bir çalışandan nitelikli sağlık hizmeti sunmasını beklemek gerçekçi değil” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Yeni Proje 20260511T141209969Png C8 Z9 L G Ez C Um M D5 E Wf Q Vcw" class="detail-photo img-fluid" height="436" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/yeni-proje-20260511t141209969png-c8-z9-l-g-ez-c-um-m-d5-e-wf-q-vcw.webp" width="776" /></p>

<p>12 Mayıs Hemşireler Günü öncesinde yaşanan saldırının sağlık emekçilerinin içinde bulunduğu tabloyu ortaya koyduğunu söyleyen Akcan, sağlıkta şiddetin önlenmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılması çağrısı yaptı. Akcan, "Yarın Hemşireler Günü. Ancak sağlık emekçileri kutlama değil, can güvenliği talep ediyor. Yaşananlar münferit değil; doğrudan sistemin ürettiği sonuçlar. Olayın takipçisi olacağız saldırı ve tehditlerde bulunanların gerekli cezayı alması için mücadele edeceğiz" diye konuştu.Kaynak: Hemşireyi önce darp ettiler, sonra 'AK Partiliyiz' diyerek tehdit ettiler</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hemsireyi-cop-kutusuyla-dovduler</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/9-eylul-2026-05-11t224324893.png" type="image/jpeg" length="13173"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs nedir, belirtileri neler, aşısı var mı? Hantavirüs neden olur?]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hantavirus-nedir-belirtileri-neler-asisi-var-mi-hantavirus-neden-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hantavirus-nedir-belirtileri-neler-asisi-var-mi-hantavirus-neden-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde yeniden gündeme gelen hantavirüs, özellikle bulaş yolları ve belirtileriyle merak konusu oldu. Kemirgenlerle ilişkili olduğu bilinen bu enfeksiyonun nasıl ortaya çıktığı, insanlara nasıl bulaştığı ve korunma yöntemleri vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Peki, Hantavirüs nedir, belirtileri neler, aşısı var mı? Hantavirüs neden olur?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüs, Hantaviridae ailesinde yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla taşınan viral enfeksiyonlar grubunda bulunur. Dünya genelinde farklı hantavirüs türleri tespit edilirken, bunların yalnızca belirli bir kısmının insanlarda hastalığa yol açtığı bilinmektedir. Virüsler genellikle taşıyıcı kemirgenlerde belirgin bir hastalık oluşturmadan uzun süre yaşayabilir. Uzmanlara göre hantavirüsler, “Renal Sendromlu Hemorajik Ateş (HFRS)” ve “Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS)” olmak üzere iki farklı ciddi tabloya neden olabiliyor.</p>

<p><img alt="Hantavirus Gorulen Gemideki Turk Vatandaslari Tahliye Ediliyor Hqny" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/hantavirus-gorulen-gemideki-turk-vatandaslari-tahliye-ediliyor-hqny.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HANTAVİRÜS NASIL BULAŞIR, İNSANDAN İNSANA BULAŞIR MI?</strong><br />
Hantavirüs enfeksiyonları çoğunlukla enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla temas sonucu bulaşıyor. Özellikle ahır, depo, baraka ve yeterince havalandırılmayan kapalı alanlarda virüsün havaya karışan parçacıklarının solunması bulaş riskini artırabiliyor. Kemirgen ısırıklarıyla bulaşın da nadir de olsa mümkün olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, insandan insana bulaşın oldukça nadir görüldüğünü vurgularken, bu durumun yalnızca Güney Amerika’da görülen Andes virüsü türünde sınırlı şekilde rapor edildiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>HANTAVİRÜS BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong><br />
Hantavirüs belirtileri virüsün türüne göre değişiklik gösterebiliyor. Uzmanlara göre belirtiler genellikle maruziyetten 1 ila 8 hafta sonra ortaya çıkıyor. Ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. HCPS olarak bilinen kardiyopulmoner sendromda hastalık ilerledikçe nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebiliyor. HFRS olarak adlandırılan renal sendromlu tabloda ise böbrek yetmezliği, düşük tansiyon ve ciddi dolaşım problemleri görülebiliyor.</p>

<p><img alt="Saglik Bakanligi Acikladi Hantavirus Tespit Edilen Gemideki 3 Turk Yurda Getiriliyor-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/saglik-bakanligi-acikladi-hantavirus-tespit-edilen-gemideki-3-turk-yurda-getiriliyor-1.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>HANTAVİRÜS TEDAVİSİ VAR MI?</strong><br />
Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi ya da kesin koruyucu aşı bulunmuyor. Tedavinin temelini destekleyici bakım oluşturuyor. Solunum, böbrek ve dolaşım sistemi komplikasyonlarının yakından takip edilmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlara göre erken teşhis büyük önem taşırken, hastalığın diğer enfeksiyonlarla karışabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>KİMLER RİSK ALTINDA?</strong><br />
Kemirgenlerin yoğun bulunduğu alanlarda yaşayan veya çalışan kişiler risk grubunda yer alıyor. Tarım, ormancılık ve kırsal bölgelerde çalışanların yanı sıra kamp yapanlar ve endemik bölgelere seyahat edenlerin de dikkatli olması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p><img alt="Bakanlik Duyurdu Hantavirus Suphesiyle Izlenen 5 Kisiden Iyi Haber D0Zw" class="detail-photo img-fluid" height="461" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/bakanlik-duyurdu-hantavirus-suphesiyle-izlenen-5-kisiden-iyi-haber-d0zw.webp" width="820" /></p>

<p><strong>NASIL KORUNULUR?</strong><br />
Hantavirüsten korunmanın en etkili yolunun kemirgenlerle ve onların atıklarıyla teması azaltmak olduğu ifade ediliyor. Ev ve iş yerlerinin temiz tutulması, gıdaların güvenli saklanması ve kemirgen girişine açık alanların kapatılması öneriliyor. Uzmanlar ayrıca temizlik sırasında kuru süpürme yerine nemlendirme yönteminin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p><strong>AŞISI VAR MI?</strong><br />
Hantavirüs enfeksiyonuna karşı geliştirilmiş kesin koruyucu bir aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyici şekilde yürütülüyor. Ağır vakalarda yoğun bakım ve solunum desteğinin hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hantavirus-nedir-belirtileri-neler-asisi-var-mi-hantavirus-neden-olur</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/hantaviruslu-gemi-465108-2.webp" type="image/jpeg" length="56651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs gemisindeki 3 Türk vatandaşı yurda getirildi, test sonuçları negatif]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hantavirus-gemisindeki-3-turk-vatandasi-yurda-getirildi-test-sonuclari-negatif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hantavirus-gemisindeki-3-turk-vatandasi-yurda-getirildi-test-sonuclari-negatif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hantavirüsün patlak verdiği MV Hondius adlı uluslararası seyahat gemisindeki 3 Türk vatandaşının ambulans uçakla Türkiye’ye getirildiğini açıkladı. Gözetim altına alınan toplam 5 kişinin test sonuçlarının negatif çıktığı, hiçbirinde klinik belirtiye rastlanmadığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Bakanlik Duyurdu Hantavirus Suphesiyle Izlenen 5 Kisiden Iyi Haber D0Zw" class="detail-photo img-fluid" height="461" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/bakanlik-duyurdu-hantavirus-suphesiyle-izlenen-5-kisiden-iyi-haber-d0zw.webp" width="820" /></p>

<p>Hantavirüs gemisindeki 3 Türk vatandaşının test sonucu açıklandı. Sağlık Bakanlığı, hantavirüs nedeniyle 3 kişinin hayatını kaybettiği MV Hondius adlı seyahat gemisinde bulunan 3 Türk vatandaşının ambulans uçakla Türkiye'ye getirildiğini duyurdu. Bakanlık, daha önce yurda giriş yapan 2 kişiyle birlikte toplam 5 kişinin gözetim altında tutulduğunu, yapılan test sonuçlarının ise negatif çıktığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, yurda getirilen yurttaşların yakın takip ve izolasyon süreçlerinin başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi son getirilen 3 kişiden de gerekli numunelerin alındığı ifade edildi.</p>

<p><img alt="Hantavirus Gorulen Gemideki Turk Vatandaslari Tahliye Ediliyor Hqny" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/hantavirus-gorulen-gemideki-turk-vatandaslari-tahliye-ediliyor-hqny.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan incelemelerde 5 kişinin test sonuçlarının negatif olduğu kaydedilirken, önerilen süre boyunca karantinada tutulacakları aktarıldı. Sağlık Bakanlığı ayrıca, şu ana kadar izlenen kişilerde herhangi bir klinik belirti ya da semptoma rastlanmadığını duyurdu. Bakanlığın açıklaması şöyle: "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son 3 vatandaşımız ambulans uçak ile ülkemize getirilmiş, yakın takip ve izolasyon süreçleri başlamıştır. Daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi, bu kişilerden de gerekli numuneler alınmıştır. Sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup; önerilen süre boyunca karantinada tutulacaktır. Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır."</p>

<p><img alt="Dsghfjhkglj Ic7J" class="detail-photo img-fluid" height="409" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/dsghfjhkglj-ic7j.webp" width="732" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hantavirus-gemisindeki-3-turk-vatandasi-yurda-getirildi-test-sonuclari-negatif</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/9-eylul-2026-05-11t175024688.png" type="image/jpeg" length="37335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaburun'da tek cihaza 8 personel]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/karaburunda-tek-cihaza-8-personel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/karaburunda-tek-cihaza-8-personel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıkta hemen her birimde yaşanan personel krizi gündemden düşmüyor. Karaburun’da 10 yataklı devlet hastanesindeki tek görüntüleme cihazında ise, yapılan yeni görevlendirmelerle 8 tekniker çalışıyor. Türkiye standartlarını aşan personel görevlendirmeleri sağlıkçıların tepkisini çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i><strong>İNCİ ONGUN/</strong></i>İzmir’in ikinci en küçük ilçesi olan, yaklaşık 13 bin 725 nüfusa sahip Karaburun’da hizmet veren 10 yataklı devlet hastanesinde mevcut 6 röntgen teknisyenine ek olarak iki teknisyenin daha görevlendirilmesi, “torpil” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Sağlık çalışanları, personel açığı bulunan yerlerden ihtiyaç olmayan birimlere görevlendirmelerin yapıldığını savundu, bunun da çalışma disiplinini olumsuz etkilediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Fc2C54Bd 81D0 484C 9D1C 9685E2447B09" class="detail-photo img-fluid" height="1283" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/fc2c54bd-81d0-484c-9d1c-9685e2447b09.jpg" width="1951" /></p>

<p>Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, yaşananların temel sebebinin personel dağılımındaki düzensizlik olduğunu belirterek şunları söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen Personel Dağılım Cetveli’ne göre, hastanedeki yatak sayısına göre belirli sayıda hemşire, teknisyen gibi personel görevlendirildiğini aktaran Doğruyol, izin, rapor, istirahat gibi durumlar gözetilerek yoğunluğa göre bir görüntüleme cihazına en fazla 6 personel görevlendirilebildiğini belirterek “Karaburun’da ise siyasi müdahalelerle bu sayı 8’e çıkmış durumda. Üstelik ortada bir ihtiyaç yokken Karaburun’a gelen personelin, kadro eksiği bulunan ve yaz aylarında yoğunluk yaşayan Çeşme ile Foça Devlet Hastanelerinden gönderilmiş olması ayrıca düşündürücü. Tek bir röntgen cihazı olan yerde 8 teknisyenin bulunması çalışma düzenini bozar. Bu durum hem işleyişi aksatıyor hem de diğer hastanelerdeki ihtiyacı artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2>ŞİKAYETLER DİKKATE ALINMIYOR</h2>

<p>Doğruyol, Karaburun’daki hastane yaşananların yalnız personel sayısıyla sınırlı kalmadığını, yönetimsel sorunların da son derece rahatsızlık verici düzeylere ulaştığını savundu. Doğruyol, “Hastane yönetimi, personel arasında eşit ve adil bir çalışma düzeni sağlamıyor. Oysa 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre idareciler çalışanlara eşit davranmak zorunda. Buna ilişkin yapılan şikayetler ve tutanaklar ise dikkate alınmıyor, hatta işleme konulmadan ‘somut delil yok’ denilerek reddediliyor. Mesai dışında da kontrolsüzlük söz konusu. Kurumun adeta özel işletme gibi kullanılması gibi durumlar yaşanıyor. Burada hem mevzuata aykırı personel görevlendirmeleri hem de yönetim zafiyeti var. Sorunlar idari yollarla çözülemezse, konunun yargıya taşınması kaçınılmaz görünüyor” diye konuştu.</p>

<h2>İş Yüküne Göre Değil, Keyfi Görevlendirme Yapılıyor</h2>

<p>Çeşme Devlet Hastanesi’nde iki adet röntgen cihazı, bir adet kemik dansitometri cihazı, bir adet skopi cihazı ve bir adet diş röntgen cihazı olmak üzere toplam beş adet görüntüleme cihazı bulunmakta olup, fiilen görev yapan personel sayısı dokuz kişidir. Buna rağmen Çeşme Devlet Hastanesi’nde görev yapan röntgen teknisyenleri aylık yaklaşık 100 saat fazla mesai yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum açıkça kamu zararı oluşturmaktadır.<br />
Öte yandan Karaburun Devlet Hastanesi’nde PDC sayısı altı olmasına rağmen, biri Çeşme Devlet Hastanesi’nden, diğeri Foça Devlet Hastanesi’nden olmak üzere iki personel geçici görevlendirme ile Karaburun’a gönderilmiştir. Böylece tek cihaz bulunan ve PDC sayısı altı olan Karaburun Devlet Hastanesi’nde toplam sekiz personel hizmet vermiştir.<br />
Beş cihaz bulunan Çeşme Devlet Hastanesi’nde dokuz teknisyenle hizmet yürütülmeye çalışılırken personel başına aylık yaklaşık 100 saat fazla mesai oluşması; buna karşın daha az iş yükü bulunan Karaburun Devlet Hastanesi’ne ek personel görevlendirilmesi, kamu kaynaklarının verimsiz kullanıldığını göstermektedir.<br />
Bu duruma sebep olan İl Sağlık Müdürlüğü’nün yanı sıra Sağlık Bakanlığı üzerinde baskı oluşturan siyasetçiler ve bürokratlar yanlış uygulamalara neden olmaktadır. Bu durum maalesef kabul edilebilir değildir.</p>

<h2>60 BİN TEKNİKER ATAMA BEKLİYOR</h2>

<p>Ertuğrul Özarslan, röntgen teknikerlerinin ağır iş yükü altında çalıştığını belirterek personel eksikliğine dikkat çekti. Özarslan, gündüz yoğunluğu, izinler ve olası hastalık durumları nedeniyle mevcut personelin yetersiz kaldığını ifade etti. Avrupa’da bir teknisyene günlük 15-25 hasta düşerken, Türkiye’de bu sayının 80 ila 120’ye kadar çıktığını söyleyen Özarslan, özellikle il ve ilçelerde yalnızca 4-5 teknisyenle hizmet verilmeye çalışıldığını belirtti. Hizmetin çoğu zaman fazla mesaiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Kanuna göre haftalık çalışma süresinin 35 saat olduğunu hatırlatan Özarslan, yaz aylarında nüfusu artan bölgelerde, sanayi alanlarında ve merkezi hastanelerde personel ihtiyacının daha da arttığını söyledi. İzin, hastalık ve hamilelik gibi durumların da planlamaya dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ: GEÇİCİ GÖREV</h2>

<p>İzmir İl Sağlık Müdürlüğü konuyla ilişkin yaptığı açıklamada “Karaburun Devlet Hastanesi kadrosunda 6 röntgen teknisyeni görev yapmaktadır. İhtiyaca binaen Çeşme Devlet Hastanesi’nden bir kişinin geçici görevlendirmesi yapılmıştır. Görevlendirme 30 Haziran’da sona erecek olup personel daha sonra Çeşme Devlet Hastanesi’ndeki görevine dönecektir. Buradaki görevlendirmeler tamamen hasta memnuniyeti ve kurum menfaati açısından yapılmakta olup, ihtiyaç ortadan kalktığında görevlendirmeler sonlandırılmaktadır” bilgilerini paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir, Karaburun</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/karaburunda-tek-cihaza-8-personel</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/inci-ongun-8-4.jpg" type="image/jpeg" length="16371"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Türkiye'de var mı, yayılıyor mu? Hantavirüs nedir, belirtileri nelerdir?]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hantavirus-turkiyede-var-mi-yayiliyor-mu-hantavirus-nedir-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hantavirus-turkiyede-var-mi-yayiliyor-mu-hantavirus-nedir-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüs, son dönemde dünya gündemini meşgul eden bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Özellikle Atlas Okyanusu'nda görülen vakalar sonrası, Türkiye'de de bu virüsün varlığı merak ediliyor. Peki, Hantavirüs Türkiye'ye ulaştı mı, yayılma riski nedir? Belirtileri ve bulaşma yolları hakkında bilmeniz gerekenleri haberimizde bulabilirsiniz...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde, özellikle Atlas Okyanusu'nda bir yolcu gemisinde ortaya çıkan Hantavirüs vakaları, uluslararası sağlık otoritelerinin dikkatini çekti. Virüs, daha önce de çeşitli bölgelerde görüldü ve bulaşma yolları hakkında endişeler ortaya çıktı. Ancak, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Hantavirüs vakalarını "düşük riskli" olarak değerlendiriyor. Buna rağmen, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) vakaları 3. seviye acil durum olarak izlemeye aldı.</p>

<p>Hantavirüs, kemirgenlerden insanlara geçen, genellikle fare ve sıçan gibi hayvanların vücut sıvılarıyla bulaşan bir RNA virüsüdür. Genellikle Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarında görülen bu virüs, Hantavirus Pulmoner Sendromu (HPS) ve Kanamalı Ateşle Seyreden Renal Sendromu (HFRS) gibi iki ana hastalığa yol açar. Bu hastalıklar, akciğer yetmezliği ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<h2><strong>Hantavirüs Türkiye'de var mı?</strong></h2>

<p>Türkiye'de Hantavirüs vakalarıyla ilgili şu an için bir resmi açıklama yapılmış değildir. Ancak, hastalık dünya genelinde yayılmakta ve özellikle kemirgenlerle temasın yoğun olduğu kırsal bölgelerde tehlike oluşturabilir. Kırsal alanlar ve ormanlık bölgeler özellikle riskli alanlardır. Türkiye'nin pek çok bölgesinde tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı göz önüne alındığında, kemirgenler ile olan etkileşim riskin artmasına sebep olabilir.</p>

<h2><strong>DSÖ'nün uyarıları ve vaka takibi</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Hantavirüs vakalarını dünya çapında izlemeye almış durumda. MV Hondius isimli yolcu gemisinde görülen vakaların ardından, 3 kişinin hayatını kaybetmesi, bu hastalığın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. DSÖ, yaptığı açıklamalarda, virüsün genom dizileme çalışmalarını sürdürdüğünü ve virüsün genetik yapısının daha ayrıntılı bir şekilde incelendiğini belirtti. Ancak, virüsün küresel nüfus için düşük riskli olduğuna vurgu yapılması, endişeyi biraz olsun hafifletiyor.</p>

<p><img alt="Mpox Virusu" class="detail-photo img-fluid" height="350" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2024/08/mpox-virusu.webp" width="750" /></p>

<h2><strong>Hantavirüs belirtileri nelerdir?</strong></h2>

<p>Hantavirüsün belirtileri, genellikle hastalığın şiddetine ve türüne bağlı olarak değişiklik göstermektedir. HPS (Hantavirüs Pulmoner Sendromu) daha çok Amerika kıtasında görülürken, HFRS (Kanamalı Ateşle Seyreden Renal Sendromu) daha çok Asya ve Avrupa'da rastlanır.</p>

<p>Erken belirtiler şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Yorgunluk</li>
 <li>Ateş</li>
 <li>Büyük kas gruplarında ağrılar (özellikle sırt, kalça, omuzlarda)</li>
 <li>Baş ağrısı</li>
 <li>Baş dönmesi</li>
 <li>Karın ağrısı</li>
 <li>İshal, bulantı</li>
</ul>

<p>Hastalık ilerledikçe, akciğer ödemi gelişebilir ve öksürük, nefes darlığı gibi şikayetler baş gösterebilir. HFRS sendromu görüldüğünde ise böbrek yetmezliği ve idrar miktarında azalma (oliguri) gibi bulgular görülebilir.</p>

<p><img alt="Yeni Olumcul Virus Yayiliyor Uzmanlar Alarma Gecti 17414215309855" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/03/yeni-olumcul-virus-yayiliyor-uzmanlar-alarma-gecti-17414215309855.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Hantavirüs nasıl bulaşır?</strong></h2>

<p>Hantavirüs, en çok fareler ve sıçanlar gibi kemirgenlerin idrarı, dışkıları ve tükürükleriyle bulaşır. Bu nedenle, virüsün bulaşma yolu genellikle solunum yolu ile gerçekleşir. Kemirgenlerin dışkı ve idrarlarının bulunduğu ortamda çalışan insanlar, ya da bu alanlarda temas eden kişiler Hantavirüs riski altındadır. Kemirgenlerin vücut sıvılarıyla temas, virüsün insana geçişine neden olur.</p>

<p>Ancak, insandan insana Hantavirüs bulaşmaz. Yani hasta bir kişinin öksürüğü ya da diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas, virüsün bulaşması için yeterli değildir. Ayrıca, kemirgenlerin ısırması da nadiren virüs geçişine yol açar. Bunun dışında gıda yoluyla bulaşma riski düşüktür, çünkü Hantavirüs mide asidine karşı dayanıksızdır.</p>

<h2><strong>Hantavirüs tedavisi var mı?</strong></h2>

<p>Şu an için Hantavirüs için özel bir aşı veya tedavi bulunmamaktadır. Tedavi, genellikle destek tedavisi olarak sınıflandırılır. Yani, hastanın hayati fonksiyonlarını korumak için çeşitli yöntemler uygulanır:</p>

<ul>
 <li>Akciğer ödemi gelişen hastalarda oksijen desteği sağlanır.</li>
 <li>Böbrek yetmezliği gelişen hastalarda ise diyaliz uygulaması hayat kurtarıcı olabilir.</li>
</ul>

<p>Bunun dışında, bazı antiviral ilaçlar üzerinde çalışmalar sürse de, bu ilaçların etkinliği hala kesinleşmemiştir.</p>

<h2><strong>Hantavirüs nasıl önlenir?</strong></h2>

<p>Kemirgenlere karşı tedbirler alınmalıdır. Evlerde veya açık alanlarda kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulması, virüsün yayılmasını engellemek için önemlidir.<br />
Ellerin sık sık yıkanması ve kemirgen dışkılarıyla temastan kaçınılması gereklidir. Özellikle kırsal alanlarda çalışırken koruyucu önlemler alınmalıdır.</p>

<p>Hantavirüs küresel çapta bir endişe yaratmaya devam etse de, Türkiye'deki riski şu an için düşük görünüyor. Ancak, yine de kemirgenlerle temas halinde dikkatli olunmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hantavirus-turkiyede-var-mi-yayiliyor-mu-hantavirus-nedir-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/05/virus.jpg" type="image/jpeg" length="16136"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
