<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dokuz Eylül - Güncel İzmir Haberleri</title>
    <link>https://dokuzeylul.com</link>
    <description>izmir haberleri, İzmir son dakika haber, ekonomi, siyaset, magazin, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji ve güncel izmir haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dokuzeylul.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 - Yayınlanan haber ve fotoğrafların tüm hakları İGC - 9 Eylül Medya grubuna aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Apr 2026 22:41:21 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da cerrahinin kalbi attı: 24. Ulusal Cerrahi Kongresi yoğun katılımla gerçekleşti]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/antalyada-cerrahinin-kalbi-atti-24-ulusal-cerrahi-kongresi-yogun-katilimla-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/antalyada-cerrahinin-kalbi-atti-24-ulusal-cerrahi-kongresi-yogun-katilimla-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da düzenlenen 24. Ulusal Cerrahi Kongresi, yaklaşık 3 bin hekimin katılımıyla gerçekleştirildi. Organ bağışı çağrıları, yapay zekâ destekli cerrahi tartışmaları ve Prof. Dr. Mehmet Haberal’a verilen özel ödül kongreye damga vurdu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya, tıp dünyasının en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 3 bin hekimin katılımıyla düzenlenen 24. Ulusal Cerrahi Kongresi, bilimsel tartışmaların yanı sıra duygusal anlara da sahne oldu. Türkiye’de organ nakli alanında öncü isimlerden Prof. Dr. Mehmet Haberal, kongrenin onur konuğu olarak katılımcılarla bir araya gelirken, cerrahinin geçmişten bugüne uzanan yolculuğu ve geleceği masaya yatırıldı. Kongre boyunca organ bağışı, yapay zekâ destekli cerrahi ve robotik cerrahi uygulamaları öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 08.38.40" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-083840.jpeg" width="1066" /></p>

<h2><strong>Cerrahinin kalbinde bilim ve deneyim buluştu</strong></h2>

<p>Antalya’daki kongre salonu, Türkiye’nin dört bir yanından gelen cerrahlar, akademisyenler ve sağlık profesyonelleriyle doldu. 24. Ulusal Cerrahi Kongresi, yalnızca bir bilimsel toplantı olmanın ötesine geçerek, cerrahinin bugünkü konumunu ve gelecekteki yönünü tartışmaya açtı. Oturumlarda yeni teknikler, klinik deneyimler ve multidisipliner yaklaşımlar ele alınırken, genç cerrahlar ile deneyimli isimler arasında güçlü bir bilgi alışverişi yaşandı.</p>

<p>Kongrenin açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Haberal, cerrahinin yalnızca teknik beceriden ibaret olmadığını vurgulayarak, mesleğin aynı zamanda bir sanat olduğuna dikkat çekti. Cerrahların yalnızca operasyon yapan kişiler olmadığını ifade eden Haberal, hekimliğin etik değerler ve insan hayatına duyulan saygı üzerine kurulu olduğunu dile getirdi. Haberal, “İyi bir cerrah, yalnızca el becerisiyle değil, düşüncesiyle ve vicdanıyla da yol gösteren bir sanatkârdır” sözleriyle salonda uzun süre alkışlandı.</p>

<h2><strong>Organ bağışı çağrısı salonda yankı buldu</strong></h2>

<p>Türkiye’de organ nakli alanındaki gelişimin yarım asırlık bir emeğin sonucu olduğunu belirten Haberal, bu alandaki en kritik başlığın organ bağışı olduğunu vurguladı. Nakil bekleyen hastaların sayısının her geçen yıl arttığını ifade eden Haberal, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğine işaret etti.</p>

<p>Haberal, konuşmasında organ bağışı konusunda topluma önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Bir hayat kurtarmak, bir insanın yeniden doğmasına vesile olmak demektir. Hayat bağışlayın” çağrısında bulundu. Bu sözler kongre salonunda duygusal anlar yaşanmasına neden olurken, katılımcılar organ bağışı konusunda daha güçlü bir iletişim kurulması gerektiği görüşünde birleşti.</p>

<h2><strong>Cerrahi artık teknolojiyle iç içe</strong></h2>

<p>Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Serdar Karaca, açılış konuşmasında cerrahinin dönüşüm sürecine dikkat çekti. Karaca, modern tıbbın gelişimiyle birlikte yapay zekâ, robotik cerrahi ve biyoteknoloji alanlarının cerrahi pratiğin ayrılmaz parçası haline geldiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahinin artık yalnızca bir ustalık alanı olmadığını belirten Karaca, teknolojinin hekimlerin karar süreçlerini desteklediğini ifade etti. Özellikle yapay zekâ destekli cerrahi planlama ve robotik cerrahi sistemleri sayesinde daha hassas operasyonların mümkün hale geldiğini kaydeden Karaca, bu gelişmelerin hasta güvenliğini artırdığını dile getirdi. Karaca, “Cerrahi artık yalnızca ameliyathanede değil, veri analizi ve inovasyonun merkezinde şekilleniyor” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 11 At 08.38.40 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-083840-2.jpeg" width="1066" /></p>

<h2><strong>Tarihi ödül ilk kez verildi</strong></h2>

<p>Kongrenin en dikkat çekici anlarından biri de dernek tarihinde ilk kez verilen Prof. Dr. Cemil Topuzlu Özel Onur Ödülü oldu. Bu anlamlı ödülün ilk sahibi, Türkiye’de organ nakli alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Mehmet Haberal seçildi.</p>

<p>Bilim dünyasına yaptığı katkılar ve yetiştirdiği öğrencilerle cerrahiye yön veren Haberal’a plaket ve özel anı takdim edildi. Ödül töreni sırasında salonda duygusal bir atmosfer oluşurken, birçok katılımcı Haberal’ın tıp dünyasındaki rolüne dikkat çekti. Meslektaşları, Haberal’ın yalnızca cerrahi tekniklerle değil, bilimsel vizyonuyla da bir kuşağa yol açtığını vurguladı.</p>

<h2><strong>Bilimsel oturumlarda cerrahinin geçmişi ve geleceği tartışıldı</strong></h2>

<p>Kongre kapsamında düzenlenen oturumlarda cerrahinin tarihsel gelişimi de ele alındı. Türkiye’de cerrahi eğitiminin dönüşümü, yeni teknolojilerin klinik pratiğe yansıması ve multidisipliner yaklaşımlar ayrıntılı biçimde tartışıldı. Alanında öncü bilim insanlarının katıldığı panellerde özellikle robotik cerrahi, minimal invaziv teknikler ve yapay zekâ uygulamaları üzerine sunumlar yapıldı.</p>

<p>Genç cerrahların yoğun ilgi gösterdiği oturumlarda, eğitim süreçleri ve mesleki gelişim başlıkları da gündeme geldi. Deneyimli cerrahlar, klinik tecrübelerini paylaşarak yeni nesil hekimlere yol gösterdi. Bilimsel programın yanı sıra vaka tartışmaları ve interaktif sunumlar da kongreye dinamizm kattı.</p>

<h2><strong>Antalya programında hastane ziyareti</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mehmet Haberal, kongre programı kapsamında Başkent Üniversitesi Alanya Hastanesi’nde de incelemelerde bulundu. Hastanenin cerrahi altyapısı hakkında bilgi alan Haberal, sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Haberal, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Ziyaret sırasında genç hekimlerle sohbet eden Haberal, cerrahi mesleğinin disiplin ve sabır gerektirdiğini ifade etti. Tıp eğitiminin yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Haberal, klinik deneyimin önemine vurgu yaptı.</p>

<h2><strong>Küçük hastadan büyük teşekkür</strong></h2>

<p>Kongre sonrası yaşanan bir an ise programa damga vurdu. 2021 yılında annesinden karaciğer nakli yapılan 7 yaşındaki Zeynep Asel Gülfidan, Haberal ile buluştu. Küçük Zeynep, kendi yaptığı bilekliği Haberal’a hediye etti. Bu anlamlı an, salonda duygusal görüntülere sahne oldu.</p>

<p>Hayata tutunmasını sağlayan organ nakli sürecinin ardından sağlığına kavuşan Zeynep’in hediyesi, kongrenin en unutulmaz karelerinden biri olarak hafızalara kazındı. Haberal, küçük hastaya sarılarak teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/antalyada-cerrahinin-kalbi-atti-24-ulusal-cerrahi-kongresi-yogun-katilimla-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-11-at-083840-1.jpeg" type="image/jpeg" length="17337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de sigara içmek yasaklanıyor!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/turkiyede-sigara-icmek-yasaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/turkiyede-sigara-icmek-yasaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tütünle mücadelede yeni bir dönemi öngören 41 maddelik yasa taslağında, sigara ve tüm tütün ürünlerinin 2040 yılı itibarıyla tamamen yasaklanması hedefleniyor. Düzenleme, kullanım alanlarından satış koşullarına kadar geniş kapsamlı sınırlamalar içeriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigara kullanımına yönelik kapsamlı kısıtlamalar içeren yeni yasa teklifi taslağı kamuoyunun gündemine girdi. Taslakta, tütün ürünlerinin kullanımının birçok alanda yasaklanması ve 2040 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor. İddialara göre, tütün ürünlerinin kullanımı kamu binaları, eğitim ve sağlık kurumları, çocuk alanları ve açık hava etkinlikleri başta olmak üzere pek çok alanda büyük ölçüde yasaklanacak. Yeme-içme işletmelerinde ise genel bir yasak uygulanacak.</p>

<p><img alt="Sigaraya 10 Liralik Vergi Zammi Geliyor En Ucuz Sigara 80 Tl Olacak Umd7 Cover.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2025/07/sigaraya-10-liralik-vergi-zammi-geliyor-en-ucuz-sigara-80-tl-olacak-umd7-coverjpg.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>RESTORANLARDA SINIRLI VE İZOLE ALAN ŞARTI</strong><br />
Restoran ve benzeri işletmelerde yalnızca belirli şartları taşıyan sınırlı alanlarda sigara içilmesine izin verilecek. Bu alanların işletmenin yüzde 10’unu geçmemesi, en fazla 20 metrekare büyüklüğünde olması, dışarıdan görünmemesi ve servis yapılmayan izole bölümlerden oluşması gerekecek. Ayrıca bu alanlara 18 yaş altı kişilerin girişi yasak olacak. Taslakta otellere yönelik düzenlemeler de yer aldı. Buna göre tütün kullanımı yalnızca özel olarak ayrılmış odalarda mümkün olacak. Sürücü koltuklarında ve taksiler dahil olmak üzere tüm toplu taşıma araçlarında ise sigara kullanımı tamamen yasaklanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Elektronik Sigaranın Sağlığa Zararları: Bilmeniz Gerekenler3" class="detail-photo img-fluid" height="3960" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2023/08/elektronik-sigaranin-sagliga-zararlari-bilmeniz-gerekenler3.jpg" width="2640" /></p>

<p><strong>ELEKTRONİK SİGARA DA KAPSAMDA</strong><br />
Düzenlemenin en dikkat çekici başlığı ise 2040 yılı hedefi oldu. Taslağa göre bu tarihten itibaren tütün ürünlerinin üretimi, satışı ve tüketimi tamamen yasaklanacak. Kurallara uymayan üretici ve satıcılara yüksek tutarlı adli para cezaları uygulanırken, kullanıcılar için de idari yaptırımlar öngörülüyor. Taslak ayrıca “tütün ürünü” tanımını genişletiyor. Elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin içeren tüm sistemler de yasak kapsamına dahil ediliyor. Satış koşullarına ilişkin düzenlemeler de dikkat çekiyor. Buna göre tütün ürünleri artık dışarıdan görünmeyecek şekilde kapalı dolaplarda muhafaza edilecek, doğrudan erişim engellenecek. Satış işlemleri elektronik sistemler üzerinden yapılacak ve yaş doğrulaması zorunlu hale getirilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/turkiyede-sigara-icmek-yasaklaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2023/08/elektronik-sigaranin-sagliga-zararlari-bilmeniz-gerekenler8.jpg" type="image/jpeg" length="16572"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahreden ölüm! Henüz 18 yaşındaydı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kahreden-olum-henuz-18-yasindaydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kahreden-olum-henuz-18-yasindaydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde kaldığı yurtta epilepsi nöbeti geçiren üniversite öğrencisi İlknur Kükler (18), hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Bolvadin Uygulamalı Bilimler Fakültesi Lojistik Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi İlknur Kükler, öğle saatlerinde kaldığı yurtta epilepsi nöbeti geçirdi. Durumu fark eden arkadaşlarının ihbarı üzerine yurda sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahale sonrası hastaneye sevk edilen İlknur Kükler kurtarılamadı. İlknur Kükler'in cenazesi Bolvadin Devlet Hastanesi morguna konuldu. Tire Belediyesi MHP'li Meclis Üyesi Nafiz Kükler'in kızı olduğu öğrenilen İlknur Kükler'in cenazesi memleketi İzmir'in Tire ilçesinde toprağa verilecek. (</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kahreden-olum-henuz-18-yasindaydi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/epilepsi-nobeti-geciren-universiteli-genc-hayatini-kaybetti-d-ot-x-ca-e2-1024x576.jpg" type="image/jpeg" length="33942"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de polen alarmı: Kronik hastalar için 'ölümcül' risk kapıda]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/izmirde-polen-alarmi-kronik-hastalar-icin-olumcul-risk-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/izmirde-polen-alarmi-kronik-hastalar-icin-olumcul-risk-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir, polen mevsimi ve hava kirliliğinin birleştiği kritik bir döneme girerken uzmanlardan hayati uyarılar geldi. Prof. Dr. Oğuz Kılınç, İzmir'in Avrupa'nın havası en kirli şehirlerinden biri olması nedeniyle polen riskinin bu bölgede çok daha ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek; astım, KOAH ve alerjik rinit hastalarını "ölümcül atak" riskine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanması, milyonlarca insan için solunum yolu kabusuna dönüştü. Özellikle İzmir, hem coğrafi yapısı hem de yüksek hava kirliliği oranları nedeniyle polen alerjisinin en ağır yaşandığı bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Oğuz Kılınç</strong>, nisan ayı itibarıyla başlayan ve haziran sonuna kadar sürecek olan polen mevsiminin, kronik solunum yolu hastalıkları bulunan kişilerde hastaneye yatış gerektirecek kadar ağır tablolara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<h2>Hava kirliliği polen etkisini katlıyor</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre İzmir, Avrupa bölgesinde havası en kirli 10 şehirden biri olma özelliğini taşıyor. Prof. Dr. Kılınç, bu kirliliğin polenlerle birleştiğinde solunum yolları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Alerjik rinit ve astım hastalarının bu dönemde şikayetlerinde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Kılınç, düzenli tedavi almayan hastalarda bağışıklık hücrelerinin anormal hareketlenmesiyle <strong>bronş ödemi</strong> ve akciğer yetmezliği gibi risklerin doğabileceğine dikkat çekti.</p>

<h2>Hafife alınan alerji akciğer yetmezliğine yol açabilir</h2>

<p>Polen alerjisinin sadece "hapşırık ve göz sulanması" olarak görülmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, sürecin ciddiyetine vurgu yapıyor. Önlem alınmadığı takdirde bronşlarda meydana gelen daralmanın nefes darlığını tetiklediğini söyleyen Kılınç, "Bu durum özellikle KOAH ve astım hastalarında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Polenler, vücutta bağışıklık sistemini yanıltarak akciğer kapasitesini ciddi şekilde düşürebilir" uyarısında bulundu.</p>

<h2>Bahar kabusundan korunmanın yolları</h2>

<p>Prof. Dr. Oğuz Kılınç, polen yoğunluğunun arttığı bu dönemde hastaların uyması gereken temel kuralları şu şekilde sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Doktor Kontrolü:</strong> Mevcut şikayetler artsın ya da artmasın, kronik akciğer ve kalp hastaları hekimlerine görünerek ilaç dozlarını düzenletmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dışarı Çıkış Saatleri:</strong> Polen yoğunluğunun en yüksek olduğu sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmaktan kaçınılmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Maske Kullanımı:</strong> Dışarı çıkmak zorunda kalan risk grubundaki bireyler mutlaka koruyucu maske kullanmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ev Havalandırması:</strong> Gün içerisinde evler pencereler açılarak havalandırılmamalı; dışarıdaki polenlerin içeri girmesi engellenmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İç Ortam Kirliliği:</strong> Ev içinde sigara içilmemeli ve parfüm, deterjan gibi tetikleyici unsurlardan uzak durulmalı.</p>
 </li>
</ul>

<h2>İzmir hastanelerinde solunum şikayeti yoğunluğu</h2>

<p>Nisan ayının ilk haftasıyla birlikte İzmir genelindeki hastanelerin göğüs hastalıkları polikliniklerinde gözle görülür bir yoğunluk yaşanmaya başlandı. Uzmanlar, özellikle çocuklarda ve yaşlılarda ani başlayan öksürük nöbetleri ve hırıltılı solunum durumunda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/izmirde-polen-alarmi-kronik-hastalar-icin-olumcul-risk-kapida</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/p-o-l-e-n.jpg" type="image/jpeg" length="39989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerli kanser ilacında ilk adım]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk yerli kanser ilacı adayının faz 1 çalışmalarında başarılı sonuç verdiğini açıkladı. Son bir yılda 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılırken, 28 bin kişide erken kanser bulgusu tespit edildi. Yeni molekülün ileri aşamaları tamamlanırsa Türkiye’nin kendi ilacını dünya sağlık sistemine kazandırması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen molekülün faz 2 ve faz 3 çalışmaları başarıyla tamamlanırsa Türkiye'nin ilk kanser ilacı dünya sağlık sistemine kazandırılacak.<br />
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanser tedavisine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye’nin bilimsel açıdan kritik bir eşiğe geldiğini duyurdu. Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk özgün ilaç adayının faz 1 klinik araştırmalarında başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, “ Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde ve bilim insanlarıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Faz 1 çalışmaları çok başarılı oldu” dedi.</p>

<p><img alt="Saglik Bakani Mujdeyi Verdi Yerli Bilimden Tarihi Adim Turkiyenin Ilk Ozgun Kanser Il 1781934 20260405121458" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/saglik-bakani-mujdeyi-verdi-yerli-bilimden-tarihi-adim-turkiyenin-ilk-ozgun-kanser-il-1781934-20260405121458.png" width="1280" /></p>

<p><strong>7,7 MİLYON KİŞİYE ÜCRETSİZ TARAMA</strong><br />
Bakan Memişoğlu, Türkiye’de meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserlerine yönelik ücretsiz tarama programlarının sürdüğünü belirtti. Son bir yılda 7 milyon 700 bin kişiye tarama yapıldığını açıklayan Memişoğlu, bu çalışmaların aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri koordinasyonunda yürütüldüğünü ifade etti. Yapılan taramalarda 276 bin kişi şüpheli olarak değerlendirilirken, 28 bin kişide erken kanser bulgularına rastlandı. Bu sayede binlerce vatandaşın erken tanı ile tedaviye erişim sağladığı vurgulandı.</p>

<p><strong>ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR</strong><br />
Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çeken Memişoğlu, “Kanserden korkma, geç kalmaktan kork. 40 yaş üzerindeki vatandaşlarımız ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanabilir” dedi. Türkiye’de yapay zeka destekli tanı sistemlerinin de aktif olarak kullanıldığını belirten Memişoğlu, sağlık altyapısının dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HEDEF: DÜNYAYA YERLİ İLAÇ</strong><br />
Memişoğlu, Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen molekülün faz 2 ve faz 3 çalışmalarının da başarıyla tamamlanması halinde Türkiye’nin kendi geliştirdiği ilk kanser ilacını dünya sağlık sistemine kazandıracağını ifade etti. Çalışmada emeği geçen kurumlar arasında Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi, Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi yer alırken, projede Prof. Dr. Rana Sanyal’ın önemli rol üstlendiği belirtildi.</p>

<p><strong>YAN ETKİLERİ AZALTAN YENİ TEKNOLOJİ</strong><br />
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal ise geliştirilen teknolojinin ilacı doğrudan tümör hücresine yönlendirdiğini belirterek, bu sayede yan etkilerin azaltıldığını ve tedavi etkinliğinin artırıldığını söyledi. Çalışmanın TÜBİTAK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle yürütüldüğü ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/i-l-a-c-1.webp" type="image/jpeg" length="45392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halı sahada gizli tehlike: Uzmanlar uyardı, bu belirtiler ölümcül olabilir]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hali-sahada-gizli-tehlike-uzmanlar-uyardi-bu-belirtiler-olumcul-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hali-sahada-gizli-tehlike-uzmanlar-uyardi-bu-belirtiler-olumcul-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, halı saha maçlarında kalp krizi ve ani ölüm riskine dikkat çekti. Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtiler hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte artan halı saha maçları, uzmanlara göre ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle haftada bir kez spor yapan bireylerde, yoğun efor nedeniyle ortaya çıkan bazı kalp hastalıkları, fark edilmeden ilerleyerek ani sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, amatör düzeyde yapılan bu sporun “zararsız” algılanmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgularken, ani ölüm riski taşıyan durumlara dikkat çekiyor.</p>

<h2>“Ritim bozuklukları ani ölüme yol açabilir”</h2>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Telat Keleş, halı saha gibi yüksek tempolu aktivitelerin, özellikle fark edilmeyen kalp rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini belirtti.</p>

<p>Keleş, “Haftada bir yapılan halı saha maçı sırasında gelişen bazı hastalıklar, ani ritim bozukluklarına neden olabilir. Bu durum da maalesef ani ölümlere yol açabiliyor” dedi.</p>

<p>Genç yaş grubunda sık görülen kalp kası hastalıklarının, hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu tür rahatsızlıkların her yaşta ortaya çıkabileceğini ifade ediyor.</p>

<h2>Göğse alınan darbeler ölümcül olabilir</h2>

<p>Uzmanlara göre, yalnızca efor değil, maç sırasında yaşanan fiziksel temaslar da büyük risk taşıyor. Özellikle göğüs bölgesine gelen sert darbelerin, nadir de olsa ölümcül ritim bozukluklarına neden olabileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir şutun doğrudan kalp bölgesine isabet etmesi durumunda, daha önce hiçbir sağlık sorunu olmayan bir kişinin bile aniden fenalaşabileceği vurgulanıyor.</p>

<h2>Bu belirtiler asla ihmal edilmemeli</h2>

<p>Uzmanlar, maç sırasında ortaya çıkan bazı belirtilerin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle şu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiği ifade ediliyor:</p>

<ul>
 <li>Göğüs ağrısı veya sıkışma hissi</li>
 <li>Nefes darlığı</li>
 <li>Baş dönmesi veya bayılma hissi</li>
 <li>Ani çarpıntı ve halsizlik</li>
</ul>

<p>Bu belirtiler ortaya çıktığında oyunun derhal bırakılması ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2>“Sinsi ilerleyen hastalıklar ilk kez sahada ortaya çıkabilir”</h2>

<p>Prof. Dr. Telat Keleş, halk arasında damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve ilk bulgunun doğrudan kalp krizi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu nedenle özellikle orta yaş grubundaki bireylerin, yoğun efor gerektiren sporlar öncesinde mutlaka kardiyolojik muayene yaptırması gerektiği belirtiliyor.</p>

<h2>Yaralanmalar da artıyor</h2>

<p>Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şervan Gökhan ise halı saha maçlarında sadece kalp değil, ortopedik yaralanmaların da arttığına dikkat çekti.</p>

<p>Gökhan, “Havaların ısınmasıyla birlikte halı saha yaralanmalarında ciddi artış görüyoruz. Ancak en tehlikeli tablo, fark edilmeyen kardiyak problemlerdir” dedi.</p>

<h2>Maç öncesi hazırlık hayati önem taşıyor</h2>

<p>Uzmanlar, halı sahaya çıkmadan önce yapılması gerekenleri de sıraladı. Özellikle:</p>

<ul>
 <li>10-15 dakikalık ısınma egzersizi yapılması</li>
 <li>Ani efor artışından kaçınılması</li>
 <li>Risk grubundaki kişilerin doktor kontrolünden geçmesi</li>
</ul>

<p>gibi önlemlerin hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<h2>Sağlık kontrolü ihmal edilmemeli</h2>

<p>Uzmanlara göre, özellikle 30’lu ve 40’lı yaşlardan itibaren artan kalp krizi vakaları, yaşam tarzı ve sağlık kontrollerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p>Sigara kullanımı, stres, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşamın, halı saha gibi ani efor gerektiren aktivitelerde riskleri artırdığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SPOR</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hali-sahada-gizli-tehlike-uzmanlar-uyardi-bu-belirtiler-olumcul-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/image-559.jpeg" type="image/jpeg" length="99883"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede başlayan "kalp" kardeşliği: 4 gün arayla yaşama tutundular]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hastanede-baslayan-kalp-kardesligi-4-gun-arayla-yasama-tutundular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hastanede-baslayan-kalp-kardesligi-4-gun-arayla-yasama-tutundular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi’nde yapay kalp destek cihazıyla yaşam mücadelesi veren iki genç, yan yana odalarda bekledikleri mucizeye 4 gün arayla kavuştu. Ameliyat sonrası yoğun bakımda gözlerini açan İsmail’in, "kalp kardeşi" Tufan’a ilk sözü "Abi kurtulduk" oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir</strong> Ege Üniversitesi Hastanesi, tıp literatürüne geçecek bir operasyonun ötesinde, insan ruhuna dokunan bir dostluk hikayesine ev sahipliği yaptı. Isparta’dan gelen 25 yaşındaki <strong>İsmail Kabadayı</strong> ile trafik kazası sonrası kalp hastası olduğunu öğrenen 29 yaşındaki <strong>Tufan Küçükateş</strong>, hastane koridorlarında başlayan kader birliğini, yeni kalpleriyle taçlandırdı.</p>

<h2>Sırt çantasındaki hayattan gerçek kalbe</h2>

<p>Yıllardır sırt çantasında taşıdığı yapay kalp destek cihazıyla hayata tutunan İsmail Kabadayı, Becker Musküler Distrofi (genetik kas hastalığı) nedeniyle zor günler geçiriyordu. Aynı serviste tedavi gören Tufan Küçükateş ile tanışan İsmail, kısa sürede aralarındaki bağı "kalp kardeşliğine" dönüştürdü. İki genç, yan yana odalarda birbirlerine moral vererek uygun donörün bulunacağı günü bekledi.</p>

<h2>4 günlük mucizevi bekleyiş</h2>

<p>Beklenen haber ilk olarak 27 Ocak'ta Tufan Küçükateş için geldi. Arkadaşını dualarla ameliyata uğurlayan İsmail, sadece 4 gün sonra gece yarısı gelen telefonla hayatının müjdesini aldı. Tufan'ın nakli başarılı geçmiş, yoğun bakımdaki takibi sürerken doktorlar saat <strong>02.45</strong>'te bu kez İsmail'e müjdeyi verdi: "Kalp bulundu!"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yoğun bakımda ilk selam: "Abi kurtulduk"</h2>

<p>Ameliyat sonrası yoğun bakım servisinde yan yana yataklara alınan iki arkadaştan İsmail’in, abisi gibi gördüğü Tufan’a ilk seslenişi hafızalara kazındı. O anları anlatan İsmail Kabadayı, "Yoğun bakımda Tufan abiyi görünce 'Abi kurtulduk' dedim, gülümsedik. Artık sırt çantamdaki o cihaz yok. En büyük isteğim Tufan abiyle birlikte Fenerbahçe maçına gitmek" dedi.</p>

<p>Tufan Küçükateş ise o duygusal anı şu sözlerle özetledi: "Hocalarımız İsmail’e kalp geldiğini söylediğinde gözlerim doldu. Ona hep 'İyi olacağız' diyordum. Şimdi o benim kardeşim, evlenirse nikah şahidi ben olacağım. Biz artık kalp kardeşiyiz."</p>

<h2>"Organ bağışı hayat kurtarır"</h2>

<p>Operasyonları gerçekleştiren <strong>Prof. Dr. Çağatay Engin</strong>, her iki hastanın da klinik süreçlerini başarıyla tamamladığını ve sağlıklarına kavuştuklarını belirtti. Ege Üniversitesi'nin kalp nakli konusundaki yetkinliğine dikkat çeken Engin, bu tür başarı hikayelerinin organ bağışının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<p>Taburcu olan iki dost, şimdi hastane koridorlarında kurdukları hayalleri gerçekleştirmek için gün sayıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hastanede-baslayan-kalp-kardesligi-4-gun-arayla-yasama-tutundular</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/04/haber-foto1116.jpg" type="image/jpeg" length="61889"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık emekçilerinden ‘112’ çağrısı: Zararı emekçiye ödetmeyin!]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/saglik-emekcilerinden-112-cagrisi-zarari-emekciye-odetmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/saglik-emekcilerinden-112-cagrisi-zarari-emekciye-odetmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şubesi, 112 çalışanlarının yaşadığı sorunları dile getirdi. Sendika yaptığı açıklamada, “Acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilemektedir” denildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEMİ TEKTAŞ/</strong>Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şubesi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nin yaşadığı sıkıntıları dile getirmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Şube Başkanı Hasan Hüseyin Bozdoğan, Kırmızı ışık ihlali sonrası trafik kazasına sebebiyet verdiği tespit edilen sürücülerin ehliyetlerine 60 gün süreyle el konulması öngörüldüğünü; bu düzenleme ile başta ambulanslar olmak üzere acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilendiğini söyledi.</p>

<h2>“Doğrudan etkiliyor”</h2>

<p>Kırmızı ışık ihlali nedeniyle ambulans şoförlerinin ehliyetlerine 60 gün süre ile el konulduğunu söyleyen Bozdoğan, “Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda 27.02.2026 tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, kamuoyunda çeşitli tartışmaları ve spekülasyonları beraberinde getirmiştir. Bu değişiklikler arasında, toplumumuz açısından büyük önem arz eden hususlardan biri de Kanunun 47. maddesinde yer alan düzenlemedir. Söz konusu düzenleme ile; kırmızı ışık ihlali sonrası trafik kazasına sebebiyet verdiği tespit edilen sürücülerin ehliyetlerine 60 gün süreyle el konulması öngörülmektedir. Ancak bu düzenleme, başta ambulanslar olmak üzere acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilemektedir” diye konuştu.</p>

<h2>“Mağduriyetlere yok açıyor”</h2>

<p>Yasanın ambulans şoförleri için mağduriyet yarattığını ifade eden Bozdoğan, “Toplumun en zor anında hayat kurtarmak için görev yapan bu fedakâr ekipler, her ne kadar geçiş üstünlüğüne sahip olsa da olası bir kaza durumunda yürüttükleri kamu hizmetinin niteliği göz ardı edilmekte ve diğer sürücülerle aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu durum, özellikle 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde görev yapan sürücüler açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Mevcut uygulamalarda, kazaya bağlı oluşan zararların personele rücu edilmesi gibi ciddi bir yük zaten çalışanlarımızın omuzlarındayken; şimdi buna ek olarak ehliyet kaybı ve cezai yaptırım riski de ortaya çıkmıştır. Paramedik, ATT ve diğer sağlık personelinden oluşan sürücü arkadaşlarımız; vicdani sorumlulukları ile kişisel riskler arasında sıkışmış durumdadır. Bu süreç, çalışanlarda görevden kaçınma eğilimini artırmakta, aynı zamanda olası gecikmeler nedeniyle vatandaş kaynaklı şiddet vakalarının artabileceği endişesini de beraberinde getirmektedir” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Mutlu çalışan, güvenli toplum”</h2>

<p>Bozdoğan, “Öte yandan; 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının “beyaz reform” sürecinde yeterince gözetilmemesi, Ücretlerinin emsallerine göre düşük kalması, Fiziki altyapı ve istasyon standartlarının halen istenilen seviyeye ulaşamaması, Mobbing ve angarya iş yükünün artması, İş tanımlarının net ve yeterli olmaması gibi kronik sorunlar da bu tabloyu daha ağır hale getirmektedir. Bu şartlar altında, yıllar içinde yetişmiş ve ilk müdahale konusunda yüksek deneyime sahip sağlık çalışanlarının farklı kurumlara yönelmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Unutulmamalıdır ki, 112 Acil Sağlık Hizmetleri hepimizin hayatında en az bir kez ihtiyaç duyabileceği hayati bir hizmettir. Mutlu çalışan, güçlü sağlık sistemi; güçlü sağlık sistemi ise güvenli bir toplum demektir. Bu nedenle, ilgili mevzuat düzenlemelerinde acil sağlık hizmetlerinin kendine özgü koşulları dikkate alınmalı; görev esnasında meydana gelen olaylarda çalışanlarımızı koruyacak özel düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMİ TEKTAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/saglik-emekcilerinden-112-cagrisi-zarari-emekciye-odetmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/9-eylul-43-1.png" type="image/jpeg" length="97908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun ameliyatı oldu vefat etti]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/burun-ameliyati-oldu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/burun-ameliyati-oldu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkmenistanlı bir kadın, İstanbul'da burun ameliyatı olduktan birkaç saat sonra hayatını kaybetti. Kadının ailesi hastaneden şikayetçi olurken savcılık konuya ilişkin soruşturma başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkmenistan'dan 10 yıl önce Türkiye'ye çalışmaya gelen Mamaja Arapova, burun ameliyatı sonrası yaşamını yitirdi. 32 yaşındaki kadın, nefes alamadığı için burun ameliyatı olmak istedi ve operasyon sırasında da estetik yapıldı. İddialara göre Arapova, İstanbul Şişli'deki Özel Mecidiyeköy Çevre Hastanesi'nde ameliyat olduktan birkaç saat sonra hayatını kaybetti. İddiaya göre, Arapova bayıldıktan sonra müdahale de geç yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="186425" class="detail-photo img-fluid" height="640" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/186425.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>AİLE ŞİKAYETÇİ OLDU</strong><br />
6 yaşında kızı olan genç kadının ailesi hastaneden şikayetçi oldu. Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı. Arapova'nın ailesi yaptığı açıklamada hastaneyi sorumlu tuttu. Mamaja Arapova'nın kardeşi Maksut Arapova, ablasının ameliyat öncesi raporlarında herhangi bir sıkıntı olmadığını, 2-3 saat sürecek ameliyatın 5 saat sürdüğünü dile getirdi. "Yemek yedirip yürütmeye başlamışlar." diye konuşan kardeş Arapova, "10 adım yürümeden sonra bayılıp kalp krizi geçiriyor" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AJANSLAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜVENLİK, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/burun-ameliyati-oldu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/9-eylul-21-2.png" type="image/jpeg" length="94513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimlerden "başka bir sağlık sistemi mümkün" mesajı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/hekimlerden-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/hekimlerden-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Hekim Dayanışması tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarının katıldığı panelde, mevcut sağlık sisteminin iflas ettiği vurgulandı. Prof. Dr. Kayıhan Pala ve Prof. Dr. Alpay Azap’ın sunumlarıyla şekillenen etkinlikte, toplum sağlığını önceleyen ve hekim emeğini koruyan yeni bir modelin yol haritası çizildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Hekim Dayanışması tarafından düzenlenen panel 26-03-2026 tarihinde Elhamra Sahnesinde gerçekleştirildi. Prof.Dr. Kayıhan Pala ve Prof.Dr. Alpay Azap’ın konuk olduğu panele İzmirli hekimler yoğun ilgi gösterdiler. Panele İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir TMMOB İKK Genel Sekreteri Aykut Akdemir, İzmir BB Genel Sekreter Yardımcısı Prof Dr. Pınar Oktay, İzmir BB Sağlık İşleri Daire Başkanı Ahmet Soner Emre, değişik hekim sendika ve dernek yöneticileri, Aydın ve Manisa illerinden Tabip odası yöneticileri ve hekim grupları temsilcileri, İzmirdeki sivil toplum örgütü temsilcileri de katılım gösterdiler.<br />
Panelin moderatörlüğünü yapan İzmir Hekim Dayanışması Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Lütfi Çamlı açılış konuşmasında 20 yılı aşkın süredir uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Projesinin sağlığı evrensel bir hak olmaktan çıkararak ticari bir faaliyet haline getirdiğini, sağlık sisteminin artık hizmet üretemez bir aşamaya geldiğini, başta Yenidoğan Skandalı olmak üzere yaşanan skandalların sağlıkta uygulanan sistemin iflas ettiğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu belirterek Nasıl bir sağlık sistemi ? konulu sunumu için Prof Dr. Kayıhan Pala’ya söz verdi. Prof Dr. Kayıhan Pala uygulanan sağlık sisteminin tüm aşamalarındaki çarpıklıklarını ortaya koyarak toplum sağlığı öncelikli, hekim emeğinin değerini koruyan, sağlığı tekrar bir insan hakkı haline getiren başka bir sağlık sistemi konusunda açıklamalarda bulundu. Hekim Örgütlenmesi Nasıl ve Nerede? Başlıklı sunumu için söz alan Prof Dr. Alpay Azap Hekim örgütlenmelerinin gerçekleştiği uzmanlık dernekleri, sağlık emekçileri sendikaları ve hekim sendikaları konusunda bilgi verdikten sonra meslek örgütümüz TTB ilişkin olarak Nasıl bir meslek örgütü? ve Tabip Odaları İnsiyatifi konusunda açıklamalarda bulundu.<br />
Toplantının son bölümünde tartışmaya geçildi. Katılımcıların soru ve önerileri panelistler tarafından yanıtlandı. Toplantı mesleğimize, meslek onurumuza, emeğimize, meslek örgütümüze ve halkın sağlığına dayanışmayla sahip çıkılacağı konusundaki dilek ve temennilerle sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İzmir</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/hekimlerden-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-mesaji</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-27-at-154043.jpeg" type="image/jpeg" length="64425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[112’ye yeni engel: Kırmızı ışıkta dur talimatı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/112ye-yeni-engel-kirmizi-isikta-dur-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/112ye-yeni-engel-kirmizi-isikta-dur-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de 112 personeline gönderilen “Kırmızı ışıkta geçmek mazeret sayılmaz” yazısı tartışma yarattı. Sağlık çalışanları kararsız kalırken, Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, “Bu yaklaşım hastanın can güvenliğini tehlikeye atar” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü tarafından personele gönderilen “trafik kurallarına uyun” içerikli mesaj, sağlık çalışanları arasında tepkiye neden oldu. WhatsApp üzerinden iletilen yazıda, Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler hatırlatılarak kırmızı ışık ihlallerine yönelik ağır para cezaları ve ehliyet yaptırımları sıralandı. Mesajda, kırmızı ışık ihlalinde artan cezalar detaylı şekilde belirtilirken, ambulansın vakaya gidiyor olması, içinde hasta bulunması ya da siren ve mavi ışıkların açık olmasının dahi “mazeret sayılmayacağı” vurgulandı. Ayrıca sürücülerden geçiş üstünlüğünü yalnızca trafik koşulları uygunsa kullanmaları istendi.</p>

<h2>“Ambulans personeli ne yapacağını şaşırdı”</h2>

<p>Söz konusu yazı, hayati müdahalelerde zamanla yarışan 112 çalışanlarını ikilemde bıraktı. Acil vakalara en hızlı şekilde ulaşmakla yükümlü olan personelin, cezai yaptırımlar nedeniyle tereddüt yaşayabileceği ifade ediliyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, uygulamanın ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Doğruyol, sağlık çalışanlarının hızının kesilmesinin doğrudan hastayı etkilediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu mesajla bir yandan acil durumu olan hastaya en kısa zamanda ulaşılması için çaba gösteren çalışanlarımızın yavaşlatılmakta, diğer yandan hastanın can güvenliği tehlikeye atılmaktadır”</p>

<h2>“Ambulanslar ayrıcalıklı araçlardır”</h2>

<p>Doğruyol, ambulansların yalnızca hasta taşıdığı anlarda değil, görev başında oldukları her durumda kritik rol üstlendiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“Acil vakalara müdahale eden ambulanslara, trafik kurallarına uyun diye talimat vermek, trafik cezası yazmak, dolaylı olarak vatandaşı cezalandırmaktır. 112 ambulanslarının içerisinde hasta olmasa bile, o ambulans hizmet verdiği bölgeye ulaşmaya çalışmaktadır. Ambulansta hasta olmadığında, ambulansın yavaş hareketlerle istasyonuna gitmesi, o bölgede ambulans ihtiyacı olan bir başka vatandaşa daha geç ulaşmasına, belki de, vatandaşın ölümüne sebep olabilecektir”</p>

<h2>“Saniyeler hayati önemde”</h2>

<p>Ambulansların trafikte ayrıcalıklı ve geçiş üstünlüğüne sahip araçlar olduğunu hatırlatan Doğruyol, zaman kaybının telafisi olmayan sonuçlar doğurabileceğini belirtti:</p>

<p>“Ambulanslar makam araçları değildir. Ambulansta hasta olmasa bile, ambulans ya vakaya gidiyordur, ya bölgesine ulaşmaya çalışıyordur. Bu nedenle, ambulanslar hasta taşısa da, taşımasa da trafikte ayrıcalıklı, geçiş üstünlüğü olan araçlarımızdır. Acil bir vakaya ulaşmada saniyelerin bile çok değerli olduğu bir zamanda, ambulansta görevli sağlık çalışanlarımızın tek düşüncesi, vakaya en kısa zamanda ulaşmak ve hastayı en kısa sürede hastaneye yetiştirmektir”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Çalışma şevkini kırmayalım”</h2>

<p>Sağlık çalışanlarının büyük fedakârlıkla görev yaptığını vurgulayan Doğruyol, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Zaman zaman kendi canlarını bile hiçe sayıp, o ambulansta hastadan başka, üç canın daha olduğunun farkında olmak ve hastayı bir yerlere birkaç dakika erken ulaştırmaya çalıştıklarını bilmek gerekir. Sağlık çalışanlarımızın çalışma şevkini kırmayalım”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/112ye-yeni-engel-kirmizi-isikta-dur-talimati</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/9-eylul-6-5.png" type="image/jpeg" length="13478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Organ bağışıyla yeniden yaşam: 12 saatlik mucize 4 hastaya umut oldu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/organ-bagisiyla-yeniden-yasam-12-saatlik-mucize-4-hastaya-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/organ-bagisiyla-yeniden-yasam-12-saatlik-mucize-4-hastaya-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu’da hayatını kaybeden bir kadının bağışlanan organları, 4 hastaya yeni bir yaşam sundu. Başkent Üniversitesi’nde Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından gerçekleştirilen 12 saatlik operasyonun ardından hastalar sağlığına kavuştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de organ bağışının önemini bir kez daha hatırlatan çarpıcı bir gelişme, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde yaşandı. 15 Mart’ta Kastamonu’da trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 67 yaşındaki bir kadının bağışlanan organları, dört hastaya umut oldu. Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından gerçekleştirilen nakillerle yıllardır kronik organ hastalıkları ile mücadele eden Nazmiye Adal, İsmail Karaca, Mahmut Özlü ve Birsen Koçaş, yeniden hayata tutundu.</p>

<h2><strong>12 saat süren zorlu operasyon</strong></h2>

<p>Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonlar, organ nakli alanında Türkiye’nin öncü isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından yürütüldü. Yaklaşık 12 saat süren operasyon maratonunda, bir karaciğer, bir kalp ve iki böbrek başarıyla nakledildi.</p>

<p>Bu zorlu süreç, koordinasyon, deneyim ve ekip çalışmasının en güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Aynı anda birden fazla hayatı kurtaran operasyonlar, tıp dünyasında da önemli bir başarı olarak değerlendirildi.</p>

<p><img alt="Mehmethaberal" class="detail-photo img-fluid" height="637" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/02/mehmethaberal.png" width="954" /></p>

<h2><strong>Yeni bir hayatın ilk adımları</strong></h2>

<p>Nakil operasyonlarının ardından hastalar, kısa sürede iyileşme sürecine girdi. Nazmiye Adal (70), yapılan başarılı karaciğer nakli ile sağlığına kavuşurken, Mahmut Özlü (52) ve Birsen Koçaş (58), böbrek nakliyle yeniden yaşam yolculuğuna başladı.</p>

<p>Kalp nakli gerçekleştirilen İsmail Karaca (55)’nın ise sağlık durumunun iyi olduğu ve taburculuk için gün saydığı belirtildi. Nakil yapılan hastaların ortak noktası ise uzun yıllar süren hastalık sürecinin ardından gelen bu ikinci şansı büyük bir minnetle karşılamaları oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>10 gün sonra taburcu oldular</strong></h2>

<p>Operasyonların ardından geçen 10 günlük kritik süreç, hastaların sağlığına kavuşmasıyla sonuçlandı. Başarılı geçen tedavi sürecinin ardından hastalar taburcu edilerek yeni hayatlarına ilk adımı attı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/organ-bagisiyla-yeniden-yasam-12-saatlik-mucize-4-hastaya-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/haberalekip.webp" type="image/jpeg" length="17974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünlü yapımcı Erol Köse’nin vefatı ALS hastalığını gündeme taşıdı: Kesin tedavi henüz yok]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/unlu-yapimci-erol-kosenin-vefati-als-hastaligini-gundeme-tasidi-kesin-tedavi-henuz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/unlu-yapimci-erol-kosenin-vefati-als-hastaligini-gundeme-tasidi-kesin-tedavi-henuz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünlü yapımcı Erol Köse'nin hayatını kaybetmesinin ardından, merkezi sinir sistemini etkileyen Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığı yeniden Türkiye'nin gündemine oturdu. Uzmanlar, hastalığın sinsi ilerlediğini ve günümüzde kökten bir tedavisinin bulunmadığını belirterek, multidisipliner takibin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müzik ve televizyon dünyasının tanınmış ismi <strong>Erol Köse</strong>'nin vefatı, kamuoyunda derin üzüntü yaratırken, ölüm nedeni olan <strong>ALS</strong> hastalığına dair endişeleri de beraberinde getirdi. Kamuoyunda "motor nöron hastalığı" olarak da bilinen ALS, beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini etkileyerek kas güçsüzlüğüne ve ilerleyici fonksiyon kaybına yol açan nörodejeneratif bir süreç olarak tanımlanıyor.</p>

<h2>Motor nöron kaybı kasları işlevsiz bırakıyor</h2>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Fikret Aysal, hastalığın doğasına ilişkin yaptığı açıklamada, temel sorunun beyin sapı ve omurilikteki <strong>motor nöronların kaybı</strong> olduğunu ifade etti. Vakaların büyük çoğunluğunda (yaklaşık %90-95) belirgin bir neden saptanamadığını belirten Aysal, genetik geçişli vakaların oranının sadece <strong>%5-10</strong> düzeyinde kaldığını vurguladı. Hastalık, motor nöronların etkilenme biçimine göre farklı tablolar çizse de en sık hem üst hem de alt motor nöronların birlikte tutulduğu görülüyor.</p>

<h2>"Kökten bir tedavi yok, amaç süreci yavaşlatmak"</h2>

<p>Günümüz tıp dünyasında ALS için henüz kesin bir çözüm bulunmadığını hatırlatan Doç. Dr. Aysal, mevcut tıbbi uygulamaların temel amacının <strong>hastalığın seyrini yavaşlatmak</strong> olduğunu söyledi. Hastalıkta ortalama yaşam süresi genellikle <strong>2 ila 5 yıl</strong> arasında değişse de, Stephen Hawking örneğinde olduğu gibi bazı özel vakalarda bu sürecin çok daha uzun yıllara yayılabildiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın ilerleyici yapısının yanı sıra, tanı alan hastaların yaşadığı <strong>duygusal yükün</strong> altını çizen Aysal, "Bu hastalarda depresyon gelişme riski oldukça yüksektir. Bu nedenle yalnızca fiziksel değil, psikiyatrik destek de tedavinin önemli bir parçasıdır" dedi.</p>

<h2>Tedavide çok branşlı takip dönemi</h2>

<p>ALS hastalarının yaşam kalitesini artırmak için nörolojinin önderliğinde <strong>multidisipliner</strong> bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor. Doç. Dr. Aysal’a göre, hastaların konforunu sağlamak ve ağrılarını azaltmak için şu branşların koordineli çalışması şart:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Fizik Tedavi</strong> ve rehabilitasyon süreçleri.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Solunum desteği için <strong>Göğüs Hastalıkları</strong>.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beslenme ve cerrahi müdahaleler için <strong>Gastroenteroloji</strong> ile <strong>Genel Cerrahi</strong>.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Duygusal süreçlerin yönetimi için <strong>Psikiyatri</strong> desteği.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bilimsel çalışmaların hızla devam ettiğini belirten uzmanlar, önümüzdeki yıllarda ALS için daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirileceğine dair umutlu olduklarını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/unlu-yapimci-erol-kosenin-vefati-als-hastaligini-gundeme-tasidi-kesin-tedavi-henuz-yok</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/5f7e185b-63a8-4fa4-a1e9-019873f33708.webp" type="image/jpeg" length="55576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mevsim geçişi alarmı: Çocuklarda enfeksiyon vakaları artıyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/mevsim-gecisi-alarmi-cocuklarda-enfeksiyon-vakalari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/mevsim-gecisi-alarmi-cocuklarda-enfeksiyon-vakalari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarıyla birlikte çocuklarda enfeksiyon vakaları arttı. Uzmanlar, ateş ve öksürükte gecikmeden doktora başvurulması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında sık yaşanan ani sıcaklık değişimleri ve artan polen yoğunluğu, çocuk sağlığını tehdit eden hastalıkları yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu dönemde özellikle <strong>üst solunum yolu enfeksiyonları</strong>, öksürük ve ateşli hastalıklarda belirgin bir artış yaşanıyor.</p>

<p>Çocukların bağışıklık sistemi, mevsim geçişlerinde daha hassas hale gelirken, küçük ihmaller bile hastalığa davetiye çıkarabiliyor.</p>

<h2>Uzmandan kritik uyarı: Belirtileri hafife almayın</h2>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Uzm. Dr. Erbil Sak</strong>, ebeveynlerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sak, özellikle şu belirtilere dikkat çekti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Uzun süren öksürük</li>
 <li>Yüksek ateş</li>
 <li>Halsizlik</li>
 <li>İştahsızlık</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirten Sak, erken müdahalenin hastalık sürecini önemli ölçüde hafiflettiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Hastagripnezle 1475500" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/hastagripnezle-1475500.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Korunmanın yolu günlük alışkanlıklardan geçiyor</h2>

<p>Uzmanlara göre enfeksiyonlardan korunmada en etkili yöntem, çocukların günlük yaşam alışkanlıklarını doğru şekilde düzenlemekten geçiyor.</p>

<p>Ebeveynlere önerilen temel önlemler şöyle:</p>

<ul>
 <li><strong>Düzenli uyku:</strong> Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar</li>
 <li><strong>Dengeli beslenme:</strong> Vitamin ve mineral desteği hastalıklara karşı koruma sağlar</li>
 <li><strong>Yeterli sıvı tüketimi:</strong> Vücudun direncini artırır</li>
 <li><strong>Hijyen kuralları:</strong> Özellikle el yıkama, virüs yayılımını azaltır</li>
</ul>

<h2>Her çocuk farklı tepki verebilir</h2>

<p>Uzmanlar, her çocuğun bu süreci farklı geçirdiğine dikkat çekiyor. Bazı çocuklar hastalığı hafif atlatırken, bazıları daha sık ve ağır enfeksiyonlarla karşılaşabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle belirtilerin her çocuk için ayrı değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2>Erken önlem, güçlü bağışıklık</h2>

<p>Mevsim geçişlerinde alınacak basit ama etkili önlemler, çocukların hastalıklardan korunmasında kritik rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle riskli belirtilerde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/mevsim-gecisi-alarmi-cocuklarda-enfeksiyon-vakalari-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/mevsim-gecislerinde-vucut-direncini-arttirmakjpg.webp" type="image/jpeg" length="17039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Aşısında Devrim: FDA Onayı Kapıda]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/kanser-asisinda-devrim-fda-onayi-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/kanser-asisinda-devrim-fda-onayi-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşısı, nüksetme riskini %70 azaltarak onkolojide yeni bir çağ açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Kansere Karşı "Terzi Usulü" Bağışıklık Dönemi</strong><img alt="Dna Kanser Aşısı" class="detail-photo img-fluid" height="534" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/dna-kanser-asisi.jpg" width="950" /></h3>

<p>Geleneksel tedavilerin aksine, BioNTech’in <strong>BNT122</strong> kodlu aşısı her hastanın kendi tümör genetiğine göre özel olarak üretiliyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde paylaşılan Faz-3 ara verileri, cerrahi müdahale sonrası uygulanan bu tedavinin kanserin geri dönme riskini <strong>%70</strong> oranında düşürdüğünü kanıtladı. Bu oran, özellikle pankreas kanseri ve melanom gibi zorlu türlerde tıp tarihinin en büyük kırılmalarından biri olarak kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>FDA’dan "Çığır Açan Tedavi" Statüsü</strong><img alt="Kanser Hücresi" class="detail-photo img-fluid" height="534" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/kanser-hucresi.jpg" width="950" /></h3>

<p>Bağışıklık sistemine kanserli hücreyi bir "düşman" olarak kodlayan bu teknoloji, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından <strong>"Breakthrough Therapy"</strong> statüsüne alındı. Sürecin hızlanmasıyla birlikte, 2026'nın ikinci yarısında ilk ticari kullanım onaylarının verilmesi ve aşının küresel ölçekte hastanelere ulaştırılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/kanser-asisinda-devrim-fda-onayi-kapida</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/mrna-kanser-asisi.jpg" type="image/jpeg" length="10031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama İğnesinde Devrim: Ozempic Fiyatları Düşüşe Geçiyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/zayiflama-ignesinde-devrim-ozempic-fiyatlari-dususe-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/zayiflama-ignesinde-devrim-ozempic-fiyatlari-dususe-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyaca ünlü zayıflama iğnesi Ozempic'in patent süresinin dolmasıyla jenerik ilaçların önü açıldı. Fiyatlarda %60'a varan düşüş bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kişinin kilo kontrolü ve diyabet tedavisi için kullandığı semaglutid içerikli ilaçlarda yeni bir dönem başlıyor. İlaç devi Novo Nordisk'in elinde bulundurduğu patent haklarının Mart 2026 itibarıyla Brezilya ve Çin gibi dev pazarlarda sona ermesi, küresel ilaç piyasasında dengeleri değiştirdi.</p>

<h2><strong>Jenerik İlaçlar Yolda: Daha Ucuz ve Erişilebilir</strong></h2>

<p>Patent engelinin kalkmasıyla birlikte, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 kilit ülkede yerel üreticiler "jenerik Ozempic" üretimi için onay süreçlerini hızlandırdı. Uzmanlar, rekabetin artmasıyla birlikte şu anki yüksek maliyetlerin yerini çok daha ekonomik seçeneklere bırakacağını öngörüyor. Bazı piyasalarda fiyatların yarı yarıya düşmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye ve Küresel Pazar Etkisi</strong></h2>

<p>Bu gelişme sadece fiyatları düşürmekle kalmayacak, aynı zamanda ilaca erişim kısıtı yaşayan milyonlarca obezite hastası için yeni bir umut kapısı aralayacak. Ancak sağlık otoriteleri uyarıyor: Erişilebilirliğin artması, kontrolsüz kullanımı da beraberinde getirebilir. İlacın mutlaka uzman doktor kontrolünde kullanılması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/zayiflama-ignesinde-devrim-ozempic-fiyatlari-dususe-geciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/ozempicte-patent-suresi-doldu-zayiflama-ignesi-ucuzluyor.webp" type="image/jpeg" length="99037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Filmleri aratmayacak operasyon: Bir organ bağışı, dört hayata umut oldu]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/filmleri-aratmayacak-operasyon-bir-organ-bagisi-dort-hayata-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/filmleri-aratmayacak-operasyon-bir-organ-bagisi-dort-hayata-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde, Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından 12 saatte 4 kadavradan organ nakli gerçekleştirildi. Kaza kurbanı kadının organları, dört hayata umut oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu’da geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybeden 67 yaşındaki R.K isimli kadının bağışları nakil bekleyen dört hastaya umut oldu. Yapılan bağış; 1 karaciğer, 1 kalp ve 2 böbrek organ bekleyen hastalara başarıyla nakledildi.</p>

<p><strong>AMBULANS UÇAK HAVALANDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Mehmet Haberal, 15 Mart 1990 da, Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı kapsayan coğrafyada çocuklarda ilk kez canlıdan segmental karaciğer naklini gerçekleştirmişti. Bu konuda dünyadaki en tecrübeli isimdi.</p>

<p>O tarihi günün önemini anlatırken; kadavradan bağış alarmıyla harekete geçti. Hastanın yakınlarının organ bağışı konusunda gösterdikleri duyarlılık sonucunda organ nakli süreci başlatıldı. Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın ekibi ambulans uçak ile Kastamonu’ya giderek operasyonu gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>HABERAL, EKİBİNİ ALARMA GEÇİRDİ</strong></p>

<p>Ambulans uçak havadan hareket ederken, hava şartları göz önünde bulundurularak, başka bir ekip de normal ambulans ile karadan yola çıkarıldılar. Haberal hoca talimat vermişti… Operasyonda hata istemiyordu… Bütün süreçler, ihtimaller değerlendirildi. Pazar günü olmasına ragmen izinler kaldırıldı ve bütün ekip Başkent Hastanesi’inde alarmdaydı. Önceki Rektör Sağlık İşleri Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal ve ekibi de hastanede hazır bulundular…</p>

<p><img alt="Hasta-1" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/hasta-1.webp" width="1066" /></p>

<p><strong>NAKİL BEKLEYENLER HASTANEYE GETİRİLDİ </strong></p>

<p>Tam 50 yıl önce… 3 Kasım 1973 yılında Türkiye’de ilk böbrek naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Haberal, organ bekleyen hastalarının kontrollerini yaparken, ekibi aynı dakikalarda, trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşen 67 yaşındaki kadının bağışladığı organları almak için Kastamonu'daydı.</p>

<p>Zamanla yarış başlamıştı. Heyecan yüksekti… Bütün ihtimaller değerlendirildi…</p>

<p>Haberal, karaciğer alıcısının ameliyatına başlamıştı.</p>

<p><img alt="Hasta2" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/hasta2.webp" width="1066" /></p>

<p><strong>ORGANLAR HASTANEYE ULAŞTIRILDI VE OPERASYONA BAŞLATILDI… </strong></p>

<p>Haberal hocanın başarılı ekibi 3,5 saat sonra bağışlanan organla birlikte ameliyathanedeydi.</p>

<p>Ekip gelene kadar dört ayrı ameliyat ekibi kuruldu. Kadavra karaciğer başarılı bir operasyonla 70 yaşındaki Nazmiye Adal'a nakledildi...</p>

<p>Aynı dakikalarda Prof. Dr. Atilla Sezgin ve ekibi, 55 yaşındaki İsmail Karaca'ya kalp naklini gerçekleştiriyordu.</p>

<p>Karaciğer naklinin ardından böbrek nakilleri başladı...</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Haberal, yeni mezun olmuş genç bir hekimin heyecanıyla 3 oda arasında mekik dokuyordu...</p>

<p>52 yaşındaki Mustafa Özlü ve 58 yaşındaki Birsen Koçaş, bağışlanan böbrekle yeniden yaşam yolculuğuna başladı…</p>

<p><strong>YENİDEN YAŞAM YOLCULUĞUNA</strong></p>

<p>Uykusuz geçen bir gecenin sabahında, 12 saat süren aralıksız bir operasyonla, organ bekleyen dört kişiye yeniden yaşama yolculuklarına adımlarını atmışlardı bile… Operasyon sonunda mutlu bir ilk bayramlarını geçirmişlerdi bile..</p>

<p>Prof. Dr. Haberal, sonrasında yoğun bakım ve servise alınan hastalarını ziyaret etti.</p>

<p>Son kontrollerini yaptı. 7/24 hastaneden ayrılmadı, makam koltuğunda iki saat uydu…</p>

<p>Özetle; organ bağışı yine hayat kurtardı...</p>

<p><strong>ORGAN BAĞIŞI YETERSİZ…</strong></p>

<p>Türkiye, canlıdan nakiller dünyada lider konumda. Ancak ölüden bağışlar hala yetersiz...Çok sayıdaki hasta organ bekliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Haberal, bunu değiştirmek için uğraş vermeye devam ediyor… Toplumu uyarıyor ve diyor ki, “Hasta olmak, hasta sahibi olmak hele ki ölü sahibi olmak çok zordur. Hastaların kaderi ameliyat masasında değişiyor. Bir de yapılan organ bağışlarıyla... Bu son organ bağışı örnek alınmalı… Unutulmamalı ki; hayatı, bağışlanacak bir organa bağlı olan çok hasta var... Ve zaman onların aleyhine işliyor... İhtiyaçları olan tek şey; duyarlı insanların organ bağışı.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/filmleri-aratmayacak-operasyon-bir-organ-bagisi-dort-hayata-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/haberalekip.webp" type="image/jpeg" length="31027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessiz tehlike: Bağımlılık artık fark edilmiyor]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/sessiz-tehlike-bagimlilik-artik-fark-edilmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/sessiz-tehlike-bagimlilik-artik-fark-edilmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaş düştü, tehlike büyüdü! Ekran başında geçen süre artık bir 'keyif' değil, 'imdat' çığlığı mı? Bektaş, bağımlılığın görünmeyen yüzünü anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÜNLÜK</strong> yaşamın merkezine yerleşen telefonlar, sosyal medya akışları ve çevrim içi platformlar, bireylerin gündelik düzenini belirleyen unsurlar haline geldi. Uzman Psikolog Işıl Bektaş, son dönemde başvuru nedenlerinde belirgin bir değişim gözlemlediklerini belirterek, özellikle davranışsal bağımlılık alanında dikkat çeken bir artış yaşandığını söyledi. Bektaş, artan ekran süresi, çevrim içi oyunlara başlama yaşının düşmesi ve yaygınlaşan dijital bağımlılık modellerinin daha geniş kesimlerde görüldüğünü ifade etti.</p>

<h2><strong>KAÇIŞIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ</strong></h2>

<p>Başvurular yüzeyde “fazla kullanım” gibi görünse de, derinde daha karmaşık bir tablo bulunduğunu dile getiren Bektaş, “Karşımıza gelen durum çoğu zaman bir duygusal düzenleme sorunu oldu. Kişi mutlu olduğu için değil, zorlandığı için ekrana yöneldi” dedi. Bektaş’a göre yalnızlık, değersizlik hissi, başarısızlık korkusu ve ilişkilerde yeterince görülmeme duygusu, danışanların en sık dile getirdiği başlıklar arasında yer aldı. Bektaş, bireylerin çoğu zaman bağımlı oldukları nesneye değil, onun sağladığı kısa süreli rahatlama hissine bağlandığını vurgulayarak, “Bu nedenle davranışsal bağımlılık çoğu zaman bir haz arayışı değil, bir kaçış biçimi olarak ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>YÜK ARTTI ZEMİN GENİŞLEDİ</strong></h3>

<p>Bağımlılığı açıklamanın yalnızca bireysel irade ile mümkün olmadığını belirten Bektaş, son yıllarda artan yalnızlık, tükenmişlik ve gelecek kaygısı gibi unsurların bu davranışların zeminini genişlettiğini söyledi. Danışanların yaşadıklarının ilk bakışta bireysel gibi göründüğünü ancak arka planda ekonomik belirsizlik ve hızlanan yaşam temposunun etkili olduğunu dile getiren Bektaş, özellikle “yetişememe” ve “yetersizlik” hissinin farklı kuşaklarda ortaklaştığını ifade etti.</p>

<h4><strong>DIŞARIDAN GÜÇLÜ GÖRÜNEN HAYATLAR</strong></h4>

<p>Bağımlılıkla ilgili en yaygın yanlışlardan birinin, bu durumun belirli bir kesime ait olduğu düşüncesi olduğunu belirten Bektaş, gerçekte çok daha geniş bir tablo bulunduğunu söyledi. Bektaş, “Bağımlılıkla mücadele eden pek çok kişi dışarıdan bakıldığında oldukça işlevsel göründü. Çalıştı, sorumluluklarını yerine getirdi, sosyal hayatın içinde yer aldı. Bu görünüm, sorunun uzun süre fark edilmemesine neden oldu” dedi. “İsterse bırakır” düşüncesinin en yanıltıcı yaklaşımlardan biri olduğuna dikkat çeken Bektaş, bağımlılığın irade zayıflığına indirgenmesinin hem yardım arama sürecini geciktirdiğini hem de bireyde yoğun bir suçluluk duygusu yarattığını ifade etti.</p>

<h5><strong>BAŞLAMA YAŞI DÜŞTÜ</strong></h5>

<p>Başvuru profillerine de değinen Bektaş, özellikle gençlerde bağımlılık eğiliminin belirgin şekilde arttığını söyledi. Ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde yardım arayışının yükseldiğini belirten Bektaş, bağımlılığın çoğu zaman kimlik gelişimi sürerken devreye girdiğini kaydetti. Orta yaş grubunda ise farklı bir sürecin ortaya çıktığını aktaran Bektaş, uzun süre “kontrol bende” düşüncesiyle sürdürülen davranışların zamanla daha ağır sonuçlara yol açtığını ifade etti. Bu durumun, bağımlılığın tek bir yaş grubuna özgü olmadığını açık biçimde gösterdiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h6><strong>SESSİZ ALIŞKANLIKLAR</strong></h6>

<p>En az fark edilen risk alanının, zamanla normalleşen alışkanlıklar olduğunu belirten Bektaş, bireyin dışarıdan işlevselliğini korusa da iç dünyasında artan bir huzursuzluk ve boşluk hissi yaşadığını söyledi. Sürekli oyalanma ihtiyacı, sessizlikle kalamama ve ekransız zaman geçirememe gibi belirtilerin giderek sıradan kabul edildiğine dikkat çeken Bektaş, bu normalleşmenin yanıltıcı olduğunu ifade etti. Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir davranışın tercih mi yoksa kaçınma yolu mu olduğunu ayırt etmek gerekiyor. Çünkü davranışsal bağımlılık çoğu zaman ani bir krizle değil, sessiz alışkanlıklarla başladı.”</p>

<p><img alt="Dijital Bagimlilik Isil Bektas 9 Eylul Gazetesi" class="detail-photo img-fluid" height="313" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/dijital-bagimlilik-isil-bektas-9-eylul-gazetesi.jpg" width="250" /></p>

<h6><strong>Uzman Psikolog Işıl Bektaş kimdir?</strong></h6>

<p>Almanya doğumlu olan Işıl Bektaş, üniversite öncesi eğitimini Almanya’da tamamladı. Psikoloji lisansını Ege Üniversitesi’nde, yüksek lisansını ise Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Madde Bağımlılığı Anabilim Dalı’nda yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev aldı. Yetişkin, ergen, çift ve ailelerle çalışan Bektaş, halen Türk Psikologlar Derneği Bağımlılık Birimi İzmir Çalışma Grubu’nda koordinatörlük yapıyor ve bağımlılık alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Aydın ÇETİNKAYA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/sessiz-tehlike-bagimlilik-artik-fark-edilmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/dijital-bagimlilik-2.jpg" type="image/jpeg" length="97890"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlılık Tarih Oluyor: İlk İnsan Deneyleri Resmen Başladı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/yaslilik-tarih-oluyor-ilk-insan-deneyleri-resmen-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/yaslilik-tarih-oluyor-ilk-insan-deneyleri-resmen-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlanma resmen geri çevriliyor! FDA onayıyla başlayan insan deneyleri ve epigenetik saatlerdeki son gelişmeler... İşte gençliğin yeni şifresi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Biyolojik Saatler Sıfırlanıyor: Yaşlanmayı Geri Çeviren Tedavi İnsanlarda Test Ediliyor!</strong></h2>

<p>Bilim dünyası için 2026 yılı, insanlık tarihinin en büyük hayallerinden birinin gerçeğe dönüştüğü yıl olarak kayıtlara geçiyor. Laboratuvarlardaki fare deneylerinde elde edilen "gençleşme" başarıları, artık doğrudan insan klinik deneylerine (Human Clinical Trials) taşındı. Artık sadece yaşlanmayı durdurmak değil, biyolojik saati geri sarmak da tıbbın yeni hedefi.</p>

<p><img alt="Yaşlılık Tarih Oluyor" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/yaslilik-tarih-oluyor.png" width="1280" /></p>

<h3><strong>FDA Onayı Çıktı: "ER-100" ile Hücresel Programlama</strong></h3>

<p>Yılın en büyük bombası, <strong>Life Biosciences</strong> şirketinin ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) aldığı tarihi onay oldu. <strong>ER-100</strong> kodlu tedavi yöntemiyle, hücrelerin kimliğini bozmadan biyolojik imzalarını sıfırlayan "Yamanaka faktörleri" ilk kez insanlar üzerinde test ediliyor.</p>

<p>Sürecin ilk hedefi ise glokom kaynaklı görme kayıpları. Hayvanlarda %75 başarı sağlayan bu yöntemle, optik sinirlerin "gençleştirilerek" görme yetisinin geri kazandırılması planlanıyor.</p>

<h3><strong>Yanağınızdan Bir Sürüntü Alın ve Yaşınızı Öğrenin!</strong><img alt="Gençlik Testi Ve Yaş Testi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuzeylulcom.teimg.com/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/genclik-testi-ve-yas-testi.png" width="1280" /></h3>

<p>Mart 2026 itibarıyla hayatımıza giren <strong>CheekAge</strong> teknolojisi, biyolojik yaş ölçümünü kan tahlili zorunluluğundan kurtardı. Tally Health tarafından geliştirilen bu yapay zeka destekli sistem, basit bir yanak sürüntüsüyle hücrelerinizin ne hızla yaşlandığını raporluyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kanıtlanmış Başarı:</strong> Klinik veriler; anti-enflamatuar beslenme ve özel takviyelerle katılımcıların epigenetik yaşlarını ortalama <strong>2.34 yıl</strong> gençleştirebildiğini ortaya koydu.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3><strong>Peki, Genç Kalmak İçin Başka Neler Yapılabilir?</strong></h3>

<p>Yaşlanmayı tersine çevirme süreci sadece yüksek teknolojiyle değil, günlük alışkanlıklarla da desteklenebiliyor. 9 Mart 2026'da yayımlanan <strong>COSMOS araştırması</strong>, şaşırtıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Multivitamin Etkisi:</strong> İki yıl boyunca düzenli multivitamin kullanımı, biyolojik yaşlanmayı yaklaşık 4 ay yavaşlatıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hücresel "Güvenli Bölge":</strong> 3 milyar dolarlık dev bütçeli <strong>Altos Labs</strong>, hücrelerin kanserleşme riski olmadan ne kadar gençleştirilebileceğini öngören "Safe Zone" modellerini dünyaya tanıttı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kişiye Özel Epigenetik Diyet:</strong> Türkiye'deki sağlık zirvelerinde de yankı bulan "hastalığı oluşmadan önleme" trendi, genetik yapınıza uygun beslenme modelleriyle longevity (uzun ömür) kavramını ana akım haline getiriyor.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3><strong>Gelecek Artık Kapımızda</strong></h3>

<p>2026 yılı, epigenetik saatlerin sadece bir ölçüm aracı değil, aynı zamanda tıbbi tedavilerin başarısını kanıtlayan "resmi karneler" haline geldiği bir dönemi başlattı. Bilim insanları artık şu soruyu sormuyor: "Yaşlanmayı durdurabilir miyiz?" Bunun yerine şu soruluyor: <strong>"Biyolojik saati ne kadar geriye alabiliriz?"</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emin Can Özen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/yaslilik-tarih-oluyor-ilk-insan-deneyleri-resmen-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/yaslanmayi-geri-ceviren-tedavi.png" type="image/jpeg" length="25871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evinizi ferahlatıyor sandığınız kokular aslında nefesinizi daraltıyor! Uzmanlardan çarpıcı uyarı]]></title>
      <link>https://dokuzeylul.com/evinizi-ferahlatiyor-sandiginiz-kokular-aslinda-nefesinizi-daraltiyor-uzmanlardan-carpici-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dokuzeylul.com/evinizi-ferahlatiyor-sandiginiz-kokular-aslinda-nefesinizi-daraltiyor-uzmanlardan-carpici-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, oda spreyleri ve parfümlerin solunum yolları üzerinde ciddi risk oluşturduğunu açıkladı. Temiz hava için kimyasal kokular yerine doğal havalandırma öneriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Evlerde ve ofislerde sıkça kullanılan oda spreyleri ve parfümler, çoğu zaman temizlikle eş anlamlı görülüyor. Ancak uzmanlara göre bu algı ciddi bir yanılgıdan ibaret. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Saltürk, kokunun temiz hava anlamına gelmediğini vurgulayarak, bu ürünlerin solunum sağlığı üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük etkiler yarattığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Saltürk’e göre, ortamın güzel kokması çoğu zaman yalnızca kimyasal maddelerin havaya karıştığını gösteriyor. Bu da fark edilmeden solunum yollarına zarar verebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Oda spreyleri sandığınızdan daha tehlikeli</h2>

<p style="text-align:justify">Günlük yaşamda sıkça kullanılan oda spreyleri, aslında içerdiği kimyasallar nedeniyle önemli sağlık riskleri barındırıyor. Özellikle uçucu organik bileşikler ve aerosoller içeren bu ürünler, solunum yollarında tahrişe yol açabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Cüneyt Saltürk, bu kimyasalların sadece astım hastalarını değil, sağlıklı bireyleri de etkileyebileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre, bu tür ürünler öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve alerjik reaksiyonlar gibi birçok soruna zemin hazırlayabiliyor. Hatta bazı durumlarda ani gelişen astım atakları ile acil müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Otomatik koku cihazları gece boyunca risk saçıyor</h2>

<p style="text-align:justify">Evlerde giderek yaygınlaşan otomatik koku vericiler, fark edilmeden en büyük tehlikelerden biri haline geliyor. Uzmanlar, bu cihazların özellikle gece boyunca sürekli kimyasal yaymasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Saltürk, kontrolsüz çalışan bu cihazların sabaha karşı yoğun kimyasal maruziyete neden olduğunu belirterek, birçok hastanın sabah saatlerinde nefes darlığı ve alerjik şikayetlerle hastanelere başvurduğunu ifade etti. Bu durumun özellikle hassas bünyeye sahip kişilerde daha ağır seyrettiği vurgulanıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Astım ve alerjisi olanlar daha büyük risk altında</h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre astım hastaları ve alerjik bünyeye sahip kişiler için bu ürünler çok daha büyük bir tehdit oluşturuyor. Solunum yolları zaten hassas olan bireylerde, bu kimyasalların etkisi katlanarak artıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak tehlike yalnızca bu grupla sınırlı değil. Sağlıklı bireylerde bile uzun süreli maruziyetin solunum yollarında daralma ve irritasyona neden olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, koku verici ürünlerin kontrolsüz kullanımı herkes için risk taşıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Temiz hava için en doğru yöntem: Havalandırma</h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, temiz hava için en etkili ve sağlıklı yöntemin doğal havalandırma olduğunu vurguluyor. Camların düzenli olarak açılması, ortamın temizlenmesi ve gerekiyorsa hava temizleyici cihazların kullanılması öneriliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Saltürk, özellikle kapalı alanlarda kimyasal kokular yerine doğal hava akışının tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu yaklaşım, hem solunum sağlığını koruyor hem de gerçek anlamda temiz bir ortam sağlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Parfüm kullanımında da dikkat şart</h2>

<p style="text-align:justify">Günlük yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan parfümler de masum değil. Uzmanlara göre parfümlerin doğrudan cilde veya kıyafete yoğun şekilde uygulanması, solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerin bazı ürünlerden tamamen uzak durması gerektiği ifade ediliyor. Kullanım miktarının sınırlı tutulması ve kapalı alanlarda yoğun koku kullanımından kaçınılması öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://dokuzeylul.com/evinizi-ferahlatiyor-sandiginiz-kokular-aslinda-nefesinizi-daraltiyor-uzmanlardan-carpici-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuzeylulcom.teimg.com/crop/1280x720/dokuzeylul-com/uploads/2026/03/uzmanlar-uyardi-oda-spreyleri-ve-parfumlerin-solunum-sagligina-etkileri.webp" type="image/jpeg" length="78825"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
