Türk siyasetinin kalbi Ankara, gece yarısı patlak veren ve etkileri uzun süre konuşulacak bir istifa kriziyle sarsıldı. Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) en önemli kazanımlarından biri olarak görülen Keçiören Belediyesi’nde, Başkan Mesut Özarslan ile parti genel merkezi arasında ipler tamamen koptu. Siyasi kulislerde bir süredir konuşulan gerginlik, dijitalleşen dünyanın iletişim kazalarıyla birleşerek büyük bir krize dönüştü. Özarslan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından kendisine gönderilen mesajlarda sınırın aşıldığını, şahsına ve ailesine yönelik kabul edilemez ifadeler kullanıldığını belirterek partisinden istifa ettiğini duyurdu. Bu olay, sadece bir belediye başkanının parti değiştirmesi değil, aynı zamanda siyasi iletişimde üslup tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.
Telefon ekranına düşen ağır sözler bardağı taşırdı
Olayın fitilini ateşleyen gelişme, iddialara göre WhatsApp üzerinden gerçekleşen bir mesajlaşma trafiği oldu. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, yaptığı zehir zemberek açıklamada, bardağı taşıran son damlanın Genel Başkan Özgür Özel’den gelen mesajlar olduğunu açıkça dile getirdi. Özarslan, Özel’in kendisine ve ailesine yönelik "ağza alınmayacak küfürler" ettiğini, bu durumun siyasi ahlak ve nezaketle bağdaşmadığını savundu. Bir siyasi parti liderinin, kendi belediye başkanına yönelik tehdit ve hakaret içeren ifadeler kullanmasının "devlet ciddiyeti" ile örtüşmediğini vurgulayan Özarslan, yaşananların bir anlık öfke patlamasından öte, derin bir yönetim krizi olduğunu ima etti. Gece yarısı sosyal medya üzerinden yapılan bu duyuru, parti tabanında ve kamuoyunda şok etkisi yarattı.
Siyasi kriz adliye koridorlarına taşındı
Mesut Özarslan, sadece partisinden istifa etmekle kalmadı, süreci yargıya taşıyarak iddiasının arkasında durduğunu gösterdi. Genel Başkan Özgür Özel hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunan Özarslan, elindeki dijital delilleri ve mesaj kayıtlarını yargı makamlarına sundu. Bu hamle, krizin parti içi disiplin mekanizmalarıyla çözülemeyecek kadar büyüdüğünü ve artık hukuki bir boyut kazandığını kanıtladı. Özarslan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı başvuruda, kişilik haklarına saldırı, tehdit ve hakaret suçlamalarının yer aldığı belirtiliyor. Siyasetin sert rüzgarlarının estiği Başkent’te, bir belediye başkanının kendi genel başkanını dava etmesi, ender rastlanan ve parti içi disiplini derinden sarsan bir durum olarak kayıtlara geçti.
Hizmet arayışı parti içinde yanlış anlaşıldı
İstifanın arka planında yatan nedenlere değinen Özarslan, Keçiören halkına daha iyi hizmet verebilmek adına yaptığı girişimlerin parti içinde farklı yorumlandığını belirtti. İlçeye yapılacak yatırım projeleri ve hizmetler için farklı kurumlarla gerçekleştirdiği görüşmelerin, CHP içerisinde kasıtlı bir şekilde çarpıtıldığını ve kendisine yönelik bir "algı operasyonu" malzemesi yapıldığını ifade etti. Özarslan, belediye başkanlığı sorumluluğunun parti rozetinin ötesinde olduğunu, asıl amacının Keçiören halkına hizmet etmek olduğunu vurgulasa da, bu çabaların parti yönetimi tarafından "başka mecralara göz kırpmak" şeklinde algılandığı iddia ediliyor. Özarslan, bu yanlış anlaşılmaların üzerine gelen hakaretlerin, süreci geri dönülemez bir noktaya taşıdığını kaydetti.
Gemileri yaktı artık geri dönüş yok
Yaptığı açıklamada duygusal bir ton kullanan ancak kararlılığından taviz vermeyen Mesut Özarslan, "Artık Cumhuriyet Halk Partisi saflarında hizmet etmem söz konusu dahi olamaz" diyerek gemileri yaktı. Tepkisinin Atatürkçü ve Cumhuriyetçi seçmen tabanına değil, tamamen mevcut yönetim anlayışına yönelik olduğunun altını çizen Özarslan, parti kurumsal kimliğini tenzih ederek eleştirilerini doğrudan genel merkez yönetimine yöneltti. Siyasi nezaketin ve devlet ciddiyetinin yitirildiğini savunan Başkan, yoluna bağımsız mı devam edeceği yoksa başka bir siyasi oluşuma mı katılacağı konusunda henüz net bir sinyal vermedi. Ancak kesin olan şu ki; istifa kararı, Ankara yerel siyasetinde dengeleri değiştirecek ve CHP’nin başkentteki stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olacak.




