İZMİR GÜNCEL

Alsancak Limanı bu sorularla devredilemez, Kooperatif davasına halk inanmıyor!

Anadolu ekonomisine yüzyıllar boyu can veren İzmir Limanı, daha önce 1 milyar 250 milyon dolara özelleştirildi, tepkiler üzerine vazgeçildi. Yıllardır yatırım almayan Liman’ın işletmesi, sessiz sedasız devredilirken cevaplanmayan birçok soru işareti kaldı. Önceki Dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yargılandığı İzmir’in tarihi ‘Kooperatif Davası’na ilişkin İntegral Araştırma’nın anketi de açıklandı. Sonuçlara göre kamuoyunun önemli oranı davayı ‘siyasi’ buluyor

Abone Ol

YAĞMUR KARADAĞ/İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Ege’de Sonsöz Genel Yayın Yönetmeni Ender Aldanmaz’ın gerçekleştirdiği, Dokuz Eylül TV’de yayınlanan ‘Gerçeğin Öteki Yüzü – Fikr-i İsyan’ programı, kent ve ülke gündeminin önemli başlıklarını ele aldı. Programda bu hafta; Kooperatif Davasının ‘avukatsız savunma’ gelişmesi ve kamuoyunun davaya bakışını gösteren anket sonuçları, Alsancak Limanı’nda konteyner işletme hakkının özelleştirilmesindeki belirsizlikler, İsrail-ABD ve İran eksenindeki savaşının yansımaları ile ANKA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener’in gözaltına alınması süreci masaya yatırıldı.

KOOPERATİF DAVASI HAK İHLALLERİYLE ANILIYOR

Kooperatif davasının ikinci dalga operasyonuyla ilgili süreçte İzmir Büyükşehir Belediyesi Önceki Dönem Başkanı Tunç Soyer’in tutukluluğunun 8 ayı doldurduğunu söyleyen Gazeteci Ender Aldanmaz, “Uzun bir süredir de cezaevinde tek başına bir hücrede kalıyor. Dava süreciyle ilgili bir inceleme mahkemesi yapılmak istendi. Burayla ilgili bazı hak ihlalleriyle ilgili gündem oluştu; avukatlar ortak bir bildiri yayımladı. Soyer’in avukatlar olmadan ifadesinin alınmaya çalışıldığı ile ilgili açıklamalar dikkat çekti. Tunç Bey’in tutuklanması kamuoyunda hak ihlalleriyle anılmaya başlandı” dedi. İntegral Araştırma Şirketi’nin konuyla ilgili düzenlediği anket sonuçlarını paylaşan Aldanmaz, “Ankette ‘Tunç Soyer ve bürokratlarına yönelik açılan davalar hakkındaki görüşünüz?’ sorusuna verilen yanıtlarda; ‘Hem siyasi hem hukuki buluyorum’ diyenlerin oranı yüzde 37.3, ‘Siyasi buluyorum’ diyenlerin oranı yüzde 30.3, ‘Hukuki buluyorum’ diyenlerin oranı yüzde 13.5, ‘Fikrim yok’ diyenlerin oranı ise yüzde 18.9 olarak değerlendirilmiş. Yüzde 67.6 gibi önemli bir kitle bu sürecin siyasi olduğuna dair duygu durumu içerisinde. Dikkat çeken diğer konu ise ‘hem siyasi hem hukuki buluyorum’ diyenlerin oranının bir hayli yüksek. Anket sonucundan hareketle kamuoyunun, Büyükşehir’in bu sürecin içerisinde olduğuna dair bir duygu içerisinde olduğu da görülüyor. Ayrıca ankette AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 35.6’sının davayı hem siyasi hem hukuki bulduğu da görülüyor, 14.9’u ise siyasi bulduğunu söylüyor. Hukuki bulanların oranı yüzde 28. Akıllara ‘AK Parti kendi tabanına bu dava sürecini anlatmakta zorluk mu çekiyor?’ sorusu geliyor” diye konuştu.

"TUTUKLULUK HUKUK DIŞI"

Avukat Murat Aydın, İzmir Sulh Ceza Hakimliği hiçbir avukata haber vermeden; doğrudan cezaevine bağlanarak tutuklularla SEGBİS video konferans sistemiyle görüşerek beyanlarını almaya çalıştığını dile getirdi. Aydın “Tunç Soyer ve diğer arkadaşlar avukatlarının olması gerektiğini, avukatlarını istediklerini açıkça talep ettiler. Buna rağmen hakimlik avukatları aramadı ve dosyayı avukatlardan kaçırarak, tutukluluk durumuna dair kendince bir inceleme yaptığını söyleyerek hukuk dışı bir şekilde tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bu karar hukuksuzdur. Tunç Soyer hakkındaki davanın hukukla adaletle bir ilgisinin olmadığı çok açık. Buna karşı itirazlarımızı, şikayetlerimizi dile getirdik. Hukuksuzlukla da hukuk araçlarını kullanarak, demokratik tepkilerimizi dile getirerek mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

"İÇ ÇEKİŞME GÖSTERİLMEK İSTENİYOR"

Anket sonuçlarını da değerlendiren Aydın, en önemli noktanın süreci 100 kişiden 13 kişinin hukuki olarak görmesi olduğunu vurguladı, şunları söyledi:
“Siyasi iktidar da bu dava üzerinden kendisine yönelik eleştirileri ve suçlamaları azaltabilmek için önceki ve şimdiki dönem Büyükşehir yönetimi arasında bir iç çekişmenin ürünü olduğunu öne çıkarmaya çalışıyor. Bunun böyle olmadığı açık görülüyor. Soruşturma boyunca yapılan iş ve işlemler hukuk dışı. Yargılamalar adil ve dürüst yürümüyorsa bu hepimiz bakımından tehlikeli bir durumdur. Yüzde 17’lik bir kesim, ‘Bu hukuki bir süreçtir, mahkeme değerlendirsin’ demiş, 18’i fikrim yok demiş, 67’si ise davanın bir şekilde siyasi süreç olduğunu söylemiş. Bu yeterli. Dava ile ilgili AK Parti’nin kendi seçmenine de anlatabileceği bir şey yok. İzmir’de halen AK Parti’ye oy vereceğini söyleyen yurttaşlarımızın da bu yaşananların hukuki bir süreç olmadığını gördükleri ankette ortaya çıkmış.”

ALSANCAK LİMANI'NIN DEVRİNİN ARDINDAKİ SORULAR

Alsancak Limanı’nın işletme hakkının Türkiye Varlık Fonu tarafından Albayrak Şirketi’ne devredildiğini ve bu gelişmenin İzmir kamuoyunda ciddi bir etki yarattığını vurgulayan Ender Aldanmaz, “İş dünyası, limanın atıl durumda kalmasından hareketle, yapılan devrin limanın yeniden ayağa kalkması anlamına gelebileceği yönünde değerlendirme yaptı. Bir yönüyle olumlu bulanlar oldu, temkinli açıklamalar yapanlar da oldu. CHP ise sürece ciddi muhalefet etti. Bu devrin İzmir ekonomisine katkı sağlayabileceği ve körfez temizliği açısından da hareketlilik yaratabileceği yönünde değerlendirmeler de yapıldı” dedi.

YILAN HİKAYESİNE DÖNDÜ

Programa Ankara’dan online bağlantıyla katılan İGC Başkanı Dilek Gappi, Alsancak Limanı konusunun yılan hikâyesine döndüğünü belirterek, “Alsancak Limanı’nın geçmişine baktığımızda bugüne kadar defalarca kez özelleştirmelere konu olan ve geçmişte 1 milyar 250 milyon dolara özelleştirilen ama sonra gelen tepkiler nedeniyle geri çekildi, ardından tekrar özelleştirme hikâyeleriyle devam etti. Şu an liman ne kadara verildi? Varlık Fonu limanı Albayrak Grubu’na hangi süre ile işletmesini devrediyor? İzmir bir liman kentidir. Ama buna rağmen bugüne kadar akla gelen tek şey ‘nasıl özelleştiririz’ yaklaşımıydı. Ne bir işçi alındı ne bir yatırım yapıldı. Liman çürütüldü. Artık yetkinin tekrar devlette olacağı belirtiliyor. Peki, liman hangi koşullarda ve hangi yıllarda devredilecek?” görüşlerini paylaştı.

"İZMİR ÇOK DİKKATLİ OLMALI"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın limanın varlığını tartışmaya açtığı bir dönemde bu gelişmenin yaşandığına da dikkat çeken Gappi, “Limanın tekrar eski işlerliğine kavuşması için navigasyon kanalı yatırımı gerekiyordu, çok ciddi bir yatırım. Yaklaşık 1,5 milyar TL’ye yakın bir rakamdan söz ediliyor.. Peki, bu kadar yatırımı devlet yapmayı kabul ediyordu, onca zaman neden durdu? Bu da bir başka soru işareti. Ayrıca İzmir’in meslek odaları, Ticaret Odası, Sanayi Odası ve tüm sivil gücü henüz her şey belli olmadan temkinli davranıyor. Bu noktada İzmir’in çok ama çok dikkatli olması gerek” ifadelerini kullandı.

"İŞLETECEK VE BEDELİNİ ALACAKLAR"

Alsancak Limanı hakkında İzmir iş dünyasının kendisini kandırdığını vurgulayan Murat Aydın, “İzmir Limanı’nın atıl bırakılmasının nedenleri belli. Özelleştirme yapabilmek için önce kurumu batırıyorlar. Sonra, ‘işlemiyor, ne yapalım?’ diyorlar. Bu özelleştirme, devir falan değil, bildiğiniz satıyorlar. İzmir Limanı’nın 20 yıldır satılması konuşulurken, bir yandan da neden işletilmediği açık değil mi? İş dünyası, bundan sonra İzmir Limanı’ndan alacakları hizmetin bedelinin bugüne kadar ödedikleri bedel mi olacağını, yoksa daha yüksek mi olacağını düşünmeli. Orayı alanlar kâr etmek için yatırım yapacak, işletecek ve bunun bedelini alacaklar. İthal ve ihraç edilen ürünlerin maliyeti artacak. Türkiye’nin girdi maliyetleri artacak” dedi.

BU DÜZEN BÖYLE SÜRMEZ

Siyasi iktidara laf etmenin iş dünyası için rahatsız edici olduğunu belirten Aydın, “Siyasi iktidarın tavrı yüzünden, sermayelerinden korktukları için ses çıkarmıyorlar. İzmir Limanı’nın neden işletilemediğini, neden atıl kaldığını İzmir iş dünyasından daha iyi kim bilebilir? ‘Özelleşince körfez temizliği de olacak’ deniyor. Peki bugüne kadar körfez temizliğini yapma, gemilerin atık boşaltmasını engelleme görevi kimin? Merkezi yönetimin. Limanı alan şirket mi körfezin kirlenmesini önleyecek? Limanlar ekonomik varlık olmanın ötesinde stratejik konumlardır. Mersin Limanı özelleşti; ne olduğunu görüyoruz. Madem bu kadar iyi bir şey, 20 yıldır neden yapılmadı? Başka talipli var mıydı? İhale mi edildi? Açık çağrı mı yapıldı? Bilmiyoruz. Bu liman kamunun, Hepimizin malı” diye konuştu.

ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI

İsrail-ABD ve İran eksenindeki savaşın aslında uzun bir zamandır devam eden Irak, Suriye, İran, Filistin ve Türkiye’yi çember içerisine alan bir savaş durumu olduğunu dile getiren Ender Aldanmaz, “Bu savaş bizleri de etkiliyor. Merkez Bankası’nın döviz işlemleriyle ilgili bir müdahalesinin olduğunu gördük. Motorin fiyatlarına gelen ciddi zamlar bu durumun göstergesi. Yeni çözüm süreciyle ilgili ‘iç cepheyi tahkim etmek’ deyimi kullanılıyor. Bu durum biraz da yurtta var olan toplumsal siyasal sorunlarla ilgili çözüm arayışı bulma, bir demokrasi ortamı oluşmasıyla ilgili aslında beklentileri de arttırdı” diye konuştu.

DERTLERİ HUKUK DEĞİL

İran’a yapılan müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade eden Murat Aydın ise “Ülkeye, ülkenin liderini öldürecek şekilde bir silahlı müdahale yapmak kabul edilir bir şey değil. Dolayısıyla İran’da rejime yönelik eleştirileri ile İran’a yapılan bu uluslararası hukuka açık aykırı müdahaleyi birbirinden ayırt etmek, İran halkının yanında olmak gerekir. Üstelik ABD’nin derdinin insan hakları, hukuk olmadığı da çok açık. Ayrıca halkın bir kesiminin, kendisini o ülkeye ait hissetmeyip o ülkenin işgalini bile neredeyse destekleyecek, ‘yeter ki bunlar gitsin’ anlayışına düşmesi kabul edilemez” dedi.

HABER İÇİN GÖZALTI

İGC Başkanı Dilek Gappi, ABD-İsrail-İran arasında yaşanan gerginlik sonrası yapılan haber nedeniyle ANKA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener’in gözaltına alınmasını ve sürecini yakından takip ettiklerini aktardı. Şener’in yaptığı haber çalışmasının Türkiye’de son 50 yılda en az 50 defa yapılmış bir çalışma olduğunu vurgulayan Dilek Gappi, “İran hareketliliği ile birlikte İncirlik’in durumunu yerel muhabirlerle birlikte haberleştirdiler. Ancak maalesef hemen gözaltına alındı. Bu sırada tüm meslek örgütleri örnek bir dayanışma gerçekleştirdi, ortak açıklamalarda bulunduk. Haberin kriminalize edildiğini ifade etmeye çalıştık. Neyse ki meslektaşımız Kenan Şener, imza karşılığında tahliye edildi. Ama yurt dışı yasağı kondu. Kabul edilebilir değil” dedi.

İZMİR'İN KAVGAYLA ANILMASI ÜZÜYOR

Ankara’dan İzmir’e bakışı değerlendiren Dilek Gappi, “Çok sık Ankara’ya geliyorum. Başkent kulislerinin içerisindeyim. Maalesef gittikçe daha farklı yaklaşımlarla İzmir sorulmaya başladı. ‘İzmir nasıl bu hale geldi? Nasıl bu kadar kavga kenti oldu?’ sorularını soruyorlar. O açıdan bakıldığında içim üzüldü. Çünkü bugüne kadar hep ‘Cumhuriyetin kenti nasıl? İzmir’e mutlaka en ufak bir fırsatta geleceğiz’ diyenler vardı. İzmir’e sürekli kan kaybettirmek, başta İzmirliler olmak üzere hepimizi gerçekten üzüyor” dedi.

"TANJU ÖZCAN UYDURMA İDDİALARLA TUTUKLANDI"

Avukat Murat Aydın, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın uydurma iddialarla tutuklandığını öne sürerek, “CHP’ye, kurumsal kimliğine, genel başkanına, milletvekillerine, belediye başkanlarına yapılan bu hukuksuz tutum kabul edilemez. Bu davranıştaki iktidarın birlik ve beraberlik söylemlerinde bulunduğu zaman çok da inandırıcı olmuyor. Ama biz her koşulda ülkemizin yanında olmak, ülkemizin birliğini savunmak ve ülkemizi iç ve dış tehditlere karşı korumak yükümlülüğündeyiz. Ülkemizin refah ve huzur içinde yaşamasını savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.