GENEL

Bağımlı binlerce kişi tedavi bekliyor

Madde bağımlılığı çocuk denilecek yaştakilere kadar uzandı. Ardı arkası kesilmeyen operasyonlara rağmen uyuşturucu satışı ve kullanıcısı yaygınlaşıyor, tedavi merkezlerinin yetersizliği ise aileleri çaresiz bırakıyor.

Abone Ol

Bağımlılık tedavisine ulaşmak, bugün Türkiye’de aileler için başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda. AMATEM ve ÇEMATEM’lerde randevu almak çoğu zaman mümkün olmazken, telefonla yapılan başvurularda tedaviye başlangıç süresi aylar sonrasına veriliyor. Yatak yetersizliği nedeniyle bekleme listeleri uzarken, bu süreçte çocuklarını ve yakınlarını kaybetme korkusuyla yaşayan aileler seslerini duyurmaya çalışıyor. AMATEM ve ÇEMATEM'lerin yatak kapasitesi yetersiz, bazı özel merkezler, çocuğunu bu bataktan kurtarmaya çalışan aileleri tabiri caizse dolandırabiliyor.


Türkiye genelinde bağımlılık tedavisi alanındaki kapasite, ihtiyacın oldukça gerisinde. 81 ilin tamamında AMATEM bulunmuyor. Erişkinlere hizmet veren 35 AMATEM, çocuk ve ergenlere yönelik 14 ÇEMATEM bulunurken, toplam 1501 yatak kapasiteli 64 yataklı arındırma merkezi ile hizmet veriliyor. Bunun yanında 79 ayakta arındırma merkezi ve 16 bağımlı hastalar rehabilitasyon merkezi faaliyet gösteriyor. Ancak bu sayı ve dağılım, özellikle büyükşehirlerde yaşanan yoğunluğu karşılamaya yetmiyor. Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir’de ise tablo daha da çarpıcı: Kentte çocuk ve ergenlere yönelik yalnızca birer merkez bulunurken, erişkinler için yatılı tedavi kapasitesi sınırlı kalıyor. Bu durum, randevu sürelerinin aylarca uzamasına ve tedaviye erişimde ciddi bir tıkanmaya yol açıyor.


Tedavi aylar sonrasına kalıyor


Bağımlılık tedavisine erişimde yaşanan sorunlar, randevu alma aşamasında başlıyor. İnternet üzerinden randevu alınmaya çalışıldığında; doktor, muayene yeri ya da saat gibi herhangi bir ek seçenek tercih edilmemesine rağmen sistemde uygun randevu bulunamadığı görülüyor. Online randevu kanallarının kapalı olması ya da sürekli dolu görünmesi nedeniyle yurttaşlar bu kez telefonla randevu almaya yöneliyor. Ancak telefonla yapılan başvurularda da tedaviye başlangıç süresinin 3–4 ayı bulabildiği ifade ediliyor. Bu durum, özellikle acil müdahale gerektiren bağımlılık vakalarında tedavi sürecinin gecikmesine ve risklerin artmasına yol açıyor.


Bağımlılıkla mücadelede de şeffaflık soru işareti. 2015’te açılan Alo 191 hattına kaç başvuru yapıldığı, kaçı tedaviye yönlendirildiği bilinmiyor. Alo 171 Sigara Bırakma Hattı da yıllardır işlevsizdir. AMATEM’lerde doluluk oranı yüzde 90’ın üzerinde ve pek çok ilde randevu süreleri dört aya kadar çıkmakta.


“Çocuğum için 4 ay sıra bekledim”


Bağımlılıkla Savaşan Aileler Derneği Genel Başkanı Nejla Sivaşan, hem bir anne hem de yıllardır sahada mücadele eden bir isim olarak yaşanan tabloyu çarpıcı örneklerle anlattı. Sivaşan, tedaviye erişimdeki gecikmelerin çocuklar ve aileler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekti.


Nejla Sivaşan, şöyle konuştu:


“Gerçekten de çocuk tedaviyi kabul ettiğinde bile dokuz kişiden belki biri kurtuluyor. Biz ilaca karşı değiliz elbette, gerektiğinde 21 günlük detoks sürecinde ilaç kullanılabilir. Ama bu çocuklara üç ay, altı ay, bir yıl boyunca ilaç veriliyor. Ben kendi çocuğumu AMATEM’e yatırabilmek için dört ay bekledim yatıramadım. Valilik dahil aramadığım yer kalmadı, herkesi aradım ama yatak yoktu.


Zaten yatak kapasitesi yetersiz. İzmir gibi bir metropolde sadece bir tane AMATEM olması çok saçma. Bir Manisa var, bir Yeşilyurt var. Buca’da Seyfi Demirsoy Hastanesi’nin içinde 10 yataklı bir oda var, o kadar. Ege-BAM var ama orası da artık ayakta tedavi yapıyor. Eskiden yatılıydı, o da kaldırıldı. Zaten ayakta tedavinin de bir faydası yok. Benim oğlum bu saydığınız her şeyi yaşadı. Hepsini yaptı. Çünkü bire bir yaşayan kişi benim.


Ben oğlumla verdiğim mücadelede hiçbir sonuç alamadım. Bakın karakollara gidin, dolaşın. O gün zorunlu tedavi için kaç kişi başvurmuş, sorun. Söylenecek rakamlar korkunç: 1500, 2000… Bu kadar insan sırada bekliyor ve yer yok. Yatak yok. Ancak yukarıdan çok güçlü bir tanıdığı olan biri olursa, belki ekstra bir yatak bulunabiliyor. O da zaten tedavi değil; çocuklar sadece uyutuluyor, aptallaştırılıyor.”


“Şehir Hastanesi’nde acilen bölüm ayrılmalı”


Sivaşan, yalnızca yatak ve randevu sorununa değil; bağımlılıkla mücadelede kurulan destek mekanizmalarının sahada karşılık bulmamasına da sert eleştiriler yöneltti. Yaşadıklarını bire bir anlatan Sivaşan, mevcut sistemin aileleri çaresiz bıraktığını söyledi:


“Alo 191, Alo 171… Bunların hiçbir karşılığı yok. 191’i arıyorsun, çocuk kriz geçiriyor, yanında çırpınıyor, ölmek üzere. Sana ‘nefes aldırın, ambulans çağırın, polisi arayın’ diyorlar. Sağ olsunlar. Ben 191’i bıktırdım. En son bağırarak ‘Bu hattı kapatın, boşu boşuna işgal ediyorsunuz’ dedim. Hiçbir faydasını görmedim. 171 de aynı. Telefonla sigara mı bırakılır?


Yeşilay’a oğlumu götürdüm. Manisa’daki Yeşilay’a, Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları’na, Bornova’daki Yeşilay binasına, Buca’dakine… Ne olduğunu bilmiyordum. Bir saat konuştular oğlumla. Bir saat sonra kapının önüne çıktı, beni bıraktı, içmeye gitti. Bunların tek çözümü rehabilitasyon merkezleri. On iki basamak sistemi. Bu hastalığın kesin tedavisi yok. Ama bunlar ilaçsız, eğitimle, programla, normal hayata adaptasyonla yönetilebilir. Şükürler olsun, dört senedir benim oğlum temiz. Şu an kendi gibi çocuklara hocalık yapıyor. Böyle kurtuluyorlar.


Madde kullanım yaşı sekiz-dokuza düştü. Fotoğraflar, videolar var. Tepecik’te 12 yaşındaki bir çocuk bonsaiden kalbi durarak öldü. Elimle cenazesine gittim. Okulların önünde çocuklara madde satışı yapıyorlar. Sabah baskın yapılıyor, çocuklar yakalanıyor. Cezaevine atarak ıslah mı edeceksiniz? Cezaevinde baronlar var, torbacılar var. Devletin önce kanunları ve sistemi değiştirmesi lazım. Bizim gibi ailelerin tecrübelerinden faydalanmaları gerekiyor. Meclise üç önerge gönderdim, üçü de AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi. Ben evde çocuğumun güvenliğini sağlıyorum. Siz sokakta sağlayabiliyor musunuz? Bu çocukları önce yargılamayacaksınız. Çıbanın başını bulacaksınız. Cezaevinde değil, rehabilitasyon merkezlerinde vicdanla yaşamayı öğreteceksiniz. İzmir gibi bir şehirde sadece üç merkez var. Hepsi yetersiz. Acilen şehir hastanesinde büyük bir bölüm ayrılması gerekiyor. Aileler zorunlu tedavi kararı aldırıyor ama yatak olmadığı için aylarca bekliyor.”