SEMİ TEKTAŞ/Kıyı Ege Belediyeler Birliği, İzmir Tepekule Kongre Merkezi’nde İzmir’de Afet başlığıyla kent söyleşisi gerçekleştirdi. Söyleşide Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Akut Kurucusu Nasuh Mahruki, DEU Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve Gazeteci İsmail Küçükkaya konuşmacı olarak yer aldı.
Tugay’da katıldı
Programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Karabağlar Belediye Başkanı Emine Helil İnay Kınay, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit de katıldı.
“21 fay hattı bulunuyor”
İzmir’de 21 fay hattı bulunduğunu ifade eden Başkan Cemil Tugay, “Göreve başladığım ilk aylarda bir kamuoyu araştırması yaptırmıştık. Depremle ilgili çalışmaların bizden beklendiğini ve insanların en fazla endişe ettiği konunun deprem olduğunu bu çalışma bize gösterdi. Yakın geçmiş, hepimizin hafızasında acı deneyimlerle yer etti. 30 Ekim’de Bayraklı’da çok ağır bir deprem yaşadık. Pandemi dönemiydi. Deprem her şeyi altüst etti; hasta insanlar dahi mecburen dışarı çıkmak zorunda kaldı. 6 Şubat depremleri ise bambaşka bir travma yarattı ve korkuları daha da pekiştirdi. Ben ve birçok belediye çalışanı arkadaşımız çok acı manzaralara şahit olduk. Depremin zamanı yok. Enkaz altında insanların soğuktan hayatını kaybedebildiğini gördük.
İzmir’de, farklı kaynaklara göre 13 ya da 17 olarak ifade edilse de, yetki alanımız içinde 21 aktif fay bulunduğunu uzmanlar söylüyor. Son 100 yıl içinde büyüklüğü 6,5’e ulaşan depremler yaşadık. İzmir, hareketli bir yer kabuğu üzerinde yer alıyor. Üzerinde yaşadığımız toprak parçası, Afrika’dan kuzeye doğru hareket eden levhaların baskısı altında. Depremler her zaman olacak. Bilim insanları, nerede daha büyük bir deprem olabileceğine dair veriler sunuyor; ancak şu ana kadar yapılan çalışmalar yeterli düzeyde değil. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkeyiz ve buna göre çalışmak zorundayız” diye konuştu.
“Deprem Master Planı hazırlıyoruz”
İzmir İçin Deprem Master Planı hazırladıklarını ifade eden Tugay, “Arama kurtarma ekipleri çok değerli. Ancak bir belediye başkanı olarak öncelikli görevimizin deprem riski taşıyan alanlarla ilgili çalışmalar yapmak olduğunu düşünüyorum. Afet dediğimizde yalnızca depremi yaşamıyoruz. Bölgemizde orman yangınları, beklenmeyen hava olayları ve yoğun yağışlar da meydana geliyor. Bunlar tesadüf değil; sayıları düzenli olarak artıyor. Arka planında iklim krizi var ve iklim krizinin temel nedeni insan faaliyetleridir. Orman yangınlarında yaşadıklarımızı herkes hatırlıyor. Bugünlerde İzmir’de ve farklı illerde ani yağışlar, seller ve can kayıpları yaşanıyor. Bu durum normal değil. Orman yangınları ve sellerle mücadele etmek zorundayız. Önceden önlem almak, can kayıplarını önlemek ve afet anında hızlı müdahale etmek gerekiyor. İzmir’i depreme dayanıklı hâle getirmek için yoğun çaba gösteriyoruz. Her zaman anlatmıyoruz ama İzmir’in dört bir yanında çalışmalar yürütüyoruz.
İzmir’in bir deprem master planı yoktu. Şu anda iki üniversitemizle birlikte İzmir’in deprem master planını hazırlıyoruz. Depremle ilgili riskleri ortaya koyan kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz. İzmir genelinde mikro bölgeleme çalışmaları yapıyoruz. Göreve geldiğimde Bornova’da başlatılmış ancak tamamlanmamıştı; bizim dönemimizde tamamlandı. Şu an Karşıyaka’da çalışmalar büyük ölçüde bitti. Ardından Bayraklı ve Konak’ta yapılacak. Bu dönem içinde İzmir’in tamamında mikro bölgeleme çalışmalarını tamamlamayı planlıyoruz” diye konuştu.
“Vergiler nereye gidiyor?”
Tugay, Eş zamanlı olarak bina taramaları yapıyoruz. Bornova ve Bayraklı’da çalışmalar tamamlandı; 4 bin 100 bina riskli olarak tespit edildi. Çalışmalar sürerken “Nasıl dönüşeceğiz?” sorusuyla karşılaşıyoruz. Devlet kaynak kullanıyor. Bu salonda vergi ödemeyen kimse yok. Türkiye’nin en büyük kurumu devlettir; İzmir’in en büyük kurumu ise İzmir Büyükşehir Belediyesidir. Biz kâr amacı gütmüyoruz. Devlet herkesten vergi topluyor. Bu vergilerin, depremde insanların can ve mal kaybını önlemek için kullanılmasından daha öncelikli ne olabilir? Hangi göz boyayacak yatırımın yapılması doğru olur?
Hatay’da annesini babasını kaybetmiş çocukları buraya getirip sorsam, “Bundan daha önemli ne olabilir?” diye… Nurdağı neredeyse tamamen yıkılmıştı. “Bu ilçe nasıl bu hâle geldi?” diye sordum. Binaların fay hattı üzerine yapıldığını gördük. Bir yanda büyük projelere kaynak ayrılırken Nurdağı’nda kentsel dönüşüm yapılmamış. Tüm vatandaşlarından vergi toplayan devlet, buna kaynak ayırmaz mı? Kaynak ayırmaya hazır kurumların bu kaynakları kullanırken ayrımcılık yapma hakkı olabilir mi?
En büyük korkum, görev sürem içinde büyük bir deprem yaşanması. Ancak süreçler yavaş ilerliyor. Büyük bir kaynak ihtiyacı var. Bu kaynağı kendi imkânlarımızla sağlamaya çalışıyoruz ama bunun sınırlı olacağı açık. Toplumun bu talebi yüksek sesle dile getirmesi, bu haksızlığa sessiz kalmaması gerekiyor. Deprem master planını bu yıl içinde tamamlayacağız” şeklinde konuştu.
"Yangın söndürme uçağı kiralamaya hazırız"
Tugay, “Orman yangınlarıyla ilgili olarak haritacı ekiplerimiz yangın riski yüksek alanları belirledi. Belediyeler, kentsel alanlardaki yangınları söndürmekle görevlidir. İlk kez İzmir’de arazi tipi yangın söndürme araçları alıyoruz. Böylece kırsal ve ormanlık alanlardaki yangınlara da müdahale edebilir hâle geleceğiz. Özellikle elektrik hatlarından çıkan ve hızla yayılan yangınlarda havadan müdahale büyük önem taşıyor. Bu konu yetki alanımız dışında. Ancak izin verilirse İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak birden fazla yangın söndürme uçağı kiralamaya hazırız. Satın almaktan söz etmiyorum; bu zor bir süreç. Ancak İzmir için başka alanlardan fedakârlık yapar, buraya kaynak ayırırız. Bunun için gerekli iznin verilmesi gerekir.
Türkiye genelinde bu ölçekte yağışlara uygun altyapı henüz yeterince oluşturulmuş değil. Dere taşkınlarından kaynaklanan su baskınları yaşanıyor. Dereler kapatılmış, dar kanallara alınmış ya da görmezden gelinmiş. Normal yağışlarda sorun görünmüyor; ancak aşırı yağışlarda ciddi sonuçlar doğuruyor. Bu durum maalesef yaşandı ve yaşanmaya devam edecek. İklim krizinin varlığını inkâr edenler büyük bir yanılgı içindedir. Şehrimizin altyapısını bu gerçeğe göre yeniden planlayacağız. Bazı yapıları kaldırmamız, bazı alanları dönüştürmemiz gerekecek. Aksi hâlde benzer afetleri tekrar yaşamamız kaçınılmazdır. Bilinçli olursak kime ne görev düştüğünü ve kimden neyi talep etmeliyiz biliriz. Bizim en büyük düşmanımız cehalet. Bilmeden ve kocaman kocaman konuşanlar yüzünden gerçek sorunların dışına çıkıp, gündelik gündemlerle meşgul olmayı bırakmazsak, bu ülkenin aydınları bir o kötü akıma kapılırsa hiçbir şeyi düzeltemeyiz. Hiçbir belediye başkanı süpermen değildir. Belediye Başkanları halka beraber bir duruş sergiler. O yüzden sen yap, her şeyi senden bekliyoruz. Biz burada cahilca konuşmaya devam edeceğiz diyenlerle bu iş olmaz” diyerek sözlerini tamamladı.
“6 yılda 300 yapı dönüştü”
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Bayraklı afet kenti, göreve başladığımızda sel baskınında 2 yurttaşımızı yitirdik, büyük yangın yaşadık. Bu koordinasyonu ilerletebildiğimiz sürece bunların önüne geçebiliriz ama sadece yerel yönetimler üstesinden gelemez. Her acı sonrasında ders çıkarmamıza rağmen sonra günlük siyasetin konusu haline getirerek kutuplaştırılıyor. Bayraklı 30 Ekim depreminde en büyük yıkımı yaşadı.
7 ayrı bölgede yıkım yaşadık, 117 canımızı kaybettik. Hükümetin yaptığı konutlardan sonra yüzlerce bina için bizler çare aradık. Büyükşehir’in katkılarıyla inşaat artışı ile destek saplandı, ada bazı yüzde 30, parselde yüzde 20 artış verildi. Bu da inşaat maliyetinin yüzde 40 ila yüzde 60 oranında karşılıyor. Bakanlık Bayraklı’da 7 ayrı bölgede yıkılan binaların yerine yenilerini yaptı ancak dönüşmesi gereken binin üzerinde bina var. Riskli olabileceğini öngördüğümüz binin üzerinde yapıyı bildirdik ama insanlar dönüşüme girmek istemiyor, yapılarının depreme dayanıksız olduğunu biliyorlar ama evlerinin yıkılmaması için o testleri yapmıyor, yapmak isteyeni dava ediyor. İnsanlar kendilerine mezar olacak bu yapılarda yaşamaya mecbur kalmış.
6306 sayılı yasa kapsamında ilçemizde bin 500 yapı başvurmuş. 6 yılda dönüşen bina sayısı 300, bunların yarısı inşaat aşamasında. Enflasyonun bu kadar yüksek olmadığı bu süreçte yılda 200 yapının dönüştüğü bu süreçte, insanlar evini dönüştüremiyor. Bunlar siyasete malzeme edilecek konular değil. Belediyeleri silkelemek için günlük siyaset konusu yapılıyor” dedi.
“Toplumun yüzde 70 dayanıksız yerde yaşıyor”
Belediyeler olarak planlama ve uygulamada yerel yönetimlerin etkisi oluyor ama finansmanı yoksa gerçeğe dönüşmüyor. Dünya Bankası kredisi 100 binaya bile denk gelmiyor, binin üzerinde bina dönüşüm bekliyor. Kredisi, hibesi hazırlanmadan dönüşüm olmaz. Bugün bir dairenin dönüşebilmesi için en az 4 milyon gerekiyor, bunun geri ödemesi ayda 90 bin lirayı geçiyor. Ayda 90 bin kredi ödeyebilecek insanlar o evlerde zaten yaşamıyor. Bu toplumun yüzde 70’i depreme dayanıksız yerlerde yaşıyor. Kentlerimizi afete dirençli hale getirmeliyiz, bunda yerel ve merkezi hükümet bir araya gelmeli.
Denizli: Hız sorunu var
Türkiye’de depremlerde yaşanan can kayıplarına tepki gösteren Lal Denizli, “Japonya’da bir kişinin burnu kanamazken biz binlerde yurttaşımızı kaybediyoruz. Karar mekanizmalarında hız sorunu var. Hatay’da 3 gün boyunca sıfır iletişim vardı. Ambulansı bile arayamıyoruz. Baz istasyonları çöktü. Kurumların hazırlıklı olmadığını gördük. Analog iletişim yöntemleri düşünülmemişti. Tüm gücümüzü dijital dünyaya teslim etmişiz” dedi.
"Kesintisiz iletişim ağı"
Çeşme’de meydana gelen yangınlara ilişkin açıklamalarda bulunan Denizli, “Çeşme’de 4 gün süren yangın yaşadık. İzBB başta olmak üzere farklı kurumlarla müdahaleler gerçekleştirdiğimiz halde 4 gün boyunca yangını kontrol altına alamadık. Rüzgar sürekli yer değiştirdiği için müdahalelerimiz bazen yavaş bazen de etkili oluyor. Bizler Çeşme’de 72 saat boyunca kesintisiz iletişi saplayan iletişim ağları kurduk. Telsizlerle iletişim sürdüreceğimiz bir iletişim ağı çok önemli” ifadelerine yer verdi.
Ekşi: Doğru planı yürütüyoruz
Eşki, “Koordinasyon eksikliğinden kaynaklı veriye dayalı organizasyon süreci yürütmek istedik, dijitalleşme süreci başlattık, dijital ikiz oluşturduk. Temel hedefimiz verileri doğru toplayıp analiz etmek. Bornova’da yapılan çalışmayı da buraya entegre ettik, hangi binaların hangi şiddetle yıkılabileceğini hesap edebiliyoruz. Köprüleri doğalgaz, elektrik hatlarının depremle ilişkili şekilde ne hasar alacağını tahmin edebiliyor, planlamamızı da ona göre yapıyoruz. Yolların kapanıp kapanmama halini, hangi toplanma alanlarında nasıl bir araya gelineceğini, kaosu yönetmeye çalışacağız. Ekmek dağlarının oluşmaması için, enerjiyle buluşturmak için doğru planlamayı yürütüyoruz” dedi