İzmir’de yerel yönetim ile merkezi idare arasında, kentin simge yapılarının mülkiyeti üzerinden yürüyen idari ve hukuki süreçlere bir yenisi daha eklendi. Kent hafızasında önemli bir yer tutan ve uzun yıllardır İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çeşitli kamu hizmetlerinin yürütüldüğü tarihi binaların mülkiyet statüsünde değişikliğe gidildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösteren Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediyenin kullanımında olan eski Meslek Fabrikası binasını, başkanlık makamı olarak kullanılan Egemenlik Evi’ni ve Tepecik semtinde bulunan eski Gasilhane binasını kendi bünyesine dahil etti. Bu idari tasarruf, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kanadında tepkiyle karşılanırken, konu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. CHP Parti Meclisi Üyesi ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, yaşanan devir işlemlerini sert bir dille eleştirerek, sürecin siyasi saiklerle yürütüldüğünü öne sürdü.
CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel ise konuya ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplaması üzerine TBMM’ye soru önergesi verdi.
İşte Yücel'in açıklamaları:
“İşin hukuki boyutu bir yana, İzmir Büyükşehir Belediyesi binasının depremde zarar görmesi nedeniyle yıkılmasının ardından belediyeye ait birimlerin Kültürpark’ta hizmet verdiği, başkanlık makamının ise Egemenlik Evi’nde hizmet verdiği bilinmektedir. Meslek Fabrikası’nda birçok gence mesleki eğitim verilmekte ve istihdam odaklı çok sayıda proje yürütülmektedir. Yine eski Gasilhane binası da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi ve Mezarlıklar Daire Başkanlığı bünyesinde İzmirlilere hizmet vermektedir. Bu binaların İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alınmaya çalışılması hiç şüphesiz İzmir’e ve İzmirlilere hizmeti aksatacak, telafisi zor sonuçlar doğuracaktır. Kamu yararını esas alan bir anlayış ile topluma hizmette kullanılan bu binalarla ilgili olarak hukuki süreçler tamamlanmadan tahliye ihtarının yapılması ise alınan kararların niyeti ile ilgili kamuoyunda ciddi şüpheler uyandırmıştır.”
Yücel, Bakan Ersoy'a şu soruları yöneltti:
"1)İzmir Büyükşehir Belediyesine ait mülklerin Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine geçirilmesinin sebebi nedir?
2)İzmir'deki belediye varlıklarına el konulması, bir düşman hukuku uygulaması değil midir?
3) Merkezi hükümetin hiçbir desteğini görmeyen CHP'li belediyelerin tüm imkanlarını seferber ederek restore ettiği, toplum hizmetine kazandırdığı kaç tarihi yapıyı daha Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine katmayı hedefliyorsunuz?
4)Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün İzmir Büyükşehir Belediyesi için 'işgalci' ifadesini kullanmasının, 'CHP'li belediyelerin elinde hiçbir bina, mal ve eser kalmasın" anlayışı ile hareket edilmesinin, belediye başkanlarının görev yaptıklarını binaların bile boşaltılmasının istenmesinin kamuya nasıl bir fayda sağlaması beklenmektedir?
5) Bu kararda, İzmir halkının yerel seçimlerdeki oy tercihinin bir etkisi var mıdır?
6)İzmir Büyükşehir Belediyesi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir belediyesi, hizmet verdiği İzmirliler de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil midir?"