Bir Ramazan manzarası

Abone Ol

Televizyonlara bakıyorum… Bir adap, bir edep… “On bir ayın sultanı” gelmiş. Pavyon görüntüleri yok, açık saçık filmler yok. Her şey ölçülü, her şey usulüne uygun.

Reklamlar bile bir başka… Aileler bir arada, mutlu mesut iftar açıyor. Sofralar bereketli, yüzler huzurlu.

Verilen mesajlar hep birlik ve beraberlik üzerine.

E güzel…

Birlikten kim rahatsız olur ki? Birlik içinde dirlik…

*

Ama hayat ekrandaki gibi değil.

TÜBİTAK’tan emekli bir vatandaş, ağlamaklı bir yüzle “Torunlarıma harçlık bile veremiyorum” diye dert yanıyor. Şimdi o adama “Ama birlik içindeyiz” desen, eline geçeni fırlatır.

Bir başka sahne daha var: İktidarın önemli isimlerinden biri insanın gözüne sokar gibi iftar sofrasındaki ihtişamı anlatıyor. Kuş sütü eksik sofralar ekranlara servis ediliyor.

Bir tarafta şaşaalı sofralar…

Bir tarafta sofraya ne koyacağını düşünen insanlar…

Slogan aynı; Birlik, beraberlik…

Tamam, beraberiz de… Sen geminin güvertesinde, biz kürek başında.

Bu mu beraberlik?

*

Bir zamanlar komşu ülkelerin insanları bizim pazarların müdavimiydi. Ayvalık’a, Çeşme’ye, Kuşadası’na gelir, alışveriş yapıp dönerlerdi.

Şimdi tablo tersine döndü. Biz gidiyoruz.

Tarım ülkesiydik, değiliz.

Sanayi ülkesiyiz desen, o da değil.

Gıda ürünleri konusunda Avrupa'nın en pahalı ülkesiyiz. Oysa onların parası bizden elli kat daha değerli... Düşünün Almanya'da yaşayan ve tatil için gelen bir arkadaşım bile pahalılıktan şikayet etti.

Ama bazılarına göre sorun yok. Mutlu dedeler, mutlu torunlar, görkemli iftar sofraları…

Eskiden iftar sofraları kurulurdu...Sokaklara taşan masalar, binlerce insan aynı sofrada…

Sanki tarih öncesini anlatıyorum.

*

Neyse, içinizi daha fazla karartmayayım.

Bir kaç yıl önce Rize’de bir gün iftar topu beş dakika erken patlıyor. Sonra fark ediliyor. Müftülük açıklama yapıyor:

“Bütün Rizeliler bir gün daha oruç tutacak.”

Bir kişi arıyor:

“Ben Almanya’da yaşayan Rizeliyim. Ben de mi tutacağım?”

Hepinize hayırlı Ramazanlar.