Üzerinden geçen otuz üç uzun yıla rağmen, bu kanlı gecenin açtığı yaralar hem diplomatik arenada hem de sivil toplumun vicdanında kanamaya devam ediyor. Kardeş ülkenin yaşadığı bu derin hüznü kendi acısı olarak benimseyen Bornova Belediyesi, kurbanları anmak ve toplumsal hafızayı diri tutmak amacıyla ilçenin iki farklı noktasında oldukça geniş katılımlı anma törenleri organize etti. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Karacaoğlan Mahallesi sınırları içerisinde yer alan özel bir parkta başlayan resmi tören, havanın kararmasıyla birlikte Kızılay Mahallesi'ne taşınarak sivil toplum kuruluşlarının ve bölge halkının yoğun iştirakiyle gün boyu sürdü. Düzenlenen etkinlikler kapsamında, o karanlık gecede yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren ve adeta tarihe not düşen tarihi fotoğraflardan oluşan özel bir sergi de ziyaretçilerin izlenimine sunuldu.
Dostluk parkı'nda hüzün ve saygı duruşu bir araya geldi
Anma programının gündüz bölümü, iki ülke arasındaki sarsılmaz bağların bir simgesi olarak inşa edilen Karacaoğlan Mahallesi'ndeki parkta gerçekleştirildi. Yoğun güvenlik ve düzenleme önlemleri altında yapılan tören, her iki ülkenin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde can veren tüm şehitler için durulan saygı duruşu ile başladı. Hemen ardından omuz omuza okunan İstiklal Marşı ve kardeş ülkenin ulusal marşı, alanda bulunan katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Törende söz alan sivil toplum temsilcileri ve yerel yöneticiler, Hocalı Katliamı gerçeğinin sadece bir anma günü ritüeli olarak kalmaması, aksine gelecek kuşaklara tüm şeffaflığıyla aktarılması gereken tarihi bir sorumluluk olduğunun altını ısrarla çizdiler. Sergi alanını gezen vatandaşlar, kurşunların ve dondurucu soğuğun hedefi olan sivil halkın fotoğrafları karşısında gözyaşlarına hakim olamadı.
Belediye başkanından meclise tarihi yüzleşme çağrısı
Törenin en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren ilçe belediye başkanı Ömer Eşki, tarihten ders çıkarılmadığı takdirde acıların tekerrür edeceği uyarısında bulundu. İnsanlık suçlarının cezasız kalmasının veya görmezden gelinmesinin yeni felaketlere zemin hazırladığını belirten yerel yönetici, "İnsanlık tarihi ne yazık ki unutulan acıların yeniden yaşandığı trajedilerle doludur. Bizim bu vahşeti unutmaya, unutturmaya kesinlikle hakkımız yok; en azından bizden sonraki nesillerin aydınlık geleceği için bu hafızayı korumak zorundayız" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Balkanlar'da yaşanan benzer acılara da değinen ve Bulgaristan'da asimilasyon politikaları kurbanı olan Türkan Feyzullah bebeği de rahmetle anan başkan, yaşanan vahşetin uluslararası hukuk normlarına göre sıradan bir çatışma değil, planlı bir soykırım olduğuna dikkat çekti. Bu bağlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de seslenen başkan, söz konusu katliamın en kısa sürede resmi olarak bu statüde tanınması gerektiğine inandığını vurguladı. Ayrıca kardeş şehir projeleri kapsamında Sumgayıt ile yürütülen diplomatik sürecin tamamlandığını müjdeleyen başkan, Bakü Fatihi Nuri Paşa'nın görkemli bir büstünü bu şehre hediye etmek için resmi girişimlerde bulunduklarını sözlerine ekledi.
Kente kazandırılacak yeni anıtın müjdesi paylaşıldı
Geniş katılımlı protokolde söz alan Birleşmiş Dünya Azerbaycanlılar Teşkilatı Derneği Başkanı Gürsel Özdemir, 1992'de yaşanan insanlık dramını detaylarıyla hatırlatarak, bu acıyı paylaştıkları için yerel yönetime teşekkürlerini sundu. Özdemir'in konuşmasındaki en büyük sürpriz ise kente kazandırılacak yeni bir sembol eserle ilgiliydi. Başkan ile yürüttükleri ortak çalışma neticesinde, Çamdibi bölgesinde yer alan Atatürk Parkı içerisine, 44 günlük destansı mücadelenin ve kurtuluşun anısına devasa bir Karabağ Zafer Anıtı inşa edileceğini kamuoyuna ilk kez duyurdu. Bu anıtın sadece bir taş yığını değil, esaretten zafere giden yolun kalıcı bir nişanesi olacağı belirtildi. Etkinlikte ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti Diaspora Bakanlığı Türkiye Temsilcisi Cavid İsmayıl da söz alarak, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in kararlı liderliğinde kazanılan Karabağ zaferinin ardından bölgede inşa edilmeye çalışılan kalıcı barış sürecinden bahsetti. İsmayıl, barışın kalıcı olabilmesi için geçmişte dökülen masum kanların uluslararası mahkemelerde hesabının sorulması gerektiğini belirtti.
Gökyüzüne yükselen balonlar masum çocukları hatırlattı
Resmi protokol konuşmalarının ve çelenk sunumlarının ardından akşam saatlerinde Kızılay Mahallesi'ndeki etkinlik alanına geçildi. Muhtarlık binası ve bölgedeki kent lokantasının bulunduğu park alanında toplanan kalabalık, bu kez çok daha duygusal bir ritüele şahitlik etti. Şair Roza İbadova'nın sahneye çıkarak o karanlık geceyi anlatan şiirini okuması, alandaki hüzünlü atmosferi zirveye taşıdı. Kelimelerin boğazda düğümlendiği şiir dinletisinin ardından, anma programının en can alıcı noktasına gelindi. Katliamda hayatını kaybeden, büyüme fırsatı ellerinden alınan masum çocuklar anısına hazırlanan yüzlerce balon, katılımcıların ellerinden sessizce gökyüzüne bırakıldı. Karanlık gökyüzünde süzülen balonlar, vahşetin kurbanı olan küçük bedenlerin ruhlarını temsil ederken, alanda toplanan yüzlerce kişi hep bir ağızdan bu acıyı asla unutmayacaklarının ve unutturmayacaklarının sözünü verdi. İzmirlilerin gösterdiği bu yoğun katılım ve dayanışma ruhu, iki devlet tek millet felsefesinin sadece diplomatik bir söylemden ibaret olmadığını, halkların kalbinde sarsılmaz bir yere sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı.