ÖZGE UYANIK/İzmir’in tarihi Meslek Fabrikası binasının tahliyesi sırasında yaşanan arbede sonrası basının karşısına geçen CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, bölgedeki kaosun bilinçli bir şekilde tırmandırıldığını ifade etti. Polisin ve TOMA’ların trafiği daraltarak şehri kilitlediğini belirten Güç, eylemin provoke edilmesi için her türlü yolun denendiğini söyledi. Özellikle toplantı başlarken üzerinde Atatürk imzası bulunan pankartların indirilmesini "bilinçli bir saldırı" olarak nitelendiren Güç, İzmir halkına ve belediye personeline eziyet edildiğini vurguladı.
Mazot 80 lirayı aşmışken Meslek Fabrikası’nı tartışıyoruz
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krize dikkat çeken Çağatay Güç, hükümetin başarısızlıklarını örtmek için yerel yönetimlerle kavga çıkardığını savundu. Güç, "Ülke ekonomisi batmış durumda. Mazot 80 liranın, benzin 70 liranın üzerine çıkmış. Gençler işsiz ve umutsuzken, biz burada kadınların eğitim aldığı bir merkezin hangi kurumda kalacağını tartışıyoruz. Bu, siyaseti basite indirgemektir. Halkın gerçek gündemi geçim sıkıntısı ve madde bağımlılığıdır" dedi.
Çağatay Güç şöyle konuştu:
"Kornalar çalınıyor, trafikle ilgili problem var. Bakın sabahtan beri bizim gelen partili arkadaşlarımızı hep kenarlarda tuttuk. TOMA'ları kenarlara koydular, trafiği daralttılar ve şehirdeki trafik sistemini engellediler. Burada amaç, işte buradaki yaptığımız eylemi bu şekilde provoke etmektir.
Az önce hiçbir sorun yokken, biz toplantımıza tam başlayacakken Atatürk imzalı pankartlarımızı indirdiler. Bilinçli yapıyorlar. Yani biz burada hukuk çerçevesinde eylem yapmaya çalışıyoruz. Burada basına sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, burada ulusala sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Burada yapılan hukuksuzluk... Bu bina eninde sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne geri dönecektir.
Şu an yapılan, süre vermeden tahliye işlemidir. Süre verilmeden yapılan tahliye işlemi... Bakın burada birçok arkadaşımız kamu personelliği yaptı, ben de yaptım; şu an yapılan hukuksuz bir işlemdir. İçeride Büyükşehir Belediyesi'nin avukatları var. Yapılan tamamen hukuksuz bir işlem. Eninde sonunda yapan kişiler hakkında da suç duyurusunda bulunacağız burada.
Eninde sonunda bu bina bize geri dönecek ama şu an bizlere yapılan eziyettir, İzmir halkına yapılan eziyettir. Bilinçli bir şekilde trafik tıkanıyor, sırf bu eylemi provoke etmek için. Bilinçli şekilde oradaki Atatürk imzalı pankartlar indiriliyor. Niye? Kavga çıksın, gürültü çıksın, 'bunlar kavgacıdır' desinler.
Ya üç beş tane hırslı, AKP'li siyasetçiler yüzünden aslında olan problem; ekonomik sorunları konuşmak yerine biz burada Meslek Fabrikası'nı konuşuyoruz. Bilerek yapıyorlar çünkü orada daha büyük sorun var. Ülke ekonomisi batmış durumda. Mazot olmuş 80 liranın üzerine gelmiş, benzin 70 liranın üzerine gelmiş. Gençler umutsuz, gençler işsiz.
Gelinen noktada şurada Meslek Fabrikası'nda eğitim alan gençlerin, kadınların eğitim aldığı Meslek Fabrikası'nı 'Büyükşehir'de mi kalacak, vakıflarda mı kalacak?' bunun mücadelesini veriyoruz. İşte bu kadar basite indirgenmiş bir siyaset anlayışı var. Biz bunu kabullenemiyoruz, memleket bunu kabullenemiyor.
Yüz yıllardır devlet yapısına sahip Türkiye Cumhuriyeti, devlet aklına sahip Türkiye Cumhuriyeti, güçlü Türkiye Cumhuriyeti bu duruma düşürülmemeli. Bunlar gündem değil; gündem farklı. Gündem ekonomi, gündem geçim sıkıntısı, gündem madde bağımlılığı.
Ya 30 yaşında bir adam çıkıyor açıklama yapıyor, diyor ki: 'İzmir'de madde bağımlılığı birinci sırada, belediyeler yüzünden' diyor. Niye? Yolla ilgili sıkıntı var ondan mı madde bağımlılığı arttı? Kaldırımla ilgili eksik var ondan mı madde bağımlılığı arttı?. Madde bağımlılığı artmasının sebebi sizsiniz kardeşim, sizsiniz!
Bu ekonomik koşullarda gençlerin işsiz kaldığı durumlarda, insanların bu kadar umutsuz, mutsuz olduğu durumlarda, bu ülkenin bu kadar kadersiz bir şekilde ilerlediği durumlarda halk umutsuzluğa sürüklenir. Şu anda mutsuz bir toplum var. Ya zengini, fakiri, orta gelirlisi -orta gelirlisi kalmadı da- toplumun her kesimi mutsuz ya, her kesim mutsuz olur mu ya?
Nereye gidecek bu toplum? Nasıl bir karar alacaksınız? Hiçbir karar mekanizması yok, günlük kararlar alınıyor. Yarın orayı alalım, öbür gün burayı alalım, yarın yolları özelleştirelim, öbür gün orman arazilerinin bir kısmını orman vasfından çıkartalım... Ya anlık karar mekanizması olmaz devlette. Artık devlet mekanizmasının doğru düzgün çalıştırılması lazım. Hukuk sistemine güven lazım.
Bakın bir sürü hukukçu arkadaşlarımız var; hukukta güven olmazsa toplum mutsuzlaşır, devlete güven kalmaz, aidiyet duygusunu kaybeder. Vatansever insanlar ülkesine olan umudunu kaybeder. Bu gençlere bizim sorumluluğumuz var, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan gençlere sorumluluğumuz var. Biz ülkemize sahip çıkan vatansever Türk evlatlarıyız. Biz sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Ama gündemi bu şekilde dolduramazlar. Bilerek yapıyorlar, polisle bizi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Biz konuşuyoruz polisle, arkada provokatörlük yapıyorlar. Bilerek yapıyorlar. Polisler de bizim evlatlarımız, buradaki bütün üyelerimiz de bizim evlatlarımız. Biz evlatları birbirine kırdırmayız.
Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisiyiz. Bu kurucu parti her zaman ortak aklın partisidir. Bizler şimdi arkadaşlarımızla beraber istişare toplantısı yapacağız, sürdürülebilir eylem kararı alacağız. O eylem kararıyla beraber buradaki eylemlerimize devam edeceğiz. Burası hukuki anlamda elinde sonunda bize geçecek. Geçene kadar burada sürdürülebilir eylem planımıza devam edeceğiz arkadaşlar. Teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.".