Çöpünü ayrıştırmayan başkalarının çöplüğü olur

Türkiye'nin atık ithalatında Avrupa birincisi olduğu bir tabloda kendi çöpümüzü ayrıştırmak artık bir tercih değil, zorunluluk. "Dönüşüme Evde Başla" hareketiyle 300 bine yakın İzmirli, haftada yaklaşık 100 ton atığını evine gelen ekiplere teslim ediyor.

Abone Ol

Türkiye, son 10 yıldır Avrupa Birliği ülkelerinin en fazla atık gönderdiği ülke konumunda. Eurostat verilerine göre 2024 yılında AB'den Türkiye'ye 12,2 milyon ton atık gönderildi. Yani Avrupalı kağıt, plastik, metal, cam vs. tüm çöplerini evinde ayrıştırıyor ve her gün ortalama 450 kamyon atığını bize satıyor. Dahası Avrupa'dan OECD ülkelerine gönderilen her iki plastik atıktan biri Türkiye'de geliyor. Çin'in 2018'de atık ithalatını yasaklamasıyla birlikte Türkiye, Avrupa'nın yeni çöplüğü haline geldi.

Peki bu atıklar neden bu kadar önemli? Geri dönüştürülmüş malzemeler, özellikle Avrupa pazarına üretim yapan sanayici için artık stratejik bir hammadde. Avrupa Birliği, otomotiv, beyaz eşya ve tekstil gibi sektörlerde geri dönüştürülmüş madde kullanımını zorunlu hale getirdi. Yani Türkiye'nin atık ithalatındaki birinciliği aslında ihracatımızın devamlılığı için kritik bir unsur. Ancak sorun şu: Biz başkalarının atığını ithal edip işlerken kendi evimizdeki çöpü ayrıştırmakta halen istenen seviyeye ulaşamadık. Kendi kaynağımızı değerlendirmek varken dışarıya bağımlı hale geldik.

İşte tam da bu noktada İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin "Dönüşüme Evde Başla" projesi, sadece bir atık toplama çalışması değil aynı zamanda bir zihniyet dönüşümü projesi olarak karşımıza çıkıyor. Projeyi yürüten İZDOĞA Genel Müdürü Yücel Kar ile görüştüğümüzde geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarıldığını net biçimde gördük.

"Daha önce Türkiye'de ve İzmir'de çok sayıda dönüşüm projesi denendi. Sokaklara konan geri dönüşüm kutuları başarılı olamadı. Biz bunu bir kültür olarak oturtmak için evlere taşıdık" diyor Yücel Kar. Avrupa'daki örnekleri araştırmışlar, çok sayıda denenmiş modeli incelemişler. Sonunda teknoloji temelli, QR kodlu takip sistemine sahip bir mobil uygulama geliştirmişler. IOS ve Android platformlarında ücretsiz olarak indirilebilen uygulama sayesinde atık poşetleri hanelerle eşleştiriliyor, etkin bir atık yönetimi sağlanıyor.

Projenin geldiği nokta gerçekten etkileyici. 11 ayda 8 ilçede 27 mahalleye ulaşmışlar. Yaklaşık 500 bin kişinin kapısını çalmışlar ve uygulamaya katılım yüzde 60 oranında gerçekleşmiş. Halen 300 bine yakın İzmirli'yi evlerinde ziyaret ederek haftada yaklaşık 100 ton dönüştürebilir atık topluyorlar. Bu sayede geçtiğimiz 10 aylık süreçte toplam 1.140 ton ambalaj atığı geri kazandırıldı. Hedef 2 yıl içinde 30 ilçeye yayılmak. Maliyeti düşürmek için belediyenin farklı birimlerinde çalışan 184 personel bu işe kaydırılmış ve bu sayı gelişime göre artacak.

Karşılaştıkları sorunlar da var elbette. Apartmanlara girişte problemler yaşanabiliyor, çalışan ailelere poşet teslimi zamanlamasında kolaylık sağlamaya çalışıyorlar. Ancak motivasyonları çok yüksek. Yücel Kar'ın ifadesiyle: "Proje duyuldukça sahiplenme artıyor." Mevcut tesis yeterli gelmeyecek, yeni bir tesis daha planlıyorlar.

Projenin en önemli yanı, sadece atık toplamakla kalmayıp bir kültür inşa etmesi. Projeye katılan Sevim İleriakan'ın sözleriyle: "Bizler belli yaşa gelmiş insanlarız. Evlatlarımıza, torunlarımıza güzel bir dünya bırakmak için çok önemli bir proje". Bir diğer katılımcı Serap Sınav ise "Herkes sorumluluğunu almalı" diyerek projenin ruhunu özetliyor.

Türkiye'nin atık ithalatında Avrupa birincisi olduğu bir tabloda kendi çöpümüzü ayrıştırmak artık bir tercih değil, zorunluluk. İzmir'de başlayan bu dönüşüm hareketi, diğer kentlere de örnek olacak nitelikte. Çünkü gerçek dönüşüm, devlet politikalarıyla başlar ama kapımızın önünden, evimizden başlamazsa asla tam anlamıyla gerçekleşmez. Çöpünü ayrıştırmayan, başkasının çöplüğü olmaya mahkûmdur. İzmir ise bu kaderi değiştirmeye kararlı görünüyor.