GENEL

Düdenler sessizce yutuyor

İzmir'in Menderes ilçesinde aşırı yağışların ardından tarlalarda biriken suların devasa düdenlere yönlendirilmesi tartışma yarattı. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek, suların doğrudan denize karışmadığını ve yer altı kaynaklarını beslediğini belirtirken, bu kontrolsüz akışın içme sularında yaratabileceği kirlilik tehlikesine karşı uyarılarda bulundu.

Abone Ol

Ege Bölgesi'nin tarım deposu olan İzmir'in Menderes ilçesinde, son dönemde etkili olan şiddetli yağmur suları hem üreticiyi hem de bilim insanlarını harekete geçirdi. Bölgede 2019 yılında aniden ortaya çıkan ve adeta dipsiz bir kuyuyu andıran düdenler, bugünlerde tarlalarda biriken taşkın sularının tahliye noktası haline geldi. Çiftçiler, mahsullerini kurtarmak amacıyla tonlarca suyu açtıkları kanallarla bu devasa çukurlara yönlendirirken, durumun hidrojeolojik sonuçları merak konusu oldu. Konuya ilişkin en yetkili ağızlardan biri olan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve hidrojeoloji uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek, sahada yaptığı güncel incelemelerin ardından çarpıcı tespitlerini kamuoyuyla paylaştı.

Geçmişin göl tabanında uyanan karstik yapı

Karakuyu Mahallesi ve çevresindeki arazinin jeolojik geçmişine ışık tutan Prof. Dr. Şimşek, bölgenin aslında eski bir göl tabanı olduğunu ve zeminin zamanla karstik yapı özelliği kazandığını vurguladı. Bu özel zemin türünün, suyu bir sünger gibi emen veya devasa boşluklardan yutabilen bir karaktere sahip olduğunu belirten uzman isim, 2019 yılında ardı ardına açılan düdenlerin de bu jeolojik hareketliliğin bir sonucu olduğunu hatırlattı. Yüzeyde biriken yağışların doğrudan yerin metrelerce altına inmesinin doğanın bir mucizesi gibi görünse de, bilimsel açıdan barındırdığı gizli tehlikelere dikkat çekildi. Yüzeydeki suların, hiçbir süzülme işleminden geçmeden karanlık dehlizlere inmesi, yeraltı tatlı su rezervleri için büyük bir risk oluşturuyor. Uzmanlar, yüzeydeki suların doğrudan deşarjı yerine kuşaklama kanallarına alınarak bir süre dinlendirilmesinin ve tortusundan arındırılmasının hayati önem taşıdığını savunuyor.

Çiftçinin pratik çözümü yer altı sularını besliyor

Bölgede tarımla uğraşan yöre halkı, yoğun yağışlar sonrasında adeta göle dönen tarlalarını kurtarmak için en kestirme yol olarak suları kanallar vasıtasıyla düden adı verilen bu doğal yutaklara boşaltıyor. Prof. Dr. Şimşek, yapılan bu müdahalenin bir yönüyle faydalı olduğunu kabul ederek, drene edilen suların yeraltı havzalarında biriktiğini ve çevre mahallelerdeki su seviyelerinde sevindirici bir yükselme gözlemlediklerini aktardı. Ancak madalyonun diğer yüzünde ise kontrolsüz bir müdahalenin getirdiği büyük riskler yatıyor. Yüzeydeki tarımsal ilaç kalıntıları, kimyevi gübreler ve çamurun hiçbir doğal filtrelemeden geçmeden doğrudan ana su damarlarına karışması, ilerleyen süreçte telafisi imkansız halk sağlığı sorunlarına kapı aralayabilir.

Sular denize dökülmüyor yeraltı depolarını dolduruyor

Kamuoyunda sıkça dile getirilen "düdenlere giren suyun ziyan olup denize karıştığı" yönündeki iddialara da bilimsel bir açıklama getiren Şimşek, bu kanının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Karstik bloğun denizle bağlantılı bir kütle olduğunu doğrulayan Şimşek, suların mevcut rotası hakkında net ifadeler kullandı. Düdene doğru akan suyun doğrudan yer altı suyu kaynaklarına ulaştığını belirten bilim insanı, aktif karstik sistemin boşluklarının hızla dolduğunun altını çizdi. Kütlenin denizle irtibatlı olmasına rağmen suların şu an doğrudan denize kaçmadığını ve kentin yeraltı depolarını doldurduğunu belirten Şimşek, biriken bu devasa su kütlesinin kurak geçen yaz aylarında tarım arazilerini sulamak için kuyular aracılığıyla yeniden kullanılacağını öngördüklerini aktardı.

Artezyen sularındaki bulanıklık ve kokuya karşı kritik uyarı

Yeraltına kontrolsüz şekilde basılan taşkın sularının yaratacağı en büyük tehlike ise şüphesiz içme ve kullanma sularının kalitesindeki ani düşüş ihtimali. Menderes ovasında yaşamını sürdüren ve su ihtiyacını tamamen kendi arazilerindeki artezyen kuyularından karşılayan vatandaşları çok dikkatli olmaları konusunda uyaran Prof. Dr. Şimşek, sularda yaşanabilecek fiziksel ve kimyasal değişimlerin habercilerini anlattı. Kuyulardan çekilen sularda aniden ortaya çıkan bulanıklaşma, renk değişimi veya rahatsız edici bir koku hissedilmesi durumunda suyun kesinlikle tüketilmemesi ve ivedilikle ilgili resmi kurumlara bildirilmesi gerektiği vurgulandı. Bölgedeki kuyu sularının tarımsal atıklarla veya çamurla kirlenme riskine karşı en etkili önlemin, suların klorlama ve benzeri arıtma işlemlerinden geçirildikten sonra kullanıma sunulması olduğu ifade ediliyor.