YAŞAM

İmparator penguenler yok oluşun eşiğinde

İklim krizinin en acımasız ve yıkıcı yüzü, dünyanın en izole bölgesi olan Antarktika'da tüm çıplaklığıyla kendini göstermeye devam ediyor. Bilim insanlarının yörüngedeki uydulardan elde ettiği son verilere göre, hayati önem taşıyan tüy dökümü evresinde sabit deniz buzullarına ihtiyaç duyan binlerce imparator penguen, buzların hızla erimesi sonucunda dondurucu sulara kapılarak trajik bir biçimde can veriyor.

Abone Ol

Dünyanın en zorlu ve dondurucu iklim koşullarına sahip olan Antarktika coğrafyası, kendine has ekosistemiyle sayısız canlıya ev sahipliği yapıyor. Bu muazzam buz çölünün en asil sakinlerinden biri olan imparator penguenler, hayatta kalabilmek adına biyolojik olarak son derece zorlu sınavlar vermek zorunda. Bu sınavların en kritik olanı ise her yıl düzenli olarak gerçekleşen ve uzmanlar tarafından "felaket seviyesinde" olarak adlandırılan genel tüy dökümü sürecidir. Çoğu kuş türü tüylerini yıl içine yayılmış bir periyotta yavaş yavaş dökerken, bu eşsiz canlılar eski, yıpranmış ve yalıtım özelliğini yitirmiş olan tüm tüylerini sadece birkaç hafta içinde tamamen dökmek ve yenilerini çıkarmak zorundadır.

Bu yenilenme evresi, ortalama otuz ila kırk gün arasında süren, penguenin tüm enerjisini tüketen ve onu tamamen savunmasız bırakan bir dönemdir. Yeni ve su geçirmez tüyler çıkana kadar bu canlıların okyanusa girmesi, suya temas etmesi kesinlikle ölümcül sonuçlar doğurur. Çünkü su geçirmez yalıtım katmanı olmayan bir penguen, sıfırın altındaki dondurucu okyanus sularında sadece dakikalar içinde hipotermi geçirerek hayatını kaybeder. Bu nedenle penguenlerin bu hassas haftaları mutlaka son derece sağlam, erime tehlikesi olmayan ve okyanus dalgalarına direnebilen kalın deniz buzları üzerinde geçirmeleri hayati bir zorunluluktur. Ne yazık ki gezegenimizi saran ısınma dalgası, penguenlerin bu tek sığınağını adeta ayaklarının altından çekip alıyor.

Uydu görüntülerindeki korkutucu sessizlik

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kutup bölgelerindeki yaban hayatı izlemek çok daha sistematik bir hale geldi. Araştırmacılar, devasa beyaz buz tabakaları üzerinde toplanan penguen kolonilerini doğrudan görmek zor olsa da, onların bıraktıkları dışkılar ve döktükleri devasa kahverengi tüy yığınları sayesinde yerlerini uydudan milimetrik olarak tespit edebiliyorlardı. Özellikle 2019 ile 2021 yılları arasında elde edilen yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri, penguenlerin geleneksel tüy dökme alanlarında devasa kahverengi lekeler olduğunu, kolonilerin sağlıklı bir şekilde döngülerini tamamladıklarını açıkça kanıtlıyordu.

Ancak 2022 yılından itibaren bu tablonun rengi dramatik bir şekilde değişmeye başladı. Uzaydan kutup bölgesini izleyen bilim insanları, ekranlarına yansıyan beyaz boşluklar karşısında adeta dehşete düştü. Eskiden binlerce kuşun bir araya gelerek oluşturduğu o büyük kahverengi yaşam izleri, yerini derin ve korkutucu bir beyazlığa, adeta bir sessizliğe bırakmıştı. Kolonilerin toplandığı devasa buz kütlelerinin yerinde artık sadece dalgalı ve karanlık okyanus suları vardı. Kaybolan sadece buzlar değil, o buzlara güvenerek tüy dökmeye başlayan binlerce savunmasız canlının ta kendisiydi.

Bilim dünyası şokta: Kurtarmak için vaktimiz kaldı mı

İngiliz Antarktika Araştırması (BAS) kurumunda görev yapan ve hayatının son yirmi yılını bu muazzam canlıların yaşam döngülerini incelemeye adayan saygın araştırmacı Peter Fretwell, karşılaştıkları bu manzaranın bilim dünyasında yarattığı travmayı gizleyemiyor. Yıllarca süren titiz takiplerin ardından gelen bu ani yok oluş, mesleki bir gözlemin ötesinde derin bir duygusal çöküntüye de neden olmuş durumda.

Fretwell, uydudan gelen boş görüntüleri ilk analiz ettikleri anı tarif ederken, laboratuvarda adeta buz kestiklerini belirtiyor. Uzman araştırmacı, "Ekrana bakıp doğrudan 'Aman Tanrım' dediğimiz, nefesimizin kesildiği o anı unutmam mümkün değil. Bir bilim insanı olarak sadece veri kaybetmiyorsunuz, gözlerinizin önünde koskoca bir neslin eriyip gittiğine şahit oluyorsunuz. Hemen ardından zihninizi o korkunç soru kaplıyor: Onları kurtarmak için gerçekten hâlâ zamanımız var mı, yoksa geri dönülmez noktayı çoktan geçtik mi?" sözleriyle durumun vehametini kamuoyunun dikkatine sunuyor.

Rekor seviyedeki erime yaşam alanlarını yuttu

Prestijli bilim dergisi Communications Earth & Environment'ta yayımlanan ve küresel ölçekte büyük yankı uyandıran geniş kapsamlı araştırma, tehlikenin boyutlarını istatistiksel verilerle de gözler önüne seriyor. Özellikle dünya üzerindeki toplam imparator penguen nüfusunun yaklaşık yüzde otuz ila kırkına ev sahipliği yapan Batı Antarktika bölgesi, bu felaketin tam merkez üssü konumunda yer alıyor. Kıtanın bu bölümü, okyanus akıntıları ve atmosferik ısınma nedeniyle en hızlı yapısal değişikliğe uğrayan bölgelerin başında geliyor.

Rakamlar, iklim krizi gerçeğinin ne kadar yakıcı olduğunu tartışmasız bir şekilde ispatlıyor. Sadece birkaç yıl öncesine kadar yaz aylarında bile ortalama 2,8 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplayan ve penguenler için devasa bir sal görevi gören güvenli buzul alanları, 2023 yılına gelindiğinde 1,79 milyon kilometrekareye düşerek tarihin en düşük rekorunu kırdı. Yaşanan bu devasa buzul kaybı, tüy döküm sürecinde haftalarca hareketsiz ve suya giremez halde bekleyen kuşların ayaklarının altındaki zeminin bir anda parçalanması anlamına geliyor. Fretwell'in de acıyla vurguladığı gibi, o kritik haftalarda suya düşmek yetişkin bir kuş için kesin bir ölüm fermanı niteliği taşıyor.

Zorunlu göç ve bozulan üreme döngüsü

Yaşanan bu büyük ekolojik yıkımın ardından hayatta kalmayı başaran az sayıdaki koloninin davranış kalıplarında da ciddi anormallikler gözlemlenmeye başlandı. Uzmanlar, normal şartlarda bulundukları bölgelere son derece sadık olan bazı imparator penguen gruplarının, umutsuz bir hayatta kalma güdüsüyle kıtanın daha soğuk ve buz açısından daha istikrarlı olan Doğu kesimlerine doğru büyük bir göç hareketine girişmiş olabileceğini tahmin ediyor. Zira 2025 yılı verilerinde buz seviyelerinde çok hafif bir toparlanma emaresi görülmesine rağmen, penguen sayılarının hala beklentilerin çok ama çok altında seyretmesi, kuşların o bölgeleri tamamen terk etmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Ancak bu zorunlu yer değiştirme hamlesi, türün geleceği açısından başka büyük riskleri beraberinde getiriyor. Zaten tüy dökme süreci nedeniyle devasa oranlarda kalori harcayan ve bitkin düşen bu hayvanların, bir de binlerce kilometrelik yeni rotalar oluşturmaya çalışması ölümleri artırıyor. Dahası, yeni ve bilmedikleri coğrafyalara savrulan bu grupların, binlerce yıllık hassas üreme döngüleri ve eş bulma ritüelleri de tamamen bozulmuş durumda. Bu da önümüzdeki yıllarda yumurtadan çıkacak yeni nesil sayısında telafisi imkansız bir düşüş yaşanacağının en net habercisi.

Adaptasyon çabaları ağır bedeller istiyor

Doğanın acımasız kuralları karşısında direnmeye çalışan bu zeki canlılar, değişen koşullara ayak uydurmak için bazı yeni hayatta kalma stratejileri geliştirmeye çalışıyorlar. Parçalanan ve eriyen ince deniz buzlarının aksine, doğrudan ana karaya bağlı olan ve çok daha kalın bir yapıya sahip sığ buz raflarına tırmanarak tüy dökme süreçlerini burada geçirmeye çalışan küçük gruplar tespit edildi. Bu durum, ilk bakışta umut verici bir evrimsel adaptasyon yeteneği gibi görünse de, biyologlar bu hamlenin uzun vadeli bir kurtuluş reçetesi olamayacağı konusunda hemfikir.

Buz rafları oldukça yüksek, dik ve tırmanması son derece enerji gerektiren devasa yapılardır. Zaten açlık ve yorgunlukla mücadele eden bir kuşun bu sarp yamaçlara tırmanması başlı başına bir fiziksel meydan okumadır. Daha da kötüsü, bu yüksek buz rafları penguenlerin temel besin kaynağı olan balık sürülerinden ve okyanus sularından kilometrelerce içeride yer alır. Yeni tüylerine kavuşup tekrar avlanmak için okyanusa dönmek isteyen yorgun kuşları, bu kez aşılması çok güç olan uzun ve zorlu bir dönüş yolculuğu beklemektedir.

Gelecek yüzyılı görememe tehlikesi büyüyor

Tüm bu bilimsel veriler, sahada yaşanan trajediler ve uydulardan yansıyan karanlık tablo bir araya getirildiğinde, bilim camiasındaki o meşhur zaman çizelgelerinin de baştan aşağı revize edilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Yıllar boyunca hazırlanan uluslararası iklim raporlarında ve popüler bilim makalelerinde, mevcut karbon emisyonlarının devam etmesi halinde bu muazzam canlıların 2100 yılına kadar yavaş yavaş yok oluş sürecine girebileceği öngörülüyordu. Bu tarih, insanlık için hala tedbir almak adına önümüzde uzun yıllar olduğu gibi yanlış bir algı yaratabiliyordu.

Ancak 2022 sonrası kutup bölgesinde yaşanan bu ani çöküş ve küresel ısınma eğiliminin tahmin edilenin çok ötesinde ivme kazanması, o korkulan takvimi acımasızca öne çekmiş durumda. Uzmanlar, erime hızının bu şekilde artarak devam etmesi ve kritik tüy dökme evresindeki toplu ölümlerin sürmesi halinde, imparator penguenlerin gelecek yüzyılı bile göremeden gezegenimizden tamamen silinebileceği uyarısını yapıyor. Sadece tek bir türün değil, tüm kutup ekosisteminin çöküşünün habercisi olan bu sessiz felaket, yeryüzünün en ıssız köşesinde yaşanıyor olsa da, faturası tüm insanlığın geleceğine kesiliyor.