İzmir’de deniz yaşamını yeniden canlandırmak için dikkat çekici bir adım atıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan yeni projesiyle her ay ortaya çıkan yaklaşık 10 ton atık midye kabuğunu deniz ekosistemine kazandırmaya hazırlanıyor. Atık olarak görülen bu kabuklar, artık yapay resif haline getirilerek İzmir Körfezi’nde yeni yaşam alanlarının kapısını aralayacak.
Belediyenin iştiraki İZDENİZ ile İzmir merkezli ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA iş birliğinde başlatılan proje, TÜBİTAK desteğiyle hayata geçiriliyor. “Mavi Ekonomi İş Birliği” başlığıyla yürütülen çalışma, yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da sürdürülebilir bir model sunmayı hedefliyor.
Körfez için kritik adım: Deniz yeniden nefes alacak
Uzun süredir kirlilik ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadele eden İzmir Körfezi, bu projeyle yeniden canlanma sürecine girecek. Her ay düzenli olarak işlenecek olan midye kabukları, özel tasarım yapılarla birleştirilerek deniz tabanına yerleştirilecek.
Bu yapılar, yalnızca fiziksel birer nesne değil; balıklar, omurgasızlar ve diğer deniz canlıları için güvenli barınma ve üreme alanları sunacak. Böylece zayıflayan deniz ekosistemi yeniden güç kazanacak, doğal döngüler desteklenecek.
Yapay resiflerle yeni yaşam alanları kuruluyor
Projede kullanılan yapay resifler, doğanın kendi mekanizmalarını taklit edecek şekilde tasarlandı. NE-SEA tarafından geliştirilen bu özel yapılar, kıyı bölgelerinde biyolojik çeşitliliği artırmayı hedefliyor.
İlk uygulama noktası olarak Seferihisar açıkları belirlendi. Burada suya indirilecek prototipler sayesinde, deniz canlılarının resifleri nasıl kullandığı anlık olarak takip edilecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda sistem geliştirilerek daha geniş ölçekli üretime geçilecek.
“Deniz için somut bir adım atıyoruz”
İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, projenin İzmir için taşıdığı öneme dikkat çekti. Körfezin uzun süredir desteklenmesi gereken bir ekosistem olduğunu belirten Marım, bu girişimin sadece bir çevre projesi olmadığını vurguladı.
Marım, “İzmir Körfezi’nin ekolojik dengesini güçlendirmek için uzun zamandır çalışıyoruz. Bu projeyle birlikte deniz canlılarına yeni alanlar açmayı ve doğanın kendi kendini onarma sürecine katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi.
Ayrıca midye kabuklarının yeniden değerlendirilmesinin, döngüsel ekonomi açısından da önemli bir örnek oluşturduğunu ifade etti.
Atık değil kaynak: Yeni nesil çevre yaklaşımı
Projede dikkat çeken en önemli unsurlardan biri de “atık” kavramına getirilen yeni bakış açısı oldu. Normal şartlarda çöpe giden midye kabukları, bu sistem sayesinde değerli bir ekolojik materyale dönüşüyor.
Bu yaklaşım, hem çevresel yükü azaltıyor hem de doğal kaynak kullanımını minimize ediyor. Böylece sürdürülebilir şehircilik anlayışına güçlü bir katkı sağlanıyor.
“Denize sadece yapı değil, yaşam bırakıyoruz”
NE-SEA kurucusu ve baş tasarımcısı Nermin Sena Özger, projenin arkasındaki vizyonu çarpıcı sözlerle anlattı. Özger, yapılan çalışmanın yalnızca mühendislik ürünü bir yapıdan ibaret olmadığını belirterek, asıl hedefin kalıcı bir yaşam altyapısı kurmak olduğunu söyledi.
“Biz denize bir nesne bırakmıyoruz. Atığı değere dönüştüren, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sistem kuruyoruz. Bu, sadece bugünü değil geleceği de kapsayan bir ekosistem tasarımıdır” ifadelerini kullandı.
İzmir’den dünyaya örnek olacak model
Hayata geçirilen bu proje, yalnızca İzmir için değil, benzer sorunlarla mücadele eden kıyı kentleri için de önemli bir örnek olma potansiyeli taşıyor. Yapay resif uygulamaları dünya genelinde bilinse de, atık midye kabuklarının bu ölçekte değerlendirilmesi dikkat çekici bir model sunuyor.
Uzmanlar, bu tür projelerin yaygınlaşması halinde denizlerdeki biyoçeşitliliğin yeniden artabileceğini ve kıyı ekosistemlerinin güçlenebileceğini belirtiyor.