İzmir’de eğitim gören genç bir mimarın çevre odaklı çalışması, mimarlık dünyasında dikkat çekici bir başarıya imza attı. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencisi Denizhan Şallı, Endonezya’daki mercan resiflerinin yok oluşuna dikkat çeken bitirme projesiyle Türkiye’nin prestijli mimarlık öğrenci yarışmalarından Archiprix Türkiye’de “Eşdeğer Mansiyon” ödülüne layık görüldü.
Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı ile Mimarlar Derneği 1927 tarafından düzenlenen yarışma, mimarlık fakültelerinin bitirme projelerini ulusal ölçekte görünür kılmayı ve genç mimarların yenilikçi yaklaşımlarını gündeme taşımayı amaçlayan önemli bir platform olarak kabul ediliyor.
Mavi yaşam için tasarlanan sürdürülebilir çözüm
Şallı’nın “The Living Pier” başlıklı projesi, Endonezya’nın doğal güzelliğiyle ünlü Togian Adaları çevresinde hızla yok olan mercan resiflerini korumayı ve yeniden canlandırmayı hedefliyor. Çalışma; su kirliliği, patlayıcıyla balık avlama, toplumsal bilinç eksikliği ve yetersiz kamusal önlemler nedeniyle tahrip olan resif ekosistemine mimari bir çözüm öneriyor.
Projenin çıkış noktasını su altı yapay resif modülleri ile iklime duyarlı su üstü yaşam birimleri oluşturuyor. Tasarım, yalnızca bir yapı üretmek yerine ekosistemi onaran ve yeni yaşam alanları yaratan bütüncül bir sistem önerisi sunuyor.
Yapay resif modülleriyle doğaya yeniden yaşam alanı
Genç mimar, projesinde su altı modüllerini yalnızca araştırma alanı değil, aynı zamanda yeni yaşam yüzeyleri oluşturacak yapay resif yapıları olarak tasarladı. Beton karışımına eklenen yerel volkanik malzemeler, mercan larvalarının yüzeye tutunmasını kolaylaştıracak bir zemin oluşturuyor.
Bu yaklaşım sayesinde yok olan resiflerin doğal süreçlerle yeniden oluşmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Proje, doğaya müdahale etmek yerine doğanın iyileşme mekanizmalarını destekleyen bir sistem önerisi sunuyor.
İklime duyarlı üst yapı ve deneyim odaklı tasarım
Tasarımın su üstü bölümünde ise doğal havalandırma, gölgeleme sistemleri ve yarı geçirgen kabuk yapılarıyla iklime duyarlı yaşam alanları planlandı. Bu birimler, hem araştırmacılar hem de ziyaretçiler için sürdürülebilir bir kullanım imkânı sunuyor.
Projede oluşturulan ziyaretçi rotaları, kullanıcıyı merkeze doğrudan ulaştırmak yerine yavaşlatan ve gözlem yapmaya teşvik eden mekânsal bir deneyim kurguluyor. Böylece ziyaretçilerin ekosistemle bağ kurması ve çevresel farkındalık kazanması amaçlanıyor.
İzmir’den dünya mirasına uzanan vizyon
Denizhan Şallı, mercan resiflerinin yok oluşunu geri döndürülemez bir son olarak görmediğini, aksine müdahale edilmediğinde büyüyen bir kayıp olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Tasarımın bir anıt niteliği taşımak yerine iyileştirme sürecinin aktif bir parçası olmayı hedeflediğini vurgulayan genç mimar, projenin farklı mercan resifi bölgelerine uyarlanabilecek esneklikte kurgulandığını ifade ediyor.
Bu yaklaşım, mimarlığın yalnızca yapı üretmekle sınırlı olmadığını; doğayı koruyan, onaran ve sürdürülebilir yaşam biçimlerini destekleyen bir araç olabileceğini ortaya koyuyor.
Togian adaları’nın ekolojik önemi
Endonezya’nın Orta Sulawesi kıyıları açıklarında Tomini Körfezi’nde yer alan Togian Adaları, 56 ada ve çok sayıda açık deniz adacığından oluşan benzersiz bir ekosistem barındırıyor. Bölge, dünyanın en zengin mercan resifi sistemlerinden biri olarak biliniyor.
Endonezya hükümeti 2004 yılında bölgeyi milli park ilan ederek yaklaşık 132 bin hektarlık mercan resifi alanını koruma altına aldı. Buna rağmen çevresel baskılar ve insan faaliyetleri nedeniyle ekosistem üzerindeki tehditler sürüyor.
Mimarlığın çevre sorunlarına yanıt arayan yüzü
Çevresel krizlerin derinleştiği bir dönemde, genç mimarların sürdürülebilir çözümler üretmesi uluslararası ölçekte büyük önem taşıyor. Şallı’nın ödüllü projesi, mimarlığın ekolojik restorasyon ve çevre koruma alanında nasıl aktif rol oynayabileceğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
İzmir’den çıkan bu çevreci tasarım yaklaşımı, mimarlığın doğa ile uyumlu geleceğine dair umut veren bir perspektif sunuyor.