GENEL

İzmir’i kana bulayan saldırının iddianamesi kabul edildi: Terörist ve ailesi için rekor hapis istemi

İzmir’in Balçova ilçesinde üç polis memurunun şehit edildiği hain saldırının üzerindeki sır perdesi aralandı. Mahkeme tarafından kabul edilen iddianame, kan donduran detayları gün yüzüne çıkardı. 16 yaşındaki saldırganın ailesi tarafından nasıl radikal bir ölüm makinesine dönüştürüldüğü, konser ve karakol arasında yaptığı keşifler ve DEAŞ ideolojisiyle planlanan katliamın tüm ayrıntıları dava dosyasına girdi. Savcılık, sanıklar için 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etti.

Abone Ol

Türkiye’nin yüreğini yakan ve İzmir tarihine kara bir leke olarak geçen Balçova’daki karakol baskınına ilişkin yargı süreci resmen başlıyor. Geçtiğimiz yıl 8 Eylül sabahı Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne düzenlenen ve üç kahraman emniyet mensubunun şehit düştüğü saldırıyla ilgili soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan ve olayın perde arkasındaki karanlık ilişkileri, aile boyu radikalleşmeyi ve saldırı planlarını gözler önüne seren kapsamlı iddianame, mahkeme heyeti tarafından kabul edildi. Saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki E.B.’nin de aralarında bulunduğu 7’si tutuklu toplam 13 şüpheli hakkında, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Kasten öldürme" gibi suçlardan 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 261’er yıla varan hapis cezaları istendi.

Karakol baskınında üç kahraman şehit düşmüştü

Olayın vahametini hatırlatan iddianamede, o kanlı sabahın detaylarına yer verildi. Yüzünde maske, elinde pompalı tüfekle karakola gelen E.B., nöbet kulübesine ateş açarak polis memuru Hasan Akın’ı şehit etmişti. Silah sesleri üzerine dışarı fırlayan ve saldırgana cansiperane müdahale eden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ile polis memuru Ömer Amilağ da çıkan çatışmada şehadet şerbetini içmişti. Yaralı olarak yakalanan saldırganın sorgusu, olayın münferit bir cinnet değil, planlı ve ideolojik bir terör saldırısı olduğunu ortaya çıkardı. Soruşturma derinleştiğinde, olayın arkasında sadece bir çocuk değil, onu bu yola iten bir aile ve örgüt yapısı olduğu tespit edildi.

Babası silahı verdi annesi bombaya yardım etti

İddianamenin en çarpıcı ve vicdanları yaralayan bölümü ise ebeveynlerin saldırıdaki rolü oldu. Saldırganın babası Nuhver Bigül ve annesi A.B.’nin, çocuklarının radikalleşme sürecine engel olmak bir yana, ona lojistik destek sağladıkları belirlendi. İddianamede, anne ve babanın E.B.’nin DEAŞ silahlı terör örgütü ideolojisini benimsemesine zemin hazırladıkları, "garantör" sıfatıyla sorumlu olmalarına rağmen bu görevi kötüye kullandıkları vurgulandı.

Daha da vahimi, E.B.’nin bomba yapımını öğrendiği ve saldırı öncesinde hazırladığı iki adet el bombası için gerekli malzemeleri ailesinin yardımıyla temin ettiği bilgisi dosyada yer aldı. Baba Nuhver Bigül’ün, saldırıda kullanılan av tüfeğini ve halk arasında "dom dom kurşunu" olarak bilinen, tahrip gücü yüksek fişekleri oğlu için sağladığı ifade edildi. Savcılık, anne ve babanın işlenen tüm suçlara "asli ve manevi fail" yani azmettirici olarak katıldıkları kanaatine vardı.

Okulu reddetti devleti 'tağut' ilan etti

Çocuk yaştaki saldırganın zihinsel dönüşümü de iddianamede detaylandırıldı. E.B.’nin karma eğitime karşı olduğu gerekçesiyle okulu reddettiği, arkadaş çevresine sürekli örgüt propagandası yaptığı belirtildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni "tağut" (Allah’ın hükmleri dışında hüküm koyan) olarak nitelendiren saldırganın, devletin askeri, polisi, hakimi ve savcısını "kafir" olarak gördüğü ve öldürülmelerinin vacip olduğuna inandığı kaydedildi. Örgütten aldığı talimatlar doğrultusunda terör eğitimi alan ve profesyonelce bomba hazırlayabilen E.B., ideolojik saplantılarını kanlı bir eyleme dönüştürmek için fırsat kolladı.

Hedefte sertab erener konseri de varmış

Soruşturma dosyasındaki bir diğer korkunç detay ise saldırganın hedef listesi oldu. E.B.’nin DEAŞ’tan aldığı eylem talimatı sonrası, Haziran 2025’ten itibaren çeşitli hedefler üzerinde çalıştığı ortaya çıktı. İddianameye göre saldırgan, ilk etapta İzmir Fuarı'nda düzenlenen Sertab Erener konserine veya Balçova’daki bir eğlence mekanına saldırmayı planladı. Ancak örgütün yönlendirmesiyle hedef değiştirerek Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne odaklandı. Saldırıdan önce 10 gün boyunca, gece 02.00-03.00 saatleri arasında karakol çevresinde düzenli keşif yapan E.B., nöbet değişimlerini ve güvenlik açıklarını gözetledi.

Yargılama nisan ayında başlıyor

Hazırlanan iddianame İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Aralarında İran ve Suriye uyruklu şüphelilerin de bulunduğu sanıklar, Türk Ceza Kanunu’nun en ağır maddeleriyle yargılanacak. "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Terör amaçlı kasten öldürme" gibi suçlamalarla hakim karşısına çıkacak olan sanıklar için ilk duruşma tarihi 9 Nisan 2026 olarak belirlendi. Kamuoyu, üç polisin şehit edildiği bu davadan çıkacak kararı ve adaletin tecellisini bekliyor.