İzmirlilerin son aktivitesi

Abone Ol

Yağmur yağdı bereket geldi... Yoksa işimiz kötüydü. Uçurumun kenarından döndük. Yağmurlar bizi tabii yakından ilgilendiriyor. Ama uzakta olup durumu kendilerince yorumlayanlar da var... Mesela biri internetten yazmış; “İzmirlilerin son aktivitesi sabah kalkıp Tahtalı barajının durumunu kontrol etmek...”

*

İşte ben... Tamamen beni kastedmiş...

Sürekli takipteyim... Öyle ki barajdan sorumlu olanlar bile benim kadar kontrol etmiyordur. Durum o derece yani...

Bu durum benim için yeni de değil... Yeni Asır Tv'de haberlerden sorumluyken bile sık sık barajlardaki durumu gündeme getirmem artık muhabirleri bile çileden çıkarır hale gelmişti...

Sadece barajlar değil, sahile her indiğimde Güzelyalı'daki denizin temizliğini kontrol ederdim. Bayraklı sahilinde yürürken denizin temizliği gördükçe içimi huzur kaplardı. Bir mutluluk bir mutluluk... Sanki Bayraklı'yı bana bağışlamışlar...

O dönemlerde arıtma yeni devreye girmişti. Denizin ne kadar sürede temizleneceğini gözlerimle görmek istiyordum. Çünkü İnciraltı’nda, Güzelyalı’da balık avlayan biriydim.

Tertemiz Körfez…

Çeşmelerden şırıl şırıl akan sular…

Bundan başka isteğim yoktu.

*

Ama ne yaptık?

Kirlettik.

Hor kullandık.

Sonra da “Su niye bitti?” diye şaşırdık.

Bir musibet bin nasihatten iyidir derler...

Ne zaman ki yumurta kapıya geldi, bir panik bir panik... Gazeteler bile her gün susuzluğu manşet yapıyor.

E günaydın...

Neyse şimdilik sorun çözülmüş gibi duruyor... Ama gerçek tedbir alınmazsa yine sonumuz hüsran...

*

Bizden su açısından daha şanslı Fransa bile evlerdeki havuzları yasaklamış... Büyük sitelerde havuz olması anlaşılır belki ama tek evin önündeki havuzlar ne olacak? Bizim suyumuzu lükse harcayanlar? Parasını ödüyor diye onlar havuz başında keyif yaparken bizim musluklar “tıs” sesine mi mahkûm kalacak? Bu israfla mümkün değil.

*

Evet Tahtalı'ya bakıyoruz. Su seviyesini her gün kontrol ediyoruz. Son günlerdeki en büyük aktivitelerimizden biri de bu... Keşke daha önce bu kadar duyarlılıkta olsaydık.

Martin Luthar King'in bir sözüyle bitireyim... “Yaşamımız önem verdiğimiz olaylara karşı sesiz kaldığımız gün son bulmaya başlar...”

Bilmiyorum anlatabildim mi?