Kıbrıs

Abone Ol

Kıbrıs Adası, tarih boyunca ülkeler ve liderleri için her zaman önemli bir konumda olmuştur. Özellikle Finikeler, Rodos , Malta Şovelyeleri, Cenevizliler’den sonra ticaret, ulaşım, savaşlardaki konumu açısından stratejik durumunu hep korumuştur.

Ülkeler ve liderleri Afrika, Orta Doğu, Anadolu ve Kafkasya ya doğru uzanan bölge için bir tramplen tahtası olarak kullanmışlardır.

19’uncu asırda Osmanlılar tarafından İngiltere’ye adeta hibe edilerek verilen Kıbrıs Adası, zaman zaman el değiştirse de İngiltere adanın yönetiminde başat konumunu korumuştur.

Hedefler süreç içerisinde değişse de Ada bugünde stratejik konumunu

kaybetmemiştir. Bölgedeki doğal gaz, petrol, su kaynaklarını kontrol edebilmenin en önemli noktasıdır. İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan arasında yapılan son toplantı ve anlaşmaları bu açıdan değerlendirilmelidir.

1974 Kıbrıs harekatı sonrası alınan Güvenlik Konseyi kararları, uygulanan ambargolar, Türkiye’nin elini kolunu bağlamaktadır. Bunu kırmak, etkin olabilmek için yeni bir politika anlayışına gereksinim vardır.

Dünyadaki değişen ve yeniden inşa edilmeye başlanan siyasal ve

ekonomik yapılanmaya paralel olarak aralarında Çin ve Rusya’nın da bulunduğu Güvenlik Konseyi’nde gücünü yitirse de Avrupa Birliği indinde, Rum kesiminde büyükelçilikler açan Türki Cumhuriyetlere yönelik, bu alanda tezlerimizi kabul ettirecek yeni girişimlerde bulunmak önceliğimiz olmalıdır. Kıbrıs sorunu çözümlenmediği

süreçte Türkiye’nin uluslararası platformlarda etkin olamayacağı açıktır.