EKONOMİ

Kredi kartı limitinde usulsüz oyuna BDDK’dan sert müdahale

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bazı bankaların müşterilerinin gelirini olduğundan yüksek göstererek yasal limitlerin çok üzerinde kredi kartı limiti tanıdığını tespit etti. Mevzuata aykırı bu işlemlere karşı sert bir duruş sergileyen BDDK, hileli artış yapan bankalara idari ve para cezaları uygulanacağını duyurdu.

Abone Ol

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), son dönemde artan şikayetler üzerine mercek altına aldığı kredi kartı limitleriyle ilgili çarpıcı bir usulsüzlüğü ortaya çıkardı. Yapılan incelemeler, bazı bankaların müşterilerinin gelir düzeyini kağıt üzerinde şişirerek, yasal olarak belirlenen sınırların çok üzerinde kredi kartı limiti tanımladığını gözler önüne serdi. Finansal istikrarı ve tüketici haklarını korumakla görevli olan BDDK, bu duruma sessiz kalmayarak kuralları çiğneyen bankalara yönelik yaptırım sürecini başlattığını açıkladı. Bu adım, özellikle yüksek enflasyon ortamında kredi kartını bir can simidi olarak gören milyonlarca tüketici için kritik bir güvence niteliği taşıyor. Bankaların rekabet uğruna başvurduğu bu tehlikeli oyunun, tüketicileri nasıl bir borç sarmalına itebileceği ve ekonominin geneli için ne gibi riskler barındırdığı ise tartışmaların odağında yer alıyor.

Gelir oyunlarıyla şişirilen limitler

BDDK'nın yürüttüğü titiz incelemeler, bankacılık sektöründeki endişe verici bir pratiği gün yüzüne çıkardı. Mevzuata göre, bir bankanın müşterisine sunabileceği toplam kredi kartı limiti, o kişinin belgelenebilir aylık net gelirinin dört katını kesinlikle aşamıyor. Ancak bazı bankaların, bu yasal zorunluluğu çeşitli yöntemlerle deldiği anlaşıldı. İddialara göre, bankalar müşteri gelir beyanı rakamlarını sisteme olduğundan çok daha yüksek girerek, normalde onaylanmayacak limitleri müşterilerine sunuyor. Bu durum, tüketicileri anlık bir rahatlama hissiyle karşılarken, orta ve uzun vadede içinden çıkılması zor bir borçluluk döngüsüne sokma potansiyeli taşıyor.

Bu usulsüzlüğün en somut örneklerinden biri, bir müşterinin cep telefonuna gönderilen bilgilendirme mesajıyla ortaya çıktı. Gerçek aylık geliri 70 bin TL olan bir vatandaşa, bankası tarafından gelirinin 198 bin TL olduğu varsayılarak tam 428 bin 50 TL'lik yeni bir limit tanımlandığı görüldü. Oysa yasal düzenlemeler çerçevesinde, bu müşteriye tanınabilecek azami limitin 280 bin TL (70.000 TL x 4) olması gerekiyordu. Aradaki yaklaşık 150 bin TL'lik fahiş fark, bankanın usulsüz artış yaparak mevzuatı ne denli göz ardı ettiğini net bir şekilde kanıtlıyor. Bu tür uygulamalar, sadece tekil müşteriler için değil, aynı zamanda finansal sistemin geneli için de bir risk unsuru oluşturuyor.

BDDK’dan bankalara net mesaj: tolerans yok

Tespit edilen bu ciddi ihlallerin ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, vakit kaybetmeden harekete geçti. Kurum, kuralları hiçe sayarak müşterilerine hileli limit artışları sunan bankalara yönelik sert bir uyarı yazısı gönderdi. BDDK tarafından yapılan açıklamada, söz konusu eylemlerin kesinlikle tolere edilmeyeceği ve tespit edilen usulsüzlüklerin cezasız kalmayacağı vurgulandı. Açıklamada, "Müşterilerin gelir düzeyini hileli bir şekilde yüksek göstererek kredi kartı limiti tanımlayan bankalara idari ve para cezası uygulanacaktır" ifadelerine yer verildi.

Bu uyarının, sadece birkaç bankayı değil, sektörün tamamını kapsayan bir disiplin hamlesi olduğu belirtiliyor. Uygulanacak idari ve para cezalarının caydırıcı olması hedeflenirken, aynı zamanda bankaların iç denetim mekanizmalarını ve risk yönetimi politikalarını yeniden gözden geçirmeleri için bir zorunluluk yaratması bekleniyor. BDDK'nın bu kararlı tutumu, finansal piyasalarda güveni yeniden tesis etme ve tüketicinin korunması ilkesini ön planda tutma amacını taşıyor. Uzmanlar, bu müdahalenin, bankaları daha sorumlu ve şeffaf davranmaya iteceğini ve benzeri usulsüzlüklerin önüne geçilmesinde önemli bir rol oynayacağını ifade ediyor.

Tüketiciler bu tuzağa karşı ne yapmalı?

Bankaların bazen müşterinin talebi olmaksızın, otomatik olarak limit artışına gitmesi sıkça karşılaşılan bir durum. Özellikle "düzenli limit artışı" talimatı açık olan müşteriler, gelirlerindeki bir artış olmasa bile kendilerini bir anda çok daha yüksek bir limitle karşı karşıya bulabiliyor. Bu durum, harcama kontrolünü zorlaştırarak bireyleri bütçelerini aşan borçların altına girmeye teşvik edebilir. BDDK'nın son uyarısı, tüketicilerin bu konuda daha bilinçli olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Peki, istenmeyen limit artışlarına karşı kendinizi nasıl koruyabilirsiniz? Çözüm aslında oldukça basit. Neredeyse tüm bankaların mobil uygulamalarında veya internet şubelerinde bu ayarı yönetmek mümkün. Genellikle "Kartlarım" veya "Kart Ayarları" menüsü altında bulunan "Düzenli Limit Artış Talimatı" seçeneğini bularak bu özelliği kapatabilirsiniz. Bu basit işlem, kontrolün tamamen sizde olmasını sağlar ve bankanın sizin adınıza otomatik bir karar almasını engeller. Finansal sağlığınızı korumak ve beklenmedik borçlarla karşılaşmamak için kredi kartı ayarlarınızı düzenli olarak kontrol etmek ve sadece gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda limit artışı talebinde bulunmak en doğru yaklaşım olacaktır.

Borçluluk sarmalı ve ekonomik etkileri

Kredi kartı limitlerindeki bu usulsüz artışlar, Türkiye'nin genel borçluluk tablosu ve ekonomik dinamikleri açısından da önemli bir sorun teşkil ediyor. Yüksek enflasyon ve düşen alım gücü nedeniyle vatandaşların önemli bir kısmı, günlük ihtiyaçlarını karşılamak için dahi kredi kartlarına daha fazla yöneliyor. Bankaların bu durumu bir fırsat olarak görerek sorumsuzca limitleri artırması, bireysel borç krizlerini tetikleyebilecek tehlikeli bir potansiyel barındırıyor. Bir tüketici, gelirinin çok üzerinde bir limite sahip olduğunda, harcama alışkanlıkları gevşeyebilir ve kısa sürede ödeyemeyeceği bir borç yüküyle baş başa kalabilir.

Bu durum, domino etkisi yaratarak ekonominin geneline yayılabilir. Artan bireysel borçluluk, bankaların bilançolarındaki takipteki alacak oranını yükseltir. Bu da bankacılık sisteminin sağlığı için bir risk oluşturur. Öte yandan, borçlarını ödeyemeyen bireylerin tüketim kapasitesi düşer, bu da iç talepte daralmaya ve ekonomik büyümede yavaşlamaya neden olabilir. Dolayısıyla, BDDK'nın müdahalesi sadece bireysel tüketicileri korumakla kalmıyor, aynı zamanda makroekonomik istikrarın korunması adına da kritik bir rol oynuyor. Sorumlu borçlanma ve sorumlu kredilendirme ilkeleri, sağlıklı bir ekonominin temel taşları arasında yer alıyor.