Günümüzün hiper bağlantılı dünyasında, yeni neslin internet üzerindeki ayak izleri giderek derinleşirken, çevrimiçi güvenlik endişeleri de aynı oranda artış gösteriyor. Gelişen teknolojinin getirdiği olanakların yanı sıra, özellikle küçük yaştaki kullanıcıların karşı karşıya kaldığı siber tehditler, ulusal otoriteleri harekete geçmeye zorluyor. Bu bağlamda, Türkiye'de veri mahremiyetinin en üst düzeydeki koruyucusu konumunda bulunan Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), tarihi bir karara imza atarak siber alemdeki savunmasız kitleleri koruma altına almak için düğmeye bastı. Kurul, ebeveynlerin uzun süredir dile getirdiği güvenlik kaygılarını haklı çıkaracak nitelikte bir adım atarak, milyonlarca reşit olmayan kullanıcının aktif olarak zaman geçirdiği sosyal medya ağlarındaki veri işleme pratiklerini derinlemesine sorgulamaya karar verdi. Bu hamle, sadece yerel düzeyde değil, küresel teknoloji şirketlerinin Türkiye'deki faaliyetlerini de yakından ilgilendiren, emsal teşkil edecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Amaç, dijital ekosistemin getirdiği potansiyel tehlikeler karşısında en kırılgan grup olan küçüklerin dijital mahremiyetini anayasal bir güvence altına almaktır.
Altı küresel dev mercek altına alındı
Alınan kararın kapsamı, incelemenin ciddiyetini ve hedeflenen etkinin büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor. Otorite tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, pazarın en büyük oyuncuları durumundaki altı dev platform doğrudan hedefe oturtuldu. Kısa video formatıyla gençleri ekrana kilitleyen TikTok, görsel dünyanın merkezindeki Instagram ve onun çatı şirketi olan köklü ağ Facebook, video içerik tüketiminin kalbi YouTube, anlık haberleşme ve mikroblog sitesi X (eski adıyla Twitter) ile özellikle oyuncu topluluklarının ve gençlerin yoğun olarak kullandığı iletişim ağı Discord, kurumun radarına girdi. Kurul, herhangi bir dış şikayeti beklemeksizin, kendi inisiyatifiyle hareket ederek bu devasa teknoloji şirketleri hakkında geniş çaplı bir resen inceleme başlattı. Şirketlerin, reşit olmayan kullanıcılara ait algoritmik verileri nasıl topladığı, bu bilgileri hangi amaçlarla işlediği ve üçüncü taraflarla paylaşıp paylaşmadığı, yürütülecek olan bu titiz soruşturmanın ana omurgasını oluşturacak.
Yüksek yarar ilkesi devrede
Hukuk sisteminin en temel prensiplerinden biri olan ve çocuk hakları sözleşmelerinin merkezinde yer alan 'çocuğun yüksek yararı' ilkesi, başlatılan bu hukuki sürecin temel motivasyon kaynağı olarak açıklandı. Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen dijital ortam, yetişkinler için bile çeşitli güvenlik açıkları barındırırken, henüz zihinsel ve duygusal gelişimini tamamlamamış bireyler için çok daha yıkıcı potansiyeller taşıyabiliyor. Kurul uzmanları, çocukların kişisel verileri üzerinden yapılan profil çıkarma işlemlerinin, hedefli reklamcılık stratejilerinin ve davranışsal manipülasyon tekniklerinin yasal sınırlarını milimetrik bir hassasiyetle ölçecek. Bu platformların yaş doğrulama sistemlerinin ne kadar şeffaf çalıştığı, ebeveyn denetimi mekanizmalarının işlevselliği ve küçük yaştaki kullanıcıları zararlı içeriklerden veya kötü niyetli yetişkinlerden korumak için tasarlanan algoritmik filtrelerin gerçek dünyadaki etkinliği sorgulanacak. Veri madenciliğinin çocuklar üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerini minimize etmek adına atılan bu adım, teknoloji devlerinin kendi belirledikleri kurallarla değil, ulusal yasalara uygun hareket etmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentisi
Sürecin ilerleyen aşamalarında, adı geçen teknoloji devlerinden kendi veri politikalarını, güvenlik duvarlarını ve gizlilik sözleşmelerini yerel makamların denetimine tam bir şeffaflıkla açmaları talep edilecek. Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, platformların yaş sınırı altındaki çocukların lokasyon bilgilerini, arama geçmişlerini, biyometrik verilerini ve görüntü kayıtlarını nasıl muhafaza ettiği kalem kalem incelenecek. Eğer inceleme sonucunda yasaların ihlal edildiği, çocukların dijital ayak izlerinin ticari bir metaya dönüştürülerek istismar edildiği tespit edilirse, şirketleri milyonlarca lirayı bulabilecek çok ağır idari para cezaları ve hatta platformların çalışma prensiplerini değiştirmeye zorlayacak radikal yaptırımlar bekliyor olabilir. Ebeveynlerin yüreğine bir nebze olsun su serpen bu resmi denetim mekanizması, dijitalleşen dünyada hiçbir küresel şirketin hukukun üstünde olmadığını ve özellikle söz konusu olanın çocukların güvenliği olduğunda zafiyet gösterilmeyeceğini kanıtlayan kararlı bir duruş sergiliyor.