AB durdu durdu 25 yıl sonra ABD’ye bir çalım atmaya karar verdi. Son yılların AB için en önemli anlaşmasını nihayet tamamlama yoluna girdi, hatta normal prosedürü bile yeteri kadar dikkate almadan, hızlıca hatta bazı itirazları da bir anlamda görmezden gelerek bu işi nihayet yaptı. Bence bu 25 yıldır görüşmeleri süren anlaşmayı başlatma kararında, ABD’nin son Trump emperyal ataklarının, hatta “ben yaptım oldu” anlayışının büyük bir etkisi oldu. Malum Trump; ben kendi çıkarıma bakarım, kendi kıtama dönüyorum, dünyanın geri kalanıyla eskisi kadar ilgilenmeyeceğim davranışları sebep oldu.
***
Bilindiği gibi AB’ye dönüp, ‘’Siz kendi ülkelerinizi kendiniz koruyun, askeri yapılanmalarınız için bütçe ayırın, ben artık jandarmalığınızı yapmayacağım’’ dedi. Şimdilik NATO’yu desteklediğini, ancak AB ülkelerinin savunma harcamalarını arttırmalarını güçlü bir biçimde talep edince (GSYH’lerinin yüzde 5’ine çıkarmalarını talep etti) AB’de bu anlaşmayı yürütmeye sokma konusunda güçlü bir irade oluştu. AB de ABD’nin arka bahçesine uzanmaya karar vererek, 1999’dan bu yana süren Mercusor ülkeleri (Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay hatta 2016 yılına kadar Venezüella) ile AB arasındaki serbest ticaret anlaşmasını, nihayet imzalanma aşamasına getirdi. Aslında 2019’da anlaşma metninde siyasi uzlaşıya varılmıştı, ancak itirazlar nedeni ile 6 – 7 yıldır imza öteleniyordu. Trump’ın ticaret önlemleri ve malum davranışları, özellikle de Grönland meselesi, küresel ticarette belirsizlik yaratınca, AB’de Mercosur’u nihayet imzalamaya karar verdi.
***
Mercosur anlaşması, AB ile Mercosur ülkeleri arasında, dünya çapında büyük bir serbest ticaret bölgesini oluşturacak, küresel GSYH’nin dörtte biri kadar bir değer ve yaklaşık 750 milyon nüfusu kapsayacak, taraflar gümrük vergilerini önce indirecek, son aşamada tamamen kaldıracak. AB yönünden otomotiv, kimya, makine, ilaç sektörlerinin daha çok yararlanacağı, Mercosur ülkeleri yönünden ise daha çok tarım ürün üreticileri, hizmet sektörü ve tarım sanayinin yararlanacağı bir serbest ticaret anlaşması olacak.
Mercosur anlaşması, AB’nin hassas olduğu yeşil ve çevreci kuralları da içeriyor. Paris iklim anlaşmasına uyum, ormansızlaşmayı önleme, çevre ve sürdürülebilirlik konuları da anlaşma içeriğinde var.
AB aslında sadece ABD’yi değil, Çin etkisine karşı da stratejik bir denge oluşturmuş oluyor bu anlaşma ile.
***
Tabii ki bu anlaşma muhtemelen bizi de çok etkileyecek, Türkiye, AB hapşırırsa hasta olur, zira dış ticaret hacminin yarısından çoğu AB ülkeleri ile, ülkemizin o yönden de bakıldığında, ilk göze çarpan tabii ki tarım ürünleri, otomotiv ve yan sanayisi, makine sektörü ve hizmet sektörü en çok etkilenme potansiyeli taşıyor.
***
Ayrıca Mercosur ülkeleri ile ülkemizin serbest ticaret anlaşması olmadığı için AB ye sıfır gümrükle giren Mercosur ürünleri, AB ile gümrük birliği anlaşmamız nedeniyle Türkiye de rahatlıkla girebilecektir. Ancak Türk ürünleri Mercosur ülkelerine aynı kolaylıkla giremeyecektir. Bu durumda gümrük birliğinin revize edilerek, AB’nin serbest ticaret anlaşmalarına otomatik olarak Türkiye’nin dahli talep edilmeli, yani gümrük birliği anlaşmasının sorgulanma olasılığı değerlendirilmelidir.
Anlaşmanın Türkiye’ye etkileri yönünden, çok daha derin değerlendirmeler, hem hükümet, hem sektör temsilcisi kurumlarımız tarafından yapılmaya muhtaçtır. Belki de Mercosur ülkeleri ile biz de ayrıca serbest ticaret anlaşmaları yapmamız gündeme gelebilir. Ya da AB’ den paralel serbest ticaret anlaşması istenebilir. Zira daha önce de Japonya, Kanada gibi ülkelerle ilgili buna benzer talebimiz olmuştu.
***
Belki de ayaklarımız suya erer, AB’ye girişimizi beklemeye son verip, AB’nin benzer şekilde imzaladığı tüm serbest ticaret anlaşmalarının dışında kalmayacağı şekilde gümrük birliği şartları güncellenebilir. Bence ülkemiz en kısa sürede bu güncellemeyi yapmalıdır. AB’ye tam girişin mümkün olmayacağı anlayışı ile hareket edip; olurda girersek ne ala, ama o sürece kadar, gümrük birliği maddeleri, Mercosur anlaşmasının olumsuz etkileri de gündem edilerek AB ile yeniden masaya oturulmalıdır.