Nottingham maçını unutmak kolay değil. İlk randevunun 3-0’lık yükünü sırtında taşıyan bir takım vardı, kaybedecek bir şeyi kalmamış bir ruh haliyle…
Mecburiyetten kurulmuş bir savunma hattı, alışık olunmayan oyun dizilişi. Tek orijinal stoper olarak sahaya çıkan Yiğit Efe’nin cesaretli hareketleri, Tedesco’yu üçlü savunmaya itti. Guendouzi ve Mert Müldür’le şekillenen arka taraf, ilk kez bu kadar birlikteydi. Nene sağ bek’te, Oğuz merkezde, Kante ve İsmail her yeri süpürüyor… Kâğıt üzerinde riskli olsa da sahada inatçı bir plan. Ama o plan tuttu. İsmail elinden geleni yaptı. Kante, sarı lacivertli formayla ilk kez gerçekten ben de buradayım dedi. Kerem’in golü sadece skor değil, bir umuttu. Tedesco’nun 60’’taki Asensio hamlesi korkak bir tercih değil, belki geri dönebiliriz hamlesiydi.
Sonuç olmadı. Nottingham sevindi, hocaları sevindi. O gece Fenerbahçe kaybederken bir şeyi hazırladı: Mücadeleyi, vazgeçmemeyi ve biz buyuz demeyi.
Şimdi Sırada Antalya var. Avrupa’dan elenen bir takımın iki yolu vardır: Ya darmadağın olursun ya da kenetlenirsin. Zirve yarışında hataya yer yok. Geçen hafta Kasımpaşa karşısında son dakika gelen golle kaçan fırsat hala akıllarda. Rahatlığa ve dikkatsizliğe tahammül sıfır! Eksikler göz önünde. Talisca yok, Skriniar yok, Çağlar yok. Kart sınırındaki oyuncular ayrı bir can sıkıyor.
Fenerbahçe ligde yenilgisiz ilerliyor. 23 maçta mağlubiyet yok. Namağlup takım ikinci… Antalya maçı yalnızca üç puan değil bir karakter sınavı. Son düdüğe kadar zirve yarışına ortak olmalı.