Oyunun kuralları değişti

Abone Ol

Dünya çapında ABD tarafından oynanan bir ekonomi-politik oyunu var. Petrol için Orta Doğu’yu, petrol ve nadir elementler için Venezuella’yı, yarın öbür gün İran’ı, yine benzer kazanımlar için Grönland’ı hedefe koyan, yandaşlarını da masanın etrafına oturtup kendi kurallarıyla oynamalarını isteyen klasik bir ABD oyunu.

Yabancısı değiliz. Birçok ülke gibi biz de 1950’lerden bugüne bunların telinde oynuyoruz. Kazandığımız da hiç görülmedi. Kore’de canımızı, ABD malı kamyonlar, otomobiller için demiryollarımızı feda ettik. Onlar istediği için afyon vb. gibi birçok ürünümüzü ekmekten, onların imal ettiği uçakları satın almak için yeni gelişen uçak sanayiinde söz sahibi olmak yolundaki yatırımlarımızdan vazgeçtik. Saymakla bitmez.

Bence ABD bu sefer yanlış bir hedef peşinde ve kendine yakın gördüğü ülkeleri de bu yanlışın içine çekmeye çalışıyor.

Her şeyden önce artık dünyanın öncelikli meselesi petrol değil. Birçok alanda hızla dünya liderliğine koşan Çin’in başı çektiği elektrikli araç üretimi büyük bir hızla tüm dünyada yükselen bir trend çizmeye başladı. İstatistiklere göre Çin’de satılan her 100 araçtan 56’sı elektrikli veya hibrit. Çin hızla kamyonlar, iş makinaları, trenler gibi diğer hizmet araçlarını da elektrik ile çalışan araçlar haline getiriyor. Bunun öztürkçesi ise şu. Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından birisi olan Çinin petrole gereksinimi giderek azalıyor ve zamanla ortadan kalkacak. Öztürkçenin öztürkçesi ise şu: Çin tüm gücü ile elektrik üretimine odaklanıyor. Yeni nükleer reaktörler, yeni hidroelektrik santralleri ve yeni güneş enerjisi santralleri ile şimdilerde bile dünya üretiminin neredeyse 1/3’üne ulaşmış olan elektrik üretimlerini ikiye hatta üçe katlamayı hedefliyorlar.

Sadece üretmeye odaklanmak mı, tabii ki hayır. Aynı zamanda elektriği depolama sorunlarını da çözmek için, yani araçların kullanacağı lityum-iyon pillerinin kapasitesinin arttırılması için de araştırmalar ve büyük yatırımlar yapıyorlar. Hiç durmadan, şarj edilmeden yani tek şarjla 2000 kilomtre yol yapabilen araçların, yani o araçlara bu kilometreleri yaptıran pillerin üretildiği söyleniyor. Bu doğruysa vaziyet vahim. ABD düşünsün.

Elektrik üretiminin öneminin bu kadar artmasının bir başka sebebi de yapay zeka çalışmaları. Yapay zekaya hizmet eden serverlerin elektrik tüketimi müthiş. ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs tarafından yayımlanan rapora göre, yapay zeka araçlarındaki hızlı artışla beraber veri merkezlerinin enerji talebinin 2030 yılına kadar yüzde 160 artması bekleniyor. Bir başka araştırmaya göre de ChatGPT istemleri, Empire State Binası'nı bir buçuk yıl boyunca çalıştırmaya yetecek kadar elektriği günlük olarak tüketiyor.

Çin yapay zeka çalışmalarında da dünya liderliğine koşuyor. Yeni yapay zeka tabanlı arama motorlarını, değişik alanlar için bilgi sorgulayan ve/veya üreten yapay zeka tabanlı sistemleri birbiri ardına devreye alıyor. Bu nedenle de artan elektrik gereksinimlerini hızla karşılamak zorunda. Çeşitli doğal kaynaklardan artan miktarlarda elektrik üretme gayretinin bir nedeni de bu. Konuya bir daha baktığımızda işin diğer öztürkçesi de şu. Çin elektrikle çalışan bir dünya kuruyor. Hem ucuz, hem üretimi kolay ve hem de çevreci.

Oyunun kurallarını değiştiren bir diğer unsur da çip’ler. Çağı şekillendiren her türlü elektronik araçta kullanım alanı olan çip üretimi elektrikten de öte bir biçimde ekonomileri şekillendiriyor.

Çip teknolojisini her gün biraz daha geliştirmekte ve üretiminde geri kalırsanız yandınız. Ne silah sanayiniz, ne imalat sektörünüz nede diğerleri. Hepsi birden devre dışı kalır. Çin ve diğer Uzakdoğu ülkeleri bu alanda da diğer ülkelere nal toplatacak hızla yatırımlar yapıyor, sonuçlar elde ediyor.

Bütün bunlar olup biterken Trump’un petrol peşinde koşması ne kadar doğru bilemiyorum. Hızla elektriklenen dünyada petrole sahip olsan ne olur, olmasan ne olur. Bu nedenle ABD’nin son ataklarının başka bir sebebi var mı diye sorgulamak gerek diye düşünüyorum.