Rojda DOLGUN/ İzmir Ticaret Odası’nın ocak ayı meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, küresel ekonomideki kırılgan tabloyu ve İzmir’in önümüzdeki döneme dair yol haritasını değerlendirdi. Bayrak vurgusundan AB-Hindistan anlaşmasına, jeopolitik risklerden 2026 bütçe hedeflerine uzanan mesajlar dikkat çekti.
İzmir iş dünyası yılın ilk ayına yoğun bir gündemle girdi. İzmir Ticaret Odası ocak ayı olağan meclis toplantısı, kent ekonomisinin nabzını tutan başlıkların masaya yatırıldığı bir toplantı oldu. Toplantıda hem küresel gelişmelerin ticaret üzerindeki etkileri ele alındı hem de İzmir’in önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejik adımlar tartışıldı. Meclis üyeleri, 2025 yılı faaliyetlerini yansıtan filmin gösterimiyle geride kalan dönemin kısa bir panoramasını izledi.
Bayrak hassasiyetiyle başlayan toplantı
Mahmut Özgener, geçtiğimiz hafta Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırıyı sert ifadelerle kınadı. Bayrağın milletin ortak değeri olduğunu vurgulayan Özgener, bu tür provokasyonların geçmişte olduğu gibi bugün de karşılıksız kalmayacağını dile getirdi. Devlet ve millet refleksinin bu noktada belirleyici olduğunun altını çizen Özgener, iç ve dış kaynaklı benzer girişimlere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.
Ankara temasları
Ocak ayının Özgener açısından bir başka önemi ise TÜSİAD bünyesinde üstlendiği yeni görev oldu. Bu sorumluluğun İzmir adına önemli bir kazanım olduğunu belirten Özgener, görevin hemen ardından Ankara’da yoğun temaslar gerçekleştirdiklerini aktardı. Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmelerde İzmir’in devam eden ve planlanan projelerinin ayrıntılı şekilde ele alındığını ifade eden Özgener, merkezi yönetimden gelen olumlu yaklaşımın 2026’ya dair motivasyonu artırdığını söyledi.
Bu temasların yalnızca bugünü değil, orta vadeli hedefleri de şekillendirdiğine dikkat çekildi. İzmir’in altyapıdan lojistiğe, ihracattan teknoloji yatırımlarına kadar geniş bir yelpazede destek beklediği vurgulandı.
“Avrupa pazarındaki rekabet dengeleri dikkatle değerlendirilmeli”
Avrupa Birliği tarafından öne çıkan rekabeti değerlendiren Özgener şu ifadeleri kullandı:
“Eski günlerini özleyen bir Rusya, teknolojik gücünü başarılı bir şekilde ekonomik güce dönüştürerek dünyanın değişik coğrafyalarında ekonomik ve politik çıkar odaklı işbirlikleri arayışına yönelen meydan okuyucu ve yükselen bir Çin, nükleer güce sahip hırslı ve öngörülemez irili ufaklı devletler, yeniden ekonomik ve teknolojik güce sahip olabilmek için gerekli güçlü sıçramayı bir türlü yapamayan Avrupa Birliği; Türkiye ve tüm dünya için çok iyi izlenmesi gereken beklenmedik senaryolar barındıran gerçekler.
Küresel ticaret sahnesinde yaşanan önemli gelişmelerden birinin de, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında dün imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması olduğunu düşünüyoruz. Bu anlaşmanın, dünya ticaretinin yönünü etkileyecek ölçekte yeni bir ekonomik yakınlaşmayı temsil ettiğini değerlendiriyoruz.
2 milyar insanın yaşadığı bir serbest ticaret bölgesi oluşturulması amaçlanan anlaşma ile Avrupa Birliği'nde öne çıkan, endüstri, tarım ve gıda sektörlerinde önemli bir rekabet avantajı sağlanacak. Özellikle Hindistan tarafından Avrupa Birliği’ne uygulanacak gümrük vergisi indirimleri ile ciddi bir pazar avantajı yaratılacak. Bu kapsamda, otomobillere uygulanan gümrük vergilerinin kademeli olarak %110'dan %10'a kadar düşürüleceği, otomobil parçalarına uygulanan vergilerin ise 5 ila 10 yıl içerisinde tamamen kaldırılması bekleniyor.
Bununla birlikte, makinelerde %44'e varan, kimyasallarda %22 ve ilaçlarda %11 oranında uygulanan gümrük vergilerinin de büyük ölçüde kaldırılması hedefleniyor. Anlaşma, Avrupa Birliği'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatına uygulanan, ortalama %36'nın üzerinde seyreden gümrük vergilerinin de kaldırılması veya azaltılmasını amaçlıyor.
Avrupa Birliği tarafından ‘henüz bir başlangıç’ olarak değerlendirilen ve olası stratejik iş birlikleriyle genişleyecek bir perspektife vurgu yapan bu gelişmenin, ülkemiz açısından özellikle Avrupa pazarındaki rekabet dengeleri bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken boyutları bulunuyor. Avrupa Birliği ülkemizin en önemli ihracat pazarı konumunda. Gıda ürünlerinden sanayi ürünlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede ticaret gerçekleştirdiğimiz en önemli ortağımız”
“İhracatçılarımız pazar kaybı yaşayabilir”
İhracatta somut örnekler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Özgener sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizin Avrupa Birliği’ne olan ihracatında otomotiv endüstrisi, makine ve elektrikli ürünler ön plana çıkıyor. Anlaşma ile ortaya çıkan yeni durum, Hindistan’da üretimi gerçekleştirilen benzer ürünler karşısında ihracatçılarımızın pazar kaybı yaşayabileceğini ortaya koyuyor. 2025 yılında da açık biçimde gördüğümüz üzere, kurallara dayalı uluslararası düzen parçalandıkça, jeoekonomik araçların diplomasinin yerini almaya başladığını değerlendiriyoruz.
Gümrük tarifelerinin, yaptırımların, ihracat kontrollerinin, yatırım kısıtları ve finansal sınırlamaların artık devletlerin temel politika araçları haline geldiğini görüyoruz. Öte yandan; ulusal güvenlik kaygılarının, ekonomik verimliliğin önüne geçmeye başladığını gözlemliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada; küresel ticarette çok taraflı uyuşmazlık çözüm mekanizmaları zayıflarken, ikili ve bölgesel düzenlemeler giderek daha fazla ön plana çıkıyor. Tedarik zincirleri artık küresel ölçekte değil, siyasi bloklar içinde yeniden şekilleniyor.
Yeniden yerlileşme; yani, küresel entegrasyonun kısmen geri sarılması ve ekonomik faaliyetlerin yeniden ulusal ya da bölgesel sınırlar içinde konumlandırılması, dost ülkelere yönelim eğilimlerini ve üretim maliyetlerini artırıyor. Bununla birlikte; küresel değer zinciri verimliliğini düşürüyor ve mal fiyatları üzerinden kalıcı enflasyon baskıları yaratıyor.”
“Kurala uyan ama oyuna alınmayan bir ülke konumundayız”
Toplantıda söz alan EİB Kordinatör Başkanı Jak Eskinazi ise Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumuna dikkat çeken çarpıcı ifadeler kullandı. Hindistan’ın hızla gelişme kapasitesine sahip bir ülke olduğunu belirten Eskinazi, Türkiye’nin yaşadığı temel çelişkiyi “kurallara uyan ama oyuna alınmayan bir ülke” sözleriyle özetledi.
Türkiye’nin Avrupa için vazgeçilmez bir ortak olduğunu vurgulayan Eskinazi, bu ortaklığın asimetrik biçimde yürütülemeyeceğini ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin arka bahçesi olmadığını dile getirdi.Jak Eskinazi “Hindistan hızla gelişeme kapasitesi olan bir ülkedir. Bugün yaşadığımız temel çelişkisi var. Biz kurallara uyan ama oyuna alınmayan bir ülke konumundayız. Türkiye Avrupa’nın vazgeçilmez bir ortağıdır. Ama bu ortaklık asimetrik yürütülemez. Türkiye AB’nin arka bahçesi değildir” dedi.