GENEL

Sağlık emekçilerinden 8 Mart’ta eşitlik vurgusu

Birlik Sağlık-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Hemşire Sultan Erdoğan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadınların hem çalışma hayatında hem de sosyal yaşamda ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurguladı. Erdoğan, kadına yönelik şiddetin sona ermesi ve kadınların kazanılmış haklarının korunması için tüm kurumları sorumluluk almaya çağırdı.

Abone Ol

Birlik Sağlık-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Hemşire Sultan Erdoğan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada kadınların tarihsel mücadelesine, Cumhuriyet’le kazanılan haklara ve günümüzde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekildi.

Kadınların sosyal ve çalışma hayatındaki yerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha güçlü ve etkili politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada son dönemde yaşanan kadın cinayetlerine de değinilerek toplumun tüm kesimlerine sorumluluk çağrısı yapıldı.

Birlik Sağlık-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Sultan Erdoğan’ın açıklaması şöyle:

1857 yılında ABD'nin New York kentinde daha iyi çalışma koşulları talep eden tekstil işçisi kadınların çıkan yangında hatlarını kaybetmeleriyle simgeleşen, kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesinin simgesi olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların haklarını, karşı karşıya kaldıkları sorunları ve çözüm yollarını güçlü bir şekilde dile getirme günüdür.

Türk kadını, tarih boyunca toplumsal yaşamın her alanında önemli sorumluluklar üstlenmiş, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla birlikte pek çok dünya ülkesinde kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görürken, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına 1926-1934 yılları arasında medeni ve siyasi haklar tanıyarak Avrupa'nın pek çok ülkesinden önce eşit yurttaşlık sağlamış, 1926'da Medeni Kanun ile evlenme, boşanma ve miras hakkını, 1930-1934'te seçme-seçilme hakları ile kadınlar her türlü seçme ve seçilme hakkı kazanarak sosyal, ekonomik ve siyasi hayatın merkezine yerleşmiştir.

Nitekim, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında olması gereken her türlü hakkı elde ederek, demokrasi tarihinde önemli bir yere sahip olan kadınlarımızın bugün geldiği nokta, kadınlarımızın sosyal hayattaki ve çalışma hayatındaki konumunun, dünya ölçeğiyle kıyaslandığında arzu edilen seviyenin gerisinde kaldığı açıkça görülmektedir.

Loading...

Kadınların elde ettiği bu tarihî kazanımların korunması ve daha ileriye taşınması gerekirken, ne yazık ki günümüzde kadınların sosyal hayatta ve iş hayatında yeterince temsil edilmediği, karar alma mekanizmalarında geri planda kaldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, toplumun yarısını oluşturan kadınların potansiyelinin yeterince değerlendirilememesi anlamına gelmektedir.

Kadınlar bir yandan çalışma hayatında var olma mücadelesi verirken, diğer yandan toplumun en temel yapı taşı olan annelik sorumluluğunu da büyük bir fedakârlıkla yerine getirmektedir. Buna rağmen kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları zorluklar, fırsat eşitsizlikleri ve kariyer süreçlerinde yaşadıkları engeller hâlâ önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Annelik rolü nedeniyle iş hayatında geri planda bırakılmaları, yeterli sosyal destek mekanizmalarının bulunmaması ve çalışma koşullarının kadınların ihtiyaçlarını gözetmemesi, kadınların hem sosyal hem de ekonomik hayatta hak ettikleri konuma ulaşmasını zorlaştırmaktadır.

Öte yandan kadına yönelik şiddet, ülkemizin en acil ve en yakıcı toplumsal sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Mevcut düzenlemelerin ve uygulamaların bu sorunu önlemede yeterli olmadığı artık çok net bir şekilde görülmektedir. Kadınların yaşam hakkını koruyacak, caydırıcılığı güçlü ve etkin biçimde uygulanabilecek yeni yasal düzenlemelere ve politikaların kararlılıkla hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır.

Son günlerde yaşanan ve toplum vicdanını derinden yaralayan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in katledilmesi, ne yazık ki tekil bir olay değildir. Bu acı olay, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yaşanan eksikliklerin, yetersiz düzenlemelerin ve çözümsüzlüğün bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür acıların tekrar yaşanmaması için sadece kınamak yetmez; kalıcı ve etkili adımların atılması zorunludur.

Bizler Birlik Sağlık-Sen olarak; kadınların güven içinde yaşayabildiği, eşit fırsatlara sahip olduğu, sosyal ve çalışma hayatında hak ettiği yeri aldığı bir Türkiye’nin mümkün olduğuna inanıyoruz. Kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi, kadınların kazanılmış haklarının korunması ve güçlendirilmesi için tüm kurumları ve toplumun bütün kesimlerini sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Unutulmamalıdır ki kadınların güçlü olmadığı bir toplumun güçlü olması mümkün değildir. Kadının emeğinin, anneliğinin, onurunun ve yaşam hakkının korunması; adil, eşit ve demokratik bir toplumun temel şartıdır.

Bu vesileyle, başta hayatını kaybeden kadınlarımızı saygı ve rahmetle anıyor; tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü dayanışma ve mücadele ruhuyla selamlıyoruz.”