GENEL

Tarihi koya hançer: Urla'da karaya oturtulan hurda gemiye karşı eylemler büyüyor

İzmir'in eşsiz doğasına ve tarihi dokusuna sahip Urla Demircili Koyu, yasa dışı yollarla karaya oturtulan "Gökbey" isimli devasa hurda geminin gölgesinde can çekişiyor. Birinci derece arkeolojik sit alanında adeta korsan bir gemi söküm tesisi yaratma girişimine karşı ayaklanan sivil toplum kuruluşları, yöre halkı ve siyasetçiler, bu eşsiz doğa mirasını korumak için başlattıkları çevre nöbetini kararlılıkla sürdürüyor.

Abone Ol

Ege Denizi'nin en nadide köşelerinden biri olan İzmir ilinin Urla ilçesi, son günlerde eşine az rastlanır bir çevre ve tarih katliamı girişimiyle sarsılıyor. Bölgenin bakir doğasıyla, tertemiz deniziyle bilinen ve sıkı kanunlarla koruma altında olan Demircili Koyu (Ada Koyu), kimliği belirsiz kişi veya kurumlarca adeta bir açık hava sanayi çöplüğü olarak kullanılmak isteniyor. Kamuoyunda "Gökbey" adıyla bilinen devasa bir hurda gemi, yasal hiçbir dayanağı olmadan ve tüm uyarılara rağmen bu eşsiz koya getirilerek sinsice karaya oturtuldu. Doğal güzelliklerinin yanı sıra binlerce yıllık antik tarihi barındıran bu bölgenin bir gemi mezarlığına dönüştürülme tehlikesi, kentteki tüm doğa dostlarını, yöre halkını ve sivil inisiyatifleri haklı bir öfkeyle ayağa kaldırdı. Kıyılardaki bu hukuksuz işgale dur demek isteyen aktivistler, kirliliğin önüne geçmek ve yetkilileri harekete geçirmek için bölgede kurdukları çadırlarla gece gündüz demeden çevre nöbeti tutmaya devam ediyor.

Sivil toplum ve yerel yönetimden ortak tepki

Doğa katliamına karşı sessiz kalmayan kitleler, Urla sahillerinde çok geniş çaplı bir direniş cephesi oluşturdu. Çeşme Kent Konseyi öncülüğünde şekillenen ve dalga dalga yayılan tepkilere, bölgedeki birçok önemli sivil toplum kuruluşu omuz verdi. Hafta sonu gerçekleştirilen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran son eylemde; Urla Kent Konseyi, Karaburun Kent Konseyi, Altınköy Koyu’nu Koruma Derneği, Çeşme Kadın Dayanışma Derneği ve İzmir Yaşam Alanları platformu üyeleri koya akın ederek devasa bir kalabalık oluşturdu. Sadece sivil toplum kuruluşları değil, siyaset ve hukuk dünyasının önemli isimleri de bu haklı isyana destek vermek için sahadaydı. İzmir Milletvekili Ednan Arslan ve Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan bizzat çevre eylemine katılarak vatandaşların haklı mücadelesinde yanlarında saf tuttu. Yıllarını doğa ve kent suçlarıyla mücadeleye adamış deneyimli isimlerden çevre avukatı Şehrazat Mercan da eylem alanında yer alarak, yapılan fiili işlemin hukuki boyuttaki vahametini belgeleriyle gözler önüne serdi. Yüzlerce çevre gönüllüsü, tek bir ağızdan koyun kurtarılması için yetkilileri acil göreve davet etti.

Birinci derece sit alanında sanayi faaliyeti şoku

Meselenin sadece sahil şeridini bozan görsel bir kirlilikten ibaret olmadığı, araştırmalar derinleştikçe ortaya çıkan yeni bilgilerle çok daha korkunç bir hal aldı. Basına sızan ve resmi makamlarca da yalanlanmayan şok edici belgelere göre, söz konusu "Gökbey" isimli hurda yığını, uluslararası standart prosedürleri uygulayan lisanslı gemi söküm tesisleri tarafından yüksek çevresel risk taşıdığı gerekçesiyle daha önce reddedildi. Yasal söküm tesislerinin bile sınırlarından içeri sokmaya çekindiği bu tehlikeli atık yığınının, hakkında resmi mahkemelerce verilmiş kesin bir ihtiyati tedbir kararı bulunmasına rağmen gizlice getirilip birinci derece arkeolojik sit alanı statüsündeki Demircili Koyu'na terk edilmesi büyük bir infial yarattı. Uzmanlar, hurda geminin gövdesinde bulunması muhtemel asbest izolasyon malzemelerinin, paslı ağır metallerin, sintine sularının ve zehirli kimyasal atıkların denize sızması halinde, bölgenin eşsiz deniz ekosisteminin geri dönülemez bir yara alacağı konusunda acil uyarılarda bulunuyor. Böylesine değerli bir kültürel miras alanının, korsan bir tersane mantığıyla fütursuzca işgal edilmesi, devletin deniz ve kıyı denetim mekanizmalarındaki boşlukları da acı bir şekilde tartışmaya açıyor.

Şeffaf soruşturma ve acil tahliye talebi

Bölgede günlerdir rüzgara ve soğuğa aldırmadan direnişini sürdüren eylemciler, yetkili bakanlıklara ve adli makamlara son derece net bir çağrıda bulunarak kırmızı çizgilerini belirledi. İlk ve en acil beklenti, insan ve çevre sağlığını saniye saniye doğrudan tehdit eden bu hurda geminin, yerinde herhangi bir kesim, söküm veya parçalama işlemine kesinlikle tabi tutulmadan, bütün haliyle ve en güvenli mühendislik yöntemleri kullanılarak derhal koydan çekilmesi yönünde. İkinci olarak, bu apaçık çevre suçuna göz yuman, devasa geminin o bölgeye getirilip oturtulmasına izin veren, ihmali, kusuru veya kastı bulunan tüm kamu görevlileri ile özel şahıslar hakkında idari ve adli soruşturmaların derhal, kamuoyuna açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmesi isteniyor. Son olarak bölge halkı, bu cennet köşesinde ve benzeri kanuni koruma statüsündeki hiçbir Ege kıyısında, gelecekte bu tarz fiili işgallere ve kanunsuz sanayi faaliyetlerine kesinlikle müsamaha gösterilmemesini talep ediyor. Yaşam alanlarını, atalarından kalan tarihi mirası ve Ege'nin mavi sularını rant uğruna feda etmemeye yeminli olan vatandaşlar, o paslı yığın Demircili Koyu'ndan çıkarılana kadar sahadan ayrılmayacaklarını vurguluyor.