EKONOMİ

Tatil hayal oldu!

Artan hayat pahalılığı ve eriyen alım gücü, Türkiye'de milyonların en temel dinlenme hakkı olan yaz tatili hayallerini de vurdu. Araştırma şirketi Ipsos'un Türkiye Monitörü çalışması, toplumun kanayan yarasını gözler önüne serdi: Her 10 kişiden 6'sı, bu yaz tatile çıkamadı ve çıkmayı da düşünmüyor. Tatile gidememenin ardındaki en büyük neden ise %91 gibi ezici bir oranla ekonomik zorluklar olarak gösteriliyor.

Abone Ol

Yılın yorgunluğunu atmak, zihinsel ve bedensel olarak yenilenmek ve aileyle birlikte keyifli anılar biriktirmek... Bir zamanlar orta sınıf için ulaşılabilir bir hedef olan yaz tatili, Türkiye'de giderek daha fazla insan için ertelenen bir hayale, hatta ulaşılamaz bir lükse dönüşüyor. Uluslararası araştırma şirketi Ipsos'un Türkiye'deki sosyal ve ekonomik eğilimlerin nabzını tutan son çalışması, bu acı gerçeği çarpıcı rakamlarla bir kez daha teyit etti. Araştırmaya göre, 2025 yılında da toplumun büyük bir kesimi tatil yapma imkanı bulamadı. Ankete katılan her 10 kişiden 6'sı (%59), bu yaz tatil yapmadığını ve yapmayı da düşünmediğini belirtti. Bu oran, geçtiğimiz yılki verilerle neredeyse aynı seviyede kalarak, tatil yapamamanın artık kronik bir soruna dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, sadece bir dinlenme aktivitesinden mahrum kalmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda toplumun genel ruh hali üzerinde de derin izler bırakıyor. Araştırmada katılımcıların kendilerini nasıl hissettiklerine verdikleri "yorgun, bıkkın ve endişeli" yanıtları, tatilin bir ihtiyaçtan öte, bu psikolojiden çıkış için bir zorunluluk olduğunu da ortaya koyuyor.

Tatilin önündeki en büyük engel: Ekonomi, ekonomi, ekonomi

Peki, milyonlarca insanı denizden, güneşten ve dinlenmekten alıkoyan ne? Ipsos'un araştırması bu sorunun yanıtını net bir şekilde veriyor: Ekonomi. Tatile gidemediğini belirten katılımcılara "Neden yaz tatili yapamadınız?" diye sorulduğunda, cevapların ezici bir çoğunluğu aynı kapıya çıkıyor. Katılımcıların tam %91'i, tatile gidememelerinin temel nedeni olarak ekonomik koşulları gösteriyor. Bu oran, geçtiğimiz yıla göre (%87) 4 puanlık bir artış göstererek, ekonomik baskının halkın üzerinde daha da ağırlaştığını kanıtlıyor. Tatile gidemeyenlerin sadece %6'sı iş yoğunluğunu, %2'si ise sağlık sorunlarını gerekçe gösteriyor. Bu rakamlar, tatil yapamamanın kişisel bir tercih veya zamanlama sorunundan ziyade, doğrudan alım gücünün erimesi ve artan hayat pahalılığı ile ilgili olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. Yükselen enflasyon, konaklama, ulaşım ve yeme-içme maliyetlerindeki fahiş artışlar, bir haftalık bir aile tatilinin bile ortalama bir maaşın çok üzerine çıkmasına neden oluyor. Bu durum, tatili, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca hane için ertelenmesi veya vazgeçilmesi gereken ilk harcama kalemi haline getiriyor.

Tatil alışkanlıkları değişiyor: Akraba evinden otele geçiş

Ekonomik zorluklara rağmen tatile çıkabilen azınlık kesimin tatil alışkanlıklarında ise dikkat çekici bir değişim gözlemleniyor. Geçmiş yıllarda maliyeti düşürmek için en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan "aile/akraba evinde kalma" seçeneği, popülerliğini yitirmeye başladı. Ipsos'un verilerine göre, 2024 yılında tatilcilerin %34'ü ailelerinin veya akrabalarının yanında konaklarken, 2025 yılında bu oran %26'ya geriledi. Bu düşüşün aksine, daha profesyonel ve konforlu bir dinlenme imkanı sunan otel ve pansiyon tercihlerinde ise belirgin bir artış var. Geçen yıl %24 olan otelde konaklama oranı, bu yıl %30'a yükseldi. Benzer şekilde, pansiyonda kalanların oranı da %11'den %16'ya çıktı.

Uzmanlar bu değişimi, tatilcilerin artık "gerçek anlamda dinlenme" ihtiyacına daha fazla önem vermesiyle açıklıyor. Akraba yanında geçirilen tatillerde, misafirlik sorumlulukları ve ev içi dinamikler nedeniyle tam bir dinlenme hissinin yakalanamaması, insanları kendi başlarına olacakları, yemek, temizlik gibi dertlerinin olmadığı profesyonel tesislere yöneltiyor. Bireyler, kısıtlı bütçeleriyle yapabildikleri kısa tatillerde, maksimum konfor ve bağımsızlık arayışına giriyor.

Tatil bütçesi nasıl karşılanıyor: Banka kredisi kullanımı artıyor

Tatil bütçesinin nasıl karşılandığına dair veriler de ekonomik tablonun bir başka yansımasını sunuyor. Tatil yapan her 10 kişiden 7'si, bu harcamayı kendi gelirinden karşıladığını belirtiyor. Ancak dikkat çekici bir diğer veri, borçlanma alışkanlıklarındaki değişim. Geçtiğimiz yıla kıyasla tatil için ailesinden veya arkadaşlarından borç alanların oranında bir düşüş yaşanırken, bankalardan kredi çekenlerin oranında ise bir artış gözlemleniyor. Bu durum, insanların artık yakın çevrelerinden borç istemek yerine, daha kurumsal ve uzun vadeli borçlanma yöntemlerine yöneldiğini gösteriyor. Bu eğilim, hem bireylerin finansal okuryazarlığının değiştiğini hem de ekonomik sıkıntıların insanları banka kredisi gibi maliyetli çözümlere ittiğini düşündürüyor.

Yurt dışı tatili daha mı ucuz?

Araştırma, tatil destinasyonlarına ilişkin tercihleri de ortaya koyuyor. Beklendiği gibi, tatil yapanların büyük çoğunluğu (%87) yurt içinde kalmayı tercih ediyor. Ancak yurt içi tatil maliyetlerinin, özellikle popüler tatil beldelerinde Avrupa'daki birçok destinasyonu aratmayacak seviyelere ulaşması, küçük bir kesimi de olsa yurt dışı alternatiflerine yöneltiyor. Araştırmaya katılanların %10'u, geçtiğimiz yıl tatillerini yurt dışında yaptığını belirtiyor. Özellikle vize gerektirmeyen komşu ülkelerdeki (Yunan adaları, Balkan ülkeleri vb.) uygun fiyatlı paket turlar, Türkiye'deki tatil fiyatlarıyla kıyaslandığında daha cazip bir seçenek haline gelebiliyor. Bu durum, yurt içindeki turizm sektörünün fiyatlandırma politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getiriyor.