Türkiye’nin geleceği ve Atatürk

Abone Ol

Her şeyin bir "dayanma gücü" ve de bir "kırılma noktası" vardır. Tıpkı bizim dayanma gücümüz gibi.

Bu sözleri, geçen yıl yer bilimcilerden çok dinlemiştik: "Fay hattı üzerindeyiz, her an kırılabilir!"

Çok defa yer bilimciler TV ekranlarına çıkıp, halkı uyararak bilinçlendirmeye çalıştılar. Hatta dünyanın dört bir köşesinden örnekler vererek oradaki depremlere karşı nasıl depreme dayanıklı yapılar kurduklarını bizlere gösterdiler.

Takvim yapraklarını hızla çevirip bugüne 6 Mart 2026'ya getirdiğimizde astrologların ekranlara çıkıp önümüzdeki günlerde nelerle karşılaşabileceğimizi gün gün sıralıyorlar:

"Aman, 7-8 Mart'ta sokaklara çıkmayın!"

"Kırmızı aya dikkat! Bakın nelere sebep olabilir?"

Vs. vs…

****

Değerli okurlarım! Aslına bakarsanız, ABD ve onun zincirlerini elinde tuttuğu İsrail'in bizim coğrafyamızda başta İran olmak üzere nasıl katliamlara girişiğini ayan beyan ortada ve Siyonizm'in yüzünü görüyoruz. İşte Doğu Akdeniz'in "Savaş alanına" dönüşü bizleri kaygılandırmadı mı?

Akdeniz savaşın odak noktası olmuş, "alev-alev" yanıyor!

ABD donanması ve savaş gemileri burada. Güney Kıbrıs'ın korunması için İngiltere savaş gemisini yola çıkarmış!

Akdeniz'de adeta bir "Cambaza bak!" oyunu oynanmıyor mu?

Birleşmiş Milletler (BM), NATO'nun görevi ve kuruluş amaçları nedir? Diye soruyor insan ister istemez!

Zor dostlar, zor!

Akdeniz'in alev-alev yanışını seyretmek çok zor!

****

Orta Doğu'da savaşın tam 6. günündeyiz.

İran'a atılan füzeler ve de İran'dan atılan füzeler. Ortalık tam bir mahşer gününe dönüşmüş vaziyette!

Anlayacağınız, bu coğrafyada "Kimin eli, kimin cebinde, belli değil" demekle kalıyor insan!

Ramazan ayı için hazırlanan imsakiyelere bakıp oruç açmak niyetiyle camilerdeki yeşil ışıkları beklerken İran ve Akdeniz'in semalarında adeta kızılca kıyamet kopuyor!

İşte savaşın göbeğindeki Müslümanlar, sahura bu şartlarda kalkıp, iftarı böyle açıyorlar!

Oysa ki, Siyonizm'in, Müslümanlara karşı bu tutumu karşısında atılan bombalar altında yıkılan okullarda ölen günahsız kız-erkek öğrencilerin ve de sıralanmış tabutlar sayısı arttıkça insanın yüreği sızlamaktan başka ne yapabilir ki!

Tabii ki, Türkiye'miz yakınındaki bu savaş çemberi içinde sorulan sorular cevapsız kalmaz, kalmamalıdır da!

Aslına bakarsanız, bizim politikamız belli; Ulu Önder'imiz Mustafa Kemal Atatürk'ümüz Türkiye'nin geleceğini şu sözleri ile çizmişti:

"Yurtta sulh, cihanda sulh!"…