Umut yoksa mutlulukta veresiye

Abone Ol

Adettendir gelene hoş geldin, gidene de güle güle deriz.

Hatırlayacağınız gibi son yazımda 2025'i böyle uğurladığıma göre, iki gün önce kapımızı soğuklarla birlikte aralayıp içeri aldığımız 2026'yı da aynı temenni ile Hoş Geldin yeni yıl diye ağırlıyorum.

Tabii ki, ardından dostların "Yeni yıl kutlu ve mutlu olsun" dilekleri yağmaya başladı.

İnşallah bu dilekler hepimiz için kabul olur.

Öyle ya, zaman elimize aldığımız kum taneleri gibi akıp gittiğine göre, dilek ve umutlar çok önemli.

2025'in 365 gününü takvim yaprakları gibi birer birer koparıp 2026'ya doğru bir köprü gibi uzattığımızda, o köprünün altından nelerin akıp geçtiğini de birlikte görüp şahit olduk.

Umut diyoruz değil mi?

Zam yağmuru altında ezilen emeklisi, memuru, asgari ücretlisinin nasıl sokaklara tencere-tava çalarak çıktığını bildiğimize göre "Umut" yine öne geçti. Vatandaş kendisine uzatılan mikrofonlara "Ne istiyorsunuz?" sorusuna hemen cevabını yapıştırdı:

"Mavi Düşler grubundan Coşkun Demir aslında buna en güzel yorumu yapmış:

Ne mi istiyorum? Cepte umut kalmayınca veresiye dağıtılsın mutluluğu... Zam istiyorum hayallerime bak bak bol kahkaha harcayıp, giderken üstü kalsın demeliyim bu hayatta."

Bana gelen mesaj yağmuru devem ediyor. İsterseniz bunlardan bir tanesini, daha doğrusu çok değer verdiğim öğrencilerimden Seval Keleser' inkini de sizlerle paylaşayım:

"Değerli arkadaşlarım, hepinizin adına sizin en yakın banka şubesinde 2026 Cumhuriyet nolu hesap açtım. Portföyünüze mutluluk, sağlık, huzur, bolluk, bereket, şans dahil ettim. Mutlu Yıllar."

Aslında görüp yaşadıklarımız adeta buzdağının görünen yüzü idi değil mi?

***

Bana "Sen de mi?" demeyin!

İşte siyaset arenasında, ekonomimizin nabzını tutanların çarpıcı örnek sözleri:

-2026' da her şey daha da zorlaşacak

-Kasada poşet yüzde yüz zamlı: 100 TL

-Başkent'te yeni yıl coşkusu. Başkent'te yeni yıl festivali

-Ailelerde çocuklar çok coşkulu.

-Herkesin dileği başka!

Okurlarımdan gelen mesajlar hala devam ediyor.

Pardon kafam karıştı! Bu yıl, ne yılı, kimin yılı? Duyan gören varsa haber versin...

Nebi Yıldız'ın notunu da eklemek istiyorum: "Sabırlı ol! Ve iyi olmaktan vazgeçme. Çünkü iyiler bir gün mutlaka kazanacak."

Vatandaşın dertleri, soruları o kadar çok ki, mitinglerde, çok defa dile getiriliyor:

-Bir, iki, üç, dört değil beş istediler! Beşinci çocuk hayırlı ama mamaya zam da peşinden geldi!

-Dondurucu soğuklar. Elektriğe zam.

Biz bugünlere nasıl, neden geldik? Anlatmıyorlar!

-İstanbul'da emekliler ses yükseltti: En az 50 bin TL Maaş istedi.

Bir yıl daha böyle mi geçer?

Nereden nereye.

Sn. Bakan Mehmet Şimşek biliyor mu? Simit 25 TL. 15, 20, 25. Yüzde 25 zam. Market poşetine zam geldi. Artık 1 TL. 25, 50, 100 kuruş yüzde 100 zam.

Biz marketin reklamını yapıyoruz 1 TL'yi bizim yerimize onlar alıyor!

Turpun büyüğü tarlada kaldı.

250 dönüm tarlayı ekti alım fiyatı masrafını karşılamadı.

---

Sonuç: Ayıplar... Utançlar... Rezillikler ... Vurgunlar... Bunlar yağan karla mı örtüldü?

-2026' dan ne bekliyorsunuz?

Yine Coşkun Demir'in sözü ile noktayı koyuyorum:

"Ne mi istiyorum? Cepte umut kalmayınca, veresiye dağıtılsın mutluluk. Zam istiyorum. Hayallerime bak kahkaha harcayıp giderken 'Üstü kalsın' demeliyim bu hayatta."

Haftaya yeni yazımda buluşmak dileklerimle selam ve sevgilerimi sunuyorum.