GENEL

Yağmur suları heba olmayacak

Küresel ısınmanın getirdiği su stresi ve kuraklık tehdidine karşı harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi, kamu binalarında başlattığı "yağmur suyu hasadı" projesiyle doğal kaynakları koruma altına alıyor. Çatılardan toplanan yağmur suları depolanarak kentin temizliğinden yeşil alanların sulanmasına kadar birçok alanda şebeke suyunun yerini alacak.

Abone Ol

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve etkileri her geçen gün daha sert hissedilen iklim krizi, yerel yönetimleri doğal kaynakların korunması konusunda daha radikal ve yenilikçi adımlar atmaya zorluyor. Özellikle su fakiri olma yolunda ilerleyen Akdeniz havzasındaki kentler için su yönetimi hayati bir önem taşıyor. Bu kapsamda çevre dostu projeleriyle dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin su kaynaklarını korumak ve gelecekte yaşanması muhtemel susuzluk senaryolarına karşı direnç oluşturmak adına stratejik bir hamle yaptı. Belediye, kendi hizmet binalarında hayata geçirdiği "yağmur suyu hasadı" uygulamasıyla, gökyüzünden düşen her damlayı verimli bir şekilde değerlendirmeyi hedefliyor. Proje, sadece su tasarrufu sağlamakla kalmayıp, şebeke suyuna olan bağımlılığı azaltarak kentin su yönetim planına nefes aldırmayı amaçlıyor.

Damla damla biriken tasarruf projesi

Belediye bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, çatısı ve fiziki yapısı uygun olan hizmet binaları tek tek tespit edilerek yağmur suyu toplama sistemleriyle donatılıyor. Bu sistemler sayesinde, yağışlı günlerde çatılardan akan sular kanalizasyon sistemine karışıp gitmek yerine, özel olarak kurulan depolarda biriktiriliyor. Projenin ilk etabında kentin simge noktalarından olan Celal Atik Spor Salonu, Kültürpark Tenis Kortu, HİM Binası ve Eşrefpaşa Hastanesi gibi kritik noktalarda kurulumlar tamamlandı. Binaların ihtiyacına ve çatı kapasitesine göre 1, 3, 5 ve 10 tonluk depolar yerleştirilerek hasat sistemi aktif hale getirildi. Kültürpark hollerindeki çalışmaların hızla devam ettiği projede, sırada İlber Ortaylı Kütüphanesi, Toros ve Yenişehir İtfaiye binaları, Zeytinlik Hizmet Binası ve Atlas Pavyonu gibi önemli merkezler var. Bu yaygınlaştırma stratejisi, projenin sadece pilot bir uygulama olmadığının, kentin geneline yayılacak bir politika olduğunun en net göstergesi.

Kışın yağan bereket yaza saklanacak

Projenin teknik detayları ve vizyonu hakkında bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Yiğit Beydağ, yağmur suyu hasadının kuraklıkla mücadelede en etkili yöntemlerden biri olduğuna dikkat çekti. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ile tam bir koordinasyon içinde çalıştıklarını belirten Beydağ, çatı alanlarının titizlikle tarandığını vurguladı. Ege Bölgesi’nin yağış rejimine dikkat çeken Beydağ, yağmur mevsiminin kısıtlı bir zaman dilimine sıkıştığını hatırlatarak, "Önümüzde değerlendirmemiz gereken 3-4 aylık kıymetli bir yağış periyodu var. Amacımız bu dönemi maksimum verimle geçirmek. Yağan yağmuru anında depolayıp, ihtiyaç duyulan alanlara hızla yönlendiriyoruz. Hedefimiz çok net; bu sistemi tüm hizmet binalarımıza entegre ederek su kaynaklarımızı daha akılcı kullanmak ve İzmir'i kuraklık şoklarına karşı daha dirençli bir kent haline getirmek" ifadelerini kullandı.

Teknolojik takip ile suyun her damlası kayıt altında

Hasat edilen suların kullanım alanları ise projenin çevreci yönünü daha da güçlendiriyor. Toplanan sular, içme suyu kalitesindeki şebeke suyu yerine kullanılarak büyük bir tasarruf kapısı aralıyor. Depolanan yağmur suları; park ve bahçelerin peyzaj sulaması, kentin cadde ve sokaklarının temizliği ve hatta itfaiye araçlarının su dolum işlemlerinde değerlendiriliyor. Özellikle Kültürpark gibi geniş yeşil alanlara sahip bölgelere yerleştirilen 10 tonluk dev depolar, yaz aylarında artan sulama ihtiyacını şebekeye yüklenmeden karşılamayı hedefliyor.

Sürecin yönetimi ise tamamen dijital bir altyapı üzerine kurulmuş durumda. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) üzerinden oluşturulan özel bir haritalandırma ağı sayesinde, hangi binada ne kadar su toplandığı, depoların doluluk oranları ve suyun kullanım alanları anlık olarak izlenebiliyor. Bu teknolojik takip sistemi, birimlerin koordinasyonunu artırırken, itfaiye araçları gibi acil su ihtiyacı duyan ekiplerin en yakın dolu depoya yönlendirilmesine de olanak tanıyor. İzmir, bu projeyle hem doğanın sunduğu bereketi koruyor hem de akıllı kent uygulamalarıyla sürdürülebilir bir geleceğe yatırım yapıyor.