Türkiye'nin en verimli tarım havzalarından biri olarak kabul edilen Manisa ilinin Alaşehir ilçesinde, takvim yaprakları kış mevsimini göstermesine rağmen doğa oldukça erken bir uyanışa geçti. Küresel iklim krizinin etkilerinin her geçen yıl daha da sert hissedildiği ve mevsim geçişlerinin keskinliğini yitirdiği bölgede, şaşırtıcı hava olayları yaşanmaya devam ediyor. Özellikle son günlerde mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, tarımsal üretim zincirinde ciddi bir tehdit unsuru haline gelmeye başladı. Kış aylarının o dondurucu soğuklarına ve kar yağışlarına hasret kalan yöre halkı, şubat ayının ortasında güneşin ısıtıcı yüzüyle karşılaşırken, bu durum ilçe ekonomisinin can damarı olan meyvecilik faaliyetleri için büyük bir alarm zili anlamına geliyor.
Kış ortasında dalları süsleyen beyaz tehlike
Ocak ayından bu yana beklenen kış soğuklarının bir türlü bölgeye inmemesi, bitki örtüsünün biyolojik saatini tamamen şaşırttı. Meteorolojik verilere göre ocak ayında termometrelerin 10 ile 12 derece bandında seyrettiği, şubat ayında ise gündüz saatlerinde bu rakamın 13 derecelere kadar tırmandığı ilçede, normal şartlarda nisan ayında uyanması beklenen badem ve erik ağaçları erkenden gelinlik giymiş gibi bembeyaz çiçeklere büründü. Sadece meyve ağaçları değil, doğadaki kır papatyaları ve çeşitli yaban çiçekleri de bu ılık havaya aldanarak renk cümbüşü oluşturdu. Dışarıdan bakıldığında kartpostallık, muazzam bir bahar manzarası sunan bu durum, aslında kentin temel geçim kaynağı olan tarım sektörü için sinsi bir felaketin ilk adımları olarak değerlendiriliyor. Ağaçların kış uykusu evresini tamamlamadan tomurcuklanması, bitkinin hastalıklara ve zararlılara karşı direncini de büyük ölçüde kırıyor.
Toprağın suya doyması buruk bir sevinç yarattı
Son aylarda bölgenin aldığı bereketli ve aralıksız yağışlar, uzun bir süredir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya olan Ege üreticisine derin bir nefes aldırmıştı. Kuruyan derelerin yıllar sonra yeniden coşkuyla akması, yer altı su seviyelerinin yükselmesi, barajlardaki doluluk oranlarının istenilen seviyelere ulaşması ve toprağın suya tam anlamıyla doyması tarım sektörü için eşsiz bir müjde olarak karşılanmıştı. Ancak bu son derece iyimser tablo, güneşin yüzünü haddinden fazla göstermesiyle yerini derin bir kaygıya ve uykusuz gecelere bıraktı. Yıllarını toprağa vermiş tecrübeli yöre çiftçisi Bekir Şahal, yaşanan bu meteorolojik tezat durumu şu çarpıcı sözlerle özetliyor: "Yağışların bol olması hepimizin yüzünü güldürdü, toprak suya nihayet doydu, yıllardır akmayan kaynaklarımız bile canlandı. Fakat havaların şu an bu kadar ılık gitmesi, meyve ağaçlarımızın zamanından çok önce uyanıp çiçek açmasına sebep oldu. Bu durum biz çiftçiler için tarif edilemez bir tedirginlik oluşturuyor."
Olası bir ayaz dalgası bir yıllık emeği yok edebilir
Tarım literatüründe "yalancı bahar" olarak adlandırılan bu tehlikeli meteorolojik sapma, üreticilerin en büyük korkulu rüyası konumunda yer alıyor. Ağaçların kış dinlenmesinden erken çıkıp tomurcuk patlatması, beraberinde devasa bir zirai don riski getiriyor. Önümüzdeki haftalarda Balkanlar üzerinden bölgeye sızabilecek ani bir soğuk hava dalgası veya gece saatlerinde yaşanacak keskin bir ayaz, açık olan tüm narin çiçeklerin donarak kavrulmasına ve dökülmesine yol açma potansiyeli taşıyor. Çiftçiler, yeni açan tomurcukların ve çiçeklerin sıfırın altındaki sıcaklıklara karşı hiçbir savunma mekanizması olmadığını, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde dallarda tek bir meyvenin dahi tutmayacağını belirtiyor. Böylesi bir felaket, koca bir sezon boyunca dökülen alın terinin, gübre, ilaç ve mazot masraflarının sadece bir gecede heba olması anlamına geliyor. Yaşanan bu erken çiçeklenme hadisesi, sadece o yılki hasat miktarını sıfırlamakla kalmıyor, aynı zamanda ağacın genel sürgün sağlığını da derinden sarsan büyük bir travma yaratıyor.
Zirai uzmanlardan gece sıcaklıklarına karşı acil uyarı
Ziraat mühendisleri ve iklim bilimciler de Alaşehir ovasındaki bu sıra dışı ve riskli tabloyu büyük bir endişeyle takip ediyor. Uzmanlar, gün içindeki bahar havası ile gece yaşanan kış soğukları arasındaki yüksek sıcaklık farklarının bitkilerin strese girmesine neden olduğunu vurguluyor. Gündüz 13 dereceleri gören havanın, gece aniden sıfır derece sınırına inmesinin, bitkinin hücre yapısında şok etkisi yarattığı ifade ediliyor. Özellikle gece saatlerinde yaşanabilecek ani ısı düşüşlerinin, henüz çok zayıf ve hassas olan çiçek taç yapraklarında geri döndürülemez yanıklara ve buzlanmalara yol açabileceği belirtilerek, çiftçilerin don pervaneleri ve suni sisleme gibi koruyucu zirai önlemleri şimdiden hazır tutmaları gerektiği yönünde ciddi uyarılarda bulunuluyor. Doğanın bu dengesiz ritmi karşısında eli kolu bağlı bekleyen çiftçiler, şimdi gözlerini meteorolojiden gelecek umut verici haberlere dikmiş durumda.