Nature Communications dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, günlük hayatta kullandığımız birçok ürünün içeriğinde bulunan ftalat adlı sentetik kimyasalların, bebeklerin beyin gelişimini ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu. İlk kez 1920'lerde kullanılmaya başlanan bu kimyasallar, plastikleri daha yumuşak ve esnek hale getirmek amacıyla yaygın olarak tercih ediliyor.
Ftalatlar, PVC içeren vinil döşeme, tıbbi cihazlar, çocuk oyuncakları, gıda ambalajları ve duş perdeleri gibi birçok üründe bulunuyor. Bunun yanı sıra deodorant, oje, parfüm, saç jölesi, şampuan, sabun ve vücut losyonu gibi kişisel bakım ürünlerinde de kayganlaştırıcı olarak kullanılıyor. Bu kadar yaygın kullanımı, özellikle hamile kadınların ve bebeklerin kimyasala maruz kalma riskini artırıyor.
Ftalatların beyin gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri
Araştırmacılar, "untargeted metabolomics" adı verilen yeni bir yöntem kullanarak, biyolojik sistemlerdeki tüm küçük molekülleri inceledi. Bu inceleme sonucunda, anne karnında maruz kalınan plastiklerin bebeklerin beyin gelişimini etkileyen nörotransmitter ve aminoasitlerin metabolizmasını değiştirebildiği tespit edildi.
Atlanta Afrikalı Amerikan Anne Çocuk Derneği'ne başvuran anne-yenidoğan çiftlerinin verilerine dayanan araştırmada, 8-14 haftalık ve 24-30 haftalık gebelik dönemlerinde toplanan idrar örnekleri ftalat metaboliti açısından ölçüldü. Doğumdan sonra bebeklerin topuklarından alınan kan örnekleriyle karşılaştırıldığında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.
Tirozin eksikliği ve beyin fonksiyonları
Ekip, ftalat seviyelerinin tiroit hormonu tiroksinin öncüsü bir aminoasit olan tirozin düzeyinin düşüklüğüyle bağlantılı olduğunu gördü. Tirozin, beyin fonksiyonlarının desteklenmesinde önemli bir rol oynuyor. Stres altında, tirozin beyindeki nörotransmiter seviyelerini destekleyerek dikkat ve uyanıklığı artırıyor, böylece daha iyi ruh hali ve bilişsel fonksiyonlar sağlıyor.
Araştırmacılar, rahim içinde ftalata maruz kalan bebeklerde tiroksinin anormal derecede düşük olduğunu ve bunun da yenidoğanların hastalığa ve nörogelişimsel bozukluklara karşı daha savunmasız hale gelmesine neden olduğunu belirtti. Tirozin ayrıca vücudun "savaş ya da kaç" tepkisi vermesine yardımcı olan dopamin, norepinefrin ve epinefrinin öncüsü olarak biliniyor. Bu nörotransmitterlerin düşük olması anksiyete, depresyon ve odaklanma gibi çeşitli sorunlara yol açabiliyor.
Ftalatların diğer sağlık riskleri
Yapılan bilimsel çalışmalar, ftalatların sadece beyin gelişimini değil, insan sağlığını pek çok açıdan tehdit ettiğini gösteriyor. Ftalatların zararları arasında üreme sistemine dair bozukluklar, kısırlık, hormonal bozulmalar ve gelişimsel bozukluklar sıralanıyor. Özelliklere erkeklerde düşük sperm sayısı, düşük testosteron, sperm hasarı ve genital kusurlarla ilişkilendirilirken, kadınlarda tekrarlayan düşük riskini artırdığı belirlenmiş durumda.
Ayrıca ftalatlar, açlık kan şekeri, insülin ve HBA1C gibi belirteçlere dayalı olarak bozulmuş glikoz kontrolüne ve "insülin direncine" de yol açabiliyor. Bu da tip-2 diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalık ve sistemik inflamasyona katkıda bulunabiliyor.
Erkek ve kız çocuklarda farklı etkiler
İlginç bir şekilde, ftalatların etkileri erkek ve kız çocuklarında farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Özellikle erkek bebekler ftalatlardan daha fazla etkileniyor. Yapılan deneyde, anne karnında ftalatlara fazla maruz kalan erkek bebeklerin bilgiyi daha yavaş işleme eğilimi gösterdiği bulundu.
Kız çocuklarında ise ftalat maruziyeti, erken ergenliğe neden olabiliyor. Bu durum, psikolojik ve fizyolojik durumları etkileyerek ileriki yaşlarda kardiyometabolik hastalıklara yol açabiliyor ve kanser riskini önemli düzeyde artırabiliyor.
Hamile kadınlar için önlemler
Uzmanlar, hamile kadınların ftalatlardan ve benzeri kimyasallardan olabildiğince uzak durmasını öneriyor. Özellikle ısıyla temas eden plastik ürünlerin kullanımı konusunda anne adaylarının dikkatli olması gerekiyor. Olabildiğince doğal malzemeden yapılmış ürün ve ambalajlara yönelmek, ftalatlara daha az maruz kalmanın yollarından biri olarak gösteriliyor.
Hamilelerin sağlığı, bebeğin gelişimini doğrudan etkilediği için bu konuda bilinçli olmak büyük önem taşıyor. Gebeliğin spesifik dönemlerinde maruz kalınan ftalat düzeylerinin, yavrunun doğum ağırlığını, boy uzunluğunu, kafa çevresini etkilediği ve prematüre doğum riskini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.