18 Mart 1915 sabahı, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda vinç sistemi çöktüğünde, tarih sahnesine çıkan bir isimdi Seyit Onbaşı. 276 kilogramlık top mermisini sırtlayarak namluya yerleştirmesi, Ocean zırhlısını batıran darbeyi vurdu. Bu hamle, İtilaf Donanması’nın boğazı geçme planlarını suya düşürdü. O gün, “Bir top, bir mermi, bir kahraman” hikâyesi, Çanakkale’yi “geçilmez” kılan sembollerden biri oldu.
Kazma ve taşla yazılan direniş: Bigalı Mehmet Çavuş
Seddülbahir’deki ilk çıkarma girişiminde, Bigalı Mehmet Çavuş ve 25 askeri, silahları sustuğunda bile pes etmedi. Tüfeği bozulunca eline aldığı kazma ve taşlarla düşman saflarına daldı. Bu çatışmada 10’u aşkın düşman askerini etkisiz hale getirmesi, göğüs göğüse mücadelenin simgesi haline geldi. Onun hikâyesi, Çanakkale ruhunun “silahsız bile olsa direniş” anlayışını özetliyor.
“Ölmeyi emrediyorum”: Atatürk ve 57. Alay’ın fedakarlığı
25 Nisan 1915’te Arıburnu’nda başlayan kara savaşlarında, Yarbay Mustafa Kemal’in 57. Alay’a verdiği emir, tarihe kazındı: “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” Conkbayırı’ndaki bu direniş, İngiliz General Hamilton’un “Gebe dağlar Türk doğuruyor” sözünü söyletecek kadar şiddetliydi. 57. Alay’ın neredeyse tamamı şehit düşerken, düşmanın Anafartalar’ı ele geçirme planı suya düştü.
Gizli mayınlar ve bir deniz yüzbaşısının zaferi
Deniz savaşlarının kilit ismi Tophaneli Hakkı Bey, 7-8 Mart gecesi Nusret Mayın Gemisi’ni kullanarak boğaza 26 mayın yerleştirdi. Bu hamle, Bouvet, Irresistible ve Ocean zırhlılarının batırılmasına yol açtı. Hakkı Bey’in stratejisi, İtilaf Donanması’nın “Çanakkale’yi 24 saatte geçeriz” iddiasını çökerten en önemli faktördü.
Kızına kavuşamayan bir baba: Üsteğmen Hasan
Dardanos Tabyası’nda topçu subayı olan Üsteğmen Hasan, kızının doğum haberini aldığında mevzisini terk etmedi. Cevat Paşa’nın “Git, evladını gör” çağrısına rağmen, “Vatan emaneti daha kıymetli” diyerek görev başında kaldı. Aynı gün, bir top mermisiyle şehit düşen Hasan’ın hikâyesi, vatan sevgisinin nasıl bir aile bağından üstün tutulduğunu gösteriyor.
110 yıl sonra Çanakkale ruhu
Çanakkale Zaferi’nin üzerinden 110 yıl geçse de, bu destanın izleri hâlâ taze. Bugün, 59 bin şehit ve 100 bini aşkın gazinin anısına dikilen anıtlar, “Çanakkale geçilmez” sözünü yeniden haykırıyor. Uzmanlar, zaferin sadece askeri değil, psikolojik bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor: “Bu direniş, Milli Mücadele’nin fitilini ateşledi.”