YAĞMUR KARADAĞ/Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Ocak ayına ilişkin paylaştığı verilerle kadına yönelik şiddetin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Platformun raporuna göre, Ocak ayında 22 kadın cinayeti işlendi, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. İzmir’den ise 4 kadın yaşamdan koparıldı.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları
“BU SÜREÇ TESADÜF DEĞİL”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, yaşananların tesadüf ya da münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Bu sürecin kadın cinayetlerinin bu kadar artmasının ve özellikle İzmir’de yoğunlaşmasının bir tesadüf olduğuna inanmıyoruz. Kadınlar açısından bu sürecin, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla başladığını, ardından 2025’in ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi ve bu kapsamda hayata geçirilen politikalarla derinleştiğini düşünüyoruz. İzmir’de öldürülen kadınlara baktığımızda bunu açıkça görüyoruz” dedi.
“ÖLÜMDE BİLE EŞİT DEĞİLİZ”
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken ‘6284’ü uygulayacağız, kadına yönelik şiddette sıfır tolerans’ denildiğini hatırlatan Osmanoğulları, “Daha 2026’nın ilk ayından korkunç rakamlarla karşılaştık. Sıfır tolerans bu mu? Artık vahşice, canavarca öldürülüyoruz. Kadınlar öylesine değersizleştirildi ki, ölümümüzde bile saygı yok. Ölümde bile eşit değiliz. Parçalanıyoruz, toprağa gömülüyoruz, valizlere konuluyoruz. Ölümüzün bile değeri kalmadı” dedi.
Mihriban Yılmaz
“FAİLLER ARTIK KURTULABİLDİKLERİNİ GÖRÜYOR”
İzmir’de Ocak ayında öldürülen kadınlara dikkat çeken Osmanoğulları, Mihriban Yılmaz, Gözde Akbaba ve Dilan Gedik cinayetlerini hatırlattı. Mihriban Yılmaz’ın kaybolduktan 10 gün sonra toprağa gömülü halde bulunduğunu belirten Osmanoğulları, “Dosyada gizlilik kararı var ancak cinayetin son derece vahşice işlendiği biliniyor. Ayrıca Mihriban Yılmaz dosyası ile bir gerçek daha ortaya çıktı. Fail, 2023 yılında bir başka genç kadının ‘yüksekten düşme’ sonucu ölümü nedeniyle şüpheli olarak gözaltına alınmış, ancak dosya ‘kalp krizi’ denilerek kapatılmıştı. Mihriban dosyasında telefon incelemeleri yapılınca, o kadının da öldürüldüğü ortaya çıktı. Adeta ilahi adalet tecelli etti. Bu durum bize şunu gösteriyor: Şüpheli kadın ölümlerinin artmasının nedeni, faillerin artık kurtulabildiklerini görmeleri. Cezasızlık, onları daha da cesaretlendiriyor” dedi.
İZMİR’DE 3 GÜNDE 3 CİNAYET
Bornova’da kayıp olarak aranan 26 yaşındaki Mihriban Yılmaz’ın, ormanlık alanda gömülü halde cansız bedenine ulaşılmış, yapılan incelemelerde boğularak öldürüldüğü tespit edilmişti. Menemen’de yaşayan 26 yaşındaki Gözde Akbaba’nın ise hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı erkek tarafından evinin önünde silahla vurularak öldürüldüğü anlar güvenlik kameralarına yansımıştı. Buca'da ikamet eden 18 yaşındaki Dilan Geyik’in ölümünde de önce intihar iddiası öne sürülmüş, ancak sonradan yapılan incelemelerde genç kadının erkek arkadaşı tarafından boğularak öldürüldüğü ortaya çıkmıştı.
“ÇOK CİDDİ BİR CEZASIZLIK POLİTİKASI VAR”
Gözde Akbaba’nın ise 26 yaşında, hakkında koruma kararı olmasına rağmen Menemen’de sokak ortasında, herkesin gözleri önünde öldürüldüğünü vurgulayan Osmanoğulları, “Sürekli tehdit altındaydı, üstelik hakkında koruma kararı vardı. Bu nedenle Gaziemir’den Menemen’e taşınmak zorunda kaldı ama korunamadı. Bunlara münferit denemez. Çünkü çok uzun zamandır kadına yönelik sistematik bir şiddet var. Siyasi iktidarın ürettiği politikalar var ve bunlarla birlikte işleyen çok ciddi bir cezasızlık politikası var. Bu açıdan, kadınların vahşice öldürülmesinin tesadüf olduğu söylenemez” ifadelerini kullandı.
Dilan Geyik
ETKİN SORUŞTURMA VE KARARLI BİR POLİTİKA ŞART
Mihriban Yılmaz, Gözde Akbaba, Dilan Geyik, Naime cinayetlerinin davalarıyla ilgili henüz net duruşma tarihinin olmadığını söyleyen Osmanoğulları, “Bu davalar henüz soruşturma aşamasındalar. Ailelerle iletişim halindeyiz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için kararlı bir politika gerekli. Mücadelemiz kadınların yaşam hakkı için. Etkin soruşturma, caydırıcı cezalar ve derhal uygulanacak önleyici mekanizmalar talebimizi yineliyoruz. Her zaman da davaların takipçisi olmayı sürdüreceğiz” dedi.
“İNFAZ DÜZENLEMESİ SÜRECİ DAHA DA DERİNLEŞTİRDİ”
İnfaz yasasında yapılan düzenlemelerle birlikte pek çok failin serbest bırakıldığını ve bu durumun süreci daha da derinleştirdiğini dile getiren Osmanoğulları, “11. Yargı Paketi ile örtülü bir af çıkarıldı. Kadınların mücadelesi sayesinde kadın katilleri ve çocuk istismarcıları doğrudan serbest bırakılmadı belki ama kadına yönelik şiddet uygulayan, suç makinesi haline gelmiş birçok kişi serbest kaldı. Bizim verilerimize göre, Ocak ayında üç kadın, 11. Yargı Paketi ile serbest bırakılan failler tarafından öldürüldü. Bu aflar ve cezasızlık politikaları, ‘Bana bir şey olmaz, üç-beş yıl yatar çıkarım’ duygusunu besliyor. Bunu takip ettiğimiz davalarda çok net görüyoruz” dedi.
Durdana Khokimova
GÖÇMEN KADINLAR DA HEDEFTE
İstanbul Şişli’de öldürülen Durdana Khokimova cinayetini hatırlatan Osmanoğulları, bu olayın geçmişte yaşanan benzer vahşetleri anımsattığını belirtti. Bu cinayetin yıllar önce Münevver Karabulut’un öldürülmesini çağrıştırdığına da dikkat çeken Osmanoğulları, göçmen kadınların korunmadığı ve görünmez kılındığı bir düzende yaşamlarını yitirdiğini belirtti. Osmanoğulları, “Münevver’den Durdana’ya gelinen noktada görüyoruz ki, kadınlar açısından çok şey değişmemiş. Yıllar geçmesine rağmen tablo aynı” dedi.
“KAMU GÖREVLİLERİN İŞLEDİĞİ CİNAYETLER DAHA DA VAHİM”
Kadınları koruması gereken kamu görevlilerinin işlediği cinayetlerin ise daha da vahim olduğunu vurgulayan Osmanoğulları, “Ayşe Tokyaz’ın, bir polis tarafından öldürülüp valize konularak yine polis arkadaşlarıyla birlikte cesedinin yok edilmeye çalışıldığını gördük. Manisa’da Yeşim Akbaş, bir polis tarafından öldürüldü; deliller yok edildi, olay intihar süsüyle kapatıldı. Fail beraat etti. Ancak uzun bir mücadelenin ardından dosya yeniden açıldı. Burada erkeklerin, tepeden tırnağa kolektif bir biçimde birbirlerini koruduğunu görüyoruz. Bu dayanışma yalnızca sokakta değil; yargıya, kamuya, mahkemelere kadar uzanıyor. Bu tablo, açıkça bu politikaların sonucudur” diye konuştu.
CİNAYETLERİN GEREKÇESİ ÇOĞUNLUKLA BİLİNMİYOR
Ocak ayında öldürülen kadınlardan yalnızca iki kadının ölüm gerekçesi net olarak ortaya konulabildi. Bir kadının ekonomik nedenlerle, bir diğerinin ise kızının evli olduğu erkeğin barışma teklifini kabul etmemesi nedeniyle öldürüldüğü belirlendi. Geriye kalan 20 kadın cinayetinde ise gerekçe tespit edilemedi. Platform, kadınların kim tarafından ve neden öldürüldüğünün ortaya çıkarılamamasını; etkin soruşturma yürütülmemesi, adil yargılama eksikliği ve caydırıcı cezaların uygulanmaması ile doğrudan ilişkilendirdi.
KADINLAR EN ÇOK EN YAKINLARINDAKİ ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ
Veriler, kadın cinayetlerinin faillerinin büyük ölçüde kadınların en yakınındaki erkekler olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ocak ayında öldürülen 22 kadından 5’i evli olduğu erkek tarafından hayatını kaybetti. Bu tablo, kadın cinayetlerinin yüzde 23’ünün evlilik ilişkisi içinde işlendiğini gösterdi.
Diğer kadınlar ise birlikte olduğu erkek (3), tanıdığı biri (2), babası (2), oğlu (1), kardeşi (1), eskiden evli olduğu erkek (1), eskiden birlikte olduğu erkek (1), akrabası (1) ve eski damadı (1) tarafından öldürüldü. Dört kadının ise faille olan yakınlığı tespit edilemedi. Bu veriler, kadına yönelik şiddetin en çok “güvenli” kabul edilen ilişkiler içinde yaşandığını bir kez daha gözler önüne serdi.
KADINLAR KENDİ EVLERİNDE YAŞAMLARINI YİTİRDİ
Ocak ayında öldürülen kadınların 16’sı kendi evlerinde yaşamını yitirdi. Üç kadın sokakta, iki kadın ıssız bir yerde öldürülürken, bir kadının öldürüldüğü yer belirlenemedi. Bu tabloya göre, öldürülen kadınların yüzde 73’ü evlerinde, yani en güvende olmaları gereken alanlarda hayatını kaybetti. Platform, bu durumun “ev içi şiddetin” ne denli yaygın ve ölümcül olduğunu gösterdiğini vurguladı.
ATEŞLİ SİLAHLAR ÖNE ÇIKIYOR
Cinayet yöntemlerine bakıldığında ise ateşli silahlar dikkat çekti. Ocak ayında öldürülen kadınların 11’i ateşli silahla yaşamını yitirdi. Bunun yanı sıra boğma (5), kesici alet (4), yüksekten atma (1) ve darp (1) yöntemleri kullanıldı. Kadınların yarısının ateşli silahla öldürülmüş olması, bireysel silahlanmanın kadın cinayetlerindeki rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.