EKONOMİ

Dev bankalar altın tahminlerini güncelledi

Jeopolitik risklerin tırmandığı küresel piyasada altın rekor üstüne rekor kırarken, dünyanın önde gelen bankaları hedeflerini sert biçimde yukarı çekti. Morgan Stanley ve Societe Generale’in yeni raporları, altın için daha yüksek seviyelere işaret ediyor.

Abone Ol

Altın ons fiyatının 5 bin dolar eşiğini aşmasının ardından, küresel emtia piyasalarında beklentiler yeniden şekillendi. Yatırımcıların güvenli liman talebi hızlanırken, büyük bankalar daha önce paylaştıkları tahminleri revize etti. Güncellemeler, yalnızca küçük ayarlamalar değil, dikkat çekici sıçramalar içeriyor.

6 bin dolar bile mütevazı kalabilir

Societe Generale analistleri, altının yıl sonuna kadar ons başına 6 bin dolara ulaşabileceğini öngördü. Bankanın önceki tahmini 5 bin dolar seviyesindeydi. Analistler, küresel siyasi gerilimlerin sürmesi halinde bu hedefin dahi düşük kalabileceği uyarısında bulundu.

Banka raporunda, belirsizliğin kalıcı hale gelmesinin altına olan talebi hızlandırdığı vurgulandı. Jeopolitik tansiyon, merkez bankalarının rezerv politikaları ve küresel ekonomik kırılganlıkların birlikte etkisiyle altın talebinin kontrol edilmesi zor bir noktaya taşındığı ifade edildi.

Morgan Stanley ise altın için iyimser senaryosunu daha da güçlendirdi. Banka, 2026’nın ikinci yarısı için ons başına 5.700 dolar hedefini açıkladı. Bu, önceki projeksiyonlara kıyasla anlamlı bir yukarı yönlü revizyon olarak değerlendiriliyor.

Morgan Stanley raporunda, ETF talebindeki artışın belirleyici olduğuna dikkat çekildi. “Güçlü ETF talebi, birkaç yıldır devam eden arz açıklarının ardından sınırlı stokları hızla tüketiyor” ifadeleriyle, piyasanın arz tarafındaki sıkışıklığa vurgu yapıldı.

Yatırımcılar için yeni denge arayışı

Bankaların güncel tahminleri, altının yalnızca kısa vadeli bir sıçrama yaşamadığını, daha uzun soluklu bir yükseliş trendine girmiş olabileceğini gösteriyor. Jeopolitik risklerin yanı sıra, faiz beklentileri ve merkez bankalarının rezerv tercihlerinin de altın fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği öngörülüyor.