İzmir'in tarihi dokusu ve eşsiz tarımsal potansiyeliyle bilinen ilçelerinden biri olan Efes Selçuk Belediyesi, Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş genetik mirasını korumak adına devasa bir adıma daha imza atıyor. 2020 yılında, tüm dünyayı eve hapseden küresel salgının en yoğun hissedildiği dönemde başlatılan seferberlik, bugün daha da güçlü bir şekilde artarak devam ediyor. "Tüm Türkiye Eksin" sloganıyla yola çıkan yerel yönetim, kendi sınırları içerisinde kurduğu ve adeta bir açık hava tarım laboratuvarı gibi çalışan Efes Tarlası Yaşam Köyü'nde ürettiği tohumları ülkenin 81 iline ulaştırma kararı aldı. Bu hamle, sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, aynı zamanda ulusal gıda bağımsızlığına giden yolda atılmış stratejik bir üretim adımı olarak geniş yankı uyandırıyor.
Üretim seferberliği sınırları aşıyor
Modern tarım endüstrisinin laboratuvar ortamında geliştirdiği tek tipleştirilmiş ürünlerin aksine, yüzyıllardır Anadolu coğrafyasına uyum sağlamış yerel tohum çeşitleri, sağlıklı nesillerin yetişmesi için kritik bir öneme sahip. Belediyenin büyük bir özveriyle yürüttüğü bu proje sayesinde, atalardan kalma genetik hazineler sandıklarda çürümekten kurtarılarak ülkenin en ücra köşelerindeki tarlalara, arka bahçelere ve hatta şehir merkezlerindeki balkon saksılarına kadar ulaşıyor. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kampanyada, doğanın ekolojik döngüsüne uygun olarak yetiştirilen bu eşsiz ürünler talep eden herkese gönderiliyor. İlgili kampanyadan faydalanmak ve kendi gıdasını üretmek isteyen doğa dostları, belediyenin özel olarak hizmete sunduğu "www.tumturkiyeeksin.com" web adresi üzerinden çevrimiçi form doldurarak istedikleri çeşitleri kolaylıkla talep edebiliyorlar.
Sandıklarda saklanan miras toprakta can buluyor
Dağıtımı yapılacak olan tarımsal mirasın listesi ise oldukça zengin ve geleneksel damak tadını yansıtan özel çeşitlerden oluşuyor. Uzman ziraat mühendislerinin ve yerel çiftçilerin Efes Tarlası Yaşam Köyü'nde aylarca süren titiz çalışmaları sonucunda elde edilen hasatta; bölgeye has aromasıyla damak çatlatan Selçuk Kara Karpuz, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi Fındık Domates ve meşhur Aydın Karası Uzun Patlıcan başı çekiyor. Bunların yanı sıra kendine has kokusuyla yaz aylarını müjdeleyen Kara Kavun, geleneksel Türk mutfağının aranan lezzeti Kınalı Bamya, yöresel Topan Patlıcan, ata yadigarı Mısır ve Tatlı Sivri Biber gibi eşsiz ürünler de kargo paketlerindeki yerini alıyor. Tarım otoriteleri, bu tür genetiğiyle oynanmamış ürünlerin iklim krizinin yarattığı kuraklık ve hastalıklara karşı çok daha dirençli olduğunu, dolayısıyla gelecekteki gıda krizlerinin çözümünde kilit rol oynayacağını belirtiyor.
Toprağın gücüyle yeşeren bağımsızlık
Sürdürülebilir gıda sistemlerinin çöktüğü modern dünyada, yerel yönetimlerin bu tarz inisiyatifler alması ekonomik anlamda da bir can simidi işlevi görüyor. Özellikle küresel iklim değişikliğinin tarımsal rekolteleri düşürdüğü ve su kaynaklarını acımasızca tükettiği bir çağda, binlerce yıldır bu coğrafyanın zorlu şartlarına adapte olmuş ata yadigarı ürünlerin çoğaltılması hayati bir önlem olarak öne çıkıyor. İzmir'den yola çıkan her bir paket, aslında ülkenin dört bir yanında kurulacak yeni ve bağımsız tarım alanlarının ilk yapı taşı niteliğini taşıyor.
Ekonomik zorluklara karşı tarımsal kalkan
Projenin mimarı olan ve kentin vizyonunu tarımsal kalkınmayla harmanlayan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, başlattıkları bu iyilik ve üretim hareketinin temel felsefesini oldukça çarpıcı sözlerle özetliyor. Kampanyanın ilk olarak koronavirüs pandemisi sürecinde filizlendiğini hatırlatan Başkan Sengel, o karanlık günlerde gıdaya erişimin ve kendi yiyeceğini yetiştirebilme kabiliyetinin ne kadar hayati olduğunu tüm dünyanın acı bir tecrübeyle öğrendiğini ifade etti. Pandeminin sarsıcı etkilerinin geçmesinin ardından karşılaşılan yıkıcı deprem felaketleri, önlenemeyen enflasyon ve derinleşen ekonomik krizlerin bu gerçeği defalarca yüzlerine vurduğunu söyleyen Sengel, sağlıklı gıdaya ulaşmanın günümüzde maalesef elit bir lükse dönüştüğünü vurguladı. Vatandaşların alım gücünün ciddi yara aldığı bir ortamda üretime sarılmaktan başka çare kalmadığını belirten Sengel, İzmir'in bereketli topraklarından fışkıran bu can suyunun tüm memlekete yayılması için çalışmaya devam edeceklerini ve yerel tohumların Anadolu'nun her köşesinde yeniden filizleneceğini müjdeledi.