Rojda DOLGUN/ Ege İhracatçı Birlikleri’nin yıllık toplantısında, küresel belirsizliklerin ve artan maliyet baskılarının ihracat üzerindeki etkilerinin değerlendirildi. Toplantıda konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, bazı sektörlerde bilinçli daralma yaşandığını belirterek, emek yoğun sektörlerdeki sıkıntıların 2026 yılında da devam edeceğine dikkat çekti.
İhracatta oyunun kurallarının değiştiğinin altını çizen Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi “Küresel yavaşlama, Türkiye gibi ihracatçı ekonomiler için dış talep tarafında baskı yaratırken, düşen küresel enflasyon ve kademeli faiz indirimleri, risk primi ve finansman koşulları üzerinden kısmi fırsatlar sunuyor ve 2026 yılında da sunmaya devam edeceğe benziyor. 2025 yılında Euro/USD paritesinin Euro lehine hareketi ihracatçımıza bir nebze de olsa nefes aldırdı.Bugün dünya ticareti artık yalnızca fiyat ve kaliteyle değil; hız, verimlilik, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve teknolojik uyum gibi unsurlarla belirleniyor. Bu tablo, ihracatçı ülkeler için olduğu kadar ihracatçılar ve onların tedarikçileri için de oyunun kurallarının değiştiğini gösteriyor” dedi.
“2025 ayakta kalma yılı oldu”
Eskinazi “Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur” diye konuştu.

Net bir sonuca bağlanmayan bir yıl
Küresel ölçekteki olayların ihracata yansımasını değerlendiren Eskinazi sözlerine şöyle devam etti:
“Jeopolitik gerilimler, enerji ve emtia fiyatlarında dalgalanma riskini yüksek tutarak hem enflasyon beklentilerini hem de yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla 2025 yılı, küresel ölçekte belirsizliklerin kalıcı hale geldiği, ticaret savaşlarının derinleştiği, korumacılığın arttığı ve jeopolitik risklerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiği bir yıl oldu.
Tüm bu gelişmelerle birlikte küresel finansman koşulları da sıkılaştı. ABD ve Çin’in yapay zeka yatırımlarıyla birlikte, yapay zekaya bağlı artacak enerji gereksiniminin ve nadir elementlerinin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Yapay zeka üreticilerinin, kullanıcılarının, geliştiricilerinin, siber güvenlik ve otonom yapay zeka alanında çalışan firmaların şirket değerlerinin trilyonlarca ABD dolarını bulduğu bir yılı geride bıraktık.
Yapay zekanın yüksek düzeyde ihtiyaç duyduğu enerji gereksinimi karşılamak için bir kısım ülkelerin tekrar nükleere yatırıma döndüğünü gözlemledik. Hep birlikte Avrupa’nın teknolojide ve enerji alanında Çin ve ABD’nin gerisinde kaldığını gördük. Rusya ve Ukrayna savaşının olumsuz etkilerinin Avrupa’da iyiden iyiye hissedildiği, barış görüşmeleri denense de henüz net bir sonuca bağlanmadığı bir yılı geride bıraktık“
“2023 yılındaki çelik üretimini yakalayamadık”
Ege İhracatçı Birliği Koordinatör Başkan yardımcısı Yalçın Ertan şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yılı geçmiş yıllara göre daha iyi bir konumda kapattık. Para kazansak da kazanmasak da ihracat yapmak zorundayız. Biz 2023 yılındaki çelik üretimini yakalayabilmiş değiliz. Şu an ki kapasite kullanım oranımızı daha yukarı çekmemiz lazım. Ancak dünyada her gün kartlar yeniden karılıyor. Durum böyle olunca biz de ihracatı artırmakta zorlanıyoruz. Belirsizlikler var. Karbon vergisinin ne olduğu tam olarak belli değil. Bu dalgalı dünya ekonomisinin bizim ihracatımıza belli oranda etkisi olmaktadır. Biz rakiplerimizin yapmadığı ürünleri yapmaya çalışıyoruz. 2026’nın sağlıklı ve başarılı geçmesini temenni ediyorum”

“Meyve sebze ihracatını önemli ölçüde artırdık”
İhracatı artırdıklarını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birliği Başkanı Hayrettin Uçak “Kısaca ihracat yaptığımız ülke ve ürünlere değinmek istiyorum. Kuru domates, taze domates, dondurulmuş çilek ve kestane ürünleriyle ihracatımızı önemli bir ölçüde artırmayı başardık. Almanya, ABD, İngiltere, Rusya, İtalya ihracatımızı önemli ölçüde yaptığımız ülkelerdir. 2026 yılı için sağlık ve bereket temenni ediyorum” dedi.
”Deri sektörünün eski kıymeti kalmadı”
Deri sektörümün oyunu kaybettiğinin altını çizen Ege Deri ve Deri Mamulleri Birliği Başkanı Erkan Zandar şu ifadeleri kullandı.
“Bu son dönemim, son toplantım. Deri ve deri mamulleri sektörü oyunu kaybetti. Bunun pek çok sebebi var. Kura, sektöre, Avrupa’daki tüketim düşüşüne bağlanabilir. 2026 yılı bence 2025’den farklı olmayacak. İhracatımızı artırmaya yönelik hiçbir gelişme görmüyoruz. Kalan yüzde kırklık kapasitemizin yüzde onunu yitireceğimizi düşünüyorum. Dünyada bizim yaptığımız işin Kıymeti kalmadı. Ayakkabıda deri tüketimi azaldı. Deriden yapılan ürünler insanların gözünde eskisi kadar değerli değil. Deri ve deri mamulleri sektörü çok zor günleri bekliyor. 2025 ile aynı yaşarsak şanslıyız.”

“Hazır giyim sektörü buraya gelmeyi hak etmedi”
Hazır giyim sektörünün bulunduğu konumu hak etmediğinin altını çizen Ege Hazır Burak Sertbaş şöyle konuştu:
“Benim de son dönemim ve son toplantım. Türkiye’nin aslında lokomotif sektörlerinden biri. Ama artık maalesef dördüncü duruma düştük. Artan işçilik ücretleri, enflasyonla doğru orantılı artmayan kur gibi sebepleri var. Bu sektör hiçbir zaman buralara gelmeyi hak etmedi. Sektörün bu noktaya gelmesi kendi hatası olmadı. Pazarlarımızda gerekli yeri almak için milli katılımlar yaptık. Fuarlarda müşterilerle buluştuk. Eğitimlerimiz devam etti. Türlü organizasyonlar düzenledik. Üyelerin gerçek istek ve taleplerini öğrenmek adına ziyaretler gerçekleştirdik. Hazır giyim katma değerli bir üretim yapmaktadır. Hazır giyimin katma değersiz bir ürün olmadığını düşünmemize rağmen konjoktür bizi bu duruma getirdi. Kendimizce rekabetçi olmaya çalışıp üretimlere hazırlanıyoruz. Sonuç olarak üretimden kaçmadan bu süreci yürütmek zorundayız. Bu dönüşümde üyelerimiz desteklemeye devam edeceğiz. Umarım hazır giyim tekrar eski güne döner. Daha iyi günlerde görüşmek üzere.”
“Zeytinyağı potansiyelinin altında kaldı”
Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün burada sadece bir yılın bilançosunu açıklamıyoruz.
Aynı zamanda Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün neden potansiyelinin altında kaldığını ve neden artık başka bir yola girmesi gerektiğini açıkça ifade ediyoruz.
2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine göre, 750bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti.
Dünya üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu. Ama dünya zeytinyağı ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 3–4.
2024/2025 sezonu bize şunu net biçimde gösterdi:
Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir; ama istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir anlamı yoktur
2025 yılında, Zeytinyağı ihracatımız, dünya fiyatlarındaki düşüşle birlikte değer bazında yaklaşık yüzde 65 gerileyerek 189 milyon dolar seviyesine indi. Bu gerilemenin nedeni üretim eksikliği değildir.Bu gerilemenin nedeni; belirsizliktir, öngörülemezliktir ve sık değişen uygulamalardır.”

Toplantıda yapılan değerlendirmeler, 2025 yılının birçok sektör için büyümeden ziyade ayakta kalma mücadelesiyle geçtiğini ortaya koyarken, 2026’ya ilişkin beklentilerin de temkinli olduğu görüldü. İhracatçılar, artan maliyetler, küresel belirsizlikler ve değişen ticaret koşulları karşısında rekabet gücünü koruyabilmek için destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve yapısal adımların hızlandırılması gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.





