KÜLTÜR SANAT

Ege'nin iki yakası mübadele ezgilerinde tek yürek

Bornova Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen "Mübadele Türküleri" konseri, Ege'nin iki yakasının ortak acılarını, hasretlerini ve sevinçlerini aynı sahnede buluşturdu. Grup Avaz'ın unutulmaz performansı eşliğinde göçün derin izlerini taşıyan kültürel eserler, izleyicilere hem duygu dolu hem de son derece coşkulu anlar yaşattı.

Abone Ol

İzmir'in kültürel etkinliklerdeki öncü ilçelerinden biri olan Bornova, tarihi bir geceye daha imza atarak geçmişin derin izlerini büyük bir ustalıkla günümüze taşıdı. Bornova Belediyesi tarafından büyük bir hassasiyetle organize edilen ve kentin sanatseverleri tarafından yoğun bir ilgiyle karşılanan Mübadele Türküleri konseri, müzik tutkunlarını unutulmaz bir zaman yolculuğuna çıkardı. Çamdibi Şehit Er Adem Bilaloğlu Sosyal Tesisleri Nedret Güvenç Sahnesi'nin ev sahipliği yaptığı bu çok özel ve anlamlı etkinlikte sahne alan Grup Avaz, sergilediği muazzam müzikal performansla salonu hınca hınç dolduran yüzlerce kişiye adeta duygu seli yaşattı. Balkanların serin rüzgarlarından Anadolu'nun sıcak topraklarına uzanan, acıyla, bitmeyen bir hasretle ve yeniden var olma umuduyla yoğrulmuş göç hikayeleri, usta müzisyenlerin enstrümanlarında ve yanık seslerinde yeniden hayat buldu. Geçmişte yaşanan büyük yer değiştirmelerin insan ruhunda bıraktığı o silinmez izler, müziğin evrensel ve birleştirici gücüyle harmanlanarak dinleyicilerin kalbine dokunmayı başardı.

Göç yollarının hüznü notalara döküldü

Konser gecesi, dinleyicileri ilk andan itibaren o eski zorlu zamanların hüzünlü atmosferine çeken "Atımı Baylerim Delikli Taşa" ve hemen ardından gelen "Çalın Davulları" eserleriyle son derece etkileyici bir başlangıç yaptı. Grubun repertuvarına aldığı özenle seçilmiş her bir parça, Ege'nin iki yakası arasında yüzyıllardır süregelen ortak acıların, yaşanmışlıkların ve paylaşılan sevinçlerin adeta birer aynası niteliğindeydi. Özellikle mübadele hafızasının en sembolik ve en yürek yakan eserlerinden kabul edilen Drama Köprüsü ile gurbetin sızısını iliklere kadar hissettiren Göçmen Kızı türküleri seslendirilirken salonda derin bir sessizlik ve gözle görülür bir duygu yoğunluğu hakimdi. Dinleyicilerin birçoğu bu dokunaklı anlarda anılarına yenik düşerek gözyaşlarına hakim olamazken, sahnede yankılanan her bir keman ve bağlama tınısı, anavatanından koparılmış o insanların denizin öte yakasına bıraktığı sessiz çığlıkları hissettirdi. Sanatçıların sahnede sergilediği içten yorum, tozlu sayfalarda kalmış tarihi gerçekleri sadece birer anı olmaktan çıkarıp, salondaki herkesin ortak derdi ve mirası haline getirdi.

Kültürel köprü zeybek ve Karadeniz ezgileriyle taçlandı

Hüznün ve nostaljinin yerini yavaş yavaş ortak kültürün o coşkulu, dinamik ve isyankar ritimlerine bıraktığı dakikalarda ise konser bambaşka bir müzikal boyuta taşındı. Sadece Ege havzası ile sınırlı kalmayan, "Furtuna" eseriyle Karadeniz'in o hırçın dalgalarına kadar uzanan geniş müzikal yelpaze, dinleyicilere Anadolu'nun benzersiz kültürel zenginliğini sundu. Gecenin ilerleyen bölümlerinde büyük bir ustalıkla çalınan "To Zeibeliko tis avdokias" ve hemen peşinden gelen Torbalıkı Parmak Zeybeği, Türk ve Yunan kültürlerinin aslında birbirine ne kadar sıkı sıkıya bağlı olduğunu, sınırların sadece haritalarda var olduğunu bir kez daha kanıtladı. Sahneye yansıyan bu eşsiz ezgiler, iki farklı coğrafyanın tek bir ruhta nasıl birleştiğinin en güzel ispatıydı. "Aman Katerina - Aman Cevriye Hanım" şarkısının o kıpır kıpır ritimleri salonda yankılanmaya başladığında ise müziğin ritmine eşlik eden efsanevi Barbayanis dans gösterisi geceye adeta damgasını vurdu. Özel tasarım renkli kostümleri, kusursuz estetik figürleri ve bitmek tükenmek bilmeyen sahne enerjileriyle izleyicilerin karşısına çıkan profesyonel halk oyunları ekibi, salondakilere adeta görsel bir şölen sundu.