İzmir’in yetiştirdiği önemli sanatçılardan ve aynı zamanda sıra dışı yaşam öyküsüyle dikkat çeken heykeltıraş ve ressam Fuat Mensi Dileksiz, İzmir’de düzenlenen özel bir etkinlikle anıldı. İzmir Kalkınma Ajansı’nın (İZKA) Hafıza İzmir Projesi kapsamında Kemeraltı’ndaki Tarihi Akın Pasajı’nda düzenlenen sergide, sanatçının hayatını anlatan “Heykeltıraş ve Ressam Fuad Mensi Dileksiz: Casusluktan Münzevîliğe Sıra Dışı Bir Vatansever” adlı kitabın tanıtımı yapıldı.

Serginin açılışı İzmir Valisi Süleyman Elban tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte Dileksiz’in eserleri ile sanat yaşamına ışık tutan bilgiler sanatseverlerle buluşturuldu.
Cephelerden sanat dünyasına uzanan bir hayat
İzmir doğumlu olan Fuat Mensi Dileksiz, Balkan Savaşları ve Trablusgarp’ta görev almış, savaş sırasında şarapnel yarası almış ve ülke adına casusluk faaliyetlerinde bulunmuş bir isimdi. Savaş yıllarından sonra sanat hayatına yönelen Dileksiz, İzmir’in simgelerinden biri olan Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’nın yapımında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica ile birlikte çalıştı.

Sanatçı yalnızca heykel değil, resim alanında da üretimler yaptı. Tire, Aydın, Bergama, Dikili ve Ayvalık’ın doğal güzelliklerini tuvallerine yansıtan Dileksiz’in eserleri bugün çeşitli koleksiyonlarda bulunuyor.
Sergide yer alan çalışmalar ise İnanç Hürtürk, Ömer Faruk Şerifoğlu, Yılmaz Temizocak, Cem Üsküp, Ahmet Merey, Zerrin Tuluğ ve Veli Yarbaş’ın koleksiyonlarından derlendi.
İzmir Milli Kütüphane’deki büstlerin sahibi
Dileksiz’in önemli eserleri arasında İzmir Milli Kütüphane’de bulunan İzmir Valisi Rahmi Bey ve Vidinli Tevfik Paşa’nın büstleri de bulunuyor. Özellikle Vidinli Tevfik Paşa büstünün kaidesinde yer alan 1916 tarihli “Fuat Mensi” imzası, eserin sanatçıya ait olduğunu ortaya koyuyor.

Sanatçının eserlerinde farklı imzalar kullandığı biliniyor. Bazı çalışmalarında “Fuat M.”, bazılarında “F. Mensi” ya da “Fuat M. Dileksiz” imzaları yer alıyor.
Münzevi bir hayat ve dramatik son
1880 yılında İzmir’in Tilkilik semtinde doğan Fuat Mensi Dileksiz, hayatının ilerleyen dönemlerinde Aydın ve Tire’de yaşamını sürdürdü. 1952 yılında Tire-Derekahve’de küçük bir ev satın alan sanatçı, son yıllarını burada oldukça münzevi bir yaşam içinde geçirdi.
Sanatçının yaşamının son dönemlerinde katarakt nedeniyle gözlerinde ciddi sorunlar yaşadığı ve bu nedenle dünyadan giderek uzaklaştığı anlatılıyor. 1965 yılında hayatını kaybeden Dileksiz’in cansız bedeni evinin bahçesinde üç gün sonra bulunmuş, bu sırada evindeki bazı eserlerin ve özel eşyalarının çalındığı ifade edilmişti.
Adının yaşatılması çağrısı
Bugün İzmir’de Fuat Mensi Dileksiz’in adını taşıyan bir parkın bulunduğu ancak bu alanın bakımsız durumda olduğu belirtiliyor. Sanatçının adının yaşatılması için Hisarönü’ndeki atölyesinin bulunduğu bölgede bir büstünün yapılması, Tire’deki evinin restore edilerek müzeye dönüştürülmesi ve eserlerinin burada sergilenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Dileksiz’in hem kahramanlıklarla dolu hayatı hem de sanata bıraktığı miras, İzmir’in kültürel hafızasında yeniden hatırlanmayı bekleyen önemli bir değer olarak görülüyor.





