EMEĞİN SESİ

Hakkını arayan emekçiye gazlı müdahale

İzmir Kınık'ta hakları gasp edilen binlerce madencinin başlattığı eylem, verilen mühletin dolmasıyla yerini tarihi bir direnişe ve sert polis müdahalelerine bıraktı. Çinli şirketin ocağı terk etmesini isteyen işçiler, "Üreten biziz, yöneten de biz olacağız" diyerek madene el koyma kararı aldı. Patronun istifa şantajını reddeden emekçilere jandarma biber gazı ve TOMA'larla saldırdı, sendika temsilcileri gözaltına alındı. Barikatları aşan işçiler ocağa kapanarak direnişi bir üst seviyeye taşıdı.

Abone Ol

İzmir'in Kınık ilçesinde yer alan Polyak Madencilik işletmesinde on bir gündür devam eden iş bırakma eylemi, bugün öğle saatleri itibarıyla yeni bir aşamaya geçti. Çin merkezli Qitaihe şirketine hisselerin devredilmesi ve firmanın bölgeyi terk etmesi talebiyle yönetime saat 15.00'e kadar süre tanıyan maden işçileri, bu sürenin dolmasıyla birlikte harekete geçti. Üyesi oldukları Bağımsız Maden-İş sendikasının koordinasyonunda, aktif olarak çalışan bin iki yüz kırk üç işçinin tamamı üç vardiya halinde maden sahasının nizamiye kapısında toplandı. İşçiler, "Üreten biziz, kazanan da biz olacağız" diyerek, madenin kontrolünü fiili olarak kendi kuracakları bir yönetim kuruluyla devralacaklarını kamuoyuna duyurdu. Gece vardiyası servislerinin iptal edilmesine rağmen eylemciler kendi imkanlarıyla bölgeye ulaşırken, 301 Madenci Aileleri Derneği üyeleri de destek amacıyla alandaki yerini aldı.

Loading...

Maden kapısında yoğun güvenlik önlemi ve karşılıklı açıklamalar

Sürenin dolmasına saatler kala, maden girişinde kolluk kuvvetleri tarafından geniş çaplı güvenlik tedbirleri alındı. Bölgeye çok sayıda çevik kuvvet ekibi sevk edilirken, TOMA araçları da nizamiyede hazır bekletildi. Güvenlik barikatlarının önünde işçilere seslenen Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, saat 15.00'e kadar somut bir adım atılmaması halinde eylemin boyut değiştireceğini belirtti. Çakır, idari makamlara hitaben yaptığı konuşmada, "Siz bariyeri koyarsınız, biz gövdemizi koyarız. Somut bir şey getirmezseniz bu madenciyi burada bulamazsınız" diyerek ocağa girme kararlılıklarını vurguladı. Sendika tarafından yapılan anlık bilgilendirmelerde, beş yüz işçinin maden sahasının içinde, beş yüz işçinin ise dışarıda bekleyişini sürdürdüğü ifade edildi.

Loading...

Masaya gelen istifa teklifi ipleri kopardı

Gerilimin en yüksek noktaya ulaştığı saat 15.00 sularında, işveren temsilcileri ile sendika yöneticileri arasında işçilerin de bulunduğu bir alanda son bir görüşme gerçekleştirildi. Bu kritik toplantıda şirket yönetiminin, alacakların ödenmesi karşılığında işçilerden 6 Mart tarihine kadar istifa etmelerini talep ettiği öğrenildi. Bu teklif, eylemciler ve sendika yönetimi tarafından kesin bir dille reddedildi. Teklifin reddedilmesinin ardından sendika cephesinden yapılan resmi açıklamada; Fiba Holding yetkililerine, Muzaffer Polat'a ve Çinli firmaya yönelik uyarılar yinelenerek, işçilerin haklarından taviz vermeyeceği belirtildi. Sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu da alanda yaptığı değerlendirmede, holdinglerin uygulamalarını eleştirerek, işçilerin maaş ve tazminatlarına el konulduğunu savundu.

Güvenlik güçlerinden biber gazlı müdahale

Görüşmelerin tıkanması ve işçilerin maden sahasına yönelik ilerleme girişiminin ardından bölgede arbede yaşandı. Kalabalığın dağılması yönündeki uyarılara rağmen bekleyişini sürdüren ve içeri girmek isteyen gruba jandarma müdahalesi gerçekleşti. Güvenlik güçleri, grubu dağıtmak amacıyla biber gazı ve jop kullandı. Müdahale esnasında yaşanan karmaşada, eylemi organize eden isimlerden örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, sendika avukatı Abdurrahim Demiryürek ve iki maden işçisi güvenlik güçleri tarafından gözaltı işlemine tabi tutuldu. Yaşanan bu sert müdahaleye ve gözaltılara rağmen, çok sayıda işçinin polis barikatını aşarak maden ocağının içine girdiği ve eylemlerini içeride devam ettirdikleri bildirildi.

Loading...

Maden içinde alacak tartışması

Olayların maden sahasının içine taşınmasının ardından, sendika avukatlarından Mürsel Ünder içerideki işçilere yönelik hukuki sürece dair iddialarını paylaştı. Şirketin devir işlemlerine dikkat çeken Ünder, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre ilgili firmanın sadece 20 bin lira sermayesi olduğunu öne sürdü. Ünder, bu mali tabloyla yapılan işlemlerin hukuken geçerli olmadığını savunarak madenin başkalarına devredilmesine müsaade etmeyeceklerini belirtti. Öte yandan madenciler, içerideki birikmiş ücretleri, tazminatları ve diğer haklarıyla birlikte toplamda 450 milyon lira alacakları bulunduğunu iddia ediyor. İşçiler, bu borç yükü göz önüne alındığında madenin asıl sermayedarının kendileri olduğunu ve üretimi de bizzat yürüteceklerini ifade ediyor.

Ne olmuştu?

Bugün sıcak çatışmalara sahne olan eylemin temelinde, madenin el değiştirmesinin ardından son altı ayda yaşanan idari ve mali krizler yatıyor. Tesisin yabancı bir şirkete satılma sürecinde, yönetimin "küçülme" politikasına gittiği gerekçesiyle yaklaşık 1700 madencinin iş akdine son verilmişti. İşten çıkarılan bu grubun kıdem ve ihbar tazminatları ödenmezken, hali hazırda çalışmaya devam eden binin üzerindeki işçinin de uzun süredir maaşlarını ve toplu iş sözleşmesinden doğan geriye dönük farklarını alamadığı belirtiliyor. Ücret krizinin yanı sıra, yetersiz bakım ve yönetim boşluğu nedeniyle madendeki çalışma koşullarının işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ciddi riskler barındırmaya başladığı da sendikanın temel şikayetleri arasında yer alıyor.