Ege Bölgesi'nin önemli maden havzalarından biri olan İzmir'in Kınık ilçesi, maden emekçilerinin haklı isyanına sahne oldu. İlçede faaliyet gösteren Polyak Eynez Madencilik ve Enerji Üretim A.Ş. bünyesinde ter döken tam 1243 maden işçisi, aylardır biriken maaşları ve verilmeyen özlük hakları nedeniyle büyük bir eyleme imza attı. Sabahın erken saatlerinde Polyak Maden önünde toplanan binlerce emekçi, "Uzun Yürüyüş" adını verdikleri eylemle kilometrelerce yol kat ederek saat 13.00 sularında Kınık Kaymakamlığı meydanına ulaştı. İşçilerin bu onurlu mücadelesine sivil toplum kuruluşları, bazı siyasetçiler, sanatçılar ve basın mensupları da destek vererek dayanışma gösterdi. Kaymakamlık önünde kurulan barikatların ardında toplanan kalabalık, sık sık sloganlar atarak işvereni ve seslerini duymayan yetkilileri protesto etti.
İki aydır maaş yüzü görmeyen madencilerin talepleri net
Yer altına inerek canları pahasına kömür çıkaran madencilerin eyleminin temelinde yatan sorunlar, sadece ödenmeyen maaşlarla sınırlı değil. İki aydır evlerine ekmek götürememenin çaresizliğini yaşayan işçiler, Kaymakamlık önünde okudukları bildiriyle taleplerini dört ana başlık altında topladı. Emekçiler; biriken tüm maaşlarının derhal ve eksiksiz olarak hesaplarına yatırılmasını, banka promosyon haklarının gasp edilmesine son verilmesini, geleceksizleştirme politikalarına karşı kıdem ve ihbar tazminatlarının yasal güvence altına alınmasını ve iş cinayetlerinin önüne geçmek için İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) kurallarına harfiyen uyulmasını talep etti. Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde organize olan işçiler, bu dört temel talep karşılanana kadar yeraltındaki ve yer üstündeki direniş pozisyonlarını asla terk etmeyeceklerini kesin bir dille ifade etti.
"Biz o masaya oturamayız, sadece canımızı koyarız"
Meydanda toplanan binlerce işçiye hitap etmek üzere kürsüye çıkan Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, konuşmasına maden kazalarında ve işçi mücadelelerinde hayatını kaybeden eski genel başkanları Tahir Çetin ve tüm maden şehitlerini anarak başladı. Çakır'ın konuşması, işçi sınıfının siyasete ve sendikal düzene olan derin güvensizliğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Çakır, "Biz arkadaşlar, işçi sınıfı olarak, bütün işçi sınıfı olarak, emekçiler olarak birilerini seçeriz, birilerine kendimizi yönettiririz" diyerek başladığı sözlerinde, karar alma mekanizmalarında işçinin yok sayıldığını vurguladı. Hükümetin, patronların ve sarı sendikaların kurduğu masada işçiye hiçbir zaman yer verilmediğini savunan Çakır, "Hepsini biz seçeriz ama biz o masaya oturamayız arkadaşlar. Patronlar çuvallarla para götürür, bir şirket kurar. Ama bizler de birer kişi olarak bedenimizi, canımızı oraya koyarız" sözleriyle sömürü düzenini eleştirdi. Emekli bir madenci olarak 22 bin 500 lira maaş aldığını belirten Genel Başkan Çakır, 2008 yılındaki yasa değişikliği olmasaydı şu an 46 bin liranın üzerinde maaş alması gerektiğini söyleyerek, işçilerin yoksulluğa nasıl mahkum edildiğini rakamlarla anlattı. Kınık halkına da seslenen Çakır, "Arkadaşlar biz fazlayız, biz çoğuz. Madenciden bir belediye başkanı niye olmadı bu zamana kadar? Bir tane belediye başkanı, bir tane milletvekili niye olmadı; bu madenciden, bu çiftçiden, bu emekçiden niye olmadı arkadaşlar? Belediye başkanını da işçiden seçmediğimiz sürece, her zaman biz kaybetmeye mahkumuz arkadaşlar" diyerek işçileri siyasi birliğe çağırdı.
"Burada Kınık'ın üzerine kurulmuş hileli bir tezgah var"
Eylemin en ateşli konuşmalarından birini ise Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu gerçekleştirdi. Aksu, Polyak Eynez Madencilik'teki mülkiyet değişiminin arkasında yatan karanlık planları ve hileli satış iddialarını meydandaki kalabalıkla paylaştı. FİBA Grubu (Özyeğin) ile Muzaffer Polat ortaklığında 12 yıl boyunca işletilen madenin, yakın zamanda Çinli bir şirkete oldukça şaibeli bir şekilde devredildiğini öne süren Aksu, "İçeride toplam 150 milyon dolarlık malzeme var. Tam 100 TL'ye, pankartta var, 100 TL'ye burayı sattılar. Şimdi bu satış, hileli bir satış. Bu satış Kınık’ın üzerinde, Kınık’ın servisçisinin, Kınık’ın taşıyıcısının, Kınık’ın esnafının, Kınık’ın işçisinin üzerine kurulmuş bir tezgah. Burada işçinin, emekçinin tazminatını, kıdemini çalma isteği var" diyerek büyük bir soygun girişimine dikkat çekti.
Binlerce işçinin ücretsiz izne çıkarılmasının veya işten atılmasının planlandığını iddia eden Aksu, İzmir milletvekillerinin sessizliğine de isyan etti. Aksu, "Buradaki insanların oy verdiği vekillerden bir tanesi, 'Lan, bu Kınık’ta ne oluyor?' diye kalkıp gelmiyor kıçını kaldırıp" derken, kalabalığın içinden yükselen bir maden işçisinin, "Hiç gelmediler! Bu Kınık'a ölümlerde geliyorlar, bir de seçimlerde geliyorlar. Gelmiyorlar, gelmiyorlar!" feryadı meydanda yankılandı.
"Kimseden korkmuyoruz, o hakları alacağız"
Türkiye'de dünyanın en ucuz ve en güvencesiz yeraltı madenciliğinin yapıldığını vurgulayan Aksu, dünya genelinde bir madencinin ortalama 3000 dolar maaş alırken, Türkiye'de madencilerin sarı sendikalar ve patronların işbirliğiyle sefalet ücretlerine mahkum edildiğini ifade etti. Aksu, "Bir insan 22.500 lirayla, bir insan 20.000 lira emekli maaşıyla, 28.000 lira asgari ücretle geçinebilir mi arkadaşlar?" diye sorarak bu düzeni dayatanların aklının "dünyanın en pis aklı" olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda işçilere kararlılık mesajı veren Aksu, şu sözlerle direnişin süreceğini ilan etti:
"Durumumuz güçlüdür. Zayıf değiliz, pısırık değiliz, korkak değiliz. Çünkü işçilerin, madencilerin, emekçinin haklı bir davası için dövüşüyoruz. Şayet maaş, şimdi yatarsa ücretler, şimdi tertip düzeni alacağız. Ama kıdemi, ihbarı, servisçinin parasını, promosyonu, nakliyecinin parasını yerde bırakarak oturmayacağız. İşe devam etmeyeceğiz. Önce bunları bunlardan kopartacağız. Sonra işimizi önümüzü göreceğiz."
İşçiler, konuşmaların ardından yetkililerle görüşmek üzere bir heyet oluşturarak bekleyişlerini sürdürdü.




