EMEĞİN SESİ

Şeker emekçileri greve doğru

Aylardır süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamayınca Kütahya Şeker Fabrikası'nda düğmeye basıldı. Şeker-İş Sendikası, işverenle yürütülen müzakerelerin ve arabuluculuk sürecinin sonuçsuz kalmasının ardından, bugün itibarıyla fabrikada grev başlattığını duyurdu. Yapılan oylamada işçilerin ezici çoğunluğunun "evet" dediği grev kararı, sadece bir ücret artışı talebi değil, aynı zamanda "emeğin karşılığının alınması ve üretimin sürdürülebilirliği" mücadelesi olarak tanımlanıyor.

Abone Ol

Türkiye'nin en önemli üretim kalelerinden biri olan Kütahya Şeker Fabrikası, bugün tarihi bir güne uyandı. Fabrika bacalarının tütmediği, makinelerin sustuğu ve işçi seslerinin yerini sendika sloganlarının aldığı bu günde, yüzlerce şeker işçisi anayasal haklarını kullanarak greve başladı. Aylardır devam eden 11. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde, Şeker-İş Sendikası ile Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş. yönetimi arasında bir türlü uzlaşma sağlanamaması, iplerin kopmasına neden oldu. Müzakere masasında ve resmi arabulucu sürecinde somut bir ilerleme kaydedilememesi üzerine sendika, son çare olarak grev kararını hayata geçirdi. Bu karar, sadece fabrikanın geleceğini değil, aynı zamanda bölgedeki yüzlerce işçi ailesinin ve tedarik zincirinin kaderini de yakından ilgilendiriyor.

Aylardır süren müzakereler sonuçsuz kaldı: Masadan kalkan sendika 'grev' dedi

Kütahya Şeker Fabrikası'nda grevle sonuçlanan krizin kökleri, aylar öncesine dayanıyor. Şeker-İş Sendikası ile fabrika yönetimi arasındaki 11. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri, 24 Mart 2025 tarihinde iyi niyet ve uzlaşı umutlarıyla başlamıştı. Ancak haftalar süren müzakerelere rağmen, özellikle ücret artışları, sosyal haklar ve çalışma koşulları gibi temel maddelerde taraflar arasında derin görüş ayrılıkları aşılamadı. Sendikanın, artan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon karşısında işçilerin alım gücünü koruyacak insanca bir yaşam standardı talebi, işveren tarafından sunulan tekliflerle karşılanamadı. Görüşmelerin tıkanması üzerine, yasal süreç gereği 23 Mayıs 2025 tarihinde taraflar arasında uyuşmazlık tutanağı tutuldu.

Bu tutanak, sorunun çözümü için son bir umut kapısı olan resmi arabuluculuk sürecini başlattı. Ancak atanan resmi arabulucunun yürüttüğü mekik diplomasisi ve uzlaştırma çabaları da ne yazık ki olumlu bir netice vermedi. İşverenin teklifini revize etmemesi ve sendikanın taleplerinden geri adım atmaması üzerine, arabuluculuk süreci de başarısızlıkla sonuçlandı. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun kendilerine tanıdığı hak doğrultusunda hareket eden Şeker-İş Sendikası, tüketilen tüm diyalog kanallarının ardından geriye kalan tek demokratik ve yasal yol olan grev kartını oynamak zorunda kaldı.

Sandıktan 'evet' çıktı: İşçiler ezici çoğunlukla grev kararı aldı

Sendika yönetiminin grev kararını uygulamaya koymadan önce attığı son adım, işçinin iradesini doğrudan sandığa yansıtmak oldu. Grev kararının meşruiyetini ve işçiler arasındaki birlikteliği teyit etmek amacıyla fabrikada dün bir grev oylaması gerçekleştirildi. Oylama sonuçları, işçilerin sendikalarının arkasında ne kadar kararlı bir şekilde durduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Oylamaya katılan toplam 223 işçiden 186'sı, yani ezici bir çoğunluk, greve gidilmesi yönünde "Evet" oyu kullandı. Grev kararına sadece 36 işçi "Hayır" derken, sandıktan çıkan bir oy ise geçersiz sayıldı. Bu sonuç, grevin sadece bir sendika kararı olmadığını, aynı zamanda fabrikanın alın terini döken yüzlerce emekçinin ortak iradesi ve kararlılığı olduğunu kanıtladı. Sandıktan çıkan bu güçlü "evet" mesajı, işçilerin haklarını sonuna kadar savunma konusundaki azmini ve birlikteliğini de pekiştirmiş oldu.

'Mücadelemiz sadece ücret için değil': Sendikadan emeğin hakkı ve üretimin sürdürülebilirliği vurgusu

Şeker-İş Sendikası tarafından yapılan yazılı açıklamada, grev kararının ardındaki nedenlerin kamuoyuna detaylı bir şekilde anlatılması dikkat çekti. Açıklamada, bu mücadelenin sadece yüzdelik bir ücret artışı pazarlığından ibaret olmadığının altı çizildi. Sendika, "Bizim mücadelemiz, yalnızca ücret artışı için değil, emeğin karşılığının alınması ve üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması içindir," ifadelerini kullanarak, sorunun daha derin ve yapısal olduğunu vurguladı. Açıklamada, grev hakkının demokrasinin ve sendikal mücadelenin vazgeçilmez bir parçası olduğu belirtilirken, "Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası olarak, üyelerimizin ve tüm şeker işçilerinin haklarını korumak adına her türlü uzlaşma çabasını göstermemize rağmen, diyalog kanallarının tükenmesi ve taleplerimizin karşılanmaması üzerine, demokratik ve anayasal hakkımız olan grev kararını almaktan ve uygulamaktan başka çare kalmamıştır," denildi. Bu ifadeler, sendikanın masadan uzlaşma umuduyla kalkmadığını, ancak işverenin tavrı nedeniyle grevin kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor.

Fabrikada sirenler çalıyor: Üretim durdu, gözler işverenin yeni teklifinde

İşçilerin ezici çoğunlukla aldığı karar doğrultusunda, Şeker-İş Sendikası bu sabah itibarıyla Kütahya Şeker Fabrikası'nda grevi resmen başlattı. Sabahın erken saatlerinden itibaren fabrika önünde toplanan işçiler, "İş, ekmek, özgürlük", "Zafer direnen emekçinin olacak" gibi sloganlarla kararlılıklarını dile getirdiler. Fabrika kapısına "Bu işyerinde grev vardır" pankartının asılmasıyla birlikte, üretim tamamen durdu. Bu durumun, özellikle kampanya dönemine hazırlanan şeker sektörü için ne gibi sonuçlar doğuracağı ise şimdiden merak konusu.

Grev kararının ardından tüm gözler, Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş. yönetiminin atacağı adımlara çevrildi. Şeker-İş Sendikası, yaptığı açıklamada uzlaşı kapısını tamamen kapatmadıklarının altını çizdi. "İşverenin adil ve makul bir teklif sunması halinde uzlaşmaya her zaman hazırız," mesajını veren sendika, topun artık işveren tarafında olduğunu belirtti. Ancak sendika, bu iyi niyetli çağrının bir zafiyet olarak algılanmaması gerektiğini de "Ancak üyelerimizin iradesi ve kararlılığıyla haklarımızı sonuna kadar savunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz," sözleriyle net bir şekilde ifade etti. Önümüzdeki günlerde işveren kanadından yeni bir teklif gelip gelmeyeceği ve tarafların yeniden masaya oturup oturmayacağı, grevin kaderini ve fabrikanın geleceğini belirleyecek en kritik faktör olacak.