İzmir spor ve özellikle Göztepe tarihi içinde destansı gerçek hayat hikayelerini barındıran kayıp bir miras gibi. Bugüne kadar hiç araştırılmayan ve bakir kalan bu naciz tarih günümüzde yeni yeni ortaya çıkan belgelerle aydınlanmaya devam ediyor. Bununla birlikte bugüne kadar doğru bilinen birçok yanlış da bu vesileyle gün yüzüne çıkarılıyor. Şu bir gerçek ki Göztepe Altay’dan kopan futbolcuların kurduğu bir kulüp değil. Göztepe kurulmakta olan bir kulüp iken Altay’dan kopan futbolcuların kuruluşuna katkı verdiği bir kulüp. İki kulüp arasındaki kopuş ise içinde müthiş bir hikayeyi barındırır. Cumhuriyetin ilk yıllarıdır. İzmir’de ise semtçiliğin tavan yaptığı bir dönem yaşanmaktadır. Basmane-Dönertaşlılar Altınordu’yu, Eşrefpaşalılar İzmirspor’u kurmuştur. Altay’da da Alsancaklılar ile Kokaryalılar’ın (Güzelyalılılar) arası açıktır. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Muammar Akar, Rahmi Filibeli, Alaaddin Kazanova, Nüzhet Bandak, Ahmet Serimoğlu, Mustafa Lütfi Çalın ve Cevat Şarman gibi semtin ileri gelenleri Güzelyalı'da bir kulüp kurmaya karar verirler... Daha önce Kokaryalı'da 'Turanspor' adından bir kulüp kurulmuştur ama faaliyetlerini sürdüremeyerek kapanmıştır. Semtin ileri gelenleri Milli mücadele kahramanı Muammer Akar ve işadamı Rahmi Filibeli'nin önderliğinde Göztepe'deki iskele Gazinosu'nda toplanırlar. Sonraki yıllarda adı Mez Gazinosu olan denizin içindeki bu şirin gazinoda kulübün adı uzun süre tartışma konusu olur. O dönem 'Güzelyalı' diye bir şey yoktur. 'Kokarya'dır asıl adı. Ama resmi adı Reşadiyedir. Tramvaylarda, vapurlarda hep Reşadiye ismi yazmaktadır. Semtin büyükleri kulübe bir padişah adı yani Reşadiye koymak istemez. O dönemde 'Sevgililer Tepesi' olarak adlandırılan (Bugünkü Susuzdede) Göztepe ismi benimsenir. Cumhuriyet bir zafer olduğu için Göztepe Zaferspor ismi ortaya atılır ve kabul edilir. 14 Haziran'da kurulan Göztepe Zaferspor gayri federe bir kulüptür. Ve ilk maçını da Karşıyaka Yuvaspor ile yapmıştır. Ancak kadro yetersizdir ve daha yapılacak çok iş vardır.l
KOKARYALILAR ŞAMPİYON YAPTI, DIŞLANDI
Tam da o dönemlerde Altay’da Alsancaklılar ile Kokaryalılar arasında müthiş bir gerilim yaşanmaktadır. Altay'ı bir önceki yıl İzmir şampiyonu yapan Kokaryalılar bir grup Alsancaklı tarafından dışlanmak istenir. 31 Temmuz’da Aydın seyahatinde çıkan tartışma ise kopuşun fitilini ateşlemiştir. Altay’ın 1924-1925 sezonunda şampiyonlukta büyük katkısı olan Fehmi-Ferit Simsaroğlu, Nebil-Vedat Çobanoğlu kardeşler ile Muzaffer Koral, Baha, Tevfik, Necati Karagözoğlu ve Bahattin bey tüm ısrarlara ve araya giren hatırlı kişilerin taleplerine rağmen kulübe dönmeme kararı alırlar. Neden açıktır. Kulüpte fanatik şekilde semtçilik yapılmaktadır. Altay’ı şampiyon yapmalarına rağmen Alsancaklılar tarafından hor görülmekte ve dışlanmaktadırlar. Ve sonunda 8 Eylül’de yapılan olağanüstü kongrede Altay’dan istifa ederler. Ve soluğu Güzelyalı’nın önde gelen isimlerinden Rahmi Filibeli ve Muammer Akar’ın yanında alırlar. ‘Biz de varız, yanınızdayız’ derler. Semtin ileri gelenleri bu cengaver gençleri bağırlarına basarlar ve kuruluşa ortak ederler.
ALTAY'DAN ALKIŞLARLA UĞURLANDILAR
1925 yılının Eylül ayında İzmir spor hayatı yepyeni bir telaşla hareketlenmeye başlamıştı. Uzun yıllar süren savaşın ve düşman işgalinin izlerini silmeye çalışan İzmir halkına bu konuda en büyük desteklerden biri de futbol kulüplerinin düzenlemiş oldukları maçlardı. Levski takımının İzmir seyahatini Karşıyaka Spor Kulübü organize etmiş, müsabakaların 9 Eylül’e denk getirilmesi için Spor Alemi dergisi baş yazarı Çelebizade Said Bey’in yoğun çalışmaları olmuştu. İlk maç Karşıyaka ile ikinci maç ise Altay ile oynanacaktı. Ancak, Altaylılar takımlarından istifa edip Göztepe’ye giden futbolcuları nedeniyle zor duruma düşmüştü. Takımın neredeyse en iyi futbolcuları yeni kurulan Göztepe Zaferspor’un saflarına katılmıştı bile. Ancak Altay’dan ayrılıp Göztepe’nin kuruluşuna vesile olan futbolcular istifa etmelerine rağmen Altay’ı yüzüstü bırakmamak için 10 Eylül 1925’te Levski ile yapılan maça çıkma kararı alıp durumu Altaylılara bildirdiler. 9 Eylül’de Levski ile Karşıyaka arasındaki maç 2-1 Levski’nin üstünlüğüyle bitti. 10 Eylül’deki maçta ise Altay’dan iki gün önce istifa ederek Göztepe saflarına katılan futbolcuların da yer aldığı takım Levski ile 0-0 berabere kaldı. Güçlü Levski karşısında müthiş bir performans sergileyen istifacılar maçın gerçek kahramanlarıydı. Kadrosunda dokuz futbolcusu Bulgar Milli Takımında oynayan Levski Altay önünde zor anlar yaşamıştı. 11 Eylül 1925’te çıkan Yurt Gazetesi’nde, “İstihbaratımıza göre Heyet-i idare ile aralarında zuhur eden bir nokta-i nazar ihtilafından ve kongrede meselenin arzularına muvafık hal eylememesinden dolayı Altay kulübünden Necati, Muzaffer, Bahattin, Nebil, Vedad, Tevfik, Bahattin, Ferid ve Adnan istifalarına rağmen Levski takımı ile oynanan maçta görev almış Altay’ı yüzüstü bırakmamıştır. Son kez siyah-beyazlı formayı giyen bu kabiliyetli çocuklar müthiş oynadılar ve Levski’ye gol izni vermediler. Levski’yi mağlubiyetten kalecileri kurtardı. Altaylılar maç sonunda bu asil çocukları ayakta alkışladı” diye yazdı. Altay’dan alkışlarla uğurlanan Güzelyalı'nın asil çocukları Türk futbolunda tarih yazacak efsaneler ocağı Göztepe'nin kuruluşuna imza attılar.
RENKLER NASIL SARI-KIRMIZI OLDU?
Göztepe Zaferspor ismiyle mücadele ediyordu ama başta semt halkı ve bazı kurucular yeşil-beyaz renkleri bir türlü benimsemiyorlardı. Zaferspor ise fazla gelmişti. Bu durum Göztepe'nin kuruluşunda önemli rol üstlenen Fehmi Ferit, Nebil-Vedat, Ahmet Serimoğlu, Nüzhet Bandak tarafından da pek benimsenmemişti. Durumu kulübün büyüklerine danıştılar. Kuruluş aşamasında İskele Gazinosu'nda toplanan grup güneşin doğuşu ve batışından esinlenerek sarı ve kırmızı renkler üzerinde uzlaştı. Evet kurulacak kulübün adı Göztepe'ydi ve renkleri de sarı-kırmızı olacaktı. İlk resmi başvuru yapıldı. Onay gelmesi beklenirken yeni Göztepe tarihindeki ilk maçı 16 Ekim 1925'te Karşıyaka ile 23 Ekim 1925'te ise Altınordu ile yaptı. Karşıyaka maçı 0-0 bitti. Altınordu maçı ise 2-2. Göztepe'nin tarihindeki ilk golü ise Necati Karagözoğlu attı. Diğerini de Muzaffer Koral. 30 Ekim 1925'te ise Altay ile yapılan maçı Göz-Göz 1-0 kazandı. Göztepe'nin kuluş felsefesi Göztepe adını ulusal ve uluslararası arenada şanla ve şerefle duyurmaktı. Ve sarı-kırmızılı kulüp daha ilk yıllarında özellikle Yunanistan, Mısır, Lübnan seyahatleriyle ve yabancı takımlarla yaptığı maçlarda uluslararası arenada destanlar yazacağının sinyallerini vermeye başlamıştı. 1970 yılına kadar kadrosunda hiç yabancı oyuncu oynatmadı, genelde kendi öz evlatlarıyla başarılar yakalamaya çalıştı. Ve bunda da muaffak oldu.
Evet tarihi büyük başarılarla dolu olan Göztepe 14 Haziran'da İskele Gazinosu'nda 'Göztepe Zaferspor' ismi ile kurulmuştur. Altay'dan ayrılan Güzelyalılı futbolcular da yeni kurulacak olan Göztepe'ye dahil olmuş ve kuruluşunda etkin rol üstlenmişlerdir.
Her ne kadar kulübün resmi sitesinde hala Göztepe'nin Altay'dan kopan bir kulüp olarak gösterilmesi ve belgeleriyle ispatlanmış olmasına rağmen gerçeklere yer verilmemesi ise ilginç ve düşündürücüdür.