İzmir yerel yönetiminin kalbi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, bünyesindeki binlerce kamu emekçisini doğrudan ilgilendiren kritik bir karara imza atmaya hazırlanıyor. Yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri karşısında çalışanlarını korumayı hedefleyen belediye yönetimi, yetkili sendika Tüm Bel-Sen ile yürüttüğü 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde önemli bir aşamayı geride bıraktı. 2024-2025 dönemini kapsayan mevcut sözleşmenin yıl sonunda bitecek olması nedeniyle, 2026 ve 2027 yıllarını kapsayacak yeni mali haklar masaya yatırıldı. Bu akşam gerçekleştirilecek meclis oturumunun en stratejik maddelerinden biri olan düzenlemeyle, memurlara yasal sınırların üzerinde ödeme yapılmasının önü açılıyor. Ancak bu "jestin" hukuki altyapısı, çalışanlar için ileride doğabilecek ciddi mali riskleri de beraberinde getiriyor.
Ekonomik krizin gölgesinde yasal sınırlar zorlanıyor
Meclis gündeminin 9. maddesinde detayları paylaşılan rapora göre, belediye yönetimi merkezi hükümet tarafından belirlenen "aylık tavan tutarı" aşma iradesini ortaya koydu. Gerekçe olarak ise ülkenin içinde bulunduğu zorlu ekonomik koşullar ve "Sosyal Devlet İlkesi" gösterildi. Başkan Cemil Tugay yönetimi, memurların alım gücünü korumak adına Sosyal Denge Tazminatı (SDS) ve ikramiye ödemelerinde limitleri zorlama kararı aldı. Bu adım, sendika ve çalışanlar tarafından memnuniyetle karşılansa da, belediyelerin Sayıştay denetimlerinde sıklıkla karşılaştığı "kamu zararı" riski, sürecin en sancılı noktasını oluşturuyor. Geçmiş dönemlerde birçok belediye başkanının ve bürokratın başını ağrıtan zimmet cezaları, yeni dönemde farklı bir formülle aşılmaya çalışılıyor.
Memurun cebine giren para faiziyle geri istenebilir
Büyükşehir Belediyesi, tavanı aşan ödemeler nedeniyle gelecekte oluşabilecek hukuki ve mali yükümlülükleri doğrudan personelin sırtına yükleyen bir "güvence" mekanizması kurdu. Meclise sunulan önerge ekinde yer alan taahhütname şartı, zammın sevinciyle riskin tedirginliğini aynı anda yaşatıyor. Kabul edilecek maddeye göre, yasal sınırı aşan ek ödemeden yararlanmak isteyen her memur, idareye yazılı bir taahhüt verecek. Bu taahhütnamenin içeriği ise oldukça net ve bağlayıcı: Eğer Sayıştay veya mülkiye müfettişleri yapılan bu ödemeleri mevzuata aykırı bulur ve "kişi borcu" veya "tazmin" kararı çıkarırsa, memur aldığı tüm parayı geri ödemek zorunda kalacak. Üstelik bu geri ödeme, sadece ana parayı değil, işleyecek yasal faiz tutarını da kapsayacak.
Raporda yer alan "Ödeme yapılan kişiler emeklilik, nakil ve diğer nedenlerden dolayı kurumundan ayrılmış olsa dahi almış olduğu tüm ödemeleri hiçbir hukuki ihtilafa yer vermeksizin ödemeyi kabul eder" ibaresi, memurun belediyeden ayrılsa bile bu borçtan kurtulamayacağını garanti altına alıyor. Yani bugün ekonomik rahatlama sağlayan bu para, yarın emeklilik hayalleri kuran bir memurun kapısını yüklü bir borç tebligatıyla çalabilir.
Büyükşehir’in dev ordusu kapsama alanında
Hazırlanan Toplu İş Sözleşmesi taslağı sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binasındaki personeli kapsamıyor. Kentin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürüten İZSU Genel Müdürlüğü ile ulaşımın bel kemiği olan ESHOT Genel Müdürlüğü bünyesindeki kamu emekçileri de bu sözleşmeye dahil edilecek. Böylece İzmir genelinde binlerce memur, 2026 ve 2027 yıllarında daha yüksek bir sosyal denge tazminatı alacak ancak hepsi aynı "geri ödeme" riskini de kabul etmiş sayılacak. Bu geniş kapsam, belediyenin bütçesinde önemli bir gider kalemi oluştururken, çalışanlar arasındaki ücret dengesini de sağlamayı hedefliyor.
Meclis aritmetiğinde dikkat çeken 'para' uzlaşısı
Söz konusu maddenin komisyonlardaki seyri, meclisteki siyasi partilerin konuya yaklaşımını da gözler önüne serdi. Hukuki riskleri barındırması nedeniyle Hukuk Komisyonu'nda tartışmalara neden olan ve "oy çokluğu" ile kabul edilen madde, işin mali boyutunun görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu'nda ise farklı bir tabloyla karşılaştı. Komisyon üyeleri, memurlara yapılacak zammı engelliyor görüntüsü vermemek adına maddeyi "oy birliği" ile meclise sevk etti. Bu durum, iktidar ve muhalefet kanadının, hukuki çekinceleri olsa dahi çalışanların cebine girecek para konusunda "hayır" demekten kaçındığı şeklinde yorumlanıyor. Bu akşam Başkan Cemil Tugay’a verilecek yetkiyle birlikte, İzmir’de memurlar için hem kazançlı hem de riskli yeni bir dönem resmen başlamış olacak.