Türkiye ekonomisinin nabzını tutan en kritik göstergelerden biri olan işgücü piyasasında yılın son verileri açıklandı. TÜİK tarafından paylaşılan Aralık 2025 raporu, ilk bakışta "pembe" bir tablo çiziyor gibi görünse de detaylara inildiğinde yapısal sorunların derinleştiği görülüyor. Resmi verilere göre işsizlik oranı, bir önceki aya kıyasla 0,8 puanlık bir düşüşle yüzde 7,7 seviyesine geriledi. Ancak sokaktaki vatandaşın hissettiği ekonomik gerçeklikle örtüşmeyen bu düşüş, istihdam yaratılmasından değil, insanların iş arama ümidini kaybedip piyasadan çekilmesinden kaynaklanıyor. Veriler, işsiz sayısının 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişiye indiğini söylese de, istihdamın artmak bir yana 42 bin kişi azalması tablonun vehametini ortaya koyuyor.

Gram altın 8 bin lirayı, çeyrek altın 13 bin lirayı aştı
Gram altın 8 bin lirayı, çeyrek altın 13 bin lirayı aştı
İçeriği Görüntüle

Resmi rakamların gizleyemediği gerçek: Her üç kişiden biri boşta

Ekonomistlerin ve piyasa analistlerinin asıl odaklandığı nokta ise "manşet işsizlik"ten ziyade, halkın gerçekte hissettiği işsizliği yansıtan "atıl işgücü" oranı oldu. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan bu geniş tanımlı oran, Aralık ayında yüzde 28,6 olarak gerçekleşti. Bu veri, Türkiye’de çalışma çağındaki ve çalışmaya hazır olan neredeyse her üç kişiden birinin, işgücü piyasasında verimli bir karşılık bulamadığını "kanıt" olarak sunuyor. Resmi işsizlik rakamları tek hanelere inerken, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30 bandına yakın seyretmesi, çelişkili verileri ortaya koyuyor. Sahadaki kriz, kağıt üzerindeki düşüşe rağmen yakıcılığını koruyor.

İş bulma ümidi tükenenler eve dönüyor

Aralık ayı verilerindeki en dikkat çekici detay, işsizlik oranındaki düşüşün matematiksel sebebinde gizli. İşsizlik, yeni fabrikalar açıldığı veya hizmet sektörü canlandığı için düşmedi. Aksine, işgücüne katılım oranında yaşanan sert düşüş bu tabloyu yarattı. Verilere göre işgücü, bir önceki aya göre tam 328 bin kişi eriyerek 35 milyon 421 bin kişiye geriledi. İnsanlar iş bulamadıkları için iş aramaktan vazgeçiyor veya piyasa dışına itiliyor. İşgücüne katılma oranının 0,5 puan azalarak yüzde 53,2’ye inmesi, üretimin dışına çıkan kitlenin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor. Özellikle "iş aramayıp çalışmaya hazır olan" devasa kitle, istatistiklerde işsiz sayılmasa da ekonominin üzerindeki gizli yükü oluşturmaya devam ediyor.

Mevcut çalışanın sırtındaki yük daha da ağırlaştı

İstihdam piyasasındaki durgunluk, hali hazırda bir işi olanların omzuna ekstra yük olarak biniyor. İşverenler, belirsizlik ortamında yeni personel alımına gitmek yerine, mevcut çalışanlarını daha fazla çalıştırma yolunu seçiyor. TÜİK verilerine göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süreleri, bir önceki aya göre 0,8 saat artış göstererek 43,1 saate ulaştı. İstihdam edilenlerin sayısının 42 bin kişi azaldığı bir ayda, kalanların daha uzun süre mesai yapması, verimlilikten ziyade bir "sömürü" düzenine işaret ediyor. Çalışan kesim, bir yandan enflasyonla mücadele ederken diğer yandan artan mesai saatleriyle tükenmişlik sendromuna sürükleniyor.

Genç kadınlarda tablo hala çok karanlık

İstihdamın en kırılgan halkasını oluşturan gençler ve kadınlar için ise tünelin ucu hala karanlık. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfus içinde işsizlik oranı yüzde 14,1’e gerilese de cinsiyetler arası uçurum kapanmıyor. Genç erkeklerde bu oran yüzde 12 iken, genç kadınlarda yüzde 18,2 gibi oldukça yüksek bir seviyede seyrediyor. Geniş tanımlı atıl işgücü verisi bu tabloya eklendiğinde, genç kadınların neredeyse yarısının ya işsiz olduğu ya da potansiyelinin altında işlerde çalıştığı gerçeği yüzlere çarpıyor. Kadın istihdamı konusundaki yapısal sorunlar, Aralık verilerinde de çözümsüzlüğünü korudu. Türkiye, genç nüfus avantajını üretim ekonomisine kanalize etmek yerine, onları istatistik kağıtları arasında kaybetmeye devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ