Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran en kritik yargılamalardan biri olan Umut Davası, aradan geçen 33 yıla rağmen bir kez daha sonuçsuz kaldı. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’te Ankara’da bombalı saldırıyla öldürülmesinin yanı sıra Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı’nın da aralarında bulunduğu 21 faili meçhul cinayeti kapsayan dava, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ertelendi.
Saat 10.00’da başlayan duruşmada, sanıklardan Oğuz Demir’in halen yakalanamamış olması ve dosyada yeni bir gelişme yaşanmaması nedeniyle mahkeme heyeti, davanın 14 Temmuz 2026 tarihinde devam etmesine karar verdi.
Firari sanık hâlâ yakalanamadı
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) aktardığı bilgilere göre; sanık Oğuz Demir, “Tevhid Selam/Kudüs Ordusu” üyeliği ve Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştirmek suçlamasıyla yargılanıyor. Hakkında kırmızı bülten bulunan Demir’in, aradan geçen yıllara rağmen yakalanamamış olması davanın en tartışmalı başlığı olmayı sürdürüyor.
Dosyada yer alan bilgilere göre, Demir’in 2000 yılında güvenlik güçlerinin arasından kaçarak yurt dışına çıktığı, ailesini de daha sonra Türkiye dışına götürdüğü biliniyor. Sanığın hangi ülkede bulunduğuna dair farklı istihbarat bilgileri kamuoyuna yansırken, bu bilgilerin mahkeme kayıtlarına tam anlamıyla girmemesi dikkat çekiyor.
Adliye önünde sert sözler
Duruşmanın ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, davanın yıllardır sürüncemede bırakılmasına sert tepki gösterdi. Günaydın, firari sanığın neden yakalanamadığını sorarak, Mehmet Ağar’ın geçmişte gündem olan “tuğla” sözlerine atıfta bulundu.
Günaydın, “33 yıldır tam olarak aydınlatılamamış bir dava ile karşı karşıyayız. Tevhid Selam örgütünün bu ülkede 21 cinayete karıştığı biliniyor. Ankara’nın ortasında cephanelik kurdukları da biliniyor. Buna rağmen kırmızı bültenle aranan bir sanık hâlâ yakalanamıyor. Burada ciddi bir siyasi irade eksikliği vardır” dedi.
“Duvar kimin başına yıkılacaksa yıkılsın”
Günaydın açıklamasında, firari sanığın İran ya da Avustralya’da olabileceğine dair iddiaların yıllardır konuşulduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:
“Eninde sonunda o tuğlayı oradan çekeceğiz. Duvar kimin başına yıkılması gerekiyorsa onun başına yıkılsın. Yeter ki Türkiye aydınlansın. Failleri belli olan ama yakalanamayan cinayetlerle bu ülke yoluna devam etmemeli.”
Uğur Mumcu’nun yaşamı boyunca karanlık ilişkilerin üzerine gittiğini vurgulayan Günaydın, “Umut Davası yalnızca bir cinayet davası değil, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk sınavıdır” ifadelerini kullandı.
Ağar’ın ‘tuğla’ savunması yeniden gündemde
Davanın 22 Eylül 2025’te görülen 13’üncü duruşmasında tanık olarak ifade veren eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Güldal Mumcu’nun kendisine atfedilen “O tuğlayı çekin” sözlerine yanıt vermişti. SEGBİS üzerinden mahkemeye bağlanan Ağar, “O sözü söylemedim. Görevimizi yasal sınırlar içinde yaptık” demişti.
Ancak hem Mumcu ailesi hem de davayı takip eden hukukçular, bu ifadenin davadaki karanlık noktaları aydınlatmakta yetersiz kaldığını savunuyor.
33 yıldır süren arayış
Umut Davası, Türkiye’de faili meçhul cinayetler başlığı altında simgeleşmiş davalardan biri olmayı sürdürüyor. Her duruşma, kamuoyunda “Bu kez bir adım atılacak mı?” sorusunu yeniden gündeme getirirken, verilen erteleme kararları adalet beklentisini bir kez daha ileri bir tarihe taşıyor.
Dava, 14 Temmuz 2026 tarihinde yeniden görülecek.